İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/147 E. 2025/342 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/147
Karar No
2025/342
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/147 Esas KARAR NO : 2025/342 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/11/2021 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin lojistik alanında hizmet veren ticari bir firma olduğunu, ...'un gerçek kişi tacir olduğunu, müvekkili firma ile aralarındaki ticari ilişki gereği... plakalı araçlar için araç alım satımı gerçekleşeceği yönünde anlaşıldığını, ...Group Medikal araçlar için bankadan davalıya 50.000,00-TL, 50.000,00-TL olmak üzere toplamda 100.000,00-TL (dekontlar ekte sunulacaktır) olmak üzere ödeme yapılmış ancak gönderilen para karşılığında araçların devri gerçekleşmediğini, müvekkili firma tarafından bir dönem fiilen dahi kullanılan araçlar için (petrol ofisinin fatura dökümü ekte sunulacaktır) devir sağlanmaması sonrası araçlar tekrar davalıya teslim edildiğini, bununla birlikte gönderilen paranın iadesinin de gerçekleşmediğini, tacirler arası karşılıksız kazandırım olmayacağının açık olduğunu, davalı aleyhine İzmir... İcra Dairesinde...E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, 15.09.22021 tarihinde davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, davalı gerçek kişi tacir adına kayıtlı...r konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan icra takibi ve dava tamamen haksız, yersiz ve mesnetsiz olduğunu, öncelikle müvekkili ile davacı firma arasında araç alım satımı konusunda hiç bir anlaşma yapılmadığını, davacıya herhangi bir araç teslim edilmediğini, davacı tarafça satılması için anlaşıldığı iddia edilen araçlardan sadec... plaka sayılı aracın müvekkili üzerine kayıtlı bir kamyonet olduğunu, ... plaka sayılı araçların ise hiçbir zaman müvekkili üzerine kayıtlı araçlar olmadığını, davacı tarafın iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkiline ait olmayan araçların taleplerinden dahi açıkça anlaşıldığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı firma İstanbul ilinde lojistik alanda hizmet veren bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin de aynı işi İzmir ilinde yapıldığını, davacı firmanın İstanbul ilinde topladığı kargo mallarının İzmir'deki alıcılarına dağıtımı için bir firma ile anlaşma yapmak istediğini öğrenen müvekkilinin, davacı firma yetkilisi ...k ile görüşmüş ve malların İzmir'de dağıtımını yapmak üzere anlaştığını, firma yetkilisi ile yapılan görüşmede, müvekkiline ait olan... plaka sayılı... marka kamyonet, ... plaka sayılı kamyonet, ... plaka sayılı kamyonet,...plaka sayılı Doblo model araç ve bir adet forklift ile davacının İstanbul ilinden topladığı kargo mallarının İzmir ili ilçeleri ve yakın illerde dağıtımının müvekkili tarafından yapılacağını, bu işlem için yukarıda plakaları yazılı dört araç ve bir forkliftin davacı firmanın kullanımına tahsis edileceğini, bu araçların kullanım bedeli olarak müvekkiline araç başına ücret ödeneceği konusunda anlaşmaya varıldığını, bu anlaşma sonucunda davacı firma tarafından araçların kullanım bedeline mahsuben 01.03.2021 tarihinde iki adet 50.000,00-TL (Ellibin) den toplam 100.000,00 TL araç bedeli açıklaması ile müvekkilinin banka hesabına gönderildiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince davacı firma bu tarihten itibaren üç - dört ay boyunca İzmir'de dağıtacağı malları ambardan müvekkiline gönderdiğini, bu mallara ilişkin irsaliyelerin müvekkili tarafından alındığını, bu irsaliyelerde bulunan malların dağıtımı için gerekli faturaların müvekkili tarafından kesildiğini, müvekkilinin, ambardan teslim aldığı malları davacı firmaya tahsis ettiği dört araç ve bir forklift ile dağıttığını, hatta bu araçlar yetersiz kaldığında başka araçlar kiralamak suretiyle üzerine düşen dağıtım görevini layığı ile yaptığını, müvekkiline ait araçların davacı firma tarafından fiilen kullanıldığının dava dilekçesinde de açıkça ikrar edildiğini, hatta dava dilekçesi ekinde sunulan...AŞ Fatura detaylarına ilişkin belgeden de davacı tarafça İzmir ilinde fiilen kullanılan, müvekkiline ait araçların akaryakıt bedellerinin davacı firma tarafından ödendiğinin görüldüğünü, davacı firma ile yapılan görüşmelerde firma yetkilisi tarafından, müvekkiline, ileride İzmir ilinde de bir firma kurmayı yada bir acentelik almayı düşündüğünü ve bu işte müvekkili ile birlikte çalışabileceğinin söylendiğini, müvekkilinin de birlikte bir süre bu şeklide çalıştıktan sonra bir sonuca ulaşılabileceği cevabını verdiğini, tarafların bir süre bu şekilde çalışmaya devam ettiklerini, fakat her ne oldu ise davacı firma yetkilisi ...k tarafından müvekkiline vaat edilen araç kullanım bedelleri ve yine kargo dağıtım sebebiyle müvekkiline ödenmesi gereken, fazladan araç kiralama, navlun ödemeleri vb.alacak kalemlerinin ödemeleri aksamaya başladığını, müvekkilinin firmadan araç kullanım ücretleri dışında, kargo dağıtım bedellerine ilişkin alacakları birikmeye başladığını, müvekkilinin alacağını talep ettiğinde bu ödemelerin yapılmadığını, araçlara mazot alımlarının durdurulduğunu, davacı firmanın ödemelerinin aksamaya başlamasıyla, müvekkilinin, firma yetkilisi ...k tarafından araç kullanım ücretleri ve diğer yapılan işlere ilişkin alacaklarının tahsili ve kesilecek faturaların düzenlenmesi hususunda bir mutabakat sağlamaya çalışılırken, firma yetkilisinin, müvekkiline, ben bu işi bitiriyorum, herkes kendi yoluna baksın şeklinde bir cümle kurarak müvekkili ile çalışmaya son verdiğini, davacı firmadan birçok alacağını tahsil edemeden orta yerde kalan müvekkilinin, bir de davaya konu icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, bu işte müvekkili, davacı firmanın iş ahlakına aykırı davranışları ile alacaklarını tahsil edemediği gibi üstüne de borçlu gibi gösterilmeye çalışıldığını, müvekkilinin davacı firma ile araç alım satımı yönünde hiçbir anlaşması olmadığını, böyle bir anlaşma olmadığı satıldığı iddia edilen araçların dahi müvekkiline ait olmaması ile ispatlandığını, müvekkilinin kendisine ait olmayan araçları satmasının mümkün olmadığını, kaldı ki kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu araçlar müvekkiline ait olsa dahi satışı yapıldığı söylenen üç adet aracın YüzbinTL gibi bir rakama satılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üç adet aracın toplam alım-satım beldeli düşünüldüğünde bu hususta maddi imkansızlık bulunduğunun da açık olduğunu, davacı tarafın, dava dilekçesinde araçların bir süre fiilen kullanıldığına ilişkin ikrarlarından da anlaşılacağı üzere; müvekkiline ait dört adet araç ve bir adet forkliftin davacı firmanın, gönderdiği malların dağıtımında kullanımı için anlaşılmış, hesaba araç bedeli açıklaması ile gönderildiğini, bu durumu, davacı tarafça , dava dilekçesi ekinde sunulan ...AŞ ye ait detaylı akaryakıt faturası da doğruladığını, bu nedenlerle haksız ve yersiz olarak tamamen kötü niyetle açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce verilen 04/10/2022 tarih ve ... Karar sayılı davanın reddine dair kararın, İzmir BAM .. Hukuk Dairesinin 06/02/2025 tarih ve ... Karar sayılı ilamıyla "...Dava, araç satış bedelinin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında araç satış sözleşmesi olup olmadığı, davacı tarafından "araç bedeli faturaya istinaden" ibaresi taşıyan dekontlarla gönderilen paranın araç satışına ilişkin olup olmadığı, dekontlar ile ödenen bedelin iadesinin istenip istenemeyeceğinin tespitinden kaynaklanmaktadır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı, davalı ile arasındaki satış ilişkisine dayalı olarak ödediği araç bedelini talep etmektedir. Satış sözleşmesi her iki tarafa edim yükleyen bir sözleşme olmakla, satıcı satılanı teslim etmek alıcı ise bedelini ödemek zorundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190’ıncı maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak davacı, davalı arasındaki ilişki satış sözleşmesine dayanmakta olup, satış sözleşmesinin en önemli unsurları arasında tarafların edimlerini eksiksiz olarak yerine getirme borcu gelmektedir. Davaya dayanak icra dosyasında "araç bedeli faturaya dayalı olarak" ibaresini taşıyan dekontlar ile icra takibi yapılmakla davacı taraf aralarındaki satış sözleşmesi nedeniyle davalıya toplam 100.000,00TL ödeme yaptığını ispat etmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 188. maddesinde, taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. İkrar, davanın temelini oluşturan bir somut vakıa iddiasının doğru olduğunun, o vakıayı ispat yükünü taşımayan (karşı) tarafça kabul edilmesi olarak tanımlayabiliriz. İkrar, vakıa iddiasının doğru olduğunun karşı tarafça tamamen kabul edilmesi şeklinde olursa basit ikrar; sadece maddi vakıanın kabul edilip bu vakıanın hukuki sebebinin farklı olduğuna ilişkin ise vasıflı ikrar (veya gerekçeli inkar); vakıa iddiasını tam olarak kabul edilmesine rağmen, bu vakıadan iddiada bulunan taraf lehine hukuki sonuç doğmasını engelleyecek nitelikte yeni bir vakıa iddiasında bulunulması (eklenmesi) şeklinde olursa bileşik ikrar olarak adlandırılır . Bileşik ikrar; ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Bağlantılı bileşik ikrarda; ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı vardır; ikrara eklenen vakıa, ikrar olunan vakıanın doğal bir sonucudur. Bağlantısız bileşik ikrarda isedavalının ikrarına eklediği vakıanın diğer tarafın iddia ettiği vakıa ile bir ilgisi bulunmamaktadır. (Yargıtay 3. H.D. 2015/13925 Esas, 2016/9082 Karar) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davacı, davalı ile aralarında yaptıkları sözleşme gereği araç bedeli olarak 100.000,00TL ödediğini ancak araçların mülkiyetinin kendisine teslim edilmediği iddiası ile ödediği bedelin iadesini talep etmektedir. Davalı, paranın gönderildiği ancak satış bedeli değil kargo işinde kullandığı araçlara ilişkin kira bedeli olduğunu beyanla davacının iddia ettiği vakıayı kabul etmekte, fakat bundan çıkan hukuki neticeyi ortadan kaldıracak diğer olayların varlığını da belirtip ikrarına eklemektedir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bağlantısız bileşik ikrarda ispat yükü yer değiştirerek, davalı tarafa geçmiştir. Buna göre davalının dekont ile gönderilen paranın araç satış bedeli olmadığını yasal delillerle ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece, taraflara defter ve belgelerin ibrazı için kesin süre verilmiş ise de taraflar ara kararın gereklerini yerine getirmeyerek bu delilden vazgeçmişlerdir. Yapılan yargılama sonucu mahkemece davacı tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, ispat yükü kendisine düşen davalının cevap dilekçesinde belirttiği yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ile ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün aidiyetinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." gerekçesi ile kaldırılması üzerine dosya Mahkememizin ...ayılı dosyasına kaydı yapılarak istinaf kaldırma kararı doğrultusunda yeniden inceleme yapılmıştır. 1-Davacı vekili dava dilekçesinde davalının gerçek kişi tacir olduğu, davacı ile davalı arasında ...dığı ve 50.000,00-TLx2=100.000,00-TL ödeme yapıldığı, bir dönem araçların davacı tarafça kullanıldığı ancak araçların devrinin davacıya sağlanmadığı, devrin sağlanmaması nedeniyle araçların davalıya iade edildiği, davacının ödemiş olduğu paranın davalı tarafça iade edilmediği ve bu nedenle icra takibine başlandığı ileri sürülmüş, itirazın iptali ve %20 oranında inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. 2-Davalı vekili cevap dilekçesinde taraflar arasında bir satış sözleşmesi bulunmadığını, dava konusu araçlardan yalnızca 1 tanesinin davacı adına kayıtlı olduğunu, davalının lojistik alanında hizmet veren bir tacir olduğunu, davacının da aynı alanda çalıştığını ve taraflar arasında İzmir'de dağıtım yapılması hususunda anlaşıldığı ve bu anlaşma karşılığında 4 adet araç ve 1 adet forkliftin davacının kullanımına tahsis edildiğini, davacının fiili kullanımının davacı tarafın da kabulünde olduğunu, taraflar arasında satış sözleşmesi kurulmadığını savunarak davanın reddi ile %20 oranında icra inkar tazminatı talep edilmiştir. Mahkememizce davalının tacir olup olmadığı hususunda ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak araştırma yapılmış, gelen yazı cevaplarına göre davalının taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiği, satışlarının ve hasılatının tacirlik sınırı üzerinde yer aldığı ve ayrıca dava konusu araçların ticari nitelikte olduğu gözetilerek mahkememizin uyuşmazlık hususunda görevli olduğu değerlendirilmiştir. 3-Davacı şirketin 01/03/2021 tarihinde davalıya 100.000,00-TL ödemede bulunduğu her iki tarafın da kabulünde olup, uyuşmazlık konusu bu ödemenin araçların satış bedeli olarak mı yapıldığı yoksa araçların kullanım bedeli hususunda mı yapıldığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafça delil olarak dekontlara, icra dosyasına, banka hesap hareketlerine, fatura ve ticari defterlere dayanılmıştır. Davalı tarafça delil olarak araç trafik kayıtlarına, araç akaryakıt kullanım detaylarına, dağıtım irsaliyelerine, tanık deliline, taraflar arasındaki yazışmalara, ticari defter ve kayılar ile yemin delillerine dayanılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi hususunda ara karar kurulmuş ise de her iki taraf vekilince ihtara rağmen ticari defterler ibraz edilmemiş, incelenmek üzere hazır bulundurulacakları yer de gösterilmemiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde tanık deliline dayanmadığı gibi süresinde tanık listesi de sunmamış, davalı tanığı uyuşmazlık hususunda dinlenmiştir. 4-İstinaf kaldırma kararında da değinildiği üzere, davalı taraf cevap dilekçesiyle gönderilen 100.000,00-TL bedelli paranın araç kiralaması için gönderildiğini savunmakla bu husustaki ispat külfetini üzerine almıştır. Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından araçların hangi dönemler için ve ne miktarda kullanıldığı, bir kiralama faturası düzenlenip düzenlenmediğine dair taraf ticari defter ve kayıtları incelenemediğinden herhangi bir tespit yapılamamıştır. Davalı tarafça kira ilişkisinin ispatı için Whatsapp görüşme kayıtları ve tanık deliline dayanılmış ise de, her iki tarafın da kabulünde olan Whatsapp görüşme kayıtlarının bir bütün halinde incelenmesinde davacı şirket ile davalı arasında İzmir ilinde faaliyet göstermek üzere bir ortaklık kurulması için girişimlerde bulunulduğu, bu ortaklık çerçevesinde davalıya ait araçların dağıtım hizmetlerinde kullanılması yönünde bir anlaşmanın bulunduğu ancak süreç içerisinde yaşanan anlaşmazlık nedeniyle şirket kurulmaksızın ortak girişimin sona erdiği görülmüştür. Tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinde, davalıya ait araçların ortak girişimde kullanılmak üzere davacı şirkete ait kargoların dağıtımına tahsis edildiği anlaşılmakta ise de davacı şirketin gönderdiği 100.000,00-TL'nin bu araçların kullanım bedeline istinaden gönderildiğine dair somut bir delilin gösterilemediği, araçların kullanım bedeli için gönderildiği kabul edilecek olsa dahi bu bedelin günlük, haftalık, aylık veya yıllık bir periyot için mi gönderildiğine dair herhangi bir yazılı delilin bulunmadığı, taraflar arasında kurulması kararlaştırılan ortak girişime araçların dahil edilmesi amacıyla dahi bu paranın gönderilmiş olabileceği, bu haliyle davalı tarafça dayanılan delillerin davalıya ait araçların 100.000,00-TL bedel ile kiralandığını ispata elverişli olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı tarafça araçların rayiç değeri itibariyle 100.000,00-TL bedel ile satışının gerçekleştirilemeyeceği savunulmuş ise de davalı tarafça gönderilen bedelin kira bedeli olduğuna dair savunmasının ispat edilememesi nedeniyle davacının gönderdiği paranın iadesini talep edebileceği, araç bedeli kaydıyla gönderilen paranın araçların mülkiyetinin tamamen nakli sebebiyle mi yoksa kısmi bir ifa olarak mı gönderildiği hususunda davacının ayrıca bir delil göstermesinin gerekmediği, davalı tarafça sunulan Whatsapp konuşma kayıtlarında davalıya ait araçların dağıtımda kullanılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmakta ise de bunun bir araç kiralama sözleşmesinden ziyade davacı ile davalı arasındaki ortaklık çerçevesinde kullanımın kararlaştırıldığını gösterdiği dikkate alınarak davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getiremediği değerlendirilmiş, davalı tarafa yemin delili hatırlatılmakla birlikte yemin teklif edilmeyeceği açıkça beyan edildiğinden davacının karşılıksız kaldığı anlaşılan 100.000,00-TL para tediyesi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir kayıt ve delil sunulmadığından işlemiş faize yönelik kısım yönünden kısmen ret kararı verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, İzmir...İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının 100.000,00-TL'lik kısmı yönünden iptali ile takibin 100.000,00-TL asıl alacak üzerinden itiraz öncesi koşullarda devamına, fazlasına dair istemin reddine, 2-Alacak likit nitelikte görülmemekle inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00-TL harçtan peşin olarak alınan 1.790,04-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.040,96-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kısmen red yönünden davalı yararına takdir edilen 4.818,49-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.790,04-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça sarf edilen 59,30-TL. başvuru harcı, 220,70-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 194,60-TL posta ve tebligat ücreti toplamı 474,6-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranında hesaplanan 452,78-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.259,32-TL'sinin davalıdan, 60,68-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin e duruşma üzerinden yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/04/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/147, K. 2025/342, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-147-e-2025-342-k-d5540d4fc458