İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/940 E. 2025/60 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/940
- Karar No
- 2025/60
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/940 KARAR NO : 2025/60 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/09/2014 KARAR TARİHİ : 23/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği 15/09/2014 tarihli dava dilekçesinde; davacının, 16/05/2014 tarihinde KKTC merkezli...Trading Ltd. ile yaptığı satım akdi uyarınca 3 adet tıbbi cihaz seti ithal ettiğini, gönderilen malların satıcı tarafından İzmir' de teslim edilmek üzere CIF gönderildiğini, ithal edilen malzemenin 20/05/2014 tarihinde davalı şirket tarafından İzmir' e sevk edilmek üzere... Havalimanı' nda ... nolu AWV ile rezervasyon yapılarak gönderici ... Trading Ltd. firmasından teslim alındığını, kolilerin İzmir' de davacı şirket tarafından teslim alınmak üzere TK 967 - 20 MAY/TK ...sefer sayılı kargo uçağı ile İstanbul üzerinden İzmir' e gönderileceğinin davalı şirket tarafından belirtildiğini, 3 adet koliden 1 tanesinin İzmir' e ulaşmadığını, 2 adet kolinin ihtirazı kayıt ile davalıdan teslim alındığını, kayıp olan 3. kolinin halen teslim edilmediğini, konşimento belgesi ekinde bulunan ticari faturalarda belirtildiği üzere kayıp kolide bulunan cihaz setinin değerinin 212.000,00-USD olduğunu, kargonun akibetinin defalarca sorulmasına rağmen her hangi bir gelişmenin olmadığını, bunun üzerine kargo ile ilgili öncelikle Bornova ... Noterliği' nin 27/06/2014 tarih... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin 30/06/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye her hangi bir cevap verilmediğini, daha sonra Bornova... Noterliği' nin 07/08/20214 tarih... yevmiye nolu ... ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin 19/08/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye cevap verilmediğini ancak 14/08/2014 tarihinde davalı şirketin İzmir ofisinden...' nın kargonun bulunamadığını mail yolu ile beyan ettiğini, KKTC' nin hava yolu ile taşımacılığına ilişkin sözleşmelere taraf olmadığını, bu sebeple uyuşmazlığın Türk Hukuku' na göre çözümlenmesinin gerektiğini, taşıyıcının taşıdığı malı hasarsız teslim etmesi gerektiğini, 2920 Sayılı Türk Sivil Havacılık Yasası gereğince malın eksik teslim edilmesinin ziyaa uğradığı anlamına geleceğini, davalının yükümlülüklerini ihmal etmesi sebebiyle 212.000,00-USD değerindeki kolinin taşıma sırasında kayıp olmasından dolayı sorumlu olduğunu, davalının taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğu hükümlerden yararlanamayacağını, taşıyıcının 3. koliyi neden teslim etmediğini açıklayamadığını, davalı taşıyıcının sorumluluğunun ağırlaştırılmış özen borcuna dayalı bir sorumluluk olduğunu, davalının üzerine düşen özeni göstermediği ve basiretli bir tacir gibi davranmadığını, değerini bildiği kargoyu kayıp etmesi nedeni ile sivil havacılık yasası gereğince sınırsız sorumlu olduğunu belirtmiş ,212.000,00-USD tazminatın 20/05/2012 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesinde ; dava konusu olaya 1999 tarihli Montreal Konvensiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, ihtilaf konusu taşımanın 20/05/2014 tarihinde ...' dan İstanbul' a yapılmış uluslar arası bir taşıma niteliğinde olduğunu, dava konusu olaya 28/05/1999 tarihli ve Türkiye açısından 26/03/2011 tarihinde yürürlüğe giren " Havayolu İle Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme " hükümlerinin uygulanması gerektiğini, sözleşmenin 22/3 maddesi gereğince davalının sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını talep edebileceğini, davacının TTK hükümlerine dayanarak taşıma ücreti talep etmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın ancak karar tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini, geriye dönük ödeme tarihinden faiz talep edemeyeceğini belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın kısmen kabulüne dair Mahkememizce verilen ilk karar Yargıtay ... Hukuk Dairesi Başkanlığı ' nın ...Karar sayılı ilamıyla " Dava, hava yolu kargo taşıma sözleşmesine istinaden taşınan kolinin kaybı nedeniyle taşıyıcıdan tazminat istemine ilişkindir. 