İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1111 E. 2020/373 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/1111
Karar No
2020/373
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/1111

KARAR NO : 2020/373

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 08/08/2019

KARAR TARİHİ : 13/07/2020

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili işveren bünyesinde çalışmış fakat işyerinden istifa etmek suretiyle ayrılmış olan işçinin rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle müvekkili işveren ile aralarında akdedilen iş sözleşmesi ile kararlaştırılan cezai şart tutarına ilişkin tazminat talebi amacıyla müvekkilini temsilen arabuluculuk müessesine başvurulduğunu, 11.01.2019 tarihinde başlayan arabuluculuk sürecinin tarafların anlaşmaya varamaması ile sonlandığını, davalının müvekkili şirket nezdinde 12/02/2018 tarihinde “Paketleme Elemanı” olarak çalışmaya başlamış olup 13/09/2018 tarihinde istifa etmek suretiyle iş akdini sonlandırana kadar kesintisiz olarak çalıştığını, iş hayatında işverenin menfaatinin korunabilmesi, işletmenin devamının sağlanabilmesi için başvurulan yollardan birinin de iş sözleşmesinin bitiminden sonra getirilen rekabet yasağı olduğunu, bu hususları göz önüne alan müvekkili şirketin, davalı işçi ile arasında 12/02/2018 tarihinde akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin 11. maddesi ile davalı işçi ile aralarındaki rekabet yasağını düzenlediklerini, işçinin rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitimiyle başladığını, nitekim hizmet ilişkisi içerisindeki sadakat ve işverene bağlılık yükümlülüğünün hizmet ilişkisinin bitimi ile birlikte rekabet yasağına dönüşeceğini ve işçinin işverene karşı bu yükümlülüğünün “Rekabet Yasağı” şeklinde adlandırılacağını, rekabet yasağının ise Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesi ve devamında düzenlendiğini,davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan 12/02/2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin 11. maddesi gereğince davacı işçinin, 7 ay süre ile paketleme elemanı olarak görev yaptığı belirtilmiş ve davacı işçinin, herhangi bir nedenle iş akdi sonlandıktan sonra (Müvekkil işverence geçerli veya haklı nedenle fesih ve istifa halleri ,evlilik, askerlik, 3600 gün ve 15 yılı doldurarak ayrılma halleri dahil) özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı" taahhüt etmiş olması ve "Personelin İZMİR, MANİSA, BURSA, İSTANBUL, ANKARA, KONYA ve EGE BÖLGESİ’NDE a- İki yıl süre ile kendi namına İŞVEREN’le rekabet edecek herhangi bir iş yaparsa, b- İşverenin meslek sırlarından yararlanarak danışmanlık yaparsa, c- aynı işle iştigal eden bir işyerinde çalışmaya başlaması halinde veya herhangi bir şekilde işverenin marka, patent, khow-how, tasarım, dizayn, teknik sır, çizim, proje, anlaşma, müşteri portföyü ve otobüs kamyon grubunda ana ürünlerini ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarının ve dorse ekipmanlarının yedek parça üretimi, tanıtımı, dağıtımı ile ilgili ve benzeri işyeri açarak veya bu işyerlerinde çalışarak, danışmanlık yaparak gerek Türkiye gerekse dünya çapında rekabet ortamında zarara sokabilecek bir davranışta bulunursa işverene 100.000,00 TL. tutarında cezai şart ödeyeceği"nin düzenlendiğini ve bu sözleşmenin yazılı olarak yapılarak davalı işçi tarafından imzalandığını ancak davalının iş akdinin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka rakip bir şirkette ve müvekkili şirket bünyesinde çalışmış olduğu görev ile aynı pozisyonda çalışarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalı işçinin görevi nedeniyle müvekkili şirket nezdinde üretilen ürünün müşteriye gönderildiği takım içerikleri, takım kodları ve paketleme sitemi konusunda bilgi sahibi olduğunu, bu bakımdan davalı işçinin teknik, ticari, ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle işyerine dair elde ettiği bilgi, ticari sır ve teknik verileri paylaşmasının müvekkili işvereni zarara uğratacağının açık olduğunu, belirterek taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin 11. maddesi gereğince müvekkili işverenin davalıdan 100.000,00.-TL’nin tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğine dair hukuki deliller kısmı bulunmadığını, usul hükümleri gereği, dava dilekçesinde tanık, yemin, bilirkişi, keşif ve başkaca delillere dayanmak isteyen davacının açıkça delillerini belirtmesi gerektiğini, bu durumda davacının belirtilen delillere dayanamayacağı ve dilekçe elinde sunmuş olduğu delillerin de hükme esas alınamayacağını, TMK'nın ispat yükü başlıklı 6. maddesine göre davacının hiç bir iddiasını ispat edemediğinin kabulü gerektiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine TCK 239.maddesindeki suçu işlediğinden bahisle suç duyurusunda bulunulmuş ise de İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ... soruşturma numarası ile yürütülen soruşturma neticesinde 19/03/2019 tarihinde "iddiaya konu eylemde bu haliyle şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmaması" sebebiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, Savcılık makamınca yürütülen soruşturmada müvekkilinin meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere verdiğine veya ifşa ettiğine dair bir delil ve emareye ulaşılamadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinden bahsedilemeyeceğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağının kabul edildiğini, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıdığını, bu nedenle müvekkilinin rekabet yasağına aykırı bir fiilde bulunmamış olması Savcılık makamınca da tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca taraflarca imzalanan sözleşmenin geçerlilik şartlarını haiz olmadığını, sözleşmenin matbu şekilde düzenlenmiş olması nedeni ile genel işlem koşulları yaptırımına tabi olduğunu ve müvekkili yeterince aydınlatılmayarak aksine müvekkili korkutularak imzalatıldığını, ilgili sözleşmenin iş ve çalışma hürriyetinin ihlali sonucunu doğurmakta olup anayasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette 12/02/2018-13/09/2018 tarihleri arasında paketleme elemanı olarak ...lı pozisyonda çalıştığını, müvekkilinin işyerinde yapmış olduğu işin herhangi bir teknik bilgi ve beceriyi gerektirmeyen teknik resim çizmeyi içermeyen, metal işi ile ilgili bilgi gerektirmeyen bir iş olduğunu, müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ticari sır niteliğinde bir bilgiye sahip olmadığını, bilmediği bir şeyi ifşa etmesinin ve bu durumda rekabet yasağına aykırı hareket etmesinin de mümkün olmadığını, davacı firmanın iş yerinde işe başlayan herkese aynı belirsiz süreli iş sözleşmesini imzalattığını, müvekkilinin iş sözleşmesinde yer alan 100.000-TL cezai şartı gördüğünde bu sözleşmeyi imzalamak istemediğini ancak kendisine "zaten teknik bilgi gerektiren bir işte çalışmadığı, cezai şarta ilişkin hükmün esasen teknik resim çizen beyaz yaka pozisyonunda çalışan insanları etkilediği, ancak sözleşmenin matbu olarak hazırlanmış olduğu ve herkese imzalatıldığı, imzalamaması halinde kendisi ile çalışmalarının mümkün olmayacağının" söylendiğini, müvekkilinin de işvereninin bu beyanından ötürü hem ilgili hükmün kendisini ilgilendirmediği ve sözleşmenin matbu şekilde hazırlandığı beyanına güvenerek, hem de imzalamaması halinde işini kaybedeceği korkusu ile sözleşmeyi imzaladığını, müvekkilinin iş yerinde yapmış olduğu fazla mesai ve resmi tatillerde yapmış olduğu çalışmaların ücretlerini alamadığından ve yıllık izinlerini kullanamadığından bu ücretlerini talep etmiş olup, bu talebi üzerine zorla müvekkiline istifa ettiğine ve işverenden hiçbir alacağı kalmadığına dair yazı yazdırıldığını, müvekkilinin hiçbir hak ve alacağına kavuşamadan resmen kapı dışarı edildiğini, üstüne şimdi bir de işverenin kötü niyetli şekilde 100.000-TL cezai şart istenmesinin akla mantığa aykırı olduğunu, müvekkilinin imzalamış olduğu sözleşmede her ne kadar "2 yıl süre ile İzmir, Manisa, Bursa, İstanbul, Ankara, Konya ve Ege Bölgesi'nde çalışamayacağı" belirtilmiş ise de Ege Bölgesi'nde aynı sektörde faaliyet gösteren yalnızca 6 adet firma bulunup bunların da davacı firmanın, ...Oto, Vesa, Ege Fren, Karadenizliler ve Hızır Oto firmaları olduğunu, müvekkilinin başka sektörde çalışacağı bir yetkinliği ya da tecrübesi olmadığından çalışabileceği başkaca bir iş alternatifi bulunmadığını, iş sözleşmesinin eşitler arası bir sözleşme olmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğini ve yaşamını idame ettirebilme imkânını ortadan kaldırmaması gerektiğini, sözleşmenin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 48. Maddesi ile "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir." denilerek güvence altına alınan iş ve çalışma hürriyetine aykırılık oluşturacağını, rekabet yasağı sözleşmesi iş ilişkisi sebebiyle işçiye işverenin müşteri çevresi veya üretim ve iş sırları hakkında bilgi edinme olanağı sağladığı ve bu bilgiler kullanıldığında işyerinin zarar görme olasılığı ortaya çıktığı takdirde geçerli sayılacağı, müvekkilinin rekabet yasağına aykırı hareket etmesi ve böylesi ticari sırlar ile teknik bilgilere sahip olması halinde mevcut ücretinden çok daha yüksek ücrete çalışacağının ortada olduğunu, müvekililnin ...firmasında asgari ücretle ...lı pozisyonunda çalışmakta olduğunu, bunun dahi müvekkilinin rekabet yasağına aykırı konu eylemi gerçekleştirmeye yarar bilgilere sahip olmadığını, ayrıca müvekkilinin davacı firmanın hiçbir müşterisini şuan çalışmakta olduğu firmaya yönlendirmemiş olduğunu davacının bunu ispata yarar bir belge sunamadığını, aynı şekilde müvekkilinni davacını yanında çalıştığı dönemde 1.750,00 TL ücretle çalıştığını, üretim ve iş sırlarına ilişkin teknik bilgi edinme olanağı olmadığını ve herhangi bir bilgi kullanarak rekabet yasağına aykırı hareket etmesi ve davacının zararına neden olması durumunun da söz konusu olmadığını, davacı yanın uğramış olduğu bir zarar var ise bunu ispatla mükellef olduğunu ancak ispata elverişli belge sunamadığını kabul anlamına gelmemek üzere belirlenen tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tanığı ... 22/06/2020 tarihli celsede; davalı ... ile ... Otomotiv şirketinde 6 ay kadar birlikte çalıştığını, ... operatörü olduğunu, metal parçaları makinaya koyup kapağını kapattıktan sonra sabit program gereğince makinanın gerekli işlemi yaptığını kendisinin çıkan parçanın ölçüm kontrolünü yaptığını, davalının da bu sırada paketleme bölümünde görevli olduğunu, karşılıklı iki elemanla önlerine gelen parçaları istendiği şekilde bir araya getirerek ve taşınma sırasında hasar görmemesi için içerisine kauçuk veya koruyucu maddeler de eklenmek suretiyle aynı pakete koyup bu paketi paketlemek üzere ilgili bölüme gönderdiğini, davalının çalıştığı 6 ay boyunca paketleme bölümünde bu şekilde çalıştığını başka bir alanda görevlendirilmediğini, kendisinin davalıdan önce işyerinden ayrıldığını, ... Otomotiv Sanayide işe giren herkesin aynı şekilde matbu olarak imzalaması istenen evrakı imzalamak zorunda olduğunu kendisinin de aynı şekilde evrak imzaladığını ve talep etmesine rağmen bu evrakın içeriğini okumasına izin verilmediğini, bu birden çok sayfası olan evrakın genelde kısa çay molalarında beklerken aniden getirilerek imzalanması istendiğini, belgelerin sayfalarının altları açılarak imzalatıldığını ancak içeriğini okumaya zaman fırsat tanımadıklarını , herkesin düşük maaşla çalışmakta olup işini kaybetmemek için zorunlu olarak bu belgeyi imzaladığını beyan etmiştir.

Mahkememizce uygun görülen deliller toplanmış, davalı tanığı dinlenmiş, davalının çalıştığı dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtları, davalının SGK kayıtları celp edilerek dosyaya eklenmiştir.

Taraflar arasında 12/03/2018 tarihinde imzalanan ''Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi (...)'' hükümlerinin incelenmesinde, sözleşmenin "Personelin Yükümlülükleri" başlıklı bölümün 11.maddesinde, rekabet yasağını ihlal sayılacak halleri içeren rekabet yasağına dair hüküm bulunduğu; cezai şarta ilişkin olarak gerek Türkiye gerekse dünya çapında rekabet ortamında zarara sokabilecek bir davranışta bulunursa işverene 100.000,00 TL (Yüzbin Türklirası) tutarında cezai şart ödemeyi herhangi bir ihtar veya ihbara lüzum kalmaksızın işverenin ilk isteminde derhal ödemeyi kabul ve taahhüt edeceğine ilişkin hüküm bulunduğu anlaşılmıştır.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/4041 nolu soruşturma dosyası celp edilmiş incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 03/01/2018 tarihinde dava konusuna ilişkin yapılan şikayet üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma ve ... karar nolu, 19/03/2019 tarihli kararı ile "şüpheli hakkında atılı suçtan delil yokluğu nedeniyle kamu adına kovuşturma ya yer olmadığına” karar verildiği karara davacı tarafından itiraz edildiği, itiraz üzerine İzmir ... Sulh Ceza Mahkemesinin 12/06/2019 tarihli, ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Taraflar arasında davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini ihlal ederek rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığı, davalının rekabet yasağına uymamasından kaynaklı olarak davacıya sözleşmede kararlaştırılan 100.000,00 TL cezai şartı ödemesinin koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.

6098 sayılı TBK’nın 444. maddesi” Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. “hükmünü haizdir.

Dava, sözleşmeden kaynaklı rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.

Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, iddia, savunma tüm dosya kapsamına göre birlikte değerlendirildiğinde; davalının davacı yanında 12/02/2018 tarihinde paketleme elemanı olarak çalışmaya başladığı ve 13/09/2018 tarihinde ayrıldığı, davalının davacı şirkette çalıştığı pozisyon, aldığı ücret, davalının görevi, davalının davacının işyerinden ayrıldıktan sonra dava dışı ...şirketinde çalışmaya başladığı, davacının ve dava dışı ...şirketinin benzer faaliyet alanlarında çalıştıkları hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamakta olup; rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü için davacı işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Temin edilen SGK kayıtlarına göre de davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra çalıştığı belirlenen dava dışı .... Ltd Şti.'nin mahkememizce temin edilerek incelenen sicil kaydına göre faaliyet konusu" kara taşıtları için diğer parça ve aksesuarların imalatı" olarak belirtilmiş her iki şirketin benzer alanlarda çalışan rakip firma olduğu anlaşılmış ise de, rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü için davalının davacı yanından ayrıldıktan sonra aynı alanda faaliyet gösteren rakip olabilecek dava dışı şirkette çalışmaya başlamış olması yeterli olmayıp, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri önceki işverene rakip durumda bulunan yeni yeni işveren ile paylaşabilme ve önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Davalının, davacı şirkette çalıştığı konum itibariyle davacıya ait ticari sırlara, üretim teknolojisi veya özel üretim biçimi gibi üretim sırlarına ya da müşteri çevresine erişebilme imkanı ve ihtimalinin bulunup bulunmadığı, davacı işverene zarar verebilme ihtimal ve riskinin mevcut olup olmadığı belirlendikten sonra, davalının taraflara arasındaki 12/02/2018 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde hüküm altına alınan rekabet yasağını ihlal sayılacak şekilde, davacının işyerinde görevi gereği edindiği bilgi ve sırları davacının zararına olarak davacının zarara uğramasına sebebiyet verecek şekilde kullandığının ya da ne şekilde önemli bir zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğunun ispatı gerekmekte olup; davaya konu uyuşmazlıkta ispat yükü kendisinde olan davacının, paketleme elemanı olarak yedi ay işyerinde çalışan davalının iş sırrı sayılabilecek hangi sırlarına vakıf olduğu ve işçinin işyerinde görevi gereği elde ettiği “ özel bilgilerin” hangileri olduğunun davalının ne şekilde ticari sır ve bilgilere vakıf olduğunu, bunların hangileri olduğunu, edindiği bu bilgileri ne şekilde davacı aleyhine kullandığını, davalının rekabet yasağı hükümlerini hangi suretle ihlal ettiğini ve davalının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle önemli bir zarar tehlikesinin oluştuğunu tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlaması gerektiği halde ispatlayamadığı, yeterli kanaat oluşturabilecek herhangi bir delil sunmadığı, iddiasını somutlaştırıp ortaya koyamadığı, soyut beyanla yetindiği anlaşılmakla, davacının davasını ispat edemediği kabul edilmiş, diğer yandan davalının işyerindeki pozisyonu, yaptığı iş ve aldığı maaş nazara alındığında, ...lı işçi statüsünde çalıştığı süre içerisinde sadece paketleme elemanı olarak çalıştığı başka görevlerde bulunmadığı da nazara alındığında, seri şekilde önüne gelen ürünleri biraraya getiren ve koruyucu malzeme ile destekleyen davalının, davacının iddia ettiği şekilde paketlenen takım içeriklerinin bilinmesinin zarar tehlikesi yaratmayacağı veya paketler üzerinde kodlar olsa dahi bunların tek başına bir anlam ifade etmeyeceği, bu şekilde davacının ticari sır ve bilgilerine vakıf olabilecek konumda olmadığı, davalının ticari sır ve bilgi edindiğinin ve bu bilgilerinin kullanıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı, davacı ile rakip dava dışı firmada çalışmış olmasından kaynaklı TBK 444/2 maddesi hükmünde belirtildiği üzere davacıya belirlenebilir bir zarar getirme ihtimalinin de bulunmadığı, davalı işçinin sırf paketleme elemanı olarak davacı yanında çalıştığı sırada aynı alanda faaliyet gösteren pek çok firmada hemen hemen aynı şekilde paketlenen ürünlerin paketlenme sistemi ile ilgili bilgilerin rekabet yasağı ile korunacak iş sırlarından olmadığı, rekabet yasağını ihlal koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1-Davacının davasının REDDİNE,

2-Alınması gereken 54,40 TL nisbi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile kalan 1.653,35 TL'nin kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 13.450,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yapılan 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

7-Davalı tarafından yatırılan delil avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,

Dair ; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/07/2020

Katip...

e-imzalı

Hakim...

e-imzalı

Atıf: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/1111, K. 2020/373, T. 13.07.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-1111-e-2020-373-k-fb4280748cd4