İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/726 E. 2024/1021 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/726
Karar No
2024/1021
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/726 Esas KARAR NO : 2024/1021 DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 07/09/2023 KARAR TARİHİ: 19/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; ".... Müvekkil 22/05/2023 tarihinde saat 10.30 sıralarında İnternet üzerinden... hesabına giriş yapmak istemiştir. İnternet arama motorunda... yazılı ilk sayfaya girmiş ve açılan sayfada... ana sayfasından hesap bilgilerini girmiştir. Ekte sunduğumuz bilgisayar görüntüsünde yapılan işlemin... ana sayfası olduğu belirtilmiştir. Yönlendirilen sayfaya cep telefonu ile müvekkil gelen şifreyi girmiş işlemlere devam etmiştir. . Müvekkilin Cep telefonuna bankadan şifre mesajları gelmeye başlamış ve . müvekkil banka sayfasında sorun olacağı düşüncesi ile gelen şifreleri İnternet sayfasına girmiştir. İşlem sürekli tekrarlanmaya başlayınca müvekkil hesabının bağlı olduğu Şirinyer... şubesini aramıştır. Bankaya durumu anlatmış banka tarafından müvekkilin hesabından 2 işlem de para çekildiği belirtilmiştir. Bankaya böyle bir şey olamayacağı bilgisi dahilinde olmadığı belirtilmiş akabinde Şüpheli işlem olarak değerlendirilere hesaba bloke konulmuştur. Müvekkilin hesabından ... adına ... Bankası TR... iban numaralı hesaba 165.00-TL.... adına yine ... Bankası TR... iban numaralı hesaba 127.000-TL. Gönderilmiştir.... isimli şahsın hesabına giden paranın 19.950 TL sinin ... hesabına , 19900 TL sinin ... ... isimli şahsın hesabına, 19.000 TL 10.000 TL, 12.500 TL sinin ...... isimli şahsın hesabına ve 10.240 TL sinin ... Bankası... isimli şahsın hesabına gönderildiği paranın dağıtımın yapıldığı müvekkile banka tarafından iletilmiştir. Müvekkil giriş yapmaya çalıştığı URL yi hatırlamamakta olup... ana sayfası olarak giriş yapmış ve banka şubesi de google arama ilk çıkan sayfanın ana sayfaları olmadığını url nin sonunda kelime olduğu taklit sayfa olması nedeniyle dolandırıldığını belirtmişlerdir. Aynı sayfa aynı gün içinde kaldırılmıştır Banka bu parayı ödeyemeyeceklerini sahte sayfa olsa da url ye dikkat edilmedi gerektiği bu sebeple kendilerinin kusurunun bulunmadığın belirtmiş aynı dakikalarda hesaba bloke konulmasına rağmen paranın diğer hesaplardan dağıtımını engellememiştir. Bankanın yüklü miktarda para çıkışı olmasına rağmen müvekkile hiç bir bildirim göndermediği gibi diğer bankalardaki güvenlik önlerinin çok altında bir koruması olduğu anlaşılan davalı kurumun zafiyetiyle müvekkilin parası bankanın hesabından alınmıştır. Müvekkilin paranın aktarılmasında hiç bir şekilde kusuru bulunmamaktadır. İnternet şubesinden sayfanın sahte olabileceğini anlaması mümkün olmayıp tüm işlemleri bilgileri ana sayfasından girmiş ve şifre göderilerek işleme devam etmiş olup bu şifre ile hesaba girecek iken girememiş ve tekrar şifre gelmiş olması normal sıradan hatta banka çalışanın dahi anlayabileceği bir durum olmayıp hesaba giriş işleminde bir sıkıntı olmayacağı düşüncesi ile hareket etmiştir. Bu sebeple bu sayfayı google takit etmeyen bildirim yükümlülüğü bulunmasına rağmen bu yükümlülüğü yerine getirmeyen bankanın tam kusuru bulunmaktadır. Başkaca bankalar kredi kartının normal akışın dışında kullanılması durumunda dahi bildirim göndererek uyarı verirken davalı banka yüklü bir miktarda paranın çıkışında hiçbir şey yapmamıştır. Bankanın bu durumunu bilen hacker larda bu güvenlik açığından faydalanarak insanların emanet ettiği paraları kendi hesaplarına bir dakikada geçirmişlerdir. Bizim dışımızda aynı sayfayı kullanan bir çok insanda dolandırılmış olabilir. Bu şekilde bir dolandırıcılığı çok basit bir şekilde engelleme şansı bulunan banka gerekli önlemleri almayarak müvekkilin parasını çalınmasında başlıca kusurlu durumundadır SMS ile bildirim, tek kullanımlık şifre, elektronik imza gibi teknolojik uygulamalara geçmemesi zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır. 5411 sayılı Bankalar Kanunu 61. maddede, mevduat sahiplerinin geri alma haklarının hiçbir suretle sınırlandırılamayacağı (TMK’nın rehin, hapis hakkı, TBK’nın alacağın temliki- devri, takas hükümleri ve diğer kanunların verdiği yetkiler ve yükümlülükler saklıdır) hükmü yer almaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, ödünç (karz) ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 s. Borçlar Kanunu’nun 306. vd. maddelerinde karz akdi düzenlenmiş olup, karz akdinde, ödünç veren bir miktar paranın yahut diğer mislî şeyin mülkiyetini ödünç alana nakleder, ödünç alan da aynı nevîden şeyleri geri vermekle yükümlü olur. Ödünç verilen parayı banka, kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Usulsüz tevdiye dair BK.nın 472/1. maddesi uyarınca da paranın nef’i ve hasarı saklayana, yani bankaya geçer. Saklayan banka, bu parayı kendi yararına kullanabilir, bu hükümler uyarınca, usulsüz işlemle kötü niyetli 3. kişilerce çekilen, EFT, havale edilen paralar, aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin; niteliği belirtilen sözleşme uyarınca bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Ancak, banka usulsüz işlemde mevduat sahibinin ispatlandığı takdirde, kusuru üzerinden alacakdan mahsup talebinde bulunabilir. Banka basiretli tacirden beklenen özeni göstermek zorunda olup, en hafif kusurundan dahi sorumludur ve bu sorumluluğu kaldıran sözleşme hükümleri de geçerli değildir. Bankalar, bir güven kurumudur, objektif özen borcu bulunduğundan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 818 sayılı Borçlar Kanununun (818 sayılı BK) 99/2 ve 100/3 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı TBK) 115/3 ve 116/3) maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6762 sayılı TTK) 20/2. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı TTK) 18/2) maddesi gereğince, tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru var ise 818 sayılı BK’nın 44. (6098 sayılı TBK’nın 52.) maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 818 sayılı BK’nın 96. (6098 sayılı TBK’nın 112.) maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup, ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür Yargıtay 11. Hukuk dairesi E. 2010/9742 sayılı dosyasında davacının şifre ve parolasını koruyamamasının zararın meydana gelmesinde etkili olduğu gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda %20 oranında kusurlu kabul etmiştir. Oysa, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan çekilerek başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının insiyatifine bırakması, SMS ile bildirim, tek kullanımlık şifre, elektronik imza gibi teknolojik uygulamalara geçmemesi zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır. O halde somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde, yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.Yargıtay... Hukuk Dairesi 11.03.2019 tarih ve... K. sayılı kararıyla, banka hesabındaki parası bilgisi dışında çekilen kişinin, yapılan bu işlemde, üçüncü kişilerle el ve işbirliği ile veya başka şekilde kusurlu davrandığı kanıtlanmadıkça, bankanın hesaptan çekilen tüm paradan sorumlu olduğuna karar vermiştir. Söz konusu kararda, “davalı banka tarafından, hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötüniyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu önlemleri kullanmayı, müşterileri için zorunlu hale getirmediği anlaşılmaktadır” denilerek, bankanın sorumluluğu ve yeterli derecede güvenlik sağlamasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yukarıda açıkladığımız üzer müvekkilin parası davalı bankaca gerekli korumanın sağlanmaması nedeni ile 3. Kişilerin eline geçmiş olup bu hususta soruşturma dosyası devam etmektedir. Bankanın tam kusurlu olarak müvekkilin hak kaybına sebebiyet vermesi nedeniyle iş bu alacak davası açılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak şartıyla 292.000 TL.nin 22/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini vekaleten talep ederim." şeklinde talep ettiği görülmüştür. SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde ; Davacı... bankamızın ... numaralı müşterisidir. Davacı...'ın bankamız nezdinde... numaralı ve ... numaralı GKTİ (Gerçek Kişi Ticari İşletme) hesapları bulunmaktadır. (EK-1 MÜŞTERİ EVRAK VE SÖZLEŞMELERİ) Müşterinin bu hesaplarından ... numaralı hesabından 165.000 TL EFT yapılmıştır. Müşterinin bu hesaplarından... numaralı hesabından 127.000 TL EFT yapılmıştır. Bu işlemler 22.05.2023 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Davacı tarafın bankamızın sistemlerinde kayıtlı cep telefonu numarası ...'dir. Nitekim davacının siber suçlarla mücadele şube müdürlüğünde verdiği 22.05.2023 tarihli ifadesinde telefon numarasının ... olduğunu beyan etmiştir. Bu nedenle davacı tarafın fiilen kullanmakta olduğu telefon numarası ile bankamızda kayıtlı telefon numarası arasında uyumsuzluk bulunmadığı sabittir. Aşağıda detaylı olarak açıklanacağı üzere tüm işlemler müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonu numarasına SMS ile gönderilen şifrelerin başarılı şekilde girilmesi sonucunda gerçekleştirilmiştir. DAVACI TARAF ECZACI OLUP, TACİRDİR. BUNA RAĞMEN DAVACI TARAF KENDİ ÜZERİNE DÜŞEN OBJEKTİF ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMEMİŞ, BASİRETLİ BİR TACİR GİBİ DAVRANMAMIŞTIR. Davacı tarafın hesapları gerçek kişi ticari işletme hesabı olup, davacı... eczacıdır. (EK-2 ECZANE RUHSATNAMESİ VE VERGİ LEVHASI) Yargıtay uygulamalarında ECZACILAR TACİR OLARAK KABUL EDİLMEKTEDİR. Yargıtay'ın bu konudaki görüşü güncel kararlarda devam etmektedir. Ayrıca davacı taraf tacir olduğu için bankamızla yapmış olduğu sözleşmelerdeki hükümler genel işlem koşulu olmaksızın tatbik edilebilir vaziyettedir.Davacı tarafla bankamız arasında 21.10.2020 tarihli Ticari Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi imzalanmıştır. İşbu sözleşmenin hükümlerinin huzurdaki davada uygulanması ve dikkate alınması gerekir. İşbu sözleşmenin şubesiz bankacılık kanalları başlık 10. madde ve devamı maddelerinde davacının yükümlülükleri ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde özellikle 10.25, 10.26, 10.27, 10.30, 10.35 ve 10.47 kenar başlıklı maddeler ön plana çıkmaktadır. Çünkü bahsi geçen maddelerde davacı taraf ... ŞİFRE, SOFT OTP, SMS ŞİFRE, MOBİL İMZA GİBİ EK GÜVENLİK UYGULAMALARI TARAFINDAN ÜRETİLEN ŞİFRELERİ ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARLA PAYLAŞMAYACAĞINI, kendisi dışında hiç kimsenin kullanımına izin vermeyeceğini, şifrenin kendisinin dışında veya yetkisiz kişiler tarafından kullanılması neticesinde doğabilecek zararlardan bizzat kendisinin, tüzel kişinin sorumlu olacağını, bankanın sorumlu tutulamayacağını kabul ve taahhüt etmiştir. Ayrıca davacı taraf şubesiz bankacılık kanalları vasıtası ile vereceği talimatlar uyarınca bankanın işlem yapmasını kabul etmiştir. Daha da önemlisi müşteri, banka tarafından gönderilen mesajların/bildirimlerin her ne şekilde olursa olsun 3. şahıslarca öğrenilmesi veya 3. şahısların bu bilgilere ulaşması konusunda bankanın herhangi bir sorumluluğu olmadığını, bu nedenle bankadan herhangi bir hak ve talebinde bulunmayacağını kabul etmiştir. OLAYLARIN YAŞANIŞ BİÇİMİ VE MADDİ HAKİKAT DAVACININ İDDİA ETTİĞİ SURETLE CEREYAN ETMEMİŞTİR. Davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde sunduğu ekran görüntüsünden "...i siteye girerek, bu sitede işlem yaptığını iddia ettiği anlaşılmaktadır. Oysaki davacının dava konusu ettiği 22.05.2023 tarihli işlemlerden ÖNCE, müşterilerimizin hiçbir şekilde sahteciliğe ve dolandırıcılığa maruz kalmaması için 16.05.2023 tarihinde aşağıdaki şekilde bilgilendirici bir SMS bankamız tarafından gönderilmiştir. Söz konusu SMS davacı tarafa da gönderilmiş olup, SMS'in okunduğu bilgisi sunucularımıza iletilmiştir. Sunucudan alınan görüntü aşağıdaki gibidir. Görüleceği üzere davacı taraf işlem güvenliği için bankamızca gönderilen SMS'i okumuş olmasına rağmen buradaki bilgilendirmeleri sarfı nazar etmiş ve işlem esnasında bankaya ait bir adres/URL üzerinden işlem yapıp yapmadığını kontrol etmemiştir. 22.05.2023 tarihinde davacı tarafa bankamızın sistemlerinden internet bankacılığı giriş şifresi gönderilmiştir. Davacı tarafa gönderilen SMS şifresinin doğru ve başarılı olarak girilmesini müteakip iki aşamalı doğrulama sonrasında internet bankacılığına giriş sağlanmıştır. DAVACININ BAŞTAN AŞAĞI TEK BAŞINA VE İNKAR EDİLEMEZ ŞEKİLDE AĞIR KUSURLU OLDUĞUNU ORTAYA KOYAN EN ÖNEMLİ KISIM İSE AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDEDİR.Davacı tarafa gönderilen SMS şifresinin doğru olarak girilmesini müteakip 2 AŞAMALI DOĞRULAMA SONRASINDA GİRİLEN internet bankacılığı üzerinden MOBİL BANKACILIK AKTİF HALE GETİRİLMİŞ ve MOBİL BANKACILIK İÇİN YETKİLİ CİHAZ TANIMLAMASI yapılmıştır. BU NOKTADA HEM SAYIN MAHKEMENİN HEM DE BİLİRKİŞİ HEYETİNİN MUTLAKA DİKKAT ETMESİ GEREKEN; DAVACIYA MOBİL BANKACILIĞIN AKTİF HALE GETİRİLDİĞİNE DAİR SMS GÖNDERİLMİŞ OLMASI DAHA DA ÖNEMLİSİ BU SÜREÇTE GÖNDERİLEN SMS ŞİFRESİNDE, ŞİFRENİN MOBİL BANKACILIK İÇİN CİHAZ YETKİLENDİRMESİNE AİT OLDUĞUNUN AÇIKÇA BELİRTİLMİŞ OLMASIDIR. SMS içeriklerinde her şey net biçimde yer almaktadır. Davacı taraf SMS içeriğini okumadan şifre girişi yaptı ise tek başına ağır kusurludur. Eğer davacı taraf SMS içeriğini okuyarak şifreyi girdiyse mobil bankacılık için yetkili cihaz tanımlaması davacı tarafın isteği ve iradesi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. 165.000 TL ve 127.000 TL EFT işlemleri ise davacının aktifleştirerek, yetkilendirdiği mobil bankacılık üzerinden yapılmıştır. Bu işlemlerin tabi olduğu düzenleme ise aşağıda açıklandığı gibi olup, görüleceği üzere mevzuat uyarınca bankamızın hiçbir kusuru bulunmamaktadır. (EK-3 DAVACIYA GÖNDERİLEN TÜM SMSLER)DAVACI TARAF EFT İŞLEMLERİNE DAİR HERHANGİ BİR SMS ŞİFRESİ YA DA ONAYI GÖNDERİLMEDİĞİNİ, BU NEDENLE BANKANIN GEREKLİ ÖZENİ GÖSTERMEDİĞİNİ İDDİA ETMİŞ İSE DE MEVZUAT UYARINCA BÖYLE BİR ŞEY GEREKLİ VE MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bilindiği üzere bankaların işleyişlerine dair usul ve esaslar kanun, yönetmelik, genelge vb. mevzuatlar ile düzenlenmektedir. Bankalarca Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Yönetmeliğin 34. maddesinin 7. fıkrasına göre banka, MOBİL BANKACILIK UYGULAMASINI YÜKLEYEREK AKTİFLEŞTİRMİŞ OLAN MÜŞTERİLERİNE, oturum açma ya da OTURUMUN DEVAMINDA HERHANGİ BİR İŞLEMİN DOĞRULANMASI İÇİN HİÇBİR ŞEKİLDE SMS İLE OTP YA DA DOĞRULAMA KODU GÖNDEREMEZ ve bunu bir kimlik doğrulama unsuru olarak kullanamaz. Yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf mobil bankacılık uygulamasını yükleyerek aktifleştirmiş ve yetkili cihaz tanımlaması yapmıştır. Davacı tarafa gönderilen kısa mesajda SMS şifresinin mobil bankacılık cihaz yetkilendirmesi işlemine ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Çok açıktır ki davacı taraf bu şifreyi bile isteye (ya da TACİR OLMASINA RAĞMEN SMS İÇERİĞİNİ OKUMADAN BAŞLI BAŞINA AĞIR KUSURU İLE HAREKET EDEREK) girmiş ve yetkili mobil cihaz tanımlaması gerçekleştirmiştir. Bundan sonra (OTURUMUN DEVAMINDA) mobil bankacılık üzerinden yapacağı herhangi bir işlemin doğrulanması için SMS ile OTP ya da doğrulama kodu gönderilmesi gerekmemekte olup ZATEN MEVZUATTA BUNUN GÖNDERİLEMEYECEĞİ düzenlenmiştir. Davacı tarafın bankamıza kusur izaf etmeye çalıştığı gelişi güzel iddiaların mevzuat karşısında hiçbir dayanağı olmadığı ortadadır. KENDİSİ DE TACİR OLAN DAVACI TARAF BANKAMIZIN AĞIRLAŞTIRILMIŞ ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜNE TABİ OLDUĞUNDAN BAHİSLE KASTEN (YA DA EN AZINDAN AĞIR KUSURUYLA) YAPTIĞI İŞLEMİN SONUÇLARINI BANKAMIZA YIKMAYA ÇALIŞMAKTAYSA DA DAVACI TARAF HER HALÜKARDA TEK BAŞINA AĞIR KUSURLUDUR. AĞIR KUSUR İLLİYET BAĞINI KESER. Yukarıda arz edildiği üzere davacı taraf tacirdir. Tacir olan davacının objektif özen yükümlülüğüyle ve basiretli davranma kaideleriyle bağlı olduğu pek tabidir. Bu durum TTK madde 18/2 gereğidir. Kusursuz sorumluluk hallerinde DAHİ zarar görenin ağır kusuru varsa illiyet bağının kesileceği kabul edilmektedir. Zaten bankalar kusursuz sorumluluğa tabi kurumlar değildir. Süreçte ilk olarak iki aşamalı doğrulamayla internet bankacılığına girilmiş, burada ayar değişikliği kısmında Şeker Mobil Şube (mobil bankacılık işlem kullanım izni) kullanım izni aktif hale getirilmiş, bunun için gönderilen SMS şifresi doğru girilmiştir. Davacı tarafa gönderilen SMS şifresi mesajında mobil şube için cihaz tanımlaması yapmakta olduğu, şifrenin buna ilişkin olduğu açıkça yazmaktadır. Davacı tarafın bu şifreyi bilerek, isteyerek girdiği bu itibarla işlemin iradesini yansıttığı karinedir. Öte yandan şayet tacir olan davacı bu şifreyi SMS'i okumadan girdiğini iddia ediyorsa tacir olan davacının yegane ağır kusurlu olduğu tartışmasız derecede ortadadır. Üstelik davacı taraf şifrenin iletildiği SMS'İ OKUSAYDI UĞRADIĞINI İDDİA ETTİĞİ ZARARIN HİÇBİR ZAMAN GERÇEKLEŞMEYECEĞİ izahtan varestedir. Çünkü davacı taraf SMS'i okusaydı ve "hayır ben mobil şube için yetkili cihaz tanımlamıyorum bir yanlışlık var" deseydi dolandırıcı olduğunu iddia ettiği şahısların cihazı mobil şubecilik için tanımlanmaz, bu şahıslar da OTURUMUN DEVAMINDA davaya konu işlemleri yapamazlardı. Her halükarda davacının ağır kusuru nedeniyle illiyet bağı kopmuştur.Tacir olan davacının afaki iddialarının aksine bankamızın tüm savunmaları somut delillere ve yüksek yargı kararlarına dayanmakta, her birinin mevzuatta ve sözleşmede karşılığı bulunmaktadır. Maddi hakikat ve yüksek yargı kararlarıyla bağdaşmayan işbu davanın reddinin gerektiği muhakkaktır. Usule, yasaya, yerleşik yüksek yargı kararlarına ve maddi hakikate aykırı düşen DAVANIN REDDİNE, Yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin DAVACIYA TAHMİLİNE, hükmolunmasını bilvekale arz ve talep ederiz." şeklinde talep ettiği görülmüştür. GEREKÇE : Dava; taklit internet bankacılığı işlemi nedeniyle bankanın sorumluluğuna ilişkin olduğu, bankacılık işleminden doğan ve bu nedenle de ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın esası hakkında karar verme yetkisinin Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 1232 sayılı kararında düzenlenen ve bu nedenle de ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev alanı kapsamında kaldığı, HSK iş bölümü kararı gereği, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla dava dosyasının görevli ve yetkili İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 25/11/2021 tarihli ayılı kararı gereğince 15/12/2021 tarihinden itibaren açılacak dava ve işlere İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilmesine karar verildiği anlaşılmakla dava dosyasının İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 2-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına , 3-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, niteliği itibariyle Kesin Olarak oy birliği ile karar verildi. 19/11/2024 Katip... ¸e-imza Hakim... ¸e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/726, K. 2024/1021, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-726-e-2024-1021-k-606c56bdc85d