İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/838 E. 2024/789 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/838
- Karar No
- 2024/789
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/838 Esas KARAR NO : 2024/789 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/10/2023 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 23.06.2023 tarihindeki “teklif formu/sipariş sözleşmesi” ile KDV dahil 732.024,80 TL lik mal vermeyi taahhüt ettiği, davacı Taşkale şirketince diğer davacı ... Beton şirketine 30.09.2023 vadeli... no.lu 400.000,00 TL bedelli ve 31.10.2023 vadeli ... no.lu 400.000,00 TL bedelli iki adet çek düzenlendiği, çekin cirolandığı ve çeklerin 26.06.2023 tarihli 17 no.lu davalının Tahsilat Makbuzu ile davalıya verildiği, ancak davalı yanca çek bedeli karşılığı olan tuğlaların tamamının teslim edilmediği gerekçesi ile 31.10.2023 vadeli... no.lu 400.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız kaldığı borcun olmadığının tespiti talep edilmiştir. Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermediği görülmüştür. Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. Dava menfi tespit davası olarak ikame edilmiş ise de yargılama sırasında ibraz edilen çek için ödemenin yapıldığı görüldüğünden davaya istirdat olarak devam edilmiştir. Davaya konu çek incelendiğinde; 2 nolu davacının keşideci, 1 numaralı davacının lehtar, davalının ise ciro sonucu hamil olarak yer aldığı ibraz sonucu çek bedelinin ödendiği görülmüştür. Dava dilekçesinin ekinde tahsilat makbuzu başlıklı belge incelendiğinde; "cari hesaba mahsuben tahsil kaydıyla" alındığının yazılı olduğu görüldüğünden taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Bilirkişiden alınan 05/07/2024 tarihli raporunun sonuç kısmına göre; "Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile Davacı...Betonarme Yapılar San.Ve Tic.Ltd.Şti. yasal defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporum içinde açıklanan nedenlerle, 1) Davacı...arafından davacı ...şirketine her biri 400.000 TL lik iki adet toplamı 800.000 TL lik çek verildiği, Davalı tahsilat makbuzu ile çeklerin teslim alındığı, 30.09.2023 ve 30.10.2023 vadeli çeklerin ödendiği, 2) Davalı yanca savunma dilekçesi ve ticari defterlerin bulunduğu adres bilgisi verilmediğinden incelenemediği, 3) Davacı... şirketinin Merkez adresinin İstnbul olması sebebi ile incelenemediği, S.M.Mali Müşaviri ... ile görüşüldüğünde dava konusu ile ilgili davacı ... şirketine toplamı 800.000 TL lik çek verildi kaydının olduğu belirtildiği, 4) Davacı ...irketinin incelenen 2023 yılı yasal defterlerinde davacı...toplamı 800.000 TL lik çeki aldığı ve çekleri davalı şirkete verildiğinin kayıtlı olduğu, 30.06.2023 öncesine ait davalının takip edildiği 320.ATA muavin kaydında bir kayda rastlanmadığı, çek verildi kaydı ile başlayan ticari ilişkinin kayıtlı olduğu, davacı yanca verilen toplamı 800.000 TL lik çeklere karşılık davalı yanca 5 adet toplamı 255.544,26 TL bedelli fatura düzenlendiği, davacının yasal defter kaydına göre davalıya fazladan 544.455,74 TL lik ödeme yapmış olduğu kayıtlıdır. Nihai Takdir Sayın mahkemeye ait olmak üzere görüş ve önerilerimi saygılarımla arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir ( HGK 2013/19-1155 E., 2014/660K.). Tüm bu nedenler ile çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü çekin bedelsiz olduğunu savlayan tarafa aittir. Davacı taraf çekin satış sözleşmesine karşılık olarak düzenlendiğini ancak ürün teslim edilmediğinden çekin bedelsiz kaldığını iddia ettiğinden alt ilişkinin ispatı için yazılı delillerini sunması gerekecektir. Dava dosyasında taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de (teklif formunda imza bulunmadığından); açıkça itiraza uğramayan dava dilekçesinin ekinde davalı tarafından düzenlenen tahsilat makbuzuna göre dava konusu çekin cari hesaba mahsuben tahsil kaydıyla alındığının belirtildiği, bu hali çekin 1 numaralı davacı tarafından davalıya cari hesap alacağına mahsuben cirolandığı, ancak incelenen ticari defterlere göre davalının satım sözleşmesine ilişkin davacının fazla ödeme aldığı aksinin davalı taraf ticari defterlerinin adresini bildirmediğinden ispat edilemediği anlaşılmakla, çekin bedelsiz kaldığı görüldüğünden davanın kabulüne, kabul edilen bedele ödeme tarihinden itibaren taraflar tüzel kişi tacir olduğundan avans faize hükmetmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; 400.000,00 TL' nin davalıdan ödeme tarihi olan 31/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak davacılara verilmesine, 2-Alınması gereken 27.324,00 TL karar ve ilam harcının yatan 6.831,00 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 20.493 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacılar tarafından yatırılan ve harcanan 6.831,00 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 917,25 TL posta ve diğer giderler ile 2.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 10.018,1 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 62.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır