İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/64 E. 2024/749 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/64
Karar No
2024/749
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - ... ... 2- ... - ... ... 3- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 4- ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 5- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Yükleniciden İşyeri Alımına Dayalı) DAVA TARİHİ : 13/03/2023 KARAR TARİHİ : 05/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Yükleniciden İşyeri Alımına Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., ...nin yetkilisi olduğu ve müteahhitlik ile arsa çözüm işi yaptığını, Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Esentepe mahallesi .. ada ... parsel sayılı taşınmazın arsa hissedarlarından biri olan davalı ... söz konusu parsele ilişkin kendi hissesine düşen m2'ye 1,5 daire alması karşılığında Kayseri .... Noterliğinin 22/07/2016 tarih .... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile müvekkilin yetkilisi olduğu ...'ne düzenleme şeklinde vekaletname verdiğini, davalının 1,5 daire alacağı müvekkilin davalı ... adına davalı ... Yatırım İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited şirketi ile imza sözleşme içeriğinde ve sözleşme ekinde bulunan daire paylaşım şemasında da belirtildiğini, yine arsa sahibi davalı ...'ın noterlikten düzenleme şeklinde vekaletname verdiğini, diğer davalı ... ... da hissesi için müvekkiline vekaletname verdiğini, davalılar ile müvekkili arasında kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin yapıldığını, müvekkili ve yetkilisi olduğu firma tarafından vekalet görevini yerine getirmek üzere arsanın temizlenmesi için Melikgazi Belediyesi'nden işlemler tesis edildiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın temeli olan inşaata kat irtifakları kurulmuş olup dairelerin ve dolayısıyla dükkanın satışı mümkün olduğundan dava süresince taşınmazın el değiştirilmemesi açısından taşınmaza ihtiyati tedbir konulması ile dava konusu dükkana ait tapunun tapu iptal ile müvekkil ... adına tesciline karar verilmesini söz konusu talebin reddi halinde sözleşmede belirtilen dükkanın anahtar teslimindeki piyasadaki emsal rayiç değeri dikkate alınarak belirlenen bedelin müvekkile ödenmesine karar verilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın kötü niyetli ikame edildiğini, davacının müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını, davacı tarafından arsa çözüm işi olarak bahsettiği işin tam olarak ne olduğunun belli olmadığını, arsa temizleme işinin ise belediye tarafından yapıldığı, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen iş ve sözleşmenin devri karşılığında müvekkili ile sözleşme yapıldığı, ücretin böyle alınmasının kararlaştırıldığı iddia edilmekte ise de bu yönde bir sözleşme ile tapu iptali ile tescil talep edildiğini, öncelikle davacının arsa sahipleri ile iş yaptığını beyan ettiğini ancak yapılan iş için müvekkili ile anlaşma yaptığını ve ücret karşılığını yaptığını beyan ettiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, davacı tarafından müvekkili adına sözleşme devredildiği belirtilmiş ise de böyle bir durumun olmadığı, müvekkilinin yalnızca vekil sıfatı ile arsa sahipleri adına imza attığını, diğer davalılar ile müvekkili arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak işlemler yaptığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde herhangi bir dayanak belge sunulmadığını, mahkemece gönderilen muhtıraya ilişkin dayanak belgenin sonradan sunulduğunu, bu belgenin geçersiz olduğunu bir delil vasfının bulunmadığını, davacı tarafından sunulan belgenin ek sözleşme başlıklı olduğunu ve el yazıları le birlikte sunulduğunu, belgenin tarihinin 17/08/2021 olmasına rağmen belge içeriğine sonradan el ile eklenen tarihin 26/08/2021 olduğunu, belge içeriğinde kendisinin düzenlenmesinden ileri bir tarihe atıf yapın herhangi bir ibarenin olmasının hukuken mümkün olmadığını, bu durumun belgenin düzenleme tarihinden sonra değiştirildiğini gösterdiğini ve hukuken belgenin geçersiz sayıldığını, ayrıca bir an olsun bile belgenin geçerli olduğu kabul edilse bile bu belgeye dayanarak tapu iptali tescil talebinde bulunulamayacağının aşikar olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. ... vekili cevap dilekçesin özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari İşler"başlıklı 3. Maddesi uyarınca "Bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve filler ticari işlerdendir", yine aynı kanunun "Ticari Davalar, Çekişmesiz Yargı İşleri ve Delilleri" başlıklı 5.maddesinin 1.fıkrası uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine baklama görevlidir şeklinde hüküm bulunduğu, bu kapsamda davanın görevli mahkemede açılmamış olmasından dolayı usulden reddinin gerektiğini, davada tapu kaydının iptali istenen taşınmazın iş yeri olarak tescil edildiği ve davacılar tarafından işyeri olarak kullanılmak amacıyla satım sözleşmesine konu edildiğinin anlaşıldığını, uyuşmazlığın davacıların ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında kaldığını, bu durumda davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafından vekalet verildiği, vekaletin haksız yere azil edildiği belirtilmiş ise de verilen vekalet ... İnşaat Limited Şirketine verildiği, vekaletin düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmadan önce azledildiği, müvekkilinin davacının ikrarı gereği sözleşmeyi asil olarak imzaladığını, bu durumun müvekkilinin azil etmekteki nedeninin mal kaçırmak olmadığının ortada olduğunu, bahse konu vekaletin düzenleme tarihinin 20/09/011 olduğunu ve uzun süre geçmesine rağmen davacının vekalet görevini tam olarak yerine getirmemesinden kaynaklı olarak vekaletin azil işleminin gerçekleştiğini, davacının sadece kendi menfaatini gözeterek vekalet verenler aleyhine işlemler yaptığını, davacının sunmuş olduğu ek sözleşme başlıklı sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin kanunun ön gördüğü şekilde resmi olarak yapılmadığını, sözleşme bir an için kabul edilse bile davacının kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmede tahrifat yapıldığının açık olduğu iş bu sözleşmenin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğu, karşı tarafın kötü niyetli olduğunu iddia eden bu iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın öncelikle usulden reddine, yapılacak yargılama neticesinde esastan reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mehmet Durgut vekili cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari İşler"başlıklı 3. Maddesi uyarınca "Bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve filler ticari işlerdendir", yine aynı kanunun "Ticari Davalar, Çekişmesiz Yargı İşleri ve Delilleri" başlıklı 5.maddesinin 1.fıkrası uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine baklama görevlidir şeklinde hüküm bulunduğu, bu kapsamda davanın görevli mahkemede açılmamış olmasından dolayı usulden reddinin gerektiğini, davada tapu kaydının iptali istenen taşınmazın iş yeri olarak tescil edildiği ve davacılar tarafından işyeri olarak kullanılmak amacıyla satım sözleşmesine konu edildiğinin anlaşıldığını, uyuşmazlığın davacıların ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında kaldığını, bu durumda davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafından vekalet verildiği, vekaletin haksız yere azil edildiği belirtilmiş ise de verilen vekalet ... İnşaat Limited Şirketine verildiği, vekaletin düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmadan önce azledildiği, müvekkilinin davacının ikrarı gereği sözleşmeyi asil olarak imzaladığını, bu durumun müvekkilinin azil etmekteki nedeninin mal kaçırmak olmadığının ortada olduğunu, bahse konu vekaletin düzenleme tarihinin 20/09/011 olduğunu ve uzun süre geçmesine rağmen davacının vekalet görevini tam olarak yerine getirmemesinden kaynaklı olarak vekaletin azil işleminin gerçekleştiğini, davacının sadece kendi menfaatini gözeterek vekalet verenler aleyhine işlemler yaptığını, davacının sunmuş olduğu ek sözleşme başlıklı sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin kanunun ön gördüğü şekilde resmi olarak yapılmadığını, sözleşme bir an için kabul edilse bile davacının kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmede tahrifat yapıldığının açık olduğu iş bu sözleşmenin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğu, karşı tarafın kötü niyetli olduğunu iddia eden bu iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın öncelikle usulden reddine, yapılacak yargılama neticesinde esastan reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari İşler"başlıklı 3. Maddesi uyarınca "Bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve filler ticari işlerdendir", yine aynı kanunun "Ticari Davalar, Çekişmesiz Yargı İşleri ve Delilleri" başlıklı 5.maddesinin 1.fıkrası uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine baklama görevlidir şeklinde hüküm bulunduğu, bu kapsamda davanın görevli mahkemede açılmamış olmasından dolayı usulden reddinin gerektiğini, davada tapu kaydının iptali istenen taşınmazın iş yeri olarak tescil edildiği ve davacılar tarafından işyeri olarak kullanılmak amacıyla satım sözleşmesine konu edildiğinin anlaşıldığını, uyuşmazlığın davacıların ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında kaldığını, bu durumda davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafından vekalet verildiği, vekaletin haksız yere azil edildiği belirtilmiş ise de verilen vekalet ... İnşaat Limited Şirketine verildiği, vekaletin düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmadan önce azledildiği, müvekkilinin davacının ikrarı gereği sözleşmeyi asil olarak imzaladığını, bu durumun müvekkilinin azil etmekteki nedeninin mal kaçırmak olmadığının ortada olduğunu, bahse konu vekaletin düzenleme tarihinin 20/09/011 olduğunu ve uzun süre geçmesine rağmen davacının vekalet görevini tam olarak yerine getirmemesinden kaynaklı olarak vekaletin azil işleminin gerçekleştiğini, davacının sadece kendi menfaatini gözeterek vekalet verenler aleyhine işlemler yaptığını, davacının sunmuş olduğu ek sözleşme başlıklı sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin kanunun ön gördüğü şekilde resmi olarak yapılmadığını, sözleşme bir an için kabul edilse bile davacının kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmede tahrifat yapıldığının açık olduğu iş bu sözleşmenin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğu, karşı tarafın kötü niyetli olduğunu iddia eden bu iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın öncelikle usulden reddine, yapılacak yargılama neticesinde esastan reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. GEREKÇE: Dava tapu iptali tescil, aksi halde tazminat talepli HMK 107.madde gereği belirsiz alacak davası talebine ilişkindir. 7155 sayılı yasanın 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesindeki; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindeki düzenleme ile kanunun yürülüğe girdiği 01.01.2019 tarihinden sonra açılacak konusu alacak ve tazminat olan ticari davalarda arabuluculuk müessesesi getirilmiş ve arabuluculuk için başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir.İşbu dava da, sözkonusu yasanın yürürlüğe girdiği tarih olan 01/01/2019'dan sonra açılmıştır. Dosya incelendiğinde bu aşamadaki talep ve davanın niteliğine göre, alacağa ilişkin ticari bir dava olduğu görüldüğünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış olması dava şartının mahkememizce incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda dördüncü bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla beşinci bölüm eklenmiş ve eklenen 18/a maddesine göre; (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın,dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." Dava öncesi arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı sonradan tamamlanamayan dava şartı olduğundan davadan önce bu dava şartını yerine getirilmediğinden, işbu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/a maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının dava başında yatırılan 179,90-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 247,7‬-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, lehe vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar lehine A.A.Ü.T. 7/2. maddesi uyarınca 1.000,00-TL vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/64, K. 2024/749, T. 05.09.2024, www.arakarar.com/karar/kayseri-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-64-e-2024-749-k-314ce41e9fc4