İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/406 E. 2024/614 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/406
- Karar No
- 2024/614
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Aksaray ilinde birçok yapı ve eserlerinin bulunduğu, davalı firmadan demir işkilerinin bulunduğu, müvekkil ile karşı tarafın Aksaray ili merkezinde bulunan davacının inşaat sahasına 32 ton inşaat demiri teslimi için öncesinde sözlü olara k anlaşıldığını, akabinde sözleşme imzalanarak ilk olarak 15 ton için 22.02.2023 tarih 240.400.00 TL akabinde 17 ton için 05.12.2023 tarihinde 365.000,00 TL para transferleri gerçekleştiğini ancak davacı şirkete herhangi bir demir tesliminin gerçekleşmediğini, söz konusu alacağa ilişkin Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davalı şirketin takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, ayrıca borçlu firmanın Aksaray İlinde başka mütcahhitlik firmaları ile sözleşme imzaladığı ve teslimi yaptığı firmaların inşaat sahalarına tekrar gelerek teslim etmiş olduğu malzemeleri tekrar kendi namlarına alıp kaçtıkları ve diğer mağdur şirket yetkililerinin bu durum hakkında Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının ... numaralı soruşturma dosyası ile davalı şirket hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, bu nedenle davanın kabulünü ve takibin devamına karar verilmesini, alacağın %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 605.000,00 TL asıl alacak ve 1.044,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 606.044,25 TL alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağının demir alımına ilişkin 2 adet sözleşmeye dayalı alacak olarak gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında demir alımına ilişkin akdi ilişki bulunup bulunmadığı, davacı tarafça avans ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise karşılığında mal teslimi yapılıp yapılmadığı, davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E. ... K sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 09.09.2024 tarihli bilirkişi raporu ile, yapılan ödemelerin davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, defter kayıtlarına göre bu ödemelerin avans ödemesi olduğu, davalının 634.150,00 TL tutarında davacıya borçlu olduğu, ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı, 22.02.2023 tarihinde 240.400 TL, 05.12.2023 tarihinde ise 365.000 TL tutarında avans ödemesi yapıldığını iddia ederek ödemelere ilişkin dekontları ibraz etmiştir. Dekont içeriklerinde herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi 240.400 TL tutarındaki ödemenin davacı tarafından yapılmayıp, davacı şirket temsilcisi tarafından yapıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar 240.400 TL tutarındaki ödeme şirket temsilcisi tarafından yapılmış ise de bu ödemenin davalı defterlerinde davacı ödemesi olarak kayıtlı olması karşısında bu ödemenin davacı şirket adına yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığından bu ödemenin davacı şirket adına yapıldığı kabul edilmiştir. Ödeme dekontlarında herhangi bir açıklama olmadığından avans iddiasının davacı tarafça ispatı gerekir. Davalının bu ödemeleri avans ödemesi olarak kendi defterlerine kaydetmesi, yine ödemelerin sözleşme tarihi ile aynı tarihte yapılması ve sözleşme içeriğinde göre malın ileri bir tarihte teslim edileceğinin açık olması karşısında bu ödemelerin avans ödemesi olduğu kabul edilmiştir. Bu aşamada ispat yükü davalı üzerinde olup, avans ödemesi karşılığında mal teslim edildiğini davalı taraf ispatlamalıdır. Davalı buna ilişkin bir delil ibraz etmediği gibi davaya cevap da vermemiştir. Bu kapsamda davacının takip tarihi itibariyle bu avans ödemelerine ilişkin olarak 605.400 TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Davacı asıl alacak olarak 605.000 TL tutarında istemde bulunduğundan bu tutarın aşılmasının mümkün olmadığı kabul edilmiş ve takibe itirazın asıl alacak olan 605.000 TL üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı tarafça icra takibi ile işlemiş faiz alacağı isteminde bulunulmuş ise de, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü usulünce ispatlanamadığından işlemiş faiz alacağı yönünden talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede, takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 605.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-605.000,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 121.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 41.327,55 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.349,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 30.977,82 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL.'nin, 6,21 TL'lik kısmının davacıdan, 3.593,79 TL'lik kısmının ise davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 10.349,73 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE 6-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL harç gideri ve 4.474,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 4.901,60 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 4.893,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ye göre tayin ve taktir olunan 94.750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE, Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/10/2024 Katip Hakim e-imzalıdır e-imzalıdır