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 106. maddesinde “Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; bu Kanunda hüküm bulunmadıkça, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiş; aynı Kanunun 124. maddesinde ise “Taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılması, 12 Ekim 1929 tarihinde Varşova'da imzalanan ve Uluslararası Hava Taşımaları'na İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkındaki Sözleşme ve bu sözleşmeyi değiştiren Türkiye'nin katıldığı sözleşme ve protokollerin hükümlerine göre tayin olunur.” hükmü düzenlenmiştir. Bu suretle yurt içi hava yolu taşıması olduğu kabul edilen dava konusu uyuşmazlıkta belirtilen yasal düzenlemelere istinaden Varşova Konvansiyonu ve onu tadil eden ülkemizin kabul ettiği düzenlemelere yapılan atıf sebebiyle bu uluslararası sözleşme hükümleri uygulanacaktır. 2920 sayılı Kanunun atıf yaptığı Varşova Konvansiyonu ve 4 no'lu Montreal Protokolü uyarınca yük taşımasında taşıyıcının sorumluluğu sınırlıdır. Taşıyıcının sınırlı sorumlu olduğu halin istisnası ise Konvansiyonun 22/2-a maddesindeki hallerin bulunması durumudur. Konvansiyonun 22/2-a maddesine göre “Kayıtlı bagaj ve yük taşımasında, paket taşıyıcıya verilirken, gönderici, varış yerinde teslim anındaki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına iki yüz elli frankla sınırlandırılmıştır. Özel bildirimde bulunulması halinde, taşıyıcı bildirilen meblağın göndericinin varış yerinde teslim anındaki gerçek menfaatinden büyük olduğunu ispat etmedikçe, bildirimi yapılan meblağa kadar ödeme yapmakla sorumludur.” Davalı vekilince dava konusu taşımaya ilişkin airwaybillde gümrük için değer beyanına ilişkin “Dedared Valua for Custom” hanesinde ... - “No Customs Value” yani “hiçbir gümrük değeri bildirilmemiştir,” taşıma değer beyanına ilişkin “Declared Value for Carriage” hanesinde de NVD “No Value Declared” yani “hiç bir değer beyan edilmemiştir” kayıtlarının yer aldığının, bu durumda taşımaya ilişkin herhangi bir değer bildiriminde bulunulmadığının anlaşıldığı ileri sürülmüş olup, bu husus ekli hava senedinden anlaşılamamaktadır. Bu suretle, dava konusu taşımaya ilişkin hava senedinin asıl veya bildirilen şerh kısımlarının bulunduğu okunaklı suretinin ibrazı sağlanarak hava senedinde taşımaya ilişkin bir değer bildiriminde bulunulup bulunulmadığı tespit edilmeli, ek ücret alınıp alınmadığı araştırılarak Konvansiyonun 22/2-a maddesinde yer alan taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu kaldıran bir halin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. O halde, açıklanan araştırma ve inceleme yapılmadan mahkemece hava senedinin ekinde fatura bulunmasının özel değer bildiriminin olduğunu gösterdiği sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 2920 sayılı Kanunun 121. ve aynı kanunun taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasına ilişkin 123. maddede yer alan hükümlere atıfla davalı tarafın 2920 sayılı Yasa'nın 123. madde kapsamında sorumluluktan kurtulacak delil ileri sürmediği gerekçesiyle taşıyıcının kaybolan kolinin faturada belirtilen değerinin tamamından davalının sorumlu tutulması yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; dava dilekçesiyle, 212.000,00 USD tazminatın 20/05/2012 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan faizi ile birlikte tahsili istendiği halde mahkemece 212.000,00 USD'nin 29/08/2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup 3095 sayılı Kanunun yabancı para borcunda faizi düzenleyen 4/a maddesi gereğince sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu suretle, yabancı para alacağına 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken hükmedilen alacak miktarına avans faizi uygulanması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. " gerekçesiyle bozularak gelmiş usul ve yasaya uygun bulunan ilk bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Davanın kısmen kabulüne dair Mahkememizce verilen ikinci karar Yargıtay ... Hukuk Dairesi Başkanlığı ' nın ... Karar sayılı ilamıyla ; davacı vekili, davacının, 16.05.2014 tarihinde KKTC merkezli... Trading Ltd. ile yaptığı satım akdi uyarınca 3 adet tıbbi cihaz seti ithal ettiğini, gönderilen malların satıcı tarafından İzmir'de teslim edilmek üzere CIF gönderildiği, malzemenin 20.05.2014 tarihinde davalı şirket tarafından İzmir'e sevk edilmek üzere ... Havalimanı'nda teslim alındığını, 3 adet koliden 1 tanesinin İzmir'e ulaşmadığını, 2 adet kolinin ihtirazı kayıt ile davalıdan teslim alındığını, kayıp olan 3. kolinin halen teslim edilmediğini, konşimento belgesi ekinde bulunan ticari faturalarda belirtildiği üzere kayıp kolide bulunan cihaz setinin değerinin 212.000. USD olduğunu, gönderilen ihtarnamelere cevap verilmediğini, ancak 14.08.2014 tarihinde davalı şirketin İzmir ofisi yetkilisinin kargonun bulunamadığını mail yolu ile bildirdiğini, KKTC'nin hava yolu taşımacılığına ilişkin sözleşmelere taraf olmadığını, bu sebeple uyuşmazlığın Türk Hukuku'na göre çözümlenmesi gerektiğini, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Yasası gereğince malın eksik teslim edilmesinin ziyaa uğradığı anlamına geleceğini, davalı taşıyıcının sorumluluğunun ağırlaştırılmış özen borcuna dayalı bir sorumluluk olduğunu, davalının üzerine düşen özeni göstermediği ve basiretli bir tacir gibi davranmadığını, değerini bildiği kargoyu kayıp etmesi nedeni ile Sivil Havacılık Yasası gereğince sınırsız sorumlu olduğunu ileri sürerek, 212.000.- USD tazminatın 20.05.2012 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ihtilaf konusu taşımanın uluslararası bir taşıma niteliğinde olduğundan dava konusu olaya 28.05.1999 tarihli ve Türkiye açısından 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren "Havayolu İle Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme (Montreal Konvensiyonu)" hükümlerinin uygulanacağını, sözleşmenin 22/3 maddesi gereğince davalının sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını talep edebileceğini, ancak karar tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşımanın uluslararası nitelikte olmadığı, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan Kanunun 126. maddesi hükmü göz önüne alındığında davalı tarafın kendisine 3 koli halinde teslim edilen malzemenin 1 kolisini teslim edemediği, kolinin davacı tarafa teslim edilmemesinin en iyi ihtimalle davalı taşıyıcının veya adamlarının ihmali sonucunda meydana geldiği ve davalının sınırsız sorumluluğunun söz konusu olduğu, her ne kadar dava konusu taşımaya ilişkin airwaybillde gümrük için değer beyanına ilişkin “Dedared Valua for Custom” hanesinde NVC - “No Customs Value” yani “hiçbir gümrük değeri bildirilmemiştir,” taşıma değer beyanına ilişkin “Declared Value for Carriage” hanesinde de NVD “No Value Declared” yani “hiç bir değer beyan edilmemiştir” kayıtları doğrultusunda taşınan malzeme için değer belirtilmemiş ise de, davacı tarafça K.K.T.C.'den ithal edilen 3 ünite tıbbi cihazın toplam bedelinin 636.000.- USD ve taşınan her bir kolinin faturada belirtilen bedelinin 212.000.- USD olduğu, davalı tarafça 2920 sayılı Yasa'nın 123. maddesi kapsamında sorumluluktan kurtulacak delil ileri sürülmediği, 121. madde kapsamında teslim edilmeyen dava konusu bir adet koli bedeli olan 212.000.- USD'den sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 212.000.- USD'nin 29.08.2014 tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faizin başlangıç tarihi ile ilgili fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, hava yolu kargo taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Dairemizin 09.02.2017 tarih ve ... Karar sayılı ilamında davalı vekilinin, dava konusu taşımaya ilişkin airwaybillde “hiçbir gümrük değeri bildirilmemiştir,” ve “hiç bir değer beyan edilmemiştir” kayıtlarının yer aldığını, bu durumda davacının herhangi bir değer bildiriminde bulunamadığının ileri sürdüğü, ancak bu hususun ekli hava senedinden anlaşılamadığı, bu suretle, dava konusu taşımaya ilişkin hava senedinin asıl veya bildirilen şerh kısımlarının bulunduğu okunaklı suretinin ibrazı sağlanarak hava senedinde taşımaya ilişkin bir değer bildiriminde bulunulup bulunulmadığının tespit edilmesi, ek ücret alınıp alınmadığının araştırılarak Konvansiyonun 22/2-a maddesinde yer alan taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu kaldıran bir halin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği, buna rağmen açıklanan araştırma ve inceleme yapılmadan mahkemece hava senedinin ekinde fatura bulunmasının özel değer bildirimini gösterdiği sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece bu kez, kararının delillerin değerlendirilmesi bölümünde “davalı tarafın kendisine 3 koli halinde teslim edilen malzemenin 1 kolisini teslim edemediği, kolinin davacı tarafa teslim edilmemesinin en iyi ihtimalle davalı taşıyıcının veya adamlarının ihmali sonucunda meydana geldiği” kabul edilerek davalının sınırsız sorumluluğunun söz konusu olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve mahkemenin “kolinin davacı tarafa teslim edilmemesinin en iyi ihtimalle davalı taşıyıcının veya adamlarının ihmali sonucunda meydana geldiği” yönündeki gerekçesinin davacı tarafından temyiz edilmemesi, taşınan emtia için değer belirtilmediğinin mahkemenin kabulünde olması hususları gözetildiğinde dosya kapsamına göre davalının eylemlerinin pervasızca hareket ve ağır ihmal olarak kabulüne imkan bulunmadığından davalının sınırlı sorumluluktan yararlanması gerektiği gözetilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir " gerekçesiyle bozularak gelmiş , dosya yeniden esasa kaydedilmiştir Mahkememizin ... Karar sayılı 03/11/2022 tarihli kararı ile; "...Yargıtay... Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın...Karar sayılı bozma ilamına karşı Mahkememizin önceki kararında ısrar edilmesine, Davanın KISMEN KABULÜ ile, 212.000,00-USD' nin 29/08/2014 tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Faizin başlangıç tarihi ile ilgili fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,..." karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Karar sayılı ilamı ile "...16. Havayolu ile taşıma sözleşmesi, yolcu veya yükün havayolu ile bir ücret karşılığında taşınması için yapılan sözleşmedir. Bu sözleşmede hareket yeri ve varış yeri aynı olan bir taşıma söz konusu ise iç taşımadan; hareket yeri ve varış yeri farklı iki ülkede olan veya her ikisi de aynı ülkede olmasına rağmen başka bir devletin ülkesinde bir duraklama yerinin kararlaştırılmış olduğu taşıma söz konusu ise uluslararası taşımadan bahsedilecektir. 17. Ülkemizde havayoluyla yapılan iç taşımalarda TSHK uygulanacak; bu Kanun’da hüküm bulunmayan hâllerde ise aynı Kanun’un 106 ncı maddesi gereğince ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hâllerde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uygulanacaktır. Uluslararası taşımalarda ise doğrudan Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların uygulanması gerekecektir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ise 1929 tarihli Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme ve Eki Protokol ile 4 numaralı Montreal Protokolü (Varşova Konvansiyonu) ve bu Sözleşme ile kurulan sistemin günümüz şartlarına uygun hâle getirilmesi amacıyla hazırlanan 1999 tarihli Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme’dir (Montreal Konvansiyonu). Ülkemizin Varşova Konvansiyonuna katılması 01.03.1977 tarihli ve 2073 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Montreal Konvansiyonu ise ülkemiz tarafından 28.05.1999 tarihinde imzalanmış, ancak 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Öte yandan KKTC Montreal Konvansiyonu’na taraf devletler içerisinde yer almadığından anılan bu ülke ile ülkemiz arasında gerçekleşecek hava taşımalarından doğan uyuşmazlılarda Montreal Konvansiyon hükümlerinin uygulanması söz konusu değildir. 18. Bilindiği üzere taşıma hukukunda hangi tür taşıma olursa olsun, taşıyıcı bakımından emtia (yük) taşımalarında ziya ve hasardan dolayı sorumluluk ile gecikmeden doğan sorumluluk; yolcu (insan) taşımalarında ise ölümden ya da cismani zarardan dolayı sorumluluk ile gecikmeden doğan sorumluluk düzenlenmiş ve bu sorumluluk hâlleri bakımından taşıyıcının sorumluluğu sınırlandırılmıştır. Bu sorumluluk hâlleri dışında ise taşıyıcının sorumluluğu genel hükümlere tabidir. 19. Havayolu ile yük taşınması sırasında yükte oluşan zararlardan sorumluluğa dair hüküm, TSHK’nın 121 inci maddesinde düzenlenmiş olup anılan hükmün birinci fıkrasına göre tescil ettirilmiş yükün kaybı veya zarara uğraması hâlinde zarara sebebiyet veren olay, havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş ise zarardan taşıyıcı sorumludur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında havayolu ile taşımanın kapsamına yükün bir havaalanında veya bir hava aracında yahut havaalanı dışına inilmesi hâlinde o yerde taşıyıcının muhafaza ve nezareti altında bulundukları süreyi kapsayacağı belirtilmiştir. 20. Burada taşıyıcının yük üzerinde bir özen borcuna dayalı bakım ve gözetim yükümlülüğü söz konusudur. Bu mükellefiyet yükün taşıyıcıya teslim edilmesi ile başlayıp yükün sözleşme koşullarına uygun olarak gönderilene teslimi ile sona erer. Belirtilen süreç içinde taşıyıcının teslim edilen yük üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali, yükte oluşan zarar sebebiyle taşıyıcının sorumluluğuna yol açar. Bahse konu özen yükümlülüğü, taşıyıcının adamlarından da beklenir. 21. Bunun yanında havayolu taşımasında taşıyıcı, yükte ortaya çıkan zarar nedeniyle kural olarak sınırlı sorumluluk altındadır. Nitekim TSHK’nın 124 üncü maddesinde bu husus; “Taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılması, 12 Ekim 1929 tarihinde Varşova'da imzalanan ve Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kurulların Birleştirilmesi Hakkındaki Sözleşme ve bu Sözleşmeyi değiştiren Türkiye'nin katıldığı sözleşme ve protokollerin hükümlerine göre tayin olunur. Taşıyıcı, birinci fıkrada anılan sözleşme ve protokoller ile öngörülmüş bulunan sınırların yükseltilmesine ilişkin özel anlaşmalar yapmak veya bu nitelikteki anlaşmalara katılmak yetkisini haizdir. Para kıymetinin değişmesi halinde, birinci fıkrada öngörülen sorumluluk sınırlarının yeniden belirlenmesine Cumhurbaşkanı yetkilidir.” şeklindeki hüküm ile düzenlenmiştir. 22. Belirtilen düzenlemedeki sınırı sorumluluğa dair kural yönünden Varşova Konvansiyonuna atıf yapılmıştır. Varşova Konvansiyonu’nda da taşıyıcının sınırlı sorumluluğu kural olup burada üst sınırı tayin edilmiş bir sorumluluk hâli söz konusudur. Sınırlı sorumluluğun kabul edilmesinde, Varşova Konvansiyonu’nun 1929 yılındaki imzalanması aşamasında hem hava taşımacılığının ve hava sanayinin desteklenmesi, hem de taraflar arasındaki menfaat dengesinin tesisi amaçlanmıştır. Bu kapsamda havayolu ile gerçekleştirilen emtia taşımasında yükün TSHK hükümleri çerçevesinde kaybedilmesi yahut zarara uğraması durumunda taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olacaktır. Bu durum TSHK’nın 127 nci maddesi kapsamında taşıyıcının adamları için de geçerlidir. 23. Bu doğrultuda TSHK’nın 124 üncü maddesi ile taşıyıcının sınırlı sorumluluğu hususunda atıf yapılan Varşova Konvansiyonu’nun 22/2-a maddesi gereğince; havayolu ile emtia taşımasında yük taşıyıcıya verilirken gönderici, varış yerinde teslim anındaki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına 17 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlandırılmıştır. Özel bildirimde bulunulması hâlinde ise taşıyıcı, bildirilen meblağın göndericinin varış yerinde teslim anındaki gerçek menfaatinden büyük olduğunu ispat etmedikçe bildirimi yapılan meblağa kadar ödeme yapmakla yükümlüdür. 24. Öte yandan havayolu taşımasındaki sınırlı sorumluluk ilkesi mutlak nitelikte olmayıp taşıyıcının sınırsız sorumluluğu TSHK’nın 126 ncı maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Anılan hükme göre zararın taşıyıcının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda meydana geldiği ispat edildiği takdirde TSHK’da öngörülen sorumluluk sınırları uygulanmaz. Buna göre taşıyıcının sınırsız sorumluluğu için taşıyıcının ve/veya adamlarının zarar verme kastı ile icra ettikleri hareketlerinin yanı sıra zararın ortaya çıkma ihtimalinin bilincinde oldukları hâlde ihtiyatsızca fiilleri sonucunda oluşan zarardan taşıyıcı sınırsız sorumludur. Taşıyıcının işçileri yahut temsilcileri gibi yardımcı kişilerinin meydana getirdiği sınırsız sorumluluk talebine mevzu olan zarar hakkında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 55 inci madde [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 66 maddesi] hükümleri ise saklıdır. 25. Bunun yanında TSHK’nın 110/2 nci maddesi gereğince düzenlenmesi gereken ve maddenin birinci fıkrasındaki kayıtları içeren hava yük senedi olmaksızın yükü kabul eden taşıyıcı, TSHK’da mevcut sorumluluğu kaldıran veya sınırlandıran hükümlerden yararlanamaz. Her ne kadar böyle bir durum, taşıma sözleşmesinin geçerliliğine etki etmese de taşıyıcının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanmasını engeller. 26. Taşıyıcının sorumluluk sınırlarını yükselten anlaşmalar yapma yetkisinin mevcudiyeti TSHK’nın 124/2 nci maddesinde açıkça ifade edildiğinden, taşıyıcı tarafından bu tür bir anlaşma yapılmış olması hâlinde taşıyıcının zarardan sorumluluğu, Varşova Konvansiyonu’ndaki bedelle sınırlı olmayacak, sorumluluk sınırı anlaşılan miktara göre belirlenecektir. 27. Taşıyıcının oluşan zarara dair sorumluluktan kurtulması ise TSHK’nın 123 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli olan bütün tedbirleri aldıklarını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa sorumluluğu ortadan kalkar. Belirtilen iki durumdan birinin taşıyıcı tarafından ispatı ile taşıyıcı, yükte oluşan zarara ilişkin sorumluluktan kurtulacaktır. 28. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıya İzmir’de teslim edilmek üzere davalı tarafından taşınan üç koli emtiadan birinin taşıma sırasında kaybolduğu, bu sebeple davacı tarafa teslim edilemediği, kayıp olan emtianın fatura değerinin 212.000USD olduğu, taşımanın KKTC Lefkoşa/... Havalimanı ile İstanbul bağlantılı olacak şekilde İzmir arasında gerçekleştirildiği, KKTC’nin 28.05.1999 tarihli Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme’sine (Montreal Konvansiyonu) taraf olmaması sebebiyle uyuşmazlığa TSHK’nın hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. 29. Her ne kadar davacı tarafından kaybolan yükün faturasının konşimento ekinde mevcut olduğu belirtilmiş ise de; dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlenen konşimentonun (air waybill) ne gümrük değeri ne de taşınan emtianın değerine ilişkin kısımlarında davacı tarafından herhangi bir beyanda bulunulmadığı açık olup bu hususta herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Dolayısıyla taşınan emtia için TSHK’nın 124 üncü maddesi atfıyla uygulanan Varşova Konvansiyonu’nun 22 nci maddesi anlamında herhangi bir değer bildirilmediği açıktır. 30. Bunun yanında mahkemece, dava konusu kayıp emtia hakkında herhangi bir değerin bildirilmediği kabul edilmekle birlikte direnme kararında, kayıp olan emtianın teslim edilememesinin en iyi ihtimalle davalı taşıyıcının veya adamlarının ihmali sonucunda meydana geldiği kabul edilerek davalının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilmiştir. 31. Dosya kapsamında, davacı tarafından dava konusu kayıp emtianın değerine dair herhangi bir beyanda bulunulmamış olması yanında davalının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket yahut ihmal sonucunda dava konusu zararın oluştuğu da ispatlanamamıştır (TSHK md. 126). Başka bir anlatımla dosyadaki bilgi ve belgeler ışığında taşıma sırasındaki zararın oluşmasında davalının eyleminin sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıracak nitelikte pervasızca hareket yahut ağır ihmal olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. 32. Bu itibarla davacı tarafından TSHK’nın 124 üncü maddesi atfıyla uygulanan Varşova Konvansiyonu’nun 22 nci maddesi anlamında dava konusu kayıp emtianın değerine dair herhangi bir beyanda bulunulmamış olması ve TSHK’nın 126 ncı maddesi kapsamında davalının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda meydana geldiği ispat edilememiş olması karşısında; davalının taşıma sırasında kaybolan emtia yönünden TSHK’nın 124 üncü maddesi çerçevesinde sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanması gerektiği göz önüne alınarak yapılacak değerlendirme neticesinde hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. 33. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; TSHK’nın 123 ve 124 üncü maddeleri nazara alınarak davalının kayıp emtia bakımından sınırsız sorumlu olduğu, direnme kararındaki bu gerekçe hukuka uygun olduğundan direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 34. Hâl böyle olunca mahkemece; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 35. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır...." gerekçesiyle Mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş, dosya yeniden esasa alınarak yargılamaya devam olunmuştur. Yargıtay ilk bozma ilamı öncesinde taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun dava konusu edilen taşımanın niteliği taşımaya uygulanması gereken yasal hükümler talep edilebilecek tazminat miktarı ve faizin başlangıç tarihi hususunda olduğu tespit edilmiş tarafların sulh durumu mevcut olmadığından tahkikata geçilmiş , dosyaya davacı tarafça taşıma senet örