İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/263 E. 2023/838 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/263
Karar No
2023/838
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K. T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... VEKİLLERİ : 2- ... - (T.C. Kimlik No: ...) VEKİLİ : DAVALILAR : 1- ... - (T.C. Kimlik No: ...) 2- ... - (T.C. Kimlik No: ...) VEKİLLERİ : DAVA : ALACAK DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı taraf 27/05/2003 tarihli dava dilekçesiyle ve 27/05/2019 tarihli duruşmadaki tavzih beyanlarıyla ; davacı ...'in diğer davacı şirketin kurucu yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalılardan ...'nun da sonradan yönetim kurulu başkan yardımcılığına getirildiğini, ...'nun ısrarı ile Türkiye'de faaliyet gösteren davacı şirketin, yurt dışında da faaliyet göstermeye karar verildiğini, bu amaçla davalılardan ... ile yurt dışı ticari faaliyetler konusunda işbirliği yapıldığını, davacı şirketin ... aracılığı ile yurt dışında şirket kurduğunu, davalılardan ...'nun 1.131.922 DM. parayı ve 34.000 DM'ye alınan 300 ... davacılara iade etmeyerek sebepsiz zenginleştiği gibi, davalılardan ...'ın da 150.000 DM. parayı ve 76.000 DM'ye alınan dizel ... arabayı davacılara iade etmeyerek sebepsiz zenginleştiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.200 DM'nin 600 DM'lik kısmının 26/01/2000 tarihinden itibaren 3095 s. kanun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalılardan ...'ndan alınarak 500 DM'sinin davacı şirkete, 100 DM'sinin ise davacı ...'e verilmesini, kalan 600 DM'nin de 02/02/2000 tarihinden itibaren 3095 s. kanun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalılardan ...'dan alınarak 500 DM'sinin davacı şirkete, 100 DM'sinin ise davacı ...'e verilmesini, DM'nin tedavülden kalkması nedeniyle Euro karşılıklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Açılan dava Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sırasına kaydedilmiş, mahkeme faaliyetinin durdurulması nedeniyle dava Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı sırasına kaydedilmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Davalılar vekilleri, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunmuşlar ve ayrıca davanın esastan da reddini istemişlerdir. Davacılar vekili tarafından davacı şirketin genel kurul tutanakları, 26/06/2001 tarihli ihtarname, davalılar vekili tarafından 04/02/2000, 25/02/2000 tarihli tutanaklar, 02/02/2000 tarihli protokol, 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağı, hesap çizelgeleri ve cari hesap ekstreleri ibraz edilmiş, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası üzerine açılan soruşturmaya ilişkin Konya . Asliye Ceza Mahkemesi' nin ... E - ... K sayılı davasına ilişkin ilgili belge suretleri, SPK' dan davacı şirketen ilişkin denetleme raporları sureti dosyamıza getirtilmiş, bilirkişi heyetinden 03/12/2009 tarihli 1. rapor, başka bir bilirkişi heyetinden 05/10/2010 tarihli 2. rapor, diğer bir bilirkişi heyetinden 30/06/2014 tarihli 3. rapor, kısmen farklı başka bir bilirkişi heyetinden de 10/10/2017 tarihli 4. rapor alınmıştır. Davacılardan ... 22/06/2019 tarihli dilekçesiyle; davanın dayanağının 02/02/2000 tarihli protokol başlıklı belge olduğunu beyan ederek, kendisi yönünden davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Davacı şirket vekili 11/03/2019 tarihli ıslah dilekçesi (olarak vasıflandırdığı dilekçesini) ibraz etmiş, 17/06/2019 tarihinde de 2. kez ıslah dilekçesi sunarak davacı şirket yönünden alacak taleplerini 142.000 DM'ye yükselterek, bu bedelin Euro karşılığının 02/02/2000 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş ve ayrıca adli yardım talebinde bulunmuştur. Yapılan yargılama sonunda Mahkememizin 10/07/2019 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile davacılardan ...'in davasının feragat nedeniyle reddine, davacı şirketin davasının ise davalılardan ... yönünden reddine, davalılardan ... yönünden ise kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı istinaf yoluna gidilmesi üzerine Konya BAM . HD'nin 25/01/2023 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile Mahkememizin kararı kaldırılmış, dava Mahkememizin ... E. sırasına kaydedilmiştir. Konya BAM . HD'nin kararı gereğince davacı taraftan tavzih istenilmiş, davacı şirketin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanları çıkartılarak dosyamıza konulmuştur. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "Alacak" davasıdır. Somut olayda ; davacılardan ... 22/06/2009 tarihli dilekçesiyle davasından feragat etmiş olup, feragat karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın davayı esastan sona erdiren taraf işlemi olduğundan davacılardan ...'in her iki davalıya karşı açtığı davasının (... E. ... K. sayılı önceki ilam ile) feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkememizin ... E. ... K. sayılı ilam, davacılardan ...'in davası yönünden taraflarca istinaf yoluna götürülmediğinden, davacılardan ...'in davasının reddine ilişkin önceki kararın 17/10/2019 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yargıtay HGK'nun 15.06.2016 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre, "Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen manevi tazminat isteminin harcı yatırılmış bir ıslah dilekçesi ile talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır... Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır..." Her ne kadar davacılardan ..., 08/03/2019 tarihli 1. ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesindeki taleplerinin yanında ayrıca davacılardan ... yönünden ayrıca 10.000 TL. manevi tazminatın da haksız fiilin doğduğu 02/02/2000 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini istemiş ise de; gerek davacılardan ...'in 22/06/2009 tarihli dilekçesiyle davadan kendisi yönünden tamamen feragat ettikten sonra kısmi veya tam ıslah yapmasının mümkün olmaması ve gerekse yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere dava dilekçesindeki talebin yanına ıslah yoluyla başka bir talep eklenmesinin mümkün olmaması karşısında, usulüne uygun bir ıslah bulunmadığı belirlenmiş, davacılardan ...'in 08/03/2019 tarihli dilekçesindeki (1.) ıslahın yapılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Diğer davacı ...Ş. tarafından her iki davalıya karşı açılan dava yönünen yapılan incelemede ise; Davalı taraf, hem dava dilekçesindeki talepler, hem de davacı şirketin ıslah talepleri yönünden zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; Taraflar arasındaki ihtilafın 02/02/2000 tarihli protokol ve 26/01/2000 tarihli hesap özeti belgesinden doğduğu ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 s. BK'nin 126/4. (6101 s. TBK'nin de 147/4.) maddesine göre 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve bu sürenin, 27/05/2003 dava tarihi itibariyle dolmadığı görüldüğünden dava dilekçesindeki talepler yönünden zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. 6100 s. HMK'nin 448. maddesine göre, "(1) Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." 6100 s. HMK'nin 107/1-2. maddesine göre de, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." Yargıtay HGK'nun 09.04.2019 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içithadına göre ise, "Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır... Belirsiz alacak davasında zamanaşımı süresi, davanın açılması ile tüm alacak için kesildiğinden, davacının belirleyemediği alacağının zamanaşımına uğraması söz konusu olmayacaktır (... .: Medeni Usul Hukuku, Cilt II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1020, 1021). Dolayısıyla, belirsiz alacak davasında, zamanaşımı davanın açılması ile kesildiğinden, HMK’nın 107/2’nci fıkrası uyarınca davacının talep artırım dilekçesine karşı davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin dikkate alınamayacağı açıktır." Her ne kadar dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 s. HUMK'da belirsiz alacak davası mevcut değil ve bu düzenleme 6100 s. HMK'nin 107. maddesi ile getirilmiş ise de; 6100 s. HMK.nin 448. maddesi gereğince tamamlanmamış işlere sonradan yürürlüğe giren 6100 s. HMK.nin uygulanması gerektiğinden ve somut olayda olduğu gibi yaklaşık 16 yıldır süren ve daha önce hiç karar verilmemiş bir davada, talep artırım veya ıslah talapleri ile zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi noktasında, açılan ilk dava vasıflandırılırken, alacağın miktarının dava açılırken kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmaması ve bu değeri belirlemesinin davacıdan beklenemeyecek olması nedeniyle, açılan davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır. Yine yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere, belirsiz alacak davalarında zamanaşımı dava tarihi itibariyle ve alacağın tamamı yönünden kesilmiş olcağından davacı tarafın ıslah veya talep artırım dilekçesiyle istediği artırılmış miktar yönünden de zamanaşımı süresinin geçmediği sonucuna varılarak, davalı tarafın ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. Konya BAM . HD'nin kararı gereğince davacı taraftan tavzih istenilmiştir. Davacı şirketi temsilcisi ... 08/07/2023 ve 21/11/2023 tarihli tavzih dilekçeleri ve 06/12/2023 tarihli duruşmadaki tavzih beyanlarıyla; davacı şirketin davasının 2 dayanağının olduğunu, bunlardan bir tanesinin 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağı, diğerinin 02/02/2000 tarihli protokol olduğunu, 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağının davalılardan ... ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu tutanak ile davalılardan ...'nun davacı şirkete 109.745 DM borçlu olduğunun sabit olduğunu, davalı tarafın 08/06/2004 tarihli dilekçe ekindeki belgeler ile ileri sürdüğü ödeme iddialarını kabul etmediklerini, 02/02/2000 tarihli protokolün ise davacı şirketi temsilen kendisi tarafından irade sakatlığı sonucu imzalandığını, bu protokole göre hem şirket ilişkileri hem şirket için araba alınması amacıyla ...'a verilen ve davacı şirkete iade edilmeyen yaklaşık 153.000 DM'den dolayı ...'a ve ...'na karşı dava açtıklarını, bu protokolde ...'nun da şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı sıfatıyla imzasının bulunmasına rağmen yaklaşık 153.000 DM'yi ...'a şirket adına ...'nun herhangi bir yönetim kurulu kararı olmaksızın verilmesi nedeniyle hem ...'dan, hem de ...'ndan alacak talebinde bulunduklarını beyan etmiştir. Taraflar arasındaki 02/02/2000 tarihli adi yazılı ve imzaları inkar edilmeyen protokol, ... ile davacı şirket yönetim kurulu başkanı sıfatıyla ..., davacı şirket yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı sıfatıyla ... tarafından imzalanmış, protokolün son cümlesinde, "her iki tarafın birbirinden alacak ve borcunun kalmadığı" yazılmıştır. Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan 10/10/2017 tarihli 4. bilirkişi heyeti raporunda da açıklandığı üzere, davacı şirketin karar defterinde davalılardan ... ile ilgili herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalılardan ...'nun davacı şirketin ortağı olup daha sonra ortaklıktan çıkartıldığı, ...nun davacı şirket tarafından yurt dışındaki temsilciliğiyle ilgili görevlendirilmesine ilişkin kararlar bulunduğu, dava dilekçesinde belirtilen 2 adet ... marka araca ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, davacı şirketin yevmiye defterlerindeki kayıtların usulüne uygun tutulmadığı, dava dilekçesinde belirtilen ödemelere ilişkin yevmiye defterinde bir kaydın bulunmadığı, 02/02/2000 tarihli dava konusu protokolde davacılardan ...'in de diğer davacı şirketi temsilen imzasının bulunduğu, dava konusu itilafın çözülmesi için 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağı ile 02/02/2000 tarihli protokolün değerlendirilmesinin gerektiği, 26/01/2000 tarihli belgeye göre davalılardan ...'nun davacı şirket adına tahsil ettiği paralar ile iade ettiği paralar arasında 109.745 DM farkın bulunduğu, bu bedelin ...'nun borcu olarak kabul edilmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, 02/02/2000 tarihli protokole göre de davacı şirket tarafından davalılardan ...'a 142.000 DM ödeme yapıldığı, sözkonusu bedelin 115.601.35 DM'lik kısmının faturalı olarak davacı şirketin yurt dışındaki şirketinin masraflarında kullanıldığı, kalan 26.398,65 DM'nin ise diğer harcamalar için kullanıldığı ve heriki tarafın birbirinden alacak ve borcunun bulunmadığı konusunda anlaştıkları, her ne kadar davacı şirket temsilcisi ..., 02/02/2000 tarihli bu belgenin imzalanması sırasında iradesinin sakatlandığını iddia etmiş ise de, bu belgenin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK nin 21. maddesinde yer alan gabin, 23. maddesinde yer alan hata, 28. maddesinde yer alan hile ve 29. maddesinde yer alan korkutmaya ilişkin sebeplerle dava açma süresinin bu engellerin kalkmasından itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, bu sürenin geçip geçmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, aynı belgeye göre ...'ın adına kayıtlı olmasına rağmen gerçekten davacı şirkete ait olduğu belirtilen araçla ilgili olarak davalı tarafça sunulan belgelerin incelenmesi sonucu aracın ... adına kayıtlı olmadığı, dava dışı bir şirketten kiralanmış olduğu belirlenmiştir. Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... E - ... K sayılı ilamının incelenmesinde ise ; davacı şirketin şikayeti üzerine ..., ... ve dava dışı diğer üç kişi hakkında açılan hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçuna ilişkin kamu davası olduğu, 06/06/2007 gün ve ... E. -... K. sayılı ilam ile bütün sanıklar hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçmesi sonucu, Yargıtay tarafından dava zamanaşımı süresini geçmesi nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin kararın 05/06/2008 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Davacı şirket temsilcisi (Av.) ..., 02/02/2000 tarihli protokolün (davacı şirket adına temsilci olarak kendisi tarafından) irade fesadı altında imzalandığını beyan etmiş ise de; bu belgenin tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 s. BK'nin 21, 23, 28 ve 29. maddelerinde yazılı gabin, hata, hile ve ikrah yönünden bu engellerin kalktığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekirken davanın 27/05/2003 tarihinde açıldığı görülmüş, davacı tarafın bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiş, bu belgenin davacı şirket yönünden de bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır. 02/02/2000 tarihli protokolde tarafların birbirlerinden alacak ve borçlarının kalmadığı bildirildiğinden, davalılardan ...'ın davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı şirket temsilcisi ..., 02/02/2000 tarihli protokole dayalı olarak ...'na karşı da davacı şirket için alacak talebinde bulunduklarını, ...'a verilen ve protokolde yazılı olan paraların ... tarafından verilmiş olduğunu bildirmiş ise de; davacı şirket yönünden yukarıda yazılı sebeplerle bağlayıcı görülen 02/02/2000 tarihli protokol ile ...'ın davacı şirkete borçlu olmadığının kabul edilmesi karşısında, davacı şirketin ...'ndan da bu protokole dayalı olarak alacak talebinde bulunamayacağı sonucuna varılmış, bu protokole dayalı olarak hem ..., hem ...'a karşı açılan alacak davasının ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. Davacı şirket tarafından, davalılardan ...'na karşı ayrıca 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağına istinaden de alacak talebinde bulunulmuştur. 26/01/2000 tarihli adi yazılı ve ... ile davacı şirket yönetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından imzalanan hesap özeti tutanağına göre, davalılardan ...'nun 26/01/2000 tarihi itibariyle davacı şirkete 109.745 DM borcunun bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak, davalılar tarafından sunulan 08/06/2004 tarihli dilekçe ekindeki 04/02/2000 ve 25/02/2000 tarihli tutanakların değerlendirilmesinde; ...'nun 83.797 DM'yi (davacı şirket temsilcisi ...'in 06/12/2023 tarihli duruşmadaki beyanlarından davacı şirketin Fransa'da davacı şirket adına para toplayan görevlisi olduğu öğrenilen) ... teslim ettiği, ... da bu bedeli (yine temsilci ...'in 06/12/2023 tarihli duruşmadaki beyanlarından davacı şirketin Fransa temsilcisi olduğu öğrenilen) ... teslim ettiği anlaşılmış, davacı şirket temsilcisi tarafından bu teslimler inkar edilmediğinden bu bedelin ...'nun davacı şirkete olan borcundan mahsup edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı tarafın 08/06/2004 tarihli dilekçe ekindeki tarihsiz ve 15.213 DM karşılığı altının ... teslim edildiğine dair ... imzasını taşıyan belgenin değerlendirilmesinde de, davacı şirket temsilcisi ... tarafından 06/12/2023 tarihli duruşmada bu belgedeki imzanın davacı şirket yönetim kurulu üyelerinden ... ait olduğunun ve bu belgenin 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağından sonra imzalandığının kabul edildiği görülmüştür. Davacı şirket temsilcisi tarafından her ne kadar bu belgede belirtilen altınların 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağında yazılı altınlarla ilgisinin olmadığı belirtilmiş ise de, bu belgenin hesap özeti tutanağından sonra imzalanmış olması ve imzasının kabul edilmesi karşısında 15.213 DM'nin de ...'nun davacı şirkete olan borcundan mahsup edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davalı tarafın 08/06/2004 tarihli dilekçe ekindeki dekontlardan değerlendirilmesinde ise; davalılardan ... tarafından bu belgelerle, davacı şirketin bir kısım ortaklarına kâr payı ödemesi yapıldığı anlaşılmış ise de, davacı şirketin kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul ve yönetim kurulu kararı olmadan böyle bir ödeme yapılması karşısında davalılardan ...'nun bu ödemelerden sorumlu olduğu ve bunun davacı şirkete olan borcundan mahsup edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Buna göre, davalılardan ...'nun davacı şirkete karşı 26/01/2000 tarihli hesap özeti tutanağı ile sabit görülen 109.745 DM. borcundan, yukarıda yazılı 83.797 DM ve 15.213 DM'nin mahsubu sonucu davacı şirkete halen ödenmemiş 10.735 DM karşılığı 5.488.72 Euro borcunun kaldığı belirlenmiştir. 6100 sayılı HMK nin 226/1-c madesine (ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 352. maddesine) göre, "Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar" yeminin konusu olmaz. Davacı taraf her ne kadar yemin deliline dayanmış ise de; 6100 sayılı HMK nin 226/1-c madesine (ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 352. maddesine) göre davalılardan ... ve ...'nun cezai sorumluluğunu doğurabilecek hususlarda yemin teklif edilemeyeceği sonucuna varılmış ve davacı tarafa, davalı ...'a ve ...'na yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmamıştır. Davalılardan ...'nun ise cevap dilekçesinde ve delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmaması nedeniyle davacı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmamış, alacağın miktarı ve davacı tarafın açık muvafakatının bulunmaması nedeniyle davalı tanıklar da dinlenilmemiştir. Davacı şirket vekili, 17/06/2019 tarihli ( 2. ) ıslah dilekçesiyle; davacı şirket yönünden alacak (tazminat) taleplerini 142.000 DM'ye yükselterek, davacı şirket yönünden ayrıcı adli yardım talebinde bulunmuştur. Yapılan inceleme sonucu davacılardan ...nin, ıslah harcı da dahil olmak üzere bundan sonraki harçlar yönünden adli yardım talebi kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 176/2. maddesine göre, "(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir." Davalı taraf, davada 2. kez ıslah yapılamayacağına dair itirazda bulunmuş ise de; öncelikle 1. ıslahın davacı şirket tarafından değil, diğer davalı ... tarafından yapılması ve 2. ıslah dilekçesinin ise davacı şirket adına verilmesi nedeniyle aynı tarafın 2. kez ıslah yaptığından söz edilemeyeceği gibi ayrıca, 1. ıslahın usulüne uygun olarak yapılmaması ve bu 1. ıslah talebinin hiç yapılmamış sayılmasına karar verilmesi karşısında, davacı şirketin 17/06/2019 tarihli ıslah dilekçesinin 2. ıslah dilekçesi değil, 1. ıslah dilekçesi olduğu kabul edilerek davalı tarafın aksi yöndeki itirazları reddedilmiştir. Davacı şirket tarafından ıslah dilekçesiyle 142.000 DM. istenilmiş ise de; davacı şirketin yukarıda açıklandığı gibi davalılardan ...'dan olan alacağının 10.735 DM karşılığı 5.488,72 Euro olduğu kabul edilmiş, davalılardan ... yönünden davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı şirket vekili, alacaklarına 02/02/2000 tarihinden itibaren faiz işletilmesini istemiş ise de; davacı tarafın davalı tarafa adi yazılı 26/06/2001 tarihli ihtarname göndermesine rağmen, bu ihtarnamenin davadan önce davalılara hangi tarihte tebliğ edildiğini ispat edemediğinden, davalı tarafın (davalılardan ...'nun) dava tarihinde temerrüte düştüğü belirlenerek, faize de dava tarihinden itibaren hükmetmek gerekmiştir. Faiz türü yönünden, 27/05/2019 tarihli duruşmadaki tavzih beyanları gözönünde bulundurularak 3095 s. Kanun'un 4/a maddesi gereğince uygulanması gereken faize hükmedilmiştir. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesine göre de, "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine" hükmolunması gerekmektedir. Davacı şirket tarafından davalılardan ...'a karşı açılan davanın tamamı (142.000 DM) ve diğer davalı ...'na karşı açılan davanın ise (142.000-10.735=131.265 DM'lik) kısmı ispat edilemediğinden (aynı sebepten) reddedilmiş olduğu belirlenmiştir. 142.000 DM karşılığı 72.603,45 Euronun dava tarihi itibariyle karşılığı olan 125.959,72 TL. üzerinden hesap edilen vekalet ücretinin, 131.265/142.000 oranındaki kısmının her iki davalıya eşit oranda, kalan kısma isabet eden miktarının ise sadece davalılardan ...'a ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı şirket temsilcisi 21/11/2023 tarihli dilekçesiyle alacaklarının uzun yargılama süreci nedeniyle uyarlanmasını istemiş ise de; uyarlama konusunda usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından ve dava dilekçesinde de uyarlama talebi olmadığından bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı şirketin adli yardım talebi 10/07/2019 tarihli duruşmada kabul edilmiş ise de; 13/12/2023 tarihli duruşmada 6100 s. HMK'nin 334/2. maddesi gereğince reddedilmiştir. Davacı şirket temsilcisi ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de; mevcut delil durumu ve ihtiyati haciz harcı yatırılmadığı için talep yerinde görülmemiş, 13/12/2023 tarihli duruşmada esas hükümle birlikte istinafı kabil olmak üzere ihtiyati haciz talebi de reddedilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Mahkememizin 10/07/2019 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile verilen "Davacı ...'in davalılardan ...'na karşı açtığı 100 DM karşılığı 51,13 Euro'luk alacak davası ile diğer davalı ...'a karşı açtığı 100 DM karşılığı 51,13 Euro'luk alacak davasının feragat nedeniyle REDDİNE" ilişkin hüküm, taraflarca istinaf edilmeksizin 17/10/2019 tarihinde kesinleşmiş olduğundan davacılardan ...'in davası hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacılardan ... , davalılardan ...'a karşı açtığı davanın ispat edilememesi nedeniyle REDDİNE, 3-Davacılardan ...'nin davalılardan ...'na karşı açtığı alacak davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile, 10.735 DM karşılığı 5.488,72 Euro'nun, dava tarihi olan 27/05/2003 tarihinden itibaren işleyecek, 3095 s. Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsinden açılan hesaplara uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan ...'dan alınarak, davacılardan ...'ye verilmesine, davacı ...Ş.'nin fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, 4-Davacılardan ...'nin alacaklarının uyarlanmasına ilişkin talebi hakkında usulüne uygun olarak açılmış herhangi bir dava olmadığından herhangi bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına, 5-Karar tarihi itibariyle; a)Davacılardan ...'in davasından dolayı (ve dava değerinin 51,13 + 51,13 = 102,26 Euro karşılığı 177,41 TL. olduğunun kabulü ve 492 s. Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince alınması gereken 44,40 TL. maktu ret harcın 2/3'ü olarak hesap edilerek) alınması gereken 29,60 TL. harçtan peşin alınan 14,42 TL. harcın mahsubu ile kalan 15,18 TL. harcın davacılardan ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına (Mahkememizin ... E. ... K. sayılı ilamı gereğince yazılmamış ve harç tahsil muafiyet sınırının üzerinde ise harç tahsil müzekkeresi yazılmasına), b)Davacılardan ...'nin davasından dolayı (ve dava değerinin 5.488,72 Euro karşılığı (TCMB Kur: 1.7349 €/TL.) 9.522,38 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 650,47 TL. nispi karar ve ilam harcının davalılardan ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacılar tarafından yapılan 3.700 TL. yargılama giderinin takdiren 1/2'sinin davadan feragat eden davacılardan ... için ve ayrıca kendisine karşı açılan dava reddedilen ... için yapıldığının kabulü ile davacıların kendi üzerinde bırakılmasına, kalan 1.850 TL. yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre (10.735 DM / 142.000 DM) takdiren 139,86 TL. yargılama giderinin davalılardan ...'dan alınarak davacılardan ...'ye verilmesine, 7-Davalılardan ... tarafından yapılan 40,20 TL. yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 37,16 TL. yargılama giderinin davacılardan (eşit oranda) alınarak davalılardan ...'na verilmesine, 8-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; a)Davacı şirketin davasının kabul edilen kısmı (5.488,72 Euro karşılığı 9.522,38 TL.) üzerinden 9.522,38 TL. nispi vekalet ücretinin davalılardan ...'dan alınarak davacılardan ...'ye verilmesine, b)Davacı şirketin davasının reddedilen edilen kısmı (davalılardan ... yönünden : 142.000 DM karşılığı 72.603,45 Euro'nun karşılığı 125.959,72 TL. ve diğer davalı ... yönünden (142.000 DM-10.735 DM=131.265 DM karşılığı 67.114,73 Euro'nun karşılığı 116.437,34 TL.) üzerinden, her iki davalı vekilleri için 20.153,56 TL. nispi vekalet ücretinin, davacılardan ...'den alınarak (116.437,34/125.959,72 oranındanki kısmi her iki davalıya eşit oranda ve kalan 9.522,38/125.959,72 oranındaki kısmi ise sadece davalılardan ...'a ait olmak üzere) davalılara verilmesine, c)Davacılardan ...'in feragat nedeniyle reddedilen davasından dolayı (dava değerinin 51,13 + 51,13 = 102,26 Euro karşılığı 177,41 TL. olduğunun kabulü ile 177,41 TL. nispi vekalet ücretinin davacılardan ...'den alınarak her iki davalıya (eşit oranda) verilmesine ilişkin Mahkememizin ... E. ... K. sayılı ilamı kesinleşmiş olduğundan aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen ilgili taraflara (davacılara isabet edecek payın ise kendi içlerinde davacılara eşit oranda olacak şekilde) iadesine, Dair; kendisini asaleten, diğer davacı şirkete vekaleten Av. ...'in yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/12/2023 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/263, K. 2023/838, T. 13.12.2023, www.arakarar.com/karar/konya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-263-e-2023-838-k-68382a8bee61