İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1096 E. 2025/310 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1096
- Karar No
- 2025/310
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/1096 Esas KARAR NO : 2025/310 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/08/2016 KARAR TARİHİ : 25/03/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasındaki 27.10.2015 tarihli "İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi” (EK-1) henüz süresi dolmadan önce sona erdirmek yönündeki davalı şirketin eylemleri neticesinde feshedildiğini ve müvekkili şirketin sözleşmeye uygun şekilde iş sahasında çalışamaz hale getirildiğini, Müvekkilinin Bayraklı OSGB'nin, davalıyla arasında tanzim edilen 27.10.2015 tarihli "İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi" doğrultusunda hizmet vermekte iken, davalının haksız, hukuka ve fiili duruma aykırı olarak keşide ettiğiniz Bornova ...Noterliğinin 10.05.2016 tarihli ihtarnamesinde özetle; “Bayraklı OSGB’nin verdiği hizmete ilişkin düzenlenip ödenen faturalarda hata olduğu, sözleşmesi olmayan şirketlerin işçilerinin bu faturalara eklendiği,... Adi Ortaklığının işçi sayısının 56 olduğu, bu uygulamanın sona erdirilmesi, işçi sağlığı ve güvenliği ve yardımcı sağlık personeli ihtiyacı kalmadığı, sadece bir işyeri hekimi hizmeti alınacağı, vb." bildirildiğini, davalının bu ihtardaki beyanlarının, sözleşmeye ve mevcut duruma aykırı olup, buradaki beyanlar tamamen müvekkili şirketle çalışmayı durdurmak için ortam yaratıp basiretli bir tacir gibi davranmayarak sözleşmeyi bozma çabasından ibaret olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalı; "İş Güvenliği Uzmanı-İşyeri Hekimi-Diğer Sağlık Personeli" hizmeti almayı ve bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir, 10.05.2016 tarihli ihtarda ise, hem iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli ihtiyacı olmadığını söylemekte hem de sadece çalıştırılacak bir işyeri hekiminin yalnız kendi işçileri olan 56 kişiyle ilgileneceğini söylediğini, Nisan-2016 itibariyle 412 kişiye "İş Güvenliği Uzmanı-İşyeri Hekimi-Diğer Sağlık Personeli" verilmekte iken, bir anda sadece 56 kişiye işyeri hekimi hizmeti alınacağından bahsetmek ve bu konuda ihtar çekmek, sözleşmeye aykırı davranarak, akdi haksız olarak fesih etme çabasından başka bir şey olmadığını,. "çok tehlikeli" sınıftaki inşaat mahallindeki OSGB hizmetlerinin alıntıyla ilgili tanzim edilen 20.10.2015 tarihli sözleşme bir bütündür ve bu sözleşmenin bölünmesi, kısmen uygulanması söz konusu olamaz, müvekkili şirket de buna muvafakat etmediğini, ancak, davalı taraf sözleşmenin bütünlüğü ilkesine aykırı davrandığını, nitekim zamanla, işyeri hekimi de davalı tarafça çalışamaz hale getirildiğini ve zaten müvekkili firmanın davalıyla sözleşme yaparkenki iradesi ve davalıya verdiği fiyatların da yaklaşık 400 kişilik bir gruba "İş Güvenliği Uzmanı-İşyeri Hekimi-Diğer Sağlık Personeli hizmeti" vereceğinin hesap edilerek verildiği de düşünüldüğünde, davalının yol açtığı mevcut durumun "zarar etmek" anlamında olduğu ortaya çıkmış ve davalının baskısı ve zorlamasıyla çekilmez hale gelen işyeri hekiminin görevi de Mayıs ayı sonunda bittiğini, üstelik, davalı Adi Ortaklığın işleri devam etmekte iken ve iş bitmemiş durumda iken bu ihtarı çekmiş olması, davalı Adi Ortaklığın kötüniyetinin kesin göstergesidir. Nisan-2016 ayı ortasında, davalıların yetkililerinden ...’nin de katılımıyla tüm faaliyetler denetlenmiş, tüm iş sahasının gezildiğini ve fotoğraflandığını, davalı Adi ortaklığın ortaklarından olduğu bilinen... İnşaat A.Ş,'nin asıl yüklenicisi olduğu “İzmir Manisa Devlet Yolunda Sabuncubeli Tüneli ve Bağlantı Yolları Yapımı İşi Projesi" adlı işin yapımı, işveren sıfatıyla muhatap adi ortaklık tarafından yürütüldüğünü, Davalı firmanın, bahse konu projeyi/işi, alt yüklenici şirketleri olan ... A.Ş., ve... A.Ş., isimli şirketlerle yaptığı “Tünel İşleri Alt Yüklenici Sözleşmeleri" (EK-6: Üç taşaron firmanın sözleşmeleri) doğrultusunda yürütüldüğünü ve “Tünel ve Bağlantı Yolları Yapımı İşi" bir bütün olup alt yüklenicilerin de aynı şantiyede/projede iç-içe birlikte çalıştıkları da izahtan vareste olduğunu, kaldı ki; Alt yüklenicileri ile davalı arasında, davalının işveren sıfatıyla tanzim ettiği bu sözleşmelerde; “..İşveren tarafindan belirlenen ve sözleşme yapılan OSGB'den fvani müvekkil davacı şirket) İş güvenliği uzmanı, İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personeli Hizmeti alır. Yüklenici, almış olduğu hizmet karşılığında, kendisine tahakkuk eden hizmet tutarı, projede çalışan sayısına göre belirlenecek hizmet skalasma göre, aylık dönemdeki hakedişinden OSGB hizmeti kesintisi olarak kesilir....” Şeklindeki hükümler bulunduğunu, ekte sunulan ve davalı şirket adın... tarafından gönderilen maillerde (EK-7) davalının alt yüklenicilerinin/taşaronlarının OSGB işlerinin davacı müvekkil "Bayraklı OSGB" tarafından yapıldığı/yapılacağı açıkça anlaşıldığını, Müvekkili şirketin de, davalı şirket üzerinden, davalının çalıştığı tüm alt yüklenicilere OSGB hizmetini vermiş ve zaten davalı da işin başından itibaren Mayıs-2016 ayma kadar olan dönemlerdeki tüm çalışanların (en son aylık 412 kişiydi] ücretlerini davacıya ödediğini, davalı şirketin, Mayıs-2016 başından itibaren sorun yaratmaya başlamış ve başka bir OSGB firmasıyla anlaşabilmek için müvekkili şirketin akdini sona erdirme amacıyla hareket etmeye başladığını, müvekkili şirketin uzmanlarını etkileyerek işten ayrılmalarını sağlamaya başladığını, çektiği ihtarname ve inşaat sahasındaki engellemeler ve iş yapmayı zorlaştırıcı eylemlerle işin yapılmasını çekilmez hale getirmeye başladığını ve sonunda bunu başardığını, davalı firmanın 10.05.2016 tarihinde keşide ettiği ihtarnamenin 4. paragrafında; "... işçi sağlığı güvenliği ve yardımcı sağlık personeli ihtiyacımız kalmadığından bunlara ilişkin hizmetlerin durdurulmasını.'",' İhtaren bildiririz." denildiğini, zira, üstteki maddede açıklandığı gibi, aynı gün müvekkili şirketin davalının şantiyesinde görev yapan İş Güvenliği Uzmanı... personeli ..., davalı şirket tarafından etki altına alınarak istifa etirildiklerini ve davalı da buna güvenerek bu iki uzmana ihtiyacı kalmadığından bahisle ihtar çekebildiklerini, her iki personelimiz de, ihtarın keşide edildiği 10.05.2016 tarihinde istifa etmiş ettiklerini, bu personelin, davalının sonradan anlaştığı yeni OSGB firması (... OSGB Özel Sağlık Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. bünyesine alındığına dair duyumlar alındığını, Müvekkili şirketin görevlendirdiği diğer uzmanlar da yukarıdaki 2. Maddede görüldüğü gibi inşaat alanına sokulmamış, görev yapmalarının engellendiğini, burada dikkati çekmesi gereken konunun; davalının işin yapılmasını zorlaştırmak ve fesih ortamı sağlamak ve başka bir OSGB ile anlaşmak için ticari teamüllere ve iş ahlakına ve aradaki sözleşmeye uymayan davranışları olduğunu, Yine; 27.10.2015 tarihli sözleşme gereğince müvekkil OSGB tarafından bugüne kadar “İzmir Manisa Devlet Yolunda Sabuncubeli Tüneli ve Bağlantı Yolları Yapımı İşi Projesi” adlı iş ile ilgili verilen hizmetlere ilişkin kesilen faturaların 27.11.2015 tarihli... sayılı 22.658,OO.TL'lik fatura ( 243 işçi hakkında), 31.12.2015 tarihli... sayılı 25.306,OO.TL'lik fatura (316 işçi hakkında), 29.01.2016 tarihli ... sayılı 36.396,8O.TL’lik fatura (395 kişi hakkında), 29.02.2016 tarihli... sayılı 36.396,8O.TL’lik fatura (399 kişi hakkında), 31.03.2016 tarihli 54031 sayılı 36.396,80.TL’lik fatura (371 kişi hakkında), 29.04.2016 tarihli 54105 sayılı 33.079,lö.TL’lik fatura (412 kişi hakkında) olmakla, bu faturaların bedelleri müvekkil firma ile muhatap "... Adi Ortaklığı” arasındaki muhtelif yazışmalar, e-postalar, mutabakatlar ve SGK kayıtları ile İSG-KATİP kayıtları dikkate alınarak gecikmeli olarak davalı şirketçe ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı feshine sebebiyet verilmesi nedeniyle ödenmesi gereken bedelin (haksız fesih tazminatı) şimdilik 20.000,00.TL’lık kısmının (fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı tutulmuştur) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan sözleşmede kararlaştırılan faiziyle birlikte; yapılan iş ve sözleşmeyle ilgili (hizmet-vade farkı-araç kiralama bedelleri) ödenmemiş faturalardan kaynaklanan 51.592,77.TL tutarındaki alacağın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan sözleşmede kararlaştırılan faiziyle birlikte; Davalıdan (adi ortaklığı oluşturan firmalardan müştereken ve müteselsilen), yargılama giderleri ve ücreti vekalet ile birlikte tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile; Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı feshine sebebiyet verilmesi nedeniyle ödenmesi gereken 46.195,04-TL bedelin (haksız fesih tazminatı)temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan sözleşmede kararlaştırılan faiziyle birlikte, Yapılan iş ve sözleşmeyle ilgili (hizmet-vade farkı-araç kiralama bedelleri) ödenmemiş faturalardan kaynaklanan 95.698,31-TL tutarındaki alacağın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan sözleşmede kararlaştırılan faiziyle birlikte, olmak üzere toplam 141.893,35-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan sözleşmede kararlaştırılan faiziyle birlikte; Davalıdan (adi ortaklığı oluşturan firmalardan müştereken ve müteselsilen), yargılama giderleri ve ücreti vekalet ile birlikte tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... İnşaat A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin, mezkûr sözleşmenin kendisine yüklemiş bulunduğu tüm edimlerini zamanında, tam olarak ikmal ve ifa ettiğini, buna karşılık ise, davacı, işin başından bu yana, öncelik ve özellikle, taraflar arasında akd ve tanzim olunan sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimlerini başta Sözleşme ve Ekleri ile Sözleşme kapsamındaki şartlara aykırı olarak ifa ettiğini ve bunda ısrarcı olduğunu, sözleşme gereği ödenecek toplam bedelin her ay sonunda müvekkili şirketin hizmet dökümünde yer alan çalışan sayısı baz alınarak belirleneceği tarafların karşılıklı ve serbest iradeleri ile kararlaştırıldığını, bu nedenle de, işin başından (20.10.2015 tarihinden) müvekkili tarafından işveren sıfatıyla yürütülmekte olan mezkür işin bir kısmı taşeron firmalar Projima ... İnş., ... İnş., ... İnş.,...İnş. vb. firmalara taşere edilmiş ve Mayıs / 2016 tarihine kadar söz konusu taşeron firmalarda çalışanlar da müvekkili SGK Hizmet Dökümünde yer aldığından bahisle, davacı firmaya ödemeler; 27.11.2015 tarihinde 243 çalışan için; 22.658,00 TL, 31.12.2015 tarihinde 316 çalışan için; 25.306,00 TL, *29.01.2016 tarihinde 395 çalışan için; 36.396,80 TL, 29.02.2016 tarihinde 399 çalışan için; 36.396,80 TL, 31.03.2016 tarihinde 371 çalışan için; 36.396,80 TL şeklinde yapıldığını, ancak, her ne kadar, bu dönemlerde taşeron firmaların çalışanları içinde hizmet alındığı yönünde bir durum gözükmekte ise de, taşeron firma çalışanları da müvekkili Ortaklık SGK hizmet dökümünde yer alması nedeniyle tüm ödemeler yapıldığını ancak, söz konusu durum değişince, sözleşme süresi boyunca aynı şekilde ödemeler yapılmasının müvekkilinden beklenemeyeceğinden, bu konuda düzenleme yapılmasının usulünce talep edildiğini, çünkü; oluşan bu yeni durum çerçevesinde müvekkilinin işverenin alt yüklenicileri olan şirketler 15.05.2016 tarihinde kanuni yükümlülüklerini başka bir OSGB firması ile anlaşarak sözleşme imzalayarak yerine getirdiklerini ve İSG Katip üzerinde atamaları gerçekleştirilerek Kanun çerçevesinde gerekli sorumluluklarını yerine getirerek kurulan bu hizmet sözleşmesine ilişkin aldıkları hizmetlerin bedelleri de yine alt yükleniciler tarafından ... OSGB firmasına ödendiğini ve ödenmeye devam edildiğini, bu nedenle de, artık müvekkilinden taşeron firmaların çalışanlarının sayısı da dahil edilerek ödeme yapmasını beklemek yasa ve usul ile hukuka uygun olmayıp, hakkaniyete de açıkça aykırı olduğunu, çünkü, bilindiği üzere, sözleşme müvekkil ile davacı taraf arasında olup, taşeron firmaları bağlayıcı herhangi bir husus kesinlikle bulunmadığını, buna rağmen, Mayıs / 2016 itibariyle, müvekkiline ait SGK Sigortalı Hizmet Listesinde görüldüğü üzere çalışan işçi sayısı 56 KİŞİ olmasına rağmen; davacı tarafça çalışan sayısının 412 kişi olarak hesaplanarak müvekkiline faturalar tebliğ edildiğini, bunun üzerine, işbu haksız duruma karşılık, müvekkilimiz yetkilisi...tarafından Bornova ...Noterliğinin ... sayılı ve 10.05.2016 tarihli ihtarnamesi ile davacı tarafa bu husus bildirildiğini ve mezkür ihtarnamenin tebliğinden itibaren SGKdan alınacak hizmet döküm cetvelinde belirlenen işçi / saat sayısı ile orantılı hizmet bedeli fatura edilmesinin talep edildiğini, taraflar arasında akd ve tanzim olunan Sözleşmenin 5.md.sinin 22.bendine göre gerekli bildirim yapılmasına rağmen; davacı tarafça bu göz önüne alınmaksızın 6.3.md.sinde yer alan "değişikliklerin bayraklı osgbe 5.22.md.sine uygun şekilde ve sürede iletilmesine müteakip (2) iş günü içerisinde yenilenmesi" yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, hataları faturaları tebliğ etmeye devam ettiğini, bu nedenle, davacı tarafından işbu bildirimimiz dikkate dahi alınmayarak, hiçbir düzeltme yapılmadan düzenlenen ve tebliğ edilen ... seri numaralı 16.05.2016 tarihli 7.345,50 TLlik ...seri numaralı, 13.05.2016 tarihli ve 21.726,48 TL bedelli faturalar; söz konusu belirtilen bedeller kadar müvekkilinin borcu olmadığından bahisle taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmadığından "itiraz" ile "iade" edildiğini, ancak, önemle belirtmek isteriz ki; müvekkilimiz işveren / ortaklık tarafından dava konusu sözleşme ne eylemli olarak ne şifahen ne de yazılı bir şekilde feshedilmediğini, ancak, buna rağmen, davacı taraf, sözleşmeye aykırı olarak müvekkili ortaklığa ait İSG Katip üzerinde ataması yapılı olan İşyeri Hekimi ...'in müvekkiline herhangi bir bilgilendirme yapılmadan sistemden düşümü şeklinde iptal edilerek sözleşme davacı tarafça ihlal edilmiş ve 02.06.2016 tarihi itibariyle de hizmet vermekle yükümlü olduğu hizmetleri sözleşmeye aykırı bir biçimde durdurduğunu, böylece, tüm iddiaların aksine, sözleşme davacı tarafından haksız ve tek taraflı bir şekilde "eylemli" olarak feshedildiğini, bu nedenle, davacı firmanın vaki iddiaları tamamen gerçek dışı olup buna ilişkin talepleri de haksız ve hukuka aykırı olduğundan müvekkilinden talep ve tahsil konusu yapabileceği bedel; sadece, işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiği tarihe kadar verilen hizmetin karşılığı olduğunu, diğer bir deyişle, davacının, fesih tarihine kadar verilen hizmetin karşılığından başka sözleşme süresinin sonuna kadar doğacak olan alacaklarını talep ve tahsil konusu yapabilmesinin hukuken imkanının bulunmadığını, davacı taraf tamamen kötüniyetle, hakkı olmayan bir alacağa kavuşmak için bu yola gitmekte olup, söz konusu iddialarının tümü soyut ve gerçek dışı olmakla, bu hususlarda tanıklığına başvurulabilecek davacı firma çalışanları dahil bir çok kişi bulunduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... Madencilik Taahhüt Ve Deniz Ticaret A. Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından... Adi Ortaklığı adına keşide edilen faturaların müvekkili şirket tarafından iade edildiğini, dava konusu işin bir kısmının taşeron firmalar tarafından yürütüldüğünü ve davacı şirket tarafından yüksek tutarlı olarak kesilen ve taraflarınca da ödenen faturaların taşeron çalışanlarının adi ortaklık bünyesinde SGK'lı olarak gözüktüğü döneme ilişkin olduğunu, ancak adi ortaklık tarafından taşeron firmaların yaptıkları işlerin son bulması nedeni ile SGK döneminde gözüken işçiler de sigorta kaydından çıkartıldığını ve davacı şirkete de bu durum bildirilerek faturaların iade edildiğini,... Adi Ortaklığı Tarafından Bayraklı OSGB çalışanlarının şantiye alanına girişlerinin engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu,... Adi Ortaklığı ile davacı şirket arasında 27/10/2015 tarihinde İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi imzalanmış ve ilgili sözleşme uyarınca davacı şirket İzmir Manisa Karayolu Sabuncubeli Tünelleri Şantiyesinde çalışan personel sayısı dikkate alınarak iş yerinde gerekli personeli temin etmekle yükümlü kılındığını, ancak davacı şirket tarafından hizmet alınan... Adi Ortaklığına ait şantiyeye ISG Katip programı üzerinden atamasını yapmadıkları personellerin giriş yapması sağlanmaya çalışılmıştır. Bunun üzerine de... Adi Ortaklığı yetkilisi tarafından ilgili personellere atamaları bulunmaması nedeni ile şantiyeye giremeyecekleri aksi halde şantiye güvenliğinin sağlanmasının mümkün olmadığı bilgisi verildiğini, davacı şirketin her ne kadar personelinin şantiye sahasına girişlerinin ve görev yapmalarının engellendiğini belirtmiş ise de bu durum gerçeği yansıtmadığını, zira adi ortaklık tarafından keşide edilen ihtarnamede yalnızca bir adet işyeri hekimi ile çalışılacağı bilgisi kendilerine ihtar edilmiş olmasına rağmen, davacı şirket tarafından ISG KATİP üzerinde atamaları dahi yapılmayan personeller ilgili şantiyede görev yapmak üzere yönlendirildiğini, bu durumda ataması bulunmayan kişilerin şantiye alanına alınmamasının da... Adi Ortaklığını oluşturan şirketlerin en tabi hakkı olduğunu, aksi durumda şantiye güvenliğinin sağlanmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen iş güvenliği sözleşmesinin davacı tarafından feshedilmesi nedeni ile davacı şirketin müvekkili şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyrınca müvekkili şirketin yükümlülükleri arasında davacı şirkete araç kiralamak bulunmadığını, davacı şirket çalışanlarının... Adi Ortaklığı tarafından istifa ettirildikleri iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Sözleşme, ihtarname, Ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 03/10/2018 Tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde, raporun tespit ve değerlendirme başlıklı bölümlerinde ayrıntısı ile belirtilen bilgi ve hesaplamalar ışığında, - Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 20.10.2015 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi kapsamında davacı Bayraklı ... Güvenlik Birimi ve Danışmanlık Ltd. Şti.'nin verdiği hizmetin sadece davalı... Adi Ortaklığı'nın bordrosundaki işçileri kapsadığı, - Dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde İş.Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesinin hangi tarafça fesh edildiği ve fesih tarihinin ne olduğu konusunda somut bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, bu sebeple davalı Adi Ortaklığın 10.05.2016 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin bir kısmının davalı yanca fesih edilmiş sayılıp sayılmayacağı konusundaki.nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu , - Sayın Mahkeme tarafından sözleşmenin davalı âdi ortaklık tarafından feshinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi durumunda dâva dosyası kapsamında yapılan incelemelerde işbu feshin haklı bir nedene dayanmadığı, bu sebeple sözleşmenin sözleşme ve dava tarihi itibari ile ayakta olduğunun kabul edilebileceği, - Tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları, dava dosyasına ibraz edilmiş tüm bilgi ve belgeler doğrultusunda taraflar arasında düzenlenen 20.10.2015 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi kapsamında davacı ve davalı yanca sözleşme gereği tüm edimlerin yerine getirilmiş olduğu kanaatine ulaşıldığı, - Dava dosyası kapsamında taraf beyanları dikkate alınarak yapılan incelemelerde davalı yanca sözleşme kapsamında davacı yanca düzenlenmiş bulunan dava konusu 3 adet fatura hariç tüm faturaların kabul edildiği ve ödemelerinin yapıldığının anlaşıldığı, davacı adına düzenlenmiş bulunan bir iade faturasından bahsedilmediği, davalı yanca herhangi bir mahsup talebide bulunulmadığından heyetimizce bu yönde bir hesaplamaya gidilmediği, - Sayın Mahkeme tarafından sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilmesi durumunda davacı Bayraklı ... Güvenlik Birimi ve Danışmanlık Ltd. Şti.'nin 24.08.2016 dava tarihi itibari ile davalı... Adi Ortaklı'ndan 62.100-TL tazminat tutarında hak kazanacağı ancak işbu dava kapsamında talep edebileceği tazminat tutarının 20.000-TL olduğu, - Sayın: Mahkeme tarafından sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilmesi durumunda davacı Bayraklı ... Güvenlik Birimi ve Danışmanlık Ltd. Şti.'nin 24.08.2016 dava tarihi itibari ile davalı... Adi Orfaklı'ndan davalının kabulünde olmayan 3 adet faturaya istinaden talep edebileceği alacak tutarının 2.702-TL olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 07/10/2019 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "...-Tarafların itirazları doğrultusunda dava dosyası kapsamında yapılan ek incelemeler neticesinde işbu raporun ek inceleme, değerlendirme ve tespitler bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği gibi, tarafların itirazları kök raporumuzda ayrıntısı ile irdelenmesi ve dava dosyasına sunulan yeni bir bilgi ve belge de olmaması sebebi ile kök raporumuzda değişikliği gerektirecek bir herhangi bir hususa rastlanmadığı, -Sayın Mahkemece her ne kadar heyetimizden ikinci bir hesap yöntemi olarak mahrum kalınan kar hesabı yapımı ile hesap yapılması suretiyle varsa davacının alacak miktarının hesaplanması istenmişse de öncelikle işbu hesaplamanın yapılabilmesi için Sayın Mahkemece alt taşeron firmaların personel sayılarının hesaplamaya dahil edilip edilmeyeceğine karar verilmesi gerektiği, -Sayın Mahkemece adi ortaklık bünyesinde çalışan personel sayısı dikkate alınarak bir hesaplama yapılmasına karar verilmesi durumunda, -Sosyal Sigortalar Müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile 01.05.2016 tarihinden 27.10.2016 sözleşme bitim tarihine kadar davalı adi ortaklığın ... sicil numaralı işyerine ait hizmet dökümlerinin talep edilmesi, Davacı şirketin 2015-2016 yıllarına ait yevmiye, kebir ve envanter defterleri ile 31.12.2015-31.12.2016 tarihli mizan, bilanço, gelir tablosu, kurumlar vergisi beyannamelerinin Sayın Mahkemeye ibraz edilmesi durumunda ilgili hesaplamanın yapılabileceği, -Sayın Mahkemece adi ortaklık bünyesinde çalışan personel sayısı ile birlikte alt taşeron firmaların personel sayılarının da dikkate alınarak bir hesaplama yapılmasına karar verilmesi durumunda, Sosyal Sigortalar Müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile aşağıda ayrıntısı ile belirtilen firmaların fesih tarihi olan 01.05.2016 tarihinden 27.10.2016 sözleşme bitim tarihine kadar olan hizmet dökümlerinin talep edilmesi,¸ *Davacı şirketin 2015-2016 yıllarına ait yevmiye, kebir ve envanter defterleri ile 31.12.2015- 31.12.2016 tarihli mizan, bilanço, gelir. tablosu, kurumlar vergisi beyannamelerinin Sayın Mahkemeye ibraz edilmesi durumunda ilgili hesapiâıyanın yapılabileceği tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 11/03/2020 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "...Dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde, raporun tespit ve değerlendirme başlıklı bölümlerinde ayrıntısı ile belirtilen bilgi ve hesaplamalar ışığında; Taraflar arasında yapılan sözleşmenin alt işveren firmaları da kapsadığı ve davalının bu firmaların da iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin bedellerini davacıya ödemesi gerektiğinin kabulü halinde; davalının davacıya ödeyeceği dava konusu fatura bedelleri toplamının 186.418,35 TL olduğu," şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 07/06/2021 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin 08.09.2020 tarihli görevlendirmesi çerçevesinde tarafımıza tevdii edilen dava dosyası üzerinde yapılan ek incelemeler sonucunda, Sayın Mahkeme tarafından heyetimizden kar karbı mahrumiyeti ile ilgili hesaplama yapılması talep edilse kar kaybı mahrumiyeti ile ilgili daha önceki görevlendirmeler çerçevesinde heyetimizce neden hesaplama yapılamadığı ve hesaplama yapılabilmesi için hangi bilgi ve belgelere ihtiyaç olduğu konusunda 03.10.2019 tarihli bilirkişi ek raporumuzda detaylı bir açıklama yapılmıştır. Ancak birinci ek raporumuzdan sonra Sayın Mahkemeye ibraz etmiş olduğumuz 09.03.2020 tarihli ikinci ek raporumuzda ayrıntısı ile görüleceği üzere işbu bilgi ve belgelerin Sayın Mahkemeye sunulmadığı görülmektedir. İşbu raporun Ek İnceleme, Değerlendirme ve Tespitler bölümünde ayrıntısı ile açıklanmaya çalışılan bilgiler ışığında 03.10.2019 tarihli bilirkişi ek raporumuzda detaylı olarak belirtilen bilgi ve belgelerin bu defa da Sayın Mahkemeye ibraz edilmediği görülmüş olup bu sebeple gerek kök gerekse birinci ve ikinci ek raporlarımızda değişikliği gerektirecek herhangi bir hususa rastlanmamıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 17/03/2022 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin 17.02.2022 tarihli görevlendirmesi çerçevesinde tarafımıza tevdii edilen dava dosyası üzerinde yapılan ek incelemeler sonucunda, -Davacı Bayraklı ... Güvenlik Birimi ve Danışmanlık Ltd.Şti.’nin 2015-2016 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin uyumlu olduğu, -İşbu raporun Ek Mali İnceleme, Değerlendirme ve Tespitler başlıklı bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği üzere, davacının yoksun kalınan kar kaybının Yargıtay Kararlarında belirtildiği gibi Kesinti Yöntemi dikkate alınarak hesaplanması gerektiği tespit edilmiş olup, -İşbu bölümde ayrıntısı ile görüleceği üzere bu durumda ilgili Yargıtay kararında belirtilen Kesinti Yöntemine göre hesaplama yöntemine göre davacı yanın işbu davaya konu ettiği sözleşmeye istinaden yoksun kalınan kar kaybının tespitinin salt yasal defterler dikkate alınarak yapılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 21/11/2022 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenizin görevlendirmesi kapsamında yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucu; * Davacı ile davalı taraf arasında 27.10.2015 tarihinde 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanununun 6. maddesi gereğince davalının çalışanlarına iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmak amacıyla iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, * Sözleşmenin süresinin | yıl olarak belirlendiği, sözleşmenin ticari bir sözleşme olduğu, İş bu sözleşme gereğince Davalı... Adi Ortaklığı'nın kendi bünyesinde çalıştırdığı işçileri için yerine getirmek zorunda olduğu iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık hizmeti personeli istihdamı ve bunların vereceği hizmetler) Davacı Bayraklı ... Güvenlik Birimi ve Danışmanlık Ltd.Şti.'den alınacağının kararlaştırıldığı, * Bu sözleşme ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun zorunlu kıldığı iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin Davacı şirket tarafından davalı... Adi Ortaklığı'nın İzmir Manisa karayolu Sabuncubeli Tünelleri şantiyesi adresindeki... SGK sicil numaralı işyerinde verileceğinin hükme bağlandığı, * Davacının Talep Edebileceği Toplam Tutarın Araç kiralama bedeli dahil edilir ise: 141.893,35 TL; Araç kiralama bedeli dahil edilmez ise: 134.547,85 TL olabileceği." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 02/03/2023 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "...Davaya konu projeli işlerle ilgili olarak, davacının dosyaya sunduğu ticari defter ve kayıtları detaylı olarak tetkik edilmiş olup, yukarıda bahsedilen maliyet ayrımının yapılmadığı, bu nedenle, davacı işletmenin yasal defterlerinde beyan edilen Brüt Satış Hasılatı ve Satılan Hizmet Maliyeti dikkate alınarak, karlılık oranı tespit edilmiş, sözleşmenin sonlandığı dönemden sonra, şayet hizmet devam etse idi, elde edilecek gelirden, katlanılacak giderler(maliyetler) düşülerek muhtemel kazanç rakamı bulunmuştur. Maliyet kalemlerinin proje bazlı ayrılmaması nedeniyle, gerçek değerlere en yakın yöntemin bu yöntem olduğu, 21.11.2022 tarihli raporumuzda de belirtildiği üzere; Davacının Talep Edebileceği Toplam Tutarın Araç kiralama bedeli dahil edilir ise: 141.893,35 TL; Araç kiralama bedeli dahil edilmez ise: 134.547,85 TL olabileceği yönündeki tespitlerimizde değişikliğe neden olacak bulgulara rastlanmadığı," şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 03/10/2023 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "... Yoksun Kalınan Kâr Hesabı: Heyetimizce tanzim edilen raporlarda da belirtildiği üzere; yoksun kalınan kazanç hesabında, davacı işletmenin 2016 yasal defterlerinde beyan edilen Brüt Satış Hasılatı ve Satılan Hizmet Maliyeti dikkate alınarak, karlılık oranı tespit edilmiş, sözleşmenin sonlandığı dönemden sonra, şayet hizmet devam etse idi, elde edilecek gelirden, katlanılacak giderler düşülerek muhtemel kazanç rakamı bulunmuştur. Tekraren belirtmek gerekirse; Literatürde, dava konusu gibi projeli işlerde, muhasebe tekniği açısından, projeye özel direkt giderler ile projeyi de ilgilendiren endirekt giderler, giderin mahiyetine uygun dağıtım anahtarı ile dağıtılarak projenin maliyetleri çıkartılabilmektedir. Bir başka anlatımla, muhasebe hesaplarında her proje ayrı bir masraf merkezi gibi değerlendirilerek, bu alana yapılan giderler ile bu alandan elde edilen gelirler kaydedilip, gelir-gider farkı net olarak bulunabilmektedir. Ancak, davacının muhasebe sisteminde böyle bir ayrım yapılmadığından, proje bazlı işlerin gerçek maliyetlerinin net olarak çıkartılması olanaklı olamamaktadır. Bu durum geçmiş dönemde oluşturulan Bilirkişi Heyeti tarafından da aynı şekilde değerlendirilmiştir. Buna göre; 02.03.2023 tarihli Raporumuzda belirtilen hususlarda değişikliğe neden olacak bulgulara rastlanmamış olup, bu nedenle heyetimiz tarafından bu dosya bazında yapılacak başkaca bir işlem bulunmamaktadır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 05/02/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Davalı firmalar ile Davacı ... Güvenlik firması ile 27/10/2015 tarihli İş Sağlığı ye Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesinin sözleşme süresinin dolmadan feshedilmesi nedeniyle davacının fesih işleminin geçerliliği ve bu fesih işleminden kaybının olup olmadığı hususunun raporumuzun III Bölümlerinde arz edilmiştir. Buna göre; 1- Her ne kadar sözleşmelerin hukuki incelemesi, faturaların incelenmesi ve mahkemenin talep ettiği kayıp tespiti olan " kesinti yöntemi( Bu yönteme göre kâr kaybı," tarafımızın uzmanlık alanında bulunmamaktadır. 2- Her ne kadar 27/10/2015 tarihinde sadece... Adi Ortaklığı firması ile ticari sözleşme yapılmış olsa da, İSG-KATİP sisteminde görevlendirme hizmet verilen firma ve ... Güvenlik Firması arasında İSG-KATİP sistemi üzerinden karşılıklı onay verilerek yapılmaktadır. Çalışma bakanlığı nezdinde İSG-KATİP üzerinde yapılan sözleşmelerin firmalarda hizmet vermesinin kanıtı olarak yeterli olduğu, aralarındaki ticari sözleşme bulunmasa dahi yükümlülükler sağlamaktadır. 3- İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılan görevlendirmeler süresince davacı firmanın edimlerinin karşılanması gerekmektedir. 4-İSG-KATİP sistemi üzerinde düzenlenen sözleşmelerde firmalar istediği zamanda aldıkları hizmeti sonlandırma haklarına sahiptirler. Bu sözleşmelerde ticari sözleşme şartı aranmamaktadır. Hali hazırda da bu sistem bu şekilde çalışmaktadır. 5- İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılan görevlendirmelerde firma da bulunan çalışan sayıları atama tarihindeki çalışan sayısını göstermektedir. ... Güvenlik Birimi sistem üzerinden yapılan atama sayılarına uygun olarak görevlendirme sırasındaki çalışan sayısı üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir. 6- İSG-KATİP Sistemi üzerinden sözleşmelerin sonlandığı tarihten - ... güvenlik birimi ile ticari sözleşmesi bulunan firma ile arasındaki kayıpların hesaplanması uzmanlık alanımız değildir. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ Tanımlar ve kısaltmalar MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen: d) İSG-KÂTİP: İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili iş ve işlemlerin Genel Müdürlükçe kayıt, takip ve izlenmesi amacıyla kullanılan iş sağlığı ve güvenliği kayıt, takip ve izleme programını, Görevlendirme belgesi ve sözleşme MADDE 14 – (Değişik:RG-18/12/2014-29209) a) OSGB ile işveren arasında İSG-KATİP sistemindeki örneğine uygun sözleşme düzenlenir ve karşılıklı olarak en geç beş gün içerisinde sistem üzerinden onaylanır. İSG-KATİP sistemi üzerinden onaylanan sözleşme nüshalarından biri işveren tarafından, biri OSGB tarafından saklanır. yukarıda belirtilen ve raporda yer verilen yasa ve yönetmelik maddeleri Hukuki yorum niteliğinde olmayıp durumun tespit amacı ile yardımcı kriter olarak kullanıldığını, hukuki değerlendirmenin ve nitelendirmenin sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Hususlarındaki olaya ilişkin müşterek kanaatimizi belirtir işbu bilirkişi raporumuzu Sayın Hâkimliğin takdirlerine arz ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişiden alınan 16/04/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; dosya üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda; DAVACI TİCARİ DEFTERLERİ ÜZERİNDE YAPILAN İNCELEME SONUCUNDA; Davacı tarafından incelenmek üzere ibraz edilmiş bulunan 2015 ve 2016 dönemi ticari defterlerin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca 2015 ve 2016 dönemi yevmiye defterine yapılması gereken kapanış tasdikinin süresinde yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. YOKSUN KALINAN KAR HESABININ YAPILMASI Davacı tarafından Sayın Mahkeme’ye sunulan 2015,2016 yılları ticari defterleri, kurumlar vergisi beyannameleri, davacı şirket mizanları, bilanço ve gelir tabloları incelenmiş, -Davacının 2015 yılında 739.948,35 TL yurtiçi satış hasılatı beyan ettiği, bu tutarın 42.050,00 TL lık kısmının davalıya düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, -Davacının ticari defterlerinde 2015 yılında 611.340,71 TL tutarında satılan hizmet maliyeti kayıtlı olduğu, -Davacının 2016 yılında 502.196,15 TL yurtiçi satış hasılatı beyan ettiği, bu tutarın 125.258,00 TL lık kısmının davalıya düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, -Davacının ticari defterlerinde 2016 yılında 361.889,85 TL tutarında satılan hizmet maliyeti kayıtlı olduğu, -Davacının ibraz ettiği yasal defterleri ve mali verileri üzerinde yapılan incelemelerde, maliyet hesaplarının proje, sözleşme ya da firma bazında takip edilmediği bu nedenle, Yargıtay kararlarında belirtilen ve Sayın Mahkeme tarafından kullanılması istenilen kesinti yöntemine göre, kayıtlı olan satılan hizmet maliyetinin ne kadarlık kısmının dava konusu sözleşme ile ilgili olduğunun ticari defter ve belgelerdeki kayıtlara dayanarak tespitinin mümkün olmadığı, -Sayın Mahkeme’nizin görevlendirmesinde de belirtildiği üzere “davacı ticari defterlerinde kayıt bulunmayan hallerde sözleşme tarihindeki piyasa rayiçlerindeki masraf ve kazançlar dikkate alınarak” hesaplanmasının gerektiği, bu yönteme göre kar kaybı, sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden suresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Elde edilecek fark miktara da net kâr denilir. uygulanmak suretiyle, davacı şirketin sözleşmenin feshinden sonraki dönemde dava konusu sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle başka bir iş yapıp yapmadığı, yapmış ise bundan dolayı elde ettiği kazanç miktarı, sözleşmenin feshi nedeniyle yapmaktan kaçındığı masraflar nedeniyle oluşan tasarruf miktarı ve sözleşmenin ifası için zorunlu masraf kalemleri (işçi, Sgk, ulaşım, vergi vb. zorunlu masraflar) mahsup edilerek yoksun kalınan kar hesabı yapılmasının istenildiği, -Belirtilen hesaplamaların sektör bilirkişileri tarafından yapılabileceği, sözleşme tarihindeki piyasa rayiçlerindeki masraf ve kazançların, zarar görenin yapması gereken zorunlu harcama kalemlerinin, sözleşmenin süresinden evvel feshi nedeniyle tarafların sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve bu süre içerisine başka işten sağlayacağı veya sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarlarının tespit edilmesi, davacı şirketin sözleşmenin feshinden sonraki dönemde dava konusu sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle başka bir iş yapıp yapmadığı ve sözleşmenin ifası için katlanılacak zorunlu masraf kalemlerinin tespit edilmesinin bilirkişiliğimiz uzmanlık alanında olmadığı ancak iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman bilirkişilerce tespit edilmesi mümkün olmaktadır. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 03/09/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Hukuki değerlendirme ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte, davacı şirketin 2015 ve 2016 yıllarında davalıya düzenlediği faturalar üzerinden elde etmesi muhtemel tahmini kâr toplamı 42.388,95 TL olarak hesaplanmıştır. Bu hesaplama, genel kâr marjı oranları ve satılan hizmet maliyetleri dikkate alınarak yapılmıştır. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 07/02/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Hukuki değerlendirme ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte, davacı şirketin 28.05.2016 -27.10.2016 tarihleri arasındaki dönemde yoksun kaldığı net kâr 54.765 TL olarak hesaplanmıştır. Bu hesaplama, kesinti yöntemi esas alınarak, tahmini fatura tutarı, zorunlu masraflar ve tasarruf edilen giderler dikkate alınarak yapılmıştır. Davacı şirketin ticari defterleri incelenmiş, eksik olan kayıtlar için piyasa rayiçleri esas alınmıştır. İşbu Bilirkişi Heyet Raporu, üç nüsha halinde düzenlenmiş olup, Sayın Mahkemenin takdirine sunulmaktadır. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, ticari nitelikte hizmet sözleşmesinin feshi nedeniyle bakiye sözleşme süresine ilişkin yoksun kalınan kar kaybının ve sözleşmeden kaynaklanan alacakların tahsili talebine ilişkindir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı şirket ile davalı adi ortaklık arasında imzalanan 20/10/2015 tarihli "İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi" kapsamında hizmet verilecek işçilerin yalnızca adi ortaklık çalışanı işçileri mi yoksa davalı adi ortaklığın ana yüklenicisi olduğu işlerle ilgili alt yüklenici şirket işçilerini de mi kapsadığı, davacının hizmet verdiği işçi sayılarının azaltılması nedeniyle sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, davacının sözleşmenin feshinden sonraki dönem için elde edemediği kazancı talep edip edemeyeceği, davacının araç kiralama hizmeti alması nedeniyle yaptığı masrafı davalıdan talep edip edemeyeceği, davacının düzenlediği fatura bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle vade farkı talep edip edemeyeceği ve ödenmeyen hizmet faturalarına ilişkin alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmıştır. 3-Davacı şirketin 02/06/2015 tarihinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sonlandırdığı sabit olup davacının iddiasına göre davacı şirket tarafından şantiye sahasına görevlendirilen personelin girişine izin verilmemesi suretiyle sözleşmenin davalı tarafça fiili olarak feshedildiği ileri sürülmüş, davalı taraf ise sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshedildiğini savunmuştur. Taraflarca karşı tarafa yöneltilmiş ve fesih iradesini gösterir doğrudan bir irade açıklaması bulunmamakla birlikte davacı şirketin hizmeti durdurması ve bakiye alacaklarını talep ettiği 02/06/2015 tarihli ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiği mahkememizce sabit görülmüş ve sözleşmenin feshinde haklı olup olmadığı hususu değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yalnızca davalı adi ortaklığın kendisine bağlı çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verileceğine dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 1.maddesine göre Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Taraflarca karşılıklı olarak beyan edilen ve mutabık kalınan sözleşme metni bazı durumlarda taraflarca farklı olarak yorumlanabilmektedir. Bazı hallerde tereddüte yol açabilecek mahiyette veya birden fazla anlama gelebilecek sözcük ve cümlelerin varlığı halinde sözleşmenin yorumlanması gerekecektir. "Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler" başlıklı TBK'nın 19.maddesinde "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmü düzenlenmiş olup, TBK'nın 1, 2. Ve 19.maddelerinde yer alan hükümlerle sözleşmede karşılıklı irade açıklamalarıyla yer alan ifadeler dikkate alınarak mahkememizce sözleşmenin yorumlanmasında, davacı şirket tarafında sözleşmenin ifasına başlandıktan sonra 27/11/2015 tarihinde 243, 31/12/2015 tarihinde 316, 29/01/2016 tarihinde 395, 29/02/2016 tarihinde 399 ve 31/03/2016 tarihinde 371 çalışana iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verildiği ve buna dair düzenlenen faturaların davalı adi ortaklık ticari defterlerine işlenerek nizasız olarak fatura bedellerinin ödendiği, taraflar arasında hangi işçilere iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verileceğine dair ilk uyuşmazlığın davalı adi ortaklığın 10/05/2016 tarihli ihtarnamesi ile ortaya çıktığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu ve yaklaşık 6 aylık sürede davacı şirketin ifa ettiği iş güvenliği hizmetlerine dair düzenlenen faturaların ihtirazı kayıtsız olarak kabul edilip ödendiği, bu dönemde hizmet verilen işçi sayısının 400 sayısına yakın olduğu fakat davalı adi ortaklığın doğrudan kendisine bağlı çalışan işçi sayısının ise 50 civarında olduğu, dolayısıyla düzenlenen ilk faturadan itibaren davalı adi ortaklığın alt işveren işçilerine de hizmet verildiğini bilebilecek durumda olduğu, buna rağmen herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin sözleşme süresinin yarısına yakın bir süre sözleşmenin bu şekilde ifa edilmesinden sonra davacının 6 aylık sürede hizmet verdiği işçi sayısının yaklaşık %80 civarında azaltılarak yalnızca 56 işçiye hizmet vermesinin istenilmesinin dürüstlük ve iyi niyet kurallarıyla bağlaşmadığı, zira sözleşmede çalıştırılacak işçilerin sayısı ve alt işveren işçilerinin dahil edilip edilmeyeceği açıkça düzenlenmemekle birlikte ihtilafsız olarak ifa edilen dönemde davacının yaklaşık 400 işçiye hizmet verecek şekilde organizasyon oluşturarak sözleşmeyi ifaya başlayıp 6 aylık bir dönemde sürdürmesiyle sözleşmenin alt işveren işçilerini de kapsayacak şekilde uygulanmasıyla tarafların iradesinin de bu yönde olduğunun kabulü gerektiği değerlendirildiğinden, süreç sonunda davacı şirketten yalnızca adi ortaklık işçilerini kapsayacak şekilde hizmet verilmesinin istenilmesinin davacının işten elde ettiği kazancı önemli ölçüde azaltacağı ve davacı açısında haklı nedenle fesih sebebi sayılması gerektiği değerlendirilmiş ve davacının sözleşmenin feshinde haklı olduğu, sözleşmenin feshi nedeniyle bakiye sürede elde etmekten yoksun kalacağı kar miktarını davalı taraftan talep edebileceği kabul edilmiştir. 4-Yerleşik yargısal uygulamada sözleşmenin süresinden önce haksız feshi veya talep eden açısından haklı fesih koşullarının gerçekleşmesi halinde kesinti yöntemine göre yoksun kalınan kar miktarının hesaplanması gerekmektedir. Kesinti yönteminde kar kaybı, sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Mahkememizce davacının kar kaybının kesinti yöntemiyle hesaplanması hususunda iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile SMMM bilirkişinin yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve 21/11/2022 tarihli bilirkişi raporuyla davacının 46.195,04-TL kar kaybına uğradığı yönünde görüş bildirilmiş ise de raporun kesinti yöntemine uygun olarak düzenlenmediği, ek rapor alınmak üzere dosya yeniden heyete tevdi edilmesine rağmen mahkememizce gösterilen kesinti yöntemi esas alınarak hesaplama yapılmadığı anlaşıldığından rapor hükme esas alınmamıştır. Mahkememizce iş sağlığı ve güvenliği uzmanı 3 bilirkişi ve SMMM bilirkişiden oluşturulan farklı bir bilirkişi heyetine dosya yeniden tevdi edilmiş ve kesinti yöntemine göre hesaplama yapılması istenilmiş, dosyaya sunulan 07/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin ticari defterlerinin incelendiği, ticari defterlerde yer almayan masraf ve tasarruflarla ilgili olarak piyasa rayiçleri gözetilerek yapılan hesaplama neticesinde yoksun kalınan net kar miktarının 54.765,00-TL olarak tespit edildiği görülmüştür. Rapora karşı davalı adi ortaklık vekillerince sair itirazlar ileri sürülmüş ise de kesinti yöntemine göre davacının ticari defterleri ve piyasa rayiçlerine göre yapılan hesaplamanın Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun olduğu, davacının elde ettiği kar ve tasarrufların denetlenebilir şekilde mahsubu sonrasında bakiye 5 aylık süreçte 54.765,00-TL kardan yoksun kaldığının belirlendiği, bu miktarın hesaplama yöntemi nedeniyle hükme esas alınmayan önceki bilirkişi heyetince düzenlenen raporda gösterilen miktara yakınlık derecesinin yüksek olduğu, bu itibarla iki raporun hazırlanmasında farklı yöntemler uygulanması nedeniyle raporlar arasında çelişki oluştuğunun da söylenemeyeceği gözetilerek davacının sözleşmenin süresinde önce haklı nedenle feshinden dolayı 54.765,00-TL kar kaybına uğradığı kabul edilmiştir. Dava kısmi dava olarak açılmış olup davacı vekili 28/11/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini haksız fesih tazminatı-kar kaybı yönünden 46.195,04-TL'ye, diğer alacaklar yönünden ise 95.698,31-TL'ye yükseltmiş, davalı tarafça süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı defi ileri sürüldüğü görülmüştür. Sözleşme, ifa ve ıslah tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 146.maddesi uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu düzenlenmiş, 147.maddesinde ise 5 yıllık zamanaşımı süreleri gösterilmiştir. "Diğer taraftan hizmet sözleşmesi ile hizmet temini sözleşmeleri birbirlerinden farklılık arz etmektedir. Hizmet sözleşmesinin tarafları işçi ve işveren iken, hizmet temini sözleşmelerinde işçi hükmi şahıs da olabilir. Kendine has özellikleri olan akitler için ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uygulanmalıdır. Zamanaşımına ilişkin genel hüküm ise "On Yıllık Zamanaşımı" başlıklı 146. maddesinde yer almakta; anılan madde: " Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmünü içermektedir. Buna göre, mahkemece davalının zamanaşımı def'inin 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmamış ise de, zamanaşımı def'inin reddi sonucu itibariyle doğru olmuştur." (Yargıtay (Kapatılan) ...Hukuk Dairesi'nin 15/06/2016 Tarih ...Karar sayılı ilamı) Yukarıda alıntılandığı üzere tacirler arasındaki hizmet sözleşmelerinin TBK'nın 146. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, alacağın muaccel olduğu tarih ile ıslah tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek zamanaşımı definin reddi gerektiği değerlendirilmiş ve yoksun kalınan kardan kaynaklanan tazminat talebi ıslah doğrultusunda 46.195,04-TL üzerinden kabul edilmiştir. 5-Davacı şirketin bir diğer talebi 22.520,79-TL tutarlı 27/05/2016 tarihli fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça düzenlenen uyuşmazlık konusu faturanın davalı adi ortaklığa tebliğ edildiği ve adi ortaklığın 10/06/2016 tarihli ihtarnamesiyle faturanın sözleşmeye aykırı olarak düzenlenmesi sebebiyle iade edildiği görülmüştür. Davacı şirketin 02/06/2016 tarihine kadar davalı adi ortaklık nezdinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sürdürdüğü davalı adi ortaklığın da kabulünde olup(Bkz: Bornova ...Noterliği'nin 14/06/2016 tarih... yevmiye nolu ihtarnamesi) davalı adi ortaklık tarafında hizmet verilmediğine yönelik bir itirazın bulunmadığı fakat düzenlenen faturanın sözleşmeye uygun olmadığı ileri sürülerek iade edildiği, 03/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan ve dosya kapsamına göre hizmet verildiği sabit kabul edilen 412 işçiden dolayı 10.489,35-TL A sınıfı iş güvenliği uzmanı ve 9.392,00-TL işyeri hekimi ücreti ile 2.639,44-TL KDV olmak üzere toplam 22.520,79-TL tutarlı fatura düzenlenebileceği, gerekçenin önceki bölümlerinde açıklandığı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin Mayıs 2016 tarihine kadar alt işveren işçilerini de kapsar şekilde uygulanmakla taraflar arasındaki uygulamanın bu yönde teamüle dönüştüğünün kabulü gerektiği ve davacının alt işverenlere bağlı işçilere sağladığı hizmetler nedeniyle ücret talebinde bulunabileceği değerlendirildiğinden 22.520,79-TL fatura alacağına hükmedilmiştir. 6-Davacı tarafça dava dilekçesinde talep edilmemekle birlikte ıslah dilekçesiyle 21/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hesaplama ve tespitler dikkate alınarak 33.079,16-TL bedelli faturanın talep edildiği görülmüştür. Bilirkişi 29/04/2016 tarihli 33.079,16-TL bedelli fatura alacağı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de dava dilekçesinin 3.sayfasının sonunda ve 4.sayfa başında açık bir şekilde "Aynı ihtarla talep edilen, çalışılan dönemlerle ilgili alacaklar, vade farkları, araç kiralama bedeli, sair alacaklar ise(sadece 29/04/2016 tarihli 412 kişilik fatura ödenmişti) ödenmemiştir." ifadesinin yer aldığı, buna göre 02/06/2016 tarihli ihtarname ile talep edilen alacaklardan yalnızca 33.079,16-TL fatura bedelinin ödendiğinin ikrar edilmiş olduğu, dava dilekçesinde fatura bedelinin ödendiğine dair açık kabulün bulunduğu dikkate alındığında davalıdan artık bu fatura bedelinin tekrar istenemeyeceği gözetilerek bu talebe ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir. 7-Davacı tarafın bir diğer talebi 13/05/2016 tarih 21.726,48-TL tutarlı vade farkı faturasına ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.4. ve 9.5. Maddelerinde sözleşme bedelinin ödenmesine ve gecikme faizine ilişkin hükümler düzenlenmiş olup "Ödemeler, ilgili aya ilişkin fatura aslının İŞVEREN'e tebliğ edilmesi şartıyla 5(beş) iş günü içerisinde İŞVEREN tarafından Bayraklı OSGB şirket hesaplarından birisine yatırılacaktır." ve "İŞVEREN tarafında ödemelerde gecikme yapılması halinde geciken bedel Bayraklı OSGB hesabına aylık %10 gecikme faizi ile birlikte yatırılacaktır." şeklinde vade ve gecikme faizi belirlemesinin yapıldığı, dosya kapsamına göre davacı tarafça düzenlenen ve vade farkı faturası hesaplamasına esas alınan fatura asıllarının davalı adi ortaklığa tebliğ edildiğine dair bir delil bulunmadığı, tarafların incelenen ticari defterlerine göre önceki dönemlerde yapılan ödemeler nedeniyle vade farkı faturası düzenlenmesi nedeniyle bir ticari teamül bulunduğunun da tespit edilemediği, bu haliyle davalının açık temerrüde düşürülmeksizin fatura bedelinin geç ödenmesi nedeniyle vade farkı talep edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiş ve bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir. 8-Davacı tarafça feshedilen sözleşmeyle ilgili faaliyetlerde kullanılmak üzere araç kiralaması yapıldığı, kiralanan araç nedeniyle 7.345,50-TL bedelli fatura düzenlendiğini ve bu bedelin davalıdan tahsili gerektiği ileri sürülmüştür. Davacı talebinde 6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu'nun 6/b maddesinde yer alan "Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar." hükmüne dayandığı görülmüş ise de, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davalı adi ortaklık tarafından araç hizmeti verileceğine veya davacının temin edeceği araç bedelinin ödeneceğine dair bir ibarenin yer almadığı, davacı tarafça sözleşmenin 6 ay süreyle ifa edildiği ve bu dönemlerde de araç kiralaması yapıldığı halde sözleşmenin feshi sürecine kadar araç kiralama bedellerinin davalı adi ortaklıktan talep edilmediği, kanunda gösterilen araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar ibaresinin son derece genel nitelikte olduğu, bir aracın kiralanması ve bunun işin yürütülmesinde kullanılmasının gerekip gerekmediğinin sözleşmede kararlaştırılmamış olması halinde en geç ifa zamanında bu yöndeki belirsizliğin giderilmesi gerektiği halde davacının kendi tercihiyle araç kiralaması yoluna gittiği ve sözleşmenin feshi aşamasına kadar araç kiralama bedellerine dair bir talepte bulunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle bir hizmet sözleşmesi olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde otomobilin doğrudan iş güvenliği hizmetinde kullanılması gereken bir araç olarak kabul edilemeyeceği, bir ulaşım aracı olduğu ve doğrudan işin ifası sırasında kullanılacak bir araç olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, kanunda bahsi geçen "araç" tanımından işin görülmesi sırasında kullanılması gereken, örneğin eğitici materyal, iş güvenliği araçları vb. unsurları kapsadığının kabulü gerektiği "araç, gereç, mekan ve zaman" kavramı içerisinde otomobil kiralanmasına yönelik sarf edilecek masrafların yer almasının beklenemeyeceği değerlendirildiğinden bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir. 9-Davacı tarafça talep edilen alacaklara temerrüt tarihinden itibaren sözleşmede kararlaştırılan akdi faiz oranının uygulanması talep edilmiş ve temerrüt tarihi olarak 17/06/2016 tarihi gösterilmiştir. Yoksun kalınan kar yönünden hesaplanan tazminat niteliği itibariyle sözleşmenin feshinden sonraki dönemde elde edilmesi beklenen kara ilişkin olup, sözleşmede yer alan %10 oranındaki faizin geç ödenen fatura bedellerine ilişkin olduğunun açıkça düzenlendiği, fatura bedeli niteliğinde olmayan yoksun kalınan kardan kaynaklanan alacağa sözleşmede belirlenen ve yalnızca fatura bedellerinin geç ödenmesine hasredilen faiz oranının uygulanmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinden bu alacağa temerrüt tarihi olarak belirlenen 17/06/2016'dan itibaren ticari temerrüt faizi uygulanmıştır. Fatura bedeli alacağı yönünden ise, davacının keşide ettiği 02/06/2016 tarihli ihtarnamenin 06/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede 8 gün süre içerisinde ödeme yapılmasının talep edildiği, bu itibarla 8 günlük sürenin 14/06/2016 tarihinde sona erdiği ve 15/06/2016 tarihi itibariyle temerrüt gerçekleşeceği ancak dava dilekçesinin 4. Sayfasında açıkça "17/06/2016 tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir." beyanıyla davacının temerrüt tarihi olarak 17/06/2016 tarihini kabul etmiş olması nedeniyle tazminat ve fatura alacaklarına 17/06/2016'dan itibaren faiz işletilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede gecikme faizi olarak %10 oran belirlenmiş olup her iki tarafın da tacir olması nedeniyle uygulanacak temerrüt faizini serbestçe tayin edebilecekleri gözetilerek fatura alacağına temerrüt tarihinden itibaren %10 oranında faiz işletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 46.195,04-TL yoksun kalınan kardan kaynaklanan tazminatın ve 22.520,79-TL fatura bedelinin temerrüt tarihi 17/06/2016'dan itibaren yoksun kalınan kar yönünden ticari temerrüt faizi, fatura bedeli yönünden aylık %10 oranında akdi faiz işletilmesine, fazlasına dair istemlerin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.693,97-TL harçtan peşin olarak alınan 1.222,63-TL ile ıslah harcı olarak alınan 1,200,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.270,78-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.222,63-TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 1.200,56-TL toplamı 2.423,19-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen 29,20-TL başvuru harcı ile 1.979,80-TL posta ve tebligat ücreti, 17.795,55-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 19.804,55-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 9.590,91-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça posta gideri olarak sarf edilen 282,00-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranında hesaplanan 145,43-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, bakiye kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, Dair, Davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, davalı... Madencilik vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/03/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır