Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2021/423 E. 2023/1537 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/423
Karar No
2023/1537
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/423 KARAR NO : 2023/1537 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/09/2019 NUMARASI : 2018/1021 Esas - 2019/868 Karar DAVA : Trafik Kazasından Kaynaklanan Değer Kaybı Tazminatı DAVA TARİHİ : 11/09/2018 BAM KARAR TARİHİ : 12/10/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/10/2023 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2019 tarihli 2018/1021 Esas ve 2019/868 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracını 30.06.2018 tarihinde Santral Mevkii Çiğli İzmir adresine park ettiğini, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın önce ... plakalı araca, ardından müvekkilinin park halindeki ... plakalı aracına çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, düzenlenen kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere dava dışı sürücü ... kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, müvekkiline ait araçta ağır hasar meydana geldiğini, meydana gelen bu hasarların davalı şirket tarafından karşılandığını, müvekkili daha sonra aracında meydana gelen değer kaybını tahsil edebilmek için davalı şirkete 16.07.2018 tarihinde başvuru yaptığını, bu başvuru sonucunda müvekkiline 10.08.2018 tarihinde 1.668,00-TL ödeme yapıldığını, ancak müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının daha fazla olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 Sayılı kanunun 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek müvekkilinin aracındaki meydana getirilen değer kaybının şimdilik 100,00-TL'sinin, alacağın tam olarak belirlendikten sonra tamamının 16.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadığı, münkir kabul edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; davalı sigorta şirketince davacıya 10/08/2018 tarihinde 1.668,00 TL ödeme yapıldığı, davacıya ait araçta 1.675,00 TL değer kaybı olduğu, davacının karşılanmayan değer kaybı talebinini bulunmadığı gerekçesiyle "...Yerinde görülmeyen davanın reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Karayolları Trafik Kanunu maddelerinden genel şartlara atıf yapan ilgili kısımlarını iptal ettiğini, yerel mahkeme dosyasında bulunan bilirkişi raporunun ikinci sayfasında söz konusu hesaplamanın Trafik Sigorta Poliçe Genel Şartlarında belirlenen hesaplamalara göre yapıldığının belirtildiğini, iptal edilen hüküm gereği yürürlükte olmayan tebliğe göre hesaplama yapılamayacağını, mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınarak, değer kaybının piyasa rayicine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluştuğu iddia olunan değer kaybına ilişkin tazminatının, zorunlu trafik sigorta poliçesini tanzim eden davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, dava konu trafik kazasının 30/06/2018 tarihinde davacıya ait ve park halinde bulunan ... plakalı araca, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu hasarlanması şeklinde gerçekleştiği, davalı sigorta şirketinin ... plakalı aracın 31/05/2018-31/05/2019 tarihleri arasında geçerli bulunan zorunlu trafik sigorta poliçesini tanzim eden sigorta şirketi olduğu, davacı yanca davalı sigorta şirketine davadan önce yapılan başvuruya istinaden hasar bedeli ile 10/08/2018 tarihinde 1.668,00 TL değer kaybı ödendiği, davacının, değer kaybının ödenen bedelden fazla olduğu iddiasıyla eldeki davayı belirsiz alacak davası şeklinde açtığı, biilirkişi ... tarafından hazırlanan kök ve ek raporda davacıya ait araçta 1.675,00 TL değer kaybı olacağı, sigorta şirketinin 1.668,00 TL ödemesi sonrası davacının talep edebileceği değer kaybı zararı kalmadığı hususunun belirlendiği, anılan rapora dayanılarak, davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas - 2019/40 Karar sayılı iptal kararı ile 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinin 1. cümlesinde yer alan "... ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan Genel Şartlarda..." ibaresi ile ikinci cümlede yeralan "... ve Genel Şartlarda..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş, bu iptal kararı 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasanın 153. maddesinde; “İptal kararları geriye yürümez” hükmü, iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan uyuşmazlığın devam ettiği davalarda “geriye yürümeme kuralı” uygulanamaz. Diğer bir anlatımla bir davada uygulanması gereken Kanun maddesi başka bir dava vesilesi ile iptal edilmiş ise bu madde artık eldeki davada da uygulanamaz. Zira davanın yasal dayanağı kalkmıştır ve Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilmiştir. Davacının iptal edilen maddeden dolayı sağlayacağı hukuki yararı da kalmamış olur (Hukuk Genel Kurulu'nun 17.05.1989 tarihli ve 1989/10-250 E. - 1989/361 K. sayılı kararı, Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2020 Tarih 2017/8-1863 E. 2020/206 K sayılı kararı). Bu itibarla Anayasanın 153. maddesi gereğince bu iptal kararı bağlayıcı olup derdest davalara ve kesinleşmemiş hükümlere de etki edecektir. Bu durumda usuli kazanılmış haktan bahsetmek mümkün değildir.2918 Sayılı Yasa'nın 90. maddesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun'da öngörülen usul ve esaslara tabidir... Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmekte olup, AYM tarafından iptal edilen genel şartlara göre yapılan hesaba dayanılarak kurulan ilk derece mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır. Kabule göre ise; dava dilekçesinde değer kaybı zararı istenmesine rağmen, ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın hasar bedeli ve değer kaybı olarak belirlenmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazının belirtilen yönden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. Heyet takdirine sunulur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/09/2019 tarihli 2018/1021 Esas - 2019/868 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde anılan tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre istinaf edenin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 12/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/423, K. 2023/1537, T. 12.10.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2021-423-e-2023-1537-k-f9104e2758ce