İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/389 E. 2019/298 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/389
- Karar No
- 2019/298
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/389 Esas KARAR NO : 2019/298 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 26/02/2019 KARAR TARİHİ : 22/05/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine, ... numaralı sigorta poliçesi ile sigorta edilmiş bulunan sigortalı ...'a ait "..." adresindeki konutun, 24.10.2017 tarihinde sigortalı dairenin bulunduğu ... sokakta, davalı ... firmasının çalışma yaparak kapattığı, ancak asfaltlama çalışması yapılmamasından dolayı, yağan yağmur sularının oluşturduğu sel sularının bu bölgeden zemine işlemesi ve sigortalı daireyi su basması sonucu hasar verdiğinin ekspertiz raporu neticesi tespit edildiğini, rizikonun meydana geldiği sigortalı konutta yaptırılan ekspertiz sonucu 3.922,17-TL hasar tespit edildiğini, bu hasar nedeniyle sigortanın, konut için sigortalıya 29.11.2017 tarihinde 3.922,17-TL hasar tazminatı ödediğini, müvekkilinin gerek sigorta poliçe şartları ve gerek T.T.K. 1301 (6102 Sy. Kanun 1472 md.) md. şartları gereğince sigortalısının haklarına ödediği tazminat miktarı kadar aynen halef olduğundan; ödenen 3.922,17-TL.sının ödenmesi için davalı şirkete gönderilen rücu mektubuna rağmen ödeme yapılmaması sebebiyle yasal faizi ile toplam tutarı 4.230,06-TL.'sının tediyesini teminen İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. takip sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, davalı şirketin, vekili aracılığı ile borçla bir ilgilerinin bulunmadığını belirterek takibe itiraz ettiklerini, bu defa, borçlunun İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ve takibin devamını temin etmek üzere itirazın iptali davası açılmadan önce 6102 Sayılı TTK’nun 5/A maddesi gereğince yasal olarak arabuluculuğa başvurulması zorunluluğu doğduğunu, bu nedenle 08.02.2019 tarih ... başvuru no. ile İzmir Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu ve 25.02.2019 tarihli Arabuluculuk Sonuç Tutanağı gereğince davalı şirket ile anlaşmaya yanaşmadıkları için anlaşma sağlanamadığına ilişkin tutanak düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle; davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava görevsiz mahkemede açılmış olduğundan dosya esasına girilmeden davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, aynı zamanda talebe dayanak hasardan dolayı müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığından, müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın, huzurdaki davaya ve uyuşmazlık konusu icra takibine esas olan alacağını ispat edemediğini, davacı tarafın hasar miktarına ilişkin iddiası ve buna ilişkin sunduğu ekspertiz raporunda tespit edilen hasar miktarının örtüşmediğini, bu nedenle davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, davaya konu edilen zararın meydana geliş şekli itibari ile hasarın yaşandığı mahalde herhangi bir sorumluluğu bulunmayan müvekkil şirket yönünden davanın reddine, davacının dava değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, İİK nun 67.maddesi uyarınca konut sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketinin davayı sigortalısının halefi sıfatıyla açtığı, Yargıtay İçtihati Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarih 37 esas ve 9 karar sayılı kararında bu hususun "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulandığı, dava tarihinden önce 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasanın 73/1 mad gereğince Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, somut olayda davacı ... Sigorta AŞ'nin, sigortalı ...'a ait konutta davalı ... Firmasının kusurundan dolayı meydana geldiği belirtilen hasar nedeni ile sigortalıya yapmış olduğu ödemeyi davalıdan talep ettiği, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödeme yapmakla sigortalının haklarına halef olduğu, davacı sigorta şirketinin halefiyet hakkına dayalı olarak kusurlu olduğunu iddia ettiği davalıya rücu amacıyla icra takibi yaptığı ve dava açtığı, davaya konu istemin davacının sigortalısı ile davalı arasındaki tüketici işlerine dayandığı, davacının sigortalısının gerçek kişi tüketici konumunda olması nedeni ile sigortalı ile davalı arasında tüketici ilişkisi bulunduğu, tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen kısa kararda; davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddi ile dosyanın yetkili ve görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de, Asliye Hukuk Mahkemesi ibaresinin bilgisayarda kopyala yapıştır yapılması sonucu sehven bilgisayar hatası nedeni ile hükümde kaldığı, kısa kararın taraflara tefhim edildiği ancak durumun gerekçeli kararın yazımı sırasında farkedildiği, mahkemece re'sen gerekçeli kararın tebliğinden önce tavzih yapılmasının mümkün olduğu anlaşıldığından hüküm fıkrasında yer alan "Asliye Hukuk Mahkemesi" ibaresi "Tüketici Mahkemesi" olarak düzeltilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine, 3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince; a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine, 4- Sair hususların görevli mahkemede değerlendirilmesine, 5- İş bu kararın taraflara tebliğine, İlişkin, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflar vekillerine tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/05/2019 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı