İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/936 E. 2024/806 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/936
- Karar No
- 2024/806
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/936 KARAR NO : 2024/806 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2024 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde açılan davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda; İDDİA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, oğlu ... ve boşandığı eski eşi ... ile aynı evde yaşadıklarını, müvekkilinin gerek oğlunun gerekse eski eşinin devamlı borca batık olmaları nedeniyle onların borçlarını ödediğini ve tüm birikimi ile mal varlığını kaybettiği gibi akrabalarına ve arkadaşlarına bu nedenle borçlandığını; müvekkilinin oğlu ve eski eşinin "borç para aldıklarını" söyleyerek kendisini ...olarak tanıtan (icra takibinde ...olduğu anlaşılan) kişi ile sık sık konuta gelerek para alacağı ve borç ödemeleriyle ilgili çok kez görüşmeler yaptıklarını, aralarında tartışmalar yaşandığını ve hatta hakaret içeren söylemlerin geçtiğini, müvekkilinin geçmişte oğlu ve eski eşinin borçlarını ödemesi sebebiyle ... tarafından "oğlunun borcu senin de borcundur" denilerek müvekkilinden ısrarla 2.000.000,00 TL paranın istendiğini, bu kişinin, 21/05/2024 tarihinde "2.000.000,00 TL'lik senedi imzalamaması halinde oğlu ... evden götürüp vuracağını ve kendisini de borç aldığını iddia ettiği '...' isimli kişiye teslim edeceğini" söyleyerek, bağırarak ve tehdit ederek ısrarla bonoyu imzalamasını istediğini, ... isimli kişinin darp etmek kastıyla müvekkilinin oğlu ... üzerine yüklendiğini ve eski eşi ... araya girmesi ile darp olayının önlendiğini, müvekkilinin ağlayarak, korku ve panik içinde takibe konulan senedi imzaladığını, senette lehtar/alacaklı isminin bulunmadığını, buna karşın kefil kısmında ...'nin adı ve imzasının bulunduğunu; senet imzalatıldıktan sonra ...isimli kişinin sık sık ... ve müvekkilini arayarak ödeme yapmalarını istediğini, bu esnada da sinkaflı, tehdit içeren sözler sarfettiği gibi "ödeme yapılmadığı takdirde şiddet kullanacağını" söylediğini, müvekkilinin ve ... ödeme gücü olmadığından ödeme yapılamadığını, devamında 22/07/2024 tarihinde ... isimli kişinin gelerek "borcun arttığını 3-3,5 milyon ödeme yapmaları gerektiğini" söylediğini ve ... karşı şiddet kullanarak tekmeleyip çenesini kırdığını ve küfürler yağdırdığını, oğlu ... halen tedavi gördüğünü, müvekkilinin ve ailesinin hastaneye başvurduğunda korkudan olayı "merdivenden düşme" olarak bildirerek gizlemek zorunda kaldıklarını; müvekkilinin, oğlunun tedavisi ile uğraştığı sırada İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında alacaklısı ... olan icra emrinin gönderildiğini, zorla imzalatılan senedin alacaklı kısmı doldurularak bono haline getirildiğinin ve takibe konulduğunun anlaşıldığını; ... ile davalının akrabalık bağını müvekkilinin bilmediğini, alacaklı olarak icra takibi yana davalı ... ile müvekkilinin hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, senedin davalı tarafından doldurularak bono hale getirilmesinin kıymetli evrakta sahtecilik suçu olduğunu, davalı ve ... isimli kişi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek; takibe konulan 21/02/2024 düzenleme tarihli 2.000.000,00 TL bedelli senedin/bononun hile, zorla ve cebir kullanılarak imzalatılması, imza sonrası üzerinde eklenti yapılarak sahtecilik yapılması nedeniyle bononun hükümsüzlüğüne/ iptaline; müvekkilinin İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhinde % 40'dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, müvekkilinin taşınmazı üzerindeki payı teminat kabul edilerek icra takibi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE ; Dava; İİK'nın 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 06/12/2018 tarihli 7155 sayılı kanunun 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesinde; “Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesine, aynı tarihte yürürlüğe giren aynı kanunun 23. maddesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-(2) maddesinin dördüncü cümlesinde; “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" düzenlemesine yer verilmiştir. HMK'nın 115/2. maddesi de; “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı kanunun geçici 1. maddesi; "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 1/9/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır." şeklindedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi ile, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacı tarafın, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Tüm dosya kapsamı yasal mevzuat ile birlikte değerlendirildiğinde; davanın menfi tespit davası olduğu, zorunlu arabuluculuk dava şartının 01/09/2023 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, davanın 07/11/2024 tarihinde açıldığı, eldeki dava yönünden dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğu, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını sunması konusunda ihtarat içerir ara karar ekli davetiye tebliğ edilmiş ise de mahkememize arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı anlaşıldığından, açılan davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın 6325 sayılı kanunun 18/A-2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 35.898,62 TL harçtan düşülmesi ile kalan 35.471,02 TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024 Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza