İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/298 E. 2024/1016 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/298
Karar No
2024/1016
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/298 Esas KARAR NO : 2024/1016 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/03/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 16/05/2023 tarihinde İzmir ili Buca ilçesi Şirinyer Mahallesinde park halinde olan müvekkili ... Mandacı'ya ait ... plakalı araca ... Sigorta A.Ş. tarafından... poliçe numarası ile ZMM sigortalı, araç sahibi ve sürücüs... olan... plakalı araç tarafından sol ön farı kırılacak ve araç boyası çıkacak şekilde çarptığını, meydana gelen bu kaza sonucunda müvekkili aracında maddi hasar meydana geldiğini,... plakalı araç sürücüsü ...'nın park halindeki araca çarparak söz konusu kazaya sebebiyet verdiğini kaza tespit tutanağında beyan ettiğini, ...'nın tam ve asli kusurlu olduğunu, söz konusu kaza neticesinde müvekkili aracında hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, ... plakalı aracın yol açtığı maddi kayıptan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, değer kaybının tazmini talebi için ... Sigorta'ya 20/09/2023 tarihinde başvuruda bulunduklarını, ancak ... Sigorta A.Ş. tarafından geri dönüş olmadığını ve değer kaybı ödemesi yapılamadığını, tarafımızca ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk yoluna da başvuru yapıldığını, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL (belirsiz alacak davasıdır.) değer kaybının haksız fiilin meydana geldiği 16/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; 100,00 TL olarak talep ettikleri değer kaybı tazminatının 14.900,00 TL arttırılması ile 15.000,00 TL olarak kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılara dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak süresinde davaya cevap vermedikleri görülmüştür. DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 01/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...S O N U Ç: 16/05/2023 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki...plakalı araç ile Davacıya ait ve sürücü Doğan...idaresindeki... plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle; 1) ...cın SOL ÖN KISIMLARINDA Meydana Gelen Hasarların İşbu Dava Konusu Kaza İle İlintili Olduğu, 2)Davacıya ait... plakalı... ve... Edıtıon 1.6 180 BG otomobilde bahse konu trafik kazası sebebiyle yukarıda belirtilen Serbest Piyasa Şartlarına göre; Aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. El rayiç değeri arasındaki fark nedeniyle 15.000,00 TL (Onbeşbinlira) Değer Kaybı meydana gelmiş olacağı," şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın onarımı sonrası değer kaybı oluştuğu iddiasına dayalı açılmış değer kaybı zararının tahsili talepli maddi tazminat davasıdır. 2-Dava konusu uyuşmazlık davacıya ait ... plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketinin ZMMS sigorta poliçesiyle sigortalısı olan ve davalı ...'nın maliki ve sürücüsü olduğ... plaka sayılı araç arasında meydana gelen 16/05/2023 tarihli trafik kazasında kusur dağılımı ve davacıya ait araçta kaza sonrasında oluşan hasar onarımın ekonomik olup olmadığı, onarım sonrası değer kaybı zararı oluşup oluşmayacağı ve değer kaybı zararının miktarı, bu zararın davalılardan tahsili talbi noktalarında toplanmıştır. Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmiş ise de davaya cevap süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 3-Dava konusu uyuşmazlıkta davalı taraf zarar verdiği ileri sürülen aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup uyuşmazlıkta sigorta hukuku uygulanacağı, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigorta hukukunun uygulanacak olması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve bu itibarla uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi görev alanına girdiği değerlendirilmiştir. Somut olayda, dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 30/12/2022-30/12/2023 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, kaza tarihi 16/05/2023 itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının zarar gören araç başına 120.000,00-TL olduğu görülmüştür. 4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir. 5-Haksız fiil sorumluluğunun tespiti bakımından öncelikle zarara sebebiyet veren trafik kazasının gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde kusur durumlarının ve kural ihlallerinin tespiti hususunda yapılan incelemede, dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün aracını park ettiği sırada gerçekleştiği, kaza anında davacıya ait aracın park halinde olup bir kural ihlalinin bulunmadığı, davalı araç sürücüsü ...'nın ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/l maddesinde düzenlenen "Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma," hükmünü ihlal ettiği, davalının asli ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği gözetilerek %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. 6-Davacının kaza sonucu oluşan hasarın onarım bedelinin ve değer kaybı zararının tespiti hususunda otomotiv konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 01/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle davacıya ait aracın kaza öncesi rayiç değerinin 650.000,00-TL olduğu, hasarın onarılmasının ekonomik olduğu, onarım bedelinin KDV dahil 7.058,90-TL olacağı, kaza öncesine göre kaza nedeniyle gerçekleştirilen onarımlardan dolayı 15.000,00-TL değer kaybı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı davalı araç sürücüsü ... tarafından itirazlar sunulmuş ise de, bilirkişi raporunda aracın onarım sonrasında 15.000,00-TL değer kaybı zararına uğrayacağı yönünde görüş bildirildiği, davacıya ait aracın kaza öncesinde hasar kaydının bulunmadığı ve kaza tarihinde 93.264-KM kullanılmış olduğu, aracın kaza nedeniyle ön tampon ve sol ön çamurluğunda onarım yapıldığı, 2 parça boya işlemi nedeniyle oluşan onarım bedeli 7.058,90-TL olarak belirlenmiş ise de, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre değer kaybı zararının serbest piyasa rayiçlerindeki gerçek zarara göre belirlenmesi gerektiği, daha önce onarım görmemiş orjinal nitelikteki bir aracın 2 parçasında boya işlemi görmesiyle rayiç değer ve segmentine göre 15.000,00-TL değer kaybı zararına uğramasının piyasa şartlarına göre mümkün ve makul olduğu değerlendirildiğinden bilirkişi görüşüne itibare dilerek davacıya ait aracın 15.000,00-TL değer kaybına uğradığı kabul edilmiştir. 7-Davacı vekilinin 13/09/2024 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değerinin 15.000,00-TL yükseltildiği ve kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte zararın tahsilinin talep edildiği görülmüştür. Mahkememizce kabul edilen 15.000,00-TL zarara yükseltilen dava değeri üzerinden yapılan değerlendirmede, davacının zararını ve kusur sorumluluğunu ispat ettiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı sigorta şirketinin hasar onarım bedeli olarak dava öncesinde davacının Kasko sigortacısına 7.058,90-TL ödeme yaptığı ve 120.000,00-TL poliçe limitinden bakiye sorumluluğunun 112.941,10-TL kaldığı, mahkememizce hükmedilen değer kaybı zararı tazminatının poliçe limiti dahilinde olduğu gözetilerek sigorta lehine poliçe limitinden kaynaklanan bir muafiyet tanınmamıştır. Davalı ... tarafından yargılama sırasında tazminatın sigorta şirketinden karşılanması gerektiğini savunmuş ise de sigorta şirketiyle araç maliki arasındaki sorumluluk sıralı bir sorumluluk değil zarar görene karşı birlikte sorumluluk türündedir. Zarar gören zararını aracın işleteni sıfatına sahip malikinden, sürücüsünden veya KZMMS sigortacısından talep edebilir. Sigortalı araç malikinin zarar görene yaptığı ödemeleri, KZMMS poliçe teminatı kapsamında kalmak kaydıyla sigortaya rücu etmesi mümkün ise de bu husus zarar görene karşı ileri sürülemeyecek olup davalının bu yöndeki itirazları yerinde görülmediğinden sigorta şirketi ve araç malikinden zararın müştereken ve müteselsilen tahsili yönünde hüküm kurulmuştur. Davacı vekili tarafından kaza tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle zararın tahsili talep edilmiştir. Davacının dava öncesinde davalı şirkete 20/09/2023 tarihli e-posta ile yazılı başvuruda bulunduğu ve sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda 03/10/2023 tarihinde temerrüde düşeceği gözetilerek sigorta şirketi 03/10/2023 temerrüt tarihinden itibaren faiz ile sorumlu tutulmuştur. Davalı araç sürücüsü ve maliki ... ise kaza tarihinde ayrıca bir ihtar şartı gerekmeksizin zarardan sorumlu olduğundan kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Faiz türü yönünden yapılan değerlendirmede, davalının sigortalısı olan aracın ruhsat kaydı ve poliçesine göre hususi nitelikte olduğu anlaşıldığından ticari faiz talep edilemeyeceği gözetilerek tazminata yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. 8-"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 15.000,00-TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumluluğu poliçe limiti 112.941,10-TL aşılmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına davalı ... yönünden 16.05.2023, davalı... Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihi 03.10.2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65-TL harçtan peşin olarak alınan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak alınan 254,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 342,60-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 254,45-TL toplamı 682,05‬-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 864,00-TL posta ve tebligat ücreti, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 4.291,6‬0-TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekili ile davalı ...'nın yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/11/2024 Katip... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/298, K. 2024/1016, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-298-e-2024-1016-k-b6b81d83891d