İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/221 E. 2023/1067 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/221
- Karar No
- 2023/1067
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/221 Esas KARAR NO : 2023/1067 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/03/2023 KARAR TARİHİ : 26/12/2023 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalının ilgili idarelerden ihale yoluyla aldığı... İhale kayıt numaralı-... İstihkam Okulu Eğitim Destek Binası Wc/Banyo/Mutfak Onarımı İşinin ve İzmir Mrk. Komutanlığının ... No.lu Spor Salonu Elektrik Tesisatı, Aydınlatma, Zemin Döşeme, Asma Tavan, Çatı, İç ve Dış cephe onarımı ve bakımı işlerini tamamen üstlendiğini, ilgili işleri tamamladığını ve davalıya fatura ettiğini, ancak, müvekkilince defalarca kez talep edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafından ilgili faturalara dair herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı borçlu ile müvekkili arasında hizmet sözleşmesine dayalı ilişki bulunmakta olup, müvekkili tarafından üstlenilen işlerin yapıldığının idare kayıtları ve faturalardan da anlaşıldığını, müvekkili, davalının kendisine faturadan kaynaklanan borçlarını ödememesi sebebiyle davalı aleyhine 28.11.2022 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E. Numaralı dosyası ile 313.880- TL tutarlı ilamsız icra takibi başlattığını, 06.12.2022 tarihinde davalı tarafça yetki ve borca itiraz edildiğini, yetki itirazının kabul edilerek dosyanın Torbalı İcra Müdürlüğü’ne gönderilerek Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyası ile icra takibine devam edildiğini, Torbalı İcra Müdürlüğü’nün...E. numaralı icra dosyasına, davalı 21.12.2022 tarihinde borcun aslına, fer’ilerine ve faiz oranına itiraz ettiğini, davalı tarafın itirazında, fatura alacağının yargılama gerektiren türden bir alacak olması sebebiyle icra dosyasına itiraz etmişse de, faturalara davalı tarafça herhangi bir itiraz bulunmadığından aslen yargılamayı gerektirir herhangi bir durumun bulunmadığını, borcun varlığının sabit olup, davalı tarafın varlığını bildiği ve kabul ettiği borcun geciktirilmesi adına haksız şekilde itirazda bulunduğunu, bu sebeple, ödenmeyen likit alacaklarına istinaden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olması sebebiyle, icra dosyasına icra takibi başlangıç tarihinden itibaren işlemek üzere TTK. 1530. Maddesi gereği ticari temerrüt faizi uygulanmış olup, işletilen faizde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, tüm bu sebeplerle, davalı borçlunun müvekkilinin alacağını tahsilini zorlaştırmak amacıyla asıl alacağın tamamına, faiz ve ferilerine itiraz etmiş olması nedeniyle davalı borçlu taraf ile yapılan 17.02.2023 tarihli arabuluculuk görüşmesinde de anlaşmaya varılamamış olduğundan işbu davanın açılması gereği hasıl olduğunu, bu nedenlerle Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında açılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline, 313.880 TL ana paranın işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına, itirazın kötüniyetli ve haksız olması sebebi ile davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; iş bu haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça iddia edilen olayların gerçek dışı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hizmet sözleşmesi yapılmadığını, bu nedenle davacı tarafça sunulacak olan sözleşmelerdeki imzaya ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini, davacı tarafça belirtilen ihalenin davacının kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığını, anılı ihalenin, müvekkilinin davacıya verdiği vekaletname ile müvekkili adına alınmış ve işler bizzat müvekkili tarafından yürütüldüğünü, yapılan harcamaları ise müvekkilinin bizzat yaptığını, vekil olan davacının, vekil sıfatıyla varsa yapmış olduğu masrafların tamamının zaten müvekkili tarafından kendisine ödendiğini, iş için gerekli malzemelerin de müvekkilinden alındığını, hayatın olağan akışı içinde vekil, herhangi bir masraf yapmış ise, bu masrafı müvekkilinden aldığı yönünde genel karine mevcut olduğunu, nitekim dava konusu ihale konusu iş için yapılan masrafların tamamının müvekkili tarafından yapıldığını, davacı tarafça iddia edildiği gibi müvekkilinin davacı ile ne bir hizmet sözleşmesi ne de bir iş devrinin kesinlikle olmadığını, zira davacı tarafın celbini istediği idare kayıtlarının dosyaya geldiğinde açıkça görüleceğini, idareye faturaların müvekkili tarafından kesildiğini, bu nedenle davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın müvekkiline faturalar kestiğini ve müvekkilinin de iş bu faturaları kabul ettiğini iddia ettiğini, ancak müvekkili tarafından davacının herhangi bir faturası kabul edilmediğini, müvekkiline ait defter kayıtları incelendiğinde de bu hususun açıkça ispat olunacağını, belirtmek gerekir ki müvekkilinin iş bu faturalardan haberinin dahi olmadığını, müvekkilinin iş bu faturalardan icra takibinin başlaması ile haberdar olduğunu ve süresinde de itiraz ederek iş bu faturaları ve borcu kabul etmediğini açıkça davacıya bildirdiğini, bu nedenle davacı tarafça müvekkilinin KEP adresine faturaların tebliğ edildiği yönündeki beyanların kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğu yönündeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle iddialara ve iddialar doğrultusunda talep edilen ticari temerrüt faizini kabul etmediklerini, işletilen faizin usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Torbalı İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ihale yatıları, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 10/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; dosya kapsamı ve tarafların ticari defterleri ve dayanağı belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “Analiz Tespit Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda; Davacı Ticari Defterlerinin Tasdikine İlişkin Yapılan İncelemede; Davacının Defter beyan sistemine tabi olduğu, Defter-Beyan Sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tutulan defterlerin açılış onayı; ilk defa veya yeniden işe başlama ile sınıf değiştirme hallerinde kullanmaya başlamadan önce, izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları ise defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk gününde Başkanlık tarafından elektronik olarak yapıldığı, Açılış onayının 213 sayılı Kanunda öngörülen tasdik hükmünde olduğu, defterlere ait oldukları takvim yılının son ayını takip eden dördüncü ayın sonuna kadar Başkanlık tarafından elektronik ortamda kapanış onayının yapıldığı, Defter-Beyan Sistemi üzerinden tutulan defterler, 213 sayılı Kanun kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edileceği, davacının 2022 yılında işletme defterine ve defter beyan sitemine tabi olduğu tespit edilmiş olup, sistemde tutulan defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6102 sayılı TTK’ da, tutulacak defterler arasında işletme defterinin yer almadığı ve kapanış onayına tabi olmadığı , Dosyada Bulunan Davalıya Ait Ba Formu üzerinde yapılan İnceleme Dosya kapsamında bulunan davalıya ait 2022 yılı Ba Formu üzerinde yapılan incelemede; takibe konu faturaların davalı Ba formunda yer aldığı tespit edilmiştir. (VUK. 523 nolu Tebliği gereği, 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyecek, sistem tarafından bildirim yapılmış olarak Ba-Bs formlarına dahil edilecektir. ) Davacıya ait ticari defter kayıtlarında; Takibe konu toplamı 313.880,00 TL tutarlı 2 adet faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, İşletme defterinin tek taraflı kayıt sistemi ile tutulması nedeniyle ödemelere/tahsilatlara ilişkin belgelerin ticari deftere kaydedilmediği, sadece gelir ve gider belgelerinin (fatura-fiş v.b.) kaydedildiği, İşletme defterinin tek taraflı kayıt sistemi ile tutulması nedeniyle ödemelere/tahsilatlara ilişkin belgelerin ticari deftere kaydedilmediği, sadece gelir ve gider belgelerinin (fatura-fiş v.b.) kaydedildiği, Davalı Ticari Defterlerinin Tasdikine İlişkin Yapılan İncelemede; -Davalının 2022 yılına ait incelemeye sunduğu yevmiye defterinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2022 yılı yevmiye defteri için süresinde yaptırıldığı, Davalıya ait ticari defter kayıtlarında; Davalının davacıya 2021 yılından 2022 yılına devreden 13.000,06 TL tutarında borçlu olduğu, 01.01.2022 tarihinde borcun ödendiği, Takibe konu olan 15.08.2022 tarihli... nolu 113.280,00 TL, 01.11.2022 tarihli ... nolu 200.600,00 TL tutarlı iki faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş olup, dosya kapsamında ihale projesi, imalat ve hakediş kayıtları, ihale dosyası bulunmakta olup uzmanlık alanıma girmediği için incelenememiştir ..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan para alacağının tahsili talepli başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında hizmet sözleşmesi ilişkisinin bulunduğunu, davalının dava dışı idareden aldığı ... ihale kayıt numaralı ...Okulu Eğitim Destek Binası Wc/Banyo/Mutfak Onarım İşi ve İzmir Merkez Komutanlığı2nı...olu Spor Salonu elektrik Tesisatı Aydınlatma, Zemin Döşeme, Asma Tavan, Çatı, İç ve Dış Cephe Onarımı ve Bakımı işlerini davacının üstlendiğini ve işleri tamamladığını, davalıya fatura düzenlendiğini ancak davalının faturalarla ilgili ödeme yapmadığını, ihale konusu işlerin hakedişlerinin davalı tarafça alındığını, faturaların e-fatura olarak davalıya ait KEP hesabına tebliğ edildiğini, davalı aleyhinde başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. 3-Davalı vekili cevap dilekçesinde, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın vekalet sözleşmesine dayandığını, dava konusu ihalelerin davalının davacıya verdiği vekaletname ile davalı adına alındığı ve işlerin davacı tarafça yürütüldüğünü, vekil olan davacının yaptığı masrafların davalı tarafça kendisine ödendiğini, iş için gerekli malzemelerin davalıdan alındığını, davacının masrafı olması halinde davalıdan almış olduğunun genel karine olduğunu, dava konusu işin yapımı için sarf edilen malzemelerin davalı tarafından alındığını, taraflar arasında hizmet sözleşmesi ve iş yeri devri bulunmadığını, davacının düzenlediği herhangi bir faturanın kabul edilmediğini, davacının icra takibi ve davada kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 4-Mahkememizce görev yönünden değerlendirme yapılması için davacı ve davalı hakkında tacir olup olmadıkları hususunda resen araştırma yapılmış, ilgili vergi dairelerinden gelen müzekkere cevaplarına göre her iki tarafın da son 3 takvim yılındaki elde ettikleri ticari satış hasılatlarına göre tacirlik sınırının üzerinde iş hacmine sahip oldukları anlaşıldığından tacir sıfatını haiz oldukları ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından mahkememizin uyuşmazlığın çözümünde görevli olduğu değerlendirilmiştir. 5-Uyuşmazlığın görülmesinde öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin tespiti gerekmektedir. Davacı tarafça taraflar arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ileri sürülmüş, davalı taraf ise taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi niteliğinde olduğunu savunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 33/1.maddesi uyarınca, Hâkim, Türk hukukunu resen uygular. Hem eser sözleşmesi, hem de vekalet sözleşmesi, taraflardan birinin belirli bir işi görmesi edimini üstlenmesini içerir sözleşmelerdir. Ancak özellikleri itibariyle farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadırlar. Eser sözleşmesi, taraflardan birinin eser meydana getirip teslim etmeyi, diğer tarafın ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir.Vekalet sözleşmesi ise, taraflardan birinin diğer tarafın yararına ve iradesine uygun olarak bir iş görme borcunu bir zaman kaydına bağlı olmaksızın ve nispeten bağımsız olarak üstlendiği fakat sonuç rizikosunu üstlenmediği, buna karşılık diğer tarafın bir bedel üstlenme zorunluluğunun bulunmadığı sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Eser sözleşmesinde bir sonuç meydana getirilmektedir. Vekalet sözleşmesinde ise, işin görülmesinin bizatihi kendisi belirleyici olmaktadır. Yani sonucun edimin ifa edilmiş olmasında etkisi bulunmamaktadır. Eser sözleşmesinde eserin ayıplı imal edilmesi halinde ayıp hükümleri uygulanır. Vekalet sözleşmesinde ise, özen yükümlülüğüne aykırılık belirleyici olmaktadır. Bir diğer ölçüt ise, masraflara iş sahibinin katlanması halinde vekalet, işi görecek olanın katlanması halinde ise eser sözleşmesi söz konusudur. Eser sözleşmesinde sonucun önceden taahhüde elverişli olması gerekir. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, davacının gerçekleştirdiği inşaat işleriyle ilgili işlerin belirli bir eserin meydana getirilerek teslim edilmesi şeklinde edim ve taahhüt içerdiği ihale dökümanlarıyla sabit olduğu, ihale işlerinin davalının davacı adına ve dava dışı Hasan Kudayyılmaz adına verdiği vekaletlerle yürütülmesinin taraflar arasındaki ilişkinin tümünü vekalet ilişkisine dönüştürmeyeceği, idare ile gerçekleştirilecek sözleşme ve diğer işlemlerde davalı adına imza yetkisi verilmiş olmasının resmi işlemlerin yürütülmesine yönelik olduğu, vekaleten yapılan işlemler yönünden vekalet ilişkisi mevcut ise de ihalenin içeriğini oluşturan inşaat işleriyle ilgili iş görme borcunun eser sözleşmesi kapsamında kaldığının kabulü gerektiği değerlendirilerek taraflar arasında ihaleye konu işlerin yapımı hususunda eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir. 6-Eser sözleşmesinde kural olarak iş sahibi sözleşme bedelini ödediğini, yüklenici ise sözleşme konusu imalatları gerçekleştirdiğini ispat külfeti altındadır. Somut uyuşmazlıkta ilgili idarelerden getirtilen ihale kayıtlarına göre sözleşmenin konusunu oluşturan işlerin idareye teslim edildiği sabit olup davalı tarafça da bu husus inkar edilmemiştir. Davalı tarafça taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi niteliğinde olduğu, gerçekleştirilen işlerde davalının malzemeleri kullanıldığı, dava konusu işle ilgili yapılan tüm masrafların davalı tarafça karşılandığı savunulmuş ise de, mahkememizce yukarıda da açıklandığı üzere taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin vekalet sözleşmesi olmadığı değerlendirildiğinden eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme yapılmıştır. 7-Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş, dava konusu 2 adet faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı görülmüştür. Davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinden 2022 yılı Ba formları getirtilmiş, dava konusu 2 adet faturanın Form Ba kayıtları arasında yer aldığı görülmüştür. Davalı tarafça davalının Ba form bildiriminde boş olarak bildirimde bulunduğu savunulmuş, davalının ilgili dönemlerde boş Ba formu bildiriminde bulunduğu, buna karşı vergi dairesi kayıtlarında davalı Ba formları arasında dava konusu faturaların da bulunduğu görülmüştür. Bs ve Ba formları vergi zayinin önlenmesi amacıyla mal veya hizmet alımı gerçekleştiren veya mal veya hizmet satışı gerçekleştiren şirketlerin bunlarla ilgili düzenledikleri veya adlarına düzenlenen faturaları sistem üzerinden vergi dairesine bildirmelerine, mal alımı yapan şirketin bildirdiği kayıtlar ile mal satışı gerçekleştiren şirket kayıtları karşılaştırılmak suretiyle vergi zaiyatının önlenmesi amaçlı bir uygulama olup, Ba-Bs formlarının bildirilmesi ilgili vergi mükellefinin kendisi tarafından veya yetkilendirdiği muhasebe yetkilisi tarafından gerçekleştirilebilecek bir işlem olduğundan bu yönde bir alış faturası bildirimi yapılması fatura içeriğinin ilgili kimseye teslim edildiği yönünde yorumlanmaktadır. (Bkz: Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı ilamında " Mahkemece yapılacak iş davalının kabulünde olan 19.01.2011 tarihli ve 5.022,00 TL fatura bedeli ile birlikte davalı tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirdiği anlaşılan 14.10.2011 tarihli 2.138,40 TL bedelli ve 21.10.2011 tarihli 5.136,48 TL bedelli faturaların, 3 fatura bedeli olan toplam 12.296,88 TL’lik malın davalıya teslim edildiği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.) Mahkememizce çeşitli dosyalarda davalılarca verilen Ba formları ile vergi dairesinden getirtilen Ba form kayıtlarının çelişmeleri nedeniyle sistem işleyişine dair yapılan araştırma ve inceleme sonucunda mahkememizin... Esas sayılı dosyasına sunulan Gelir İdaresi Başkanlığı Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı'nın 29/11/2023 tarihli... sayılı yazısı ile sistemin işleyişi özetlenmiş olup buna göre; "213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 242 nci maddesinin ikinci fıkrasında Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, söz konusu fıkrada, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerli olduğu; Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasında ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın mükellef ve meslek grupları itibarıyla muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, bu Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya, bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Konuya ilişkin olarak yayımlanan 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "IV.1.1. Genel Olarak" başlıklı bölümünde "Bu Tebliğde düzenlenen e-Fatura belgesi, yeni bir belge türü olmayıp, kâğıt ortamdaki "Fatura" belgesi ile aynı hukuki niteliklere sahiptir. e-Fatura uygulamasına kayıtlı mükelleflerin, bu Tebliğin "V.7." ve "VIII." numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, birbirlerine sattıkları mallar ve ifa ettikleri hizmetler için düzenledikleri faturaları e-Fatura olarak göndermeleri ve almaları zorunludur. e-Fatura uygulamasına kayıtlı olan mükellefler, uygulamaya kayıtlı olmayan mükelleflere yaptıkları mal teslimi ve hizmet ifası için genel hükümler çerçevesinde kağıt ortamdaki fatura (e-Arşiv uygulamasına dahil olanlar/dahil olma zorunluluğu getirilenler ise uygulamaya dahil oldukları/zorunluluklarının başladığı tarihten itibaren e-Arşiv Fatura) düzenlemek zorundadırlar." denilmektedir. Ayrıca söz konusu yetkilere dayanılarak yayımlanan 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğe, 25/01/2021 tarihli ve 31375 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 396) 'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 523) ile eklenen 1.1.8. numaralı bent ile " Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik belge olarak düzenlenen belgeler, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form Bs bildirimlerine dâhil edilmeyecektir." ibaresine yer verilmiş olup Mezkur Tebliğin yürürlüğe girdiği 1/7/2021 tarihi itibariyle mükellefler tarafından düzenlenen e-Belgeler Başkanlığımız sistemleri üzerinden doğrudan yani otomatik olarak BA/BS formlarına yansıtılmaktadır. Diğer taraftan Başkanlığımızca ebelge.gib.gov.tr adresinde yayımlanan "e-Fatura Uygulaması İptal, İhtar/İtiraz Bildirim Kılavuzu" ve "e-Arşiv Uygulamaları (e-Arşiv Fatura, e-SMM) İptal, İhtar/İtiraz Bildirim Kılavuzu" ile e-Belge uygulamalarına ilişkin iptal ve ihtar/itiraz süreçlerine ilişkin mükelleflerin yapmaları gereken işlemler açıklanmıştır. Söz konusu Kılavuzlar çerçevesinde e-Fatura uygulamasında; - İptal işlemleri; "Ticari Fatura Senaryosu" kapsamında düzenlenen faturalara, faturanın alıcıya iletildiği tarihten itibaren 8 günlük süre içinde e-Fatura sistemi içinden "Ret Uygulama Yanıtı" ile, "Temel Fatura Senaryosu" kapsamında düzenlenen faturalarda da yine 8 günlük itiraz süresi dolmamak şartıyla, "e-Fatura İptal/İtiraz Portalı" üzerinden iptal talebi oluşturmak ve faturanın diğer tarafının da aynı sürede söz konusu portal üzerinden iptal talebini onaylaması suretiyle gerçekleştirilebilmektedir. Faturanın alıcısı ya da satıcısı tarafından oluşturulabilen e-Fatura iptal taleplerinin alıcı/satıcı tarafından onaylanması durumda ilgili e-Fatura hem alıcının sanal Ba formunda hem de satıcının sanal Bs formunda yer almayacaktır. Ancak iptal talebi alıcı/satıcı tarafından reddedildiyse ya da alıcı/satıcı tarafından 8 günlük süre içerisinde onay verilmediyse, ilgili e-Fatura hem alıcının sanal Ba hem de satıcının sanal Bs formunda yer alacaktır. - e-Faturalara, sistem içinden ihtar ve itiraz bildirimlerinin yapılabilmesi için öncelikle Türk Ticaret Kanununun 18 ve 21 inci maddelerinde belirtilen yöntemler (noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak KEP sistemi yöntemi) ve süre dâhilinde alıcı ya da satıcı tarafından itiraz edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan itirazlara ilişkin olarak fatura dönemini izleyen ayın 20 nci günü sonuna kadar, söz konusu Portal üzerinden ihtar/itiraz bildirim talebi oluşturulmakta ve aynı süre zarfında faturanın diğer tarafının da söz konusu ihtar/itiraz talebini onaylaması/reddetmesi beklenmektedir. Her iki tarafın da ihtar/itiraz talebini onayladığı durumda fatura iptal edilmiş kabul edilmekte olup ilgili e-Fatura hem alıcının sanal Ba formunda hem de satıcının sanal Bs formunda yer almayacaktır. Ancak aksi durumda yani e-Fatura ihtar/itiraz talebini taraflardan birisinin reddetmesi ya da süresinde onaylanmaması durumda ise ihtar/itiraz talebini Portal üzerinden reddeden ya da süresinde onaylamayan taraf açısından söz konusu fatura hüküm ifade etmeye devam edecektir. Eğer talebi reddeden taraf alıcı ise e-Fatura alıcının sanal Ba formunda yer alacak olup talebi kabul eden satıcının sanal Bs formunda yer almayacaktır ancak talebi reddeden taraf satıcı ise e-Fatura satıcının sanal Bs formunda yer alacak olup talebi kabul eden alıcının sanal Ba formunda yer almayacaktır. Bununla birlikte düzenlenen faturaya ilişkin olarak 8 günlük iptal süresi ile ihtar-itiraz bildirimlerinin yapılabilmesine ilişkin olarak fatura dönemini izleyen ayın 20 nci günü sonuna kadar belirlenen süre geçirildiği takdirde e-Fatura iptal/itiraz portalı üzerinden bildirim yapılamamakla birlikte ilgili fatura dönemini izleyen ayın 20 sinden sonra Başkanlığımız tarafından sanal Ba ve sanal Bs hesapları otomatik olarak oluşturulduğundan bu bildirimler üzerinde bir güncelleme ya da düzeltme yapılamayacaktır." Şeklinde açıklandığı üzere, bir tarafın sisteme BS formu olarak yüklediği fatura aynı zamanda e-fatura olarak karşı tarafa iletilmekte, 8 günlük itiraz süresi içerisinde fatura borçlusunun faturaya itirazda bulunmaması halinde otomatik olarak fatura alıcısı adına BA formu oluşturulmaktadır. 8 Günlük süre içerisinde faturaya karşı itiraz bildirilmesi ve itirazın fatura düzenleyen tarafça da kabulü halinde ise tarafların Ba-Bs formlarında karşılıklı olarak bu fatura yer almayacaktır. Yine faturaya alıcı tarafından itiraz edilmiş olması fakat satıcı-düzenleyenin bu itirazı kabul etmemesi halinde ise düzenleyenin Bs formlarında fatura yer alacak, itiraz eden alıcının Ba formları arasında ise bu fatura yer almamaktadır. Davalıya faturanın iletilmiş ve itiraza uğramamış olmasının tespiti TTK'nın 21/2. maddesinin uygulanması açısından önem arz etmektedir. Buna göre, somut uyuşmazlıkta her ne kadar davalı tarafça boş Ba form bildirimi yapılmış ve dava konusu 2 adet faturanın alış beyanı olarak vergi dairesine bildirilmediği anlaşılmış ise de, vergi dairesi kayıtlarına göre davacının 2 adet faturayı davalıya elektronik ortam üzerinden ilettiği ve faturaların itiraz görmemesi üzerine 2 faturanın da tarafların Ba-Bs form kayıtlarına işlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20.maddesinde "Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır." hükmü, 21/2. Maddesinde ise "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükümleri düzenlenmiş olup, davalının kendisine iletilen faturaya süresi içerisinde itiraz etmemiş olması nedeniyle faturanın "bedeli" yönünden içeriğin kabul edildiğinin varsayılacağı ve ayrıca faturada gösterilen bedel yönünden piyasa rayici araştırması yapılmasının gerekmeyeceği, fatura bedelleri üzerinden sonuca gidilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. "Eğer faturalar tebliğ edilmiş ise taraflar arasında kurulduğu kanıtlanan eser sözleşmesinde bedelde anlaşma yok ise yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibinin 6102 sayılı TTK 21/2 maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği ve fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedeli tespitine gerek bulunmayacaktır." (Yargıtay (Kapatılan) ...Hukuk Dairesi...Karar sayılı 11/11/2020 tarihli ilamı) "Bununla birlikte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi gereği 7 adet faturanın içeriği kesinleşmiş olup, bu 7 adet faturanın piyasa fiyatının dikkate alınması da doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; itirazın iptâli davalarında Dairemiz ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararlarına göre takip dayanağı faturalarla sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiğinden ve 7 adet faturanın içeriği kesinleştiğinden fatura bedelleri dikkate alınarak...." Yargıtay ..Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı 31/01/2023 tarihli ilamı 8-Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı ile davalı arasında bir eser sözleşmesi kurulduğunun yapılan işin niteliği ve ihale dökümanları ile sabit olduğu, her ne kadar davalı tarafça sözleşmenin vekalet sözleşmesi niteliğinde olduğu savunulmuş ise de yapılan işin niteliği gereğince yüklenici olan davacının bir eser ortaya koyma borcu altına girdiği ve bir imalatın oluşturulduğunun ihale dökümanları ile sabit olduğu, bu haliyle taraflar arasında bir eser sözleşmesi mevcut olduğunun kabulü gerektiği, davacının düzenlediği 2 adet faturanın elektronik ortamda davalıya iletildiği ve davalının 8 günlük yasal süre içerisinde faturalara karşı itirazda bulunmadığı ve bedel yönünden TTK 21/2.maddesi uyarınca iş bedeli kesinleştiğinden ayrıca yapılan işlerin mahalli piyasa rayiçlerinin araştırılmasına gerek bulunmadığı anlaşıldığından fatura bedelleri üzerinden başlatılan takibin yerinde olduğu ve davanın kabulü gerektiği değerlendirilmiştir. Bir an için aksi düşünülse ve taraflar arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olarak kabul edilse dahi her iki tarafın da tacir olduğu ve TTK 20.maddesi hükmü gereğince tacir olan davacının yaptığı iş için ücret isteyebileceği. Ücretin miktarı konusunda taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığı ancak TTK 21.maddesi uyarınca davacının düzenlediği faturaların davalı tarafından itiraza uğramamış olması ve bedel yönünden kesinleşmiş olması nedeniyle fatura bedeli miktarınca yine alacak talep edebileceğinin kabulü gerektiği, bu haliyle de davalının vekalet sözleşmesi savunması doğru kabul edilse dahi davacının takibe konu edilen fatura bedellerini talep edebileceği değerlendirilmiştir. 9-Davacı tarafça inkar tazminatı talebinde bulunulmuştur. Davalı tarafça her ne kadar taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu savunulmuş ise de ihale sürecinin davalının verdiği vekaletname ile yürütülmüş olmasının davacının gerçekleştirdiği eser imalatının konusunu vekalet sözleşmesi kapsamına sokmayacağı, vakıanın niteliği itibariyle vekalet sözleşmesine uygun düşmediği ve bir eserin ortaya konulması edimini içerdiği için eser sözleşmesi kapsamında kalacağı, davacının düzenlediği faturaların elektronik ortamda davalıya iletildiği ve 8 günlük yasal sürede faturalara itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura bedelinin çekişmeli olmaktan çıktığı ve likit hale dönüştüğü gözetilerek %20 oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, Torbalı İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazının iptali ile takibin itiraz öncesi koşullarda devamına, 2-Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değeri 313.880,00-TL'nin %20'si oranında belirlenen 62.776,00-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.441,14-TL harçtan peşin olarak alınan 3.790,89-TL harcın mahsubu ile bakiye 17.650,25-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 49.082,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.790,89-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 179,90 TL başvuru harcı ile 113,00-TL posta ve tebligat ücreti, 1.850,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 2.142,90-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır