Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1286 E. 2025/142 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1286
Karar No
2025/142
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1286 KARAR NO : 2025/142 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2016 (Dava) - 15/04/2022 (Karar) NUMARASI : 2017/620 Esas - 2022/359 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2025 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/620 Esas-2022/359 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu olarak seyahat etmekte olduğu ... plakalı araç ile davalılardan ... idaresinde olup diğer davalı ...'ya ait ... plakalı aracın 31/05/2014 günü çarpıştıklarını ve davacı müvekkilinin bu çarpışma nedeniyle yüzünü, kafasını aracın camına çarptığını, burun kemiğinde ödem, iki dişinde kırık oluşmasının yanı sıra üst dudağında ve nazal dorsumda (burun sırtında) 1x2 cm'lik derin cilt kesisi meydana geldiğini, yüzünde sabit iz kaldığını, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Medikolegal değerlendirme raporunun ekte sunulu olduğunu, 16 yaşında iken geçirdiği bu kaza nedeniyle müvekkilinin ağır bir psikolojik çöküntü içerisine girdiğini, estetik operasyon yapılması gerektiğini, ameliyat edildiğini, bu sebeple de 6.000,00 TL ücret ödediğini, operasyona rağmen sabit izin tamamen giderilemediğini, müvekkilinin ömür boyu yüzündeki bu sabit yara izi ile yaşamak zorunda kaldığını, genç bir kızın yüzünde yara izinin bulunmasının ruhsal durumunu ve gelecekteki yaşamını nasıl olumsuz etkileyeceğinin izahtan vareste olduğunu, davalı sigorta şirketinin kaza nedeniyle meydana gelen maddi zarardan poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, manevi zarardan ise sorumlu olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ...'dan 31/05/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen, 6.300,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ile ...'dan 31/05/2014 tarihinden, diğer davalı Axa Sigorta A.Ş'den ise dava tarihinden olmak üzere yasal faiziyle birlikte her üç davalıdan müştereken ve müteselsilen olmak üzere tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.03.2020 tarihli talep açıklama dilekçesi ile maddi tazminat kalemlerini tek tek açıkladığı, ıslah dilekçesi ile de toplam maddi tazminat istemini 13.898,99-TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın müvekkili şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede teminat limitlerinin kişi başı 268.000,00 TL olduğunu, dosyanın kusur tespiti için Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini, maluliyet oranının belirlenebilmesi amacıyla da Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne sevkine karar verilmesini, uzman bilirkişilere hesaplama yaptırılmasını talep ettiklerini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusurlu olması halinde kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan bir diğer araç olan ... plakalı aracın sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi halinde davanın ... Sigorta A.Ş'ye ihbarının gerektiğini, tedavi giderlerinin tamamının zorunlu trafik poliçesi kapsamından çıkarıldığını ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na ihbarının gerektiğini, tedavi masraflarının SGK tarafından karşılanmamış olmasının müvekkili şirketin sorumluluğunu doğurmayacağını, aksi halin kabulü halinde dahi söz konusu meydana gelen yaralanmanın estetik ameliyat gerektirip gerektirmediğinin tespiti konusunda ve tazminat miktarının hesaplanması hususunda uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde tarih bulunmadığını, dava 31/05/2016 tarihinden sonra açıldı ise davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin vasıta sahibi olduğunu, işveren olduğunu, kazayı yapan diğer davalının müvekkilinin yanında o tarihlerde çalışan kişi olduğunu, kendisine araç sahibi olmasından dolayı kusur yüklendiğini, istenen manevi tazminatın fahiş olduğunu, yüzde sabit iz kaldığından bahsedildiğini, davacının bir operasyon geçirdiğini, operasyonu yapan profesörün sabit izin giderilmesi için bu işlemi yaptığını, ama demek ki başarılı olamadığını, bu nedenle yüzdeki sabit izin giderilip giderilemeyeceği hususunda ve operasyonu yapan profesörün operasyonda hatasının olup olmayacağının mahkemece araştırılması gerektiğini beyanla, davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'a usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak bu davalının davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "....Dava konusu kazaya ilişkin olarak, davalı sürücü ... ile dava dışı sürücü ... hakkında taksirle yaralama suçundan dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde davacının yolcusu olduğu aracın sürücüsü olan ... hakkında kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiği, davalı sürücü ... hakkında ise mahkumiyet kararı verildiği, her ne kadar davalı sigorta tarafından davanın usulden reddi gerektiği savunulmuş ise de, davacının yargılama aşamasında davalı sigortaya yazılı başvuruda bulunduğu, tamamlanabilir dava şartı olan başvuru koşulunun bu şekilde yerine getirildiği, bu nedenle davalı sigortanın usule ilişkin bu itirazının yerinde olmadığı, davalı Ahmet tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de davacının yaralanması ile neticelenen olayda davacının taleplerinin 8 yıllık ceza zamanaşımına tabi olduğu, TBK'nın 72. ve KTK'nın 109. maddeleri uyarınca dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği, kusur durumuna ilişkin yapılan incelemede; davalı sürücü ...'un asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, ceza yargılamasında alınan raporda da bu sonuca ulaşıldığı, alınan kusur raporunun meydana gelen kazanın oluş biçimi, kaza tespit tutanağı ve ceza dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, maluliyet yönünden ise; ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 31/05/2019 tarihli raporun denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, söz konusu rapora göre davacının yaralanmasının yüzünde sabit iz niteliğinde olduğu, ayrıca plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı ile ağız ve diş sağlığı uzmanı olan bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlara göre davacının kaza nedeniyle yüzünde estetik operasyona ve diş tedavisine ihtiyaç duyduğu, dava öncesi estetik operasyon yapılmış ise de yapılan operasyonun kalıcı olan izi ortadan kaldırmadığı, söz konusu ize daha iyi görünüm kazandırılması için lazer yöntemi ile estetik müdahale yapılabileceği, diş yönünden ise ileride yapılması gereken başkaca bir tedavi olmadığı, yaralanmanın kaza ile ilgili olduğu ve davacı tarafından dava öncesinde ve dava sırasında yapılan tedavi giderlerinin makul olduğu, yine ileride yapılması muhtemel estetik tedavi giderlerinin de hesaplandığı, davacının dava öncesinde 6.000,00 TL estetik operasyon ücreti ve 300,00 TL estetik muayene ücreti ödediği, 1.990,00 TL diş tedavi gideri olduğu, davacının yüzünde sabit bulunan yara için ileride yapılması muhtemel tedavi giderinin 4.986,36 TL olduğu, buna göre davacının SGK tarafından karşılanmayan geçmiş tedavi giderleri ile ilerideki muhtemel tedavi giderlerinin toplamının 13.276,33 TL olduğu, kaza tarihinde 16 yaşında olan ve çalışma kaydı bulunmayan davacının geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, davacı ekonomik geleceğin sarsılmasından bahsetmiş ve buna ilişkin zararını talep etmiş ise de, davacının bu tazminat kalemine ilişkin talepte bulunabilmesi için yasal koşulların oluşmadığı, kaza tarihi itibariyle 16 yaşında ve öğrenci olan davacının yüzündeki sabit izden kaynaklı olarak ekonomik geleceğinin zarar gördüğünden bahsedilemeyeceği, her ne kadar davalı sigorta tarafından ıslaha karşı müterafik kusur savunmasında bulunulmuş ise de, davalının cevap dilekçesinde bu yönde bir savunmasının bulunmadığı, bu nedenle savunmasını genişletip değiştiremeyeceği, ayrıca aksi düşünülse dahi davacının koruyucu tertibat (emniyet kemeri) kullanıp kullanmadığının dosya kapsamından tespit edilemediği, davalının bu yönde herhangi bir ispat vasıtası da sunmadığı, bu nedenle davalının bu yöndeki savunmasının yerinde görülmediği, aracın zmms sigortacısı olan davalı sigortanın da poliçe teminat limiti kapsamında kalan davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu olduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesiyle dava değerini arttırdığı, ıslah dilekçesinin davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı tarafından davalı sigortaya dava öncesinde müracaat olmadığından davalı sigortanın dava tarihi itibariyle, diğer davalılar ... ve ...'un ise haksız fiil tarihi olan 31/05/2014 tarihinde temerrüde düştüğü, ayrıca meydana gelen zararın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğu, mahkemece alınan 08/05/2018 tarihli kusur, ATK 2. İhtisas Kurulunun 31/05/2019 tarihli maluliyet ile plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı ile ağız ve diş sağlığı uzmanı olan bilirkişi heyetinden alınan 22/01/2021 tarihli kök ve ek raporların oluşa ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, davacının 13.276,33 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderine ilişkin maddi tazminat talebinin kabulüne, geçici iş göremezliğe ilişkin fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise reddine dair karar vermek gerektiği, davacının yargılama aşamasında ATK tarafından tayin edilen gün ve saatte mahkemece muayene için hazır edildiği, davacının bu kapsamda ulaşım giderlerinin olduğu, İzmir İstanbul gidiş dönüş uçak bileti için 161,99 TL +281,99 TL olmak üzere toplam 443,98 TL gideri olduğu, davacı tarafından bu gider ayrı bir alacak kalemi olarak talep edilmiş ise de söz konusu giderin yargılama gideri olduğu ve bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, manevi tazminat bakımından; olayın oluş şekline, tarafların kusur oranlarına, meydana gelen yaralamanın niteliğine, davacının yaşına, yaşanan olaydan doğrudan etkilenmesine (diş ve estetik tedavisi gördüğü, tedaviye rağmen yüzdeki sabit izin iyileşmediği ve sabit ize ilişkin gelecekte muhtemel estetik operasyon geçireceği), geleceği üzerindeki muhtemel etkilerine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine, günün ekonomik koşullarına, hak ve nesafet kurallarına göre meydana gelen kazada sürücü ve haksız fiil faili olarak % 100 kusurlu olan davalılar ... ve ...'nın, davacının uğradığı manevi zarardan sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerekmekle, sonuç olarak; DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE, 13.276,33 TL'nin davalılar ... ve davalı ...'dan trafik kaza tarihi olan 31/05/2014, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ise dava tarihi olan 27/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE, 6.000,00 TL'nin davalılar ... ve davalı ...'dan trafik kaza tarihi olan 31/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; "....Maddi ve manevi tazminatta reddedilen kısmın haksız olduğunu, davanın tamamının kabulü gerektiğini, kaza tarihinde müvekkilinin henüz 16 yaşında olduğunu, yaşanan olay sonucu müvekkilinin yüzünde bir ömür taşıyacağı sabit iz ve diğer yaralar nedeniyle eğitim hayatında ve sosyal hayatında birçok sorunla karşılaştığını ve karşılaşmaya devam ettiğini, ileriye dönük tedavi giderleri kapsamında maddi tazminata ilişkin talep ettikleri 443,98 TL ulaşım giderinin mahkemece yargılama gideri olarak değerlendirildiğini, maddi tazminat olarak değerlendirilmediğinden reddedilen kısım nedeniyle müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedildiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik ile ilgili taleplerinin ise reddedildiğini, geçici iş göremezlik hesabının yapılması için kişinin sadece bir işte çalışmasının ölçü olamayacağını, güncel asgari ücret üzerinden geçici iş göremezlik hesabının yapılarak kabulü gerekirken, 178,65 TL’lik kısımla ilgili maddi tazminat taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca, müvekkilinin yüzündeki yaraların ruhsal durumunu, mevcut ve gelecekteki yaşamını, ekonomik geleceğini maddi ve manevi olarak etkilediğini, ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle oluşan zararın da tespiti gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının da az olduğunu, müvekkilinin kazada hiçbir kusuru olmadığını, kaza nedeniyle burun kemiğinde ödem, 2 dişinde kırık, üst dudağında ve burun sırtında kesik ve yüzünde sabit iz kaldığını, somut olay ile bağdaşmayan düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; "...Öncelikle dosyada yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda dosyaya sunulan raporlara karşı, yargılama sırasında yaptıkları beyan ve itirazlarını tekrar ettiklerini, bahse konu raporlardaki aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini, davacı tarafın iddia ettiği zararın meydana gelmesinde ve/veya zararın artmasında kendisinin de etkisinin bulunduğunu, emniyet kemeri takılı olmadığından can güvenliği için gerekli koruyucu tedbirleri almayan davacının da kusura katılımının olduğunun kabulü gerektiğini, ancak müterafik kusura dair savunmalarının kabul edilmediğini, mahkemece, davacının olay sırasında emniyet kemeri takarak kendi can güvenliği için gereken önlemi alıp almadığının -bunu ispat yükümlülüğü davalılara yükletilmeksizin- araştırılması, takmadığının anlaşılması halinde ise hesaplanacak tazminat miktarından uygun bir hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin manevi tazminat talebinin 6.000,00 TL üzerinden kabulüne dair vermiş olduğu kararın da, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, günün ekonomik koşullarına, hak ve nesafet kurallarına uygun düşmediği gibi, kaza tarihindeki ekonomik koşulların dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminat miktarı fahiş olarak belirlendiğinden kaldırılmasını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. AXA SİGORTA A.Ş. VEKİLİ TARAFINDAN; "...İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nden alınan maluliyet raporu kapsamında davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığı ve iyileşme süresinin 1 ay olduğu yönünde tespit yapılmış olup haksız davanın reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise; bilirkişi heyetinin işbu raporunu mevcut haliyle kabul etmenin mümkün olmadığını, itirazlarının olduğunu, ZMSS Genel Şartları uyarınca müvekkili şirketin tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin de sorumluluğunun ortadan kalktığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını, estetik operasyon sebebiyle yapılan harcamaların poliçe teminat kapsamında olmayıp, ZMMS sigortacısı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olup, bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarının davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte fahiş olduğunu, davacı yolcu kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı lehine davacının ıslah ettiği kısım için ıslah tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmesi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle karşı taraftan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; kaza tarihinde 16 yaşında ve öğrenci olan davacının içinde yolcu olduğu otobüs ile davalı sürücü ...'ın kullandığı kamyonetin çarpışması neticesinde davacının yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığı, bu nedenle eldeki davada işgöremezlik, tedavi gideri, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar ve ileride yapılması muhtemel estetik vs.gider ile manevi tazminat talep ettiği, mahkemece plastik cerrah ve diş/protez hekimi bilirkişilerden özel olarak kök ve ek raporlar da alınmak suretiyle ve ATK İhtisas Dairesinden kök ve ek raporlar alınması sonucunda, davacıda kalıcı bir maluliyet bulunmadığının, ancak yüzünde kaza nedeniyle sabit iz kaldığının, iyileşme süresinin 1 aya kadar çıkabileceğinin belirlendiği, kalıcı maluliyetin yokluğuna ve tıbbi iyileşme süresine ilişkin bir istinaf itirazı bulunmadığı, kazaya dair mahkemece alınan kusur raporunda davalı taraf sürücüsü ...'un asli ve tam kusurlu olduğunun (hatalı sollama) belirlendiği, ceza dosyasında ATK'dan alınan kusur raporunun da aynı yönde olduğunun görüldüğü, bu nedenle mahkemece kusur raporu alınmasında ve alınan bu kusur raporu uyarınca hüküm tesis edilmesinde eksik ve çelişkili bir yön bulunmadığı, kaldı ki tarafların kusura dair bir istinaf itirazları da bulunmadığı gibi, davacı taraf, kazada yolcu konumunda olduğundan sürücülerin kusurundan bağımsız olarak müteselsil sorumlulardan herhangi birinden de tüm zararını isteyebileceği de açıktır. 2-Müterafik kusura ilişkin itirazların incelenmesinde; bu konuda mahkeme gerekçesinde yeralan, "cevap dilekçesinde bu hususun ileri sürülmediği"ne dair gerekçe, müterafik kusur değerlendirmesinin -hatır taşıması indirim sebebinden farklı olarak- hakim tarafından re'sen yapılması gerektiğinden yerinde olmadığı gibi, ayrıca dava dosyası içeriğinde kaza tespit tutanağının bulunmadığı, alınan ifadeler, kolluk tutanakları, ilk adli muayene bulgu raporları da yer almadığından, davacının kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığı hususlarında eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin bu yöndeki itirazının öncelikle kabulü gerekmiştir. 3-Davacı taraf, tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı taraf ise, hesaplanan tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinafa gelmiş olup; mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunun incelenmesinde bu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı da anlaşılmıştır. Zira, aktüer raporunda davacının 6.000-TL makbuzlu rhinoplasti ameliyat ücretinin ve 300-TL'lik muayene ücretinin ödemesinin yapıldığı belirtilmiş olup, SGK tarafından bu ödemeler davacıya yapılmış ise işbu davada mükerrer olarak istenemeyeceğinden, bu konuda SGK'dan ilgili tüm belgeler de getirtilerek ödemenin kim tarafından ne zaman yapıldığına dair çelişkili durumun açıklanması suretiyle yeniden ek rapor alınması gerekmektedir. Yine, yol giderlerine dair dosyada bir kavram kargaşası yaşandığı, dava sırasında ATK'dan rapor alınması için yapılan ve yargılama gideri sayılması gerektiği açık olan yol giderleri ile davacının yaralanmasına dair tedavisi ile bağlantılı olup zarar kavramı içerisinde bulunan diğer yol giderleri arasında bir ayrım yapılarak talebin değerlendirilmesi gerektiği, bu konuda da aktüer raporunun eksik olduğu, tedavi ile bağlantılı yol giderlerinin usulünce belirlenmediği görülmektedir. Ayrıca, aktüer raporunda ileriye dönük yapılması gereken tedaviye dair hesaplama da, rapor içeriği ile çelişmekte olup, açıklanan hususlarda ek aktüer raporu alınması için kararın kaldırılması gerekmiştir. 4-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarında ileri sürdüğü diğer itirazlar bakımından yapılan değerlendirmede; davacının kalıcı maluliyetinin olmamasının kaza ile illiyetli tedavi giderlerinin talep etmesine engel teşkil etmediği, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden (zorunlu estetik giderleri dahil) sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği, davacının yaşı küçük olup kalıcı maluliyeti de bulunmadığından geçici işgöremezlik tazminatına zaten hükmedilmemiş olduğu hususları açık olmakla, bu yönlerdeki itirazların reddi gerekmiş, ancak aktüer hesap raporuna dair anılan davalı vekilinin itirazları bakımından yukarıda açıklandığı üzere aktüer raporu yetersiz olduğundan bu itirazların da aynı kapsamda kabulü gerekmiştir. 5-Kabule göre, somut uyuşmazlıkta sigorta şirketi bakımından temerrüdün oluştuğu belirlenen tarihte tüm alacak bakımından temerrüt oluşmuş olduğundan, ıslaha konu tutar için ıslahtan itibaren faiz hükmedilmesi gerektiği itirazı yerinde görülmemiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/16590 E.-2021/9671 K, Yargıtay 17. HD 2016/17754 E.-2017/9306 K). 6-Davacı tarafça, davacının yüzündeki sabit izin gelecekteki yaşamını olumsuz etkileyeceği gerekçesi ile bu yöndeki zararın da tazmini açıkça talep edilmiş olup; bilindiği üzere, sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK 54.maddede özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. Vücut bütünlüğü ihlal edilen kişinin bu ihlal nedeniyle ekonomik geleceği de sarsılabilecek olup bu zararlar kişinin çalışma gücünde bir azalma olmasa bile meydana gelmektedir. Mahkemece, davacının bu yönde de açık talebi olduğu halde bu hususta hiçbir inceleme yapılmadan talebin yerinde olmadığından bahisle reddine karar verilmiş olması eksik inceleme olmuştur. Yapılması gereken iş; davacının, özellikle mesleği/evlilik durumu gibi güncel durumlarının da tespiti suretiyle yüzde sabit iz teşkil eden durumun ekonomik geleceğin sarsılmasına neden olup olmadığının ve böyle bir durumda buna bağlı tazminat tutarının, içinde plastik cerrah, aktüerya uzmanı ve adli tıp uzmanı da bulunan heyetten usulünce rapor alınarak, somut olaya uygun şekilde tespiti ile sonucuna göre hüküm altına alınmasından ibaret olup, bu yöndeki davacı vekili itirazının kabulü gerekmiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2022/506 E. - 2024/7851 K, Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2019/2579 E. - 2020/755 K). 7-Buna ilaveten, mahkemece hükmedilen manevi tazminata ilişkin yapılan değerlendirmede; bu hususta davacılar manevi tazminatın düşük olduğu gerekçesiyle, davalı ... ise yüksek olduğu gerekçesiyle istinafa gelmiş olup, somut olayın özelliklerine, davacının yolcu konumunda olup kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmamasına, davalı sürücünün %100 asli ve tam kusurlu bulunmasına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacının kaza tarihindeki yaşına, konumuna, yüzünde sabit iz oluşmuş olmasına, geçirdiği ameliyat ve tedavilere göre tazminat tutarının da düşük kaldığı anlaşılmakla, kararın bu yön itibariyle de davacı taraf istinaf itirazının kabulüyle kaldırılması gerekmiştir. 8-Davacının maluliyetinin oluşmamasına, kaza tarihindeki yaşına ve öğrenci olmasına göre mahkemece geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmemesinde ise bir isabetsizlik bulunmadığından, bu yöndeki davacı vekilinin itirazının esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/620 Esas - 2022/359 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı vekilinin, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı ... vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, b-Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan 329,19‬ TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, c-Davalı ... tarafından yatırılan 329,19‬ TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı, davalı sigorta şirketi ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/2025

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1286, K. 2025/142, T. 05.02.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-1286-e-2025-142-k-5517ea0445de