İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/371 E. 2023/858 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/371
Karar No
2023/858
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/371 Esas KARAR NO : 2023/858 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/05/2023 KARAR TARİHİ : 28/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili hakkında İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... Esayılı dosyasıyla 10 örnek kambiyo senedine mahsus takip yolu ile senetlere dayalı alacak takibi yaptığını, müvekkilinin takipten uyap vatandaş portaldan haberdar olduğunu, takibe ilişkin müvekkilinin borcu bulunmadığını, zira takip dayanağı olan kambiyo senetleri incelendiğinde senetlerin alacaklısının davalı şirket olduğu borç sebebi olan bedelin ile alınmıştır kısmının boş olduğunun görüldüğünü, bu durumda yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre nakden sayıldığını, müvekkilinin davalı şirkete nakten bir borcu olmadığını, zaten davalı şirketin kanunen borç verme hak ve yetkisinin de bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin gerçek kişi ve tacir olmayıp davalı şirketle herhangibir ticari ilişkisinin de olmadığını belirterek; icra takibinin tedbiren teminatsız veyahut teminatlı olarak yargılamanın sonuna kadar durdurulmasına, müvekkilinin davalıya icra dosya takip çıkışı olan 25.732,00 TLborcu olmadığının tespit edilmesine, davalı yanın haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeni ile 25.732 TL nin %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin dahi davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tacir olmadığını, müvekkili şirket ile ticari bir ilişkisi olmadığını, senetleri verme sebebinin ise tanzim tarihi olan 12/09/2022 tarihinde müvekkili firma ile ticari ilişki kurulması yönünde sözlü görüşmeler sürerken teminat olarak verdiğini iddia ettiğini, davacı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, hem tacir olmadığını belirtmekte hem de ticari ilişki kurulması sırasında şifahi görüşmeler sırasında teminat olarak verildiğinin senetlerin iddia ettiğini ancak ticari işin ne olduğunun ve senetlerin neyin teminatına dair verildiğinin herhangi bir belge ve delille ispat cihetine gitmediğini, senetlerin müvekkili firmaya verilme sebebinin aslında sahibi olduğu firmaya ait ortak kullanılan elektrik ve su AOSB aidat,atık giderlerine ait borçlardan kaynaklı olduğunu, müvekkilinin sahibi olduğu "... Ve Plast. San.Tic.Ltd.Şti Çiğli VD ... - ... sk no:7 AOSB Çiğli İzmir" şirketinin belirtilen birikmiş ve müvekkili firma tarafından ortak kullanıldığı ve abonelik müvekkili firmaya ait olduğundan ödemesi yapılan borçlar için verdiğini, müvekkili firma ile davacının sahibi bulunduğu Doğangün Ambalaj firması İzmir AOSB ... sokak no 7 adresinde büyük bir parselde komşu iki firma olarak çalıştığını, bu iki firma da mal sahibi olan ...'un kiracısı olduğunu, Organize Sanayi'de tarafların kiracısı bulundukları parsel de elektrik su abonelikleri müvekkili firma adına olduğu için davacının sahibi olduğu firma ödemeleri yapmasa da müvekkili firma üretime devam edebilmek için elektrik ve su ve diğer ortak giderleri ödemek zorunda kaldığını, davacı yanın sahip olduğu firmanın zor duruma düşmesi ve davacının müvekkili firmanın yönetim ofisinde sunulan faturalar ve muavin defter kayıtları ve hesap ekstreleri uyarınca firmasının bu borçları için dava konusu senetleri imzaladığını, hatta senetlerdeki yazı da müvekkili firma muhasebe departmanında çalışan ...'ye ait olduğunu senetleri ...'nin sıralı olarak yazdığını ve müvekkili firmanın ofisinde ... tarafından imzaladığını, davacı tarafın iyiniyet ve dürüstlük ilkelerine aykırı davranarak borcun sebebinin çok iyi bildikleri halde ödemeden kaçınmak için mezkur davayı açtıklarını belirtelerek; öncelikle yetki itirazlarının kabulüne, davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini,masraf ve ücreti vekaletin davacı taraf uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER: 1-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları Davacı ve davalı şirketin ticaret sicil müdürlüğü kayıtları celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. 2-İzmir 25.İcra Dairesinin 2013/8399 E. sayılı takip dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınan dosyanın incelenmesinde; alacaklının dosyamız davalısı, borçlunun dosyamız davacısı olduğu, 24/03/2023 tarihinde başlatılan takip dosyası kapsamında 5.000,00 TL miktarlı 12/09/2022 tanzim tarihli 31/10/2022 vade tarihli bono, 5.000,00 TL miktarlı 12/09/2022 tanzim tarihli 30/11/2022 vade tarihli bono, 5.000,00 TL miktarlı 12/09/2022 tanzim tarihli 31/01/2023 vade tarihli bono, 5.000,00 TL miktarlı 12/09/2022 tanzim tarihli 31/12/2022 vade tarihli bono, 5.000,00 TL miktarlı 12/09/2022 tanzim tarihli 28/02/2023 vade tarihli bono dayanak gösterilerek toplam 25.732,00-TL toplam bakiye alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapıldığı anlaşılmıştır. UYUŞMAZLIK: Dava, niteliği itibari ile İİK'nın 72-(3) maddesinde düzenlenen icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip ve takibe dayanak bonolar nedeniyle davalının borçlu olup olmadığı, bonoların teminat maksatlı verilip verilmediği konusunda toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın esasına yönelik incelemeye geçilmeden önce davalı tarafın yetki itirazının irdelenmesi önem arz etmektedir. Menfi tespit talepli davalarda yetkili mahkeme; genel hükümler saklı kalmak kaydı ile davalının yerleşim yeri mahkemesi veya takibe başlandıktan sonra menfi tespit davası açılmışsa takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir (İİK m. 72/VIII) Davalı vekili; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olması gerektiği savunmasında bulunmuştur. Takibe dayanak bonoların incelenmesinde; bono metinlerin içeriğinde "ihtilaf vukuunda İzmir mahkemelerinin selahiyetini" tarafların kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 17. Maddesinde davanın yetki sözleşmesinde belirtilen mahkemede açılması gerektiği yer almakla dava yetkili Mahkeme olan Mahkememizde açıldığından davalının yetki itirazının reddi gerekmiştir. Dosyanın yapılan incelemesinde; davalının, davacının borçlu, kendisinin alacaklı göründüğü 31/10/2022 vade tarihli 12/09/2022 tanzim tarihli 5.000,00-TL tutarlı bono, 31/11/2022 vade tarihli 12/09/2022 tanzim tarihli 5.000,00-TL tutarlı bono, 31/12/2022 vade tarihli 12/09/2022 tanzim tarihli 5.000,00-TL tutarlı bono, 31/01/2023 vade tarihli 12/09/2022 tanzim tarihli 5.000,00-TL tutarlı bono, 28/02/2023 vade tarihli 12/09/2022 tanzim tarihli 5.000,00-TL tutarlı bonoyu dayanak göstererek İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile davacı aleyhine icra takibi başlattığı, takibe dayanak bonolarda borçlu hanesinde davacı ...'ın adının yazılı olduğu ve adına atfen atılan imzaların bulunduğu; davacı tarafça taraflar arasında sözlü olarak ticari ilişki kurulması yönünde anlaşmaya varıldığı, ticari ilişkinin teminatı olarak dava ve takip konusu senetlerin davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilerek senetlerin teminatı olan ticari ilişki gerçekleşmediğinden borçlu olunmadığının tespiti talep edilmektedir. Menfi tespit davasında kural olarak; hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır. Takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur. Eldeki dava, kambiyo senedi olan bonodan kaynaklanmaktadır. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkini ifade etmektedir. Bononun zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlardan isteğe bağlı olarak, faiz bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Bonolara özgü seçimlik ve ihtiyari unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan; borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Bedelsizlik iddiası keşideci davacı ve lehtar davalı arasındaki temel ilişkide şahsi defii olup iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin "kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu" yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. İspat külfeti senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Senede "malen" ya da "nakten" kaydı senede yazılmışsa, artık buna uymak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talil edilmesi (veriliş nedeninin değiştirmesi) nedene, illete bağlanması anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedin (talil eden) veriliş nedenini değiştiren kişi, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir. Dava konusu bonolarda davacı keşideci, davalı lehtar olup, ihdas nedeni olarak herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Görülmekte olan davada, davacı senetteki imzayı inkar etmemiş; bonoların tanzim nedeninin taraflar arasında anlaşmaya varılan ticari ilişkinin teminatı olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tesbitini istemiştir. Davalı ise, davacının davalı şirkete ait AOSB'de bulunan işyerini ortak olarak kullandığını, dava ve takip konusu bonoların davacı ve davalı şirket tarafından ortak olarak kullanılan elektrik ve su aidatı ve atık su giderine yönelik davacı borçların karşılığı olduğunu savunmuştur. Davaya konu senet metinlerinde herhangi bir kayıt yoktur ve bu durum senetlerin nakden verildiğine karinedir, bu durumda davanın ispatlanması davacının sorumluluğundadır. Açıklanan nedenlerle; ispat yükü üzerinde olan davacının savını ispata yarar deliller ile ispat edememesi, başkaca delile de dayanmamış olması nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekmiştir. Diğer yandan; menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir. Somut olayda, Mahkememizce verilen 08/05/2023 tarihli ara karar ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu nedenlerle davacı/ borçlu aleyhinde tazminata hükmetme şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalının tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-İİK M.72/4 gereği takip konusu alacağın %20 si oranında tazminatın (5.146,40-TL) davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85-TL red harcının başlangıçta alınan 439,44-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye artan 169,59-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 4-Yapılan harç ve masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 5-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... başvuru nolu dosyası ile taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kararın kesinleşmesi halinde, ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının resen taraflara iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/11/2023 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/371, K. 2023/858, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-371-e-2023-858-k-bbc37d3744c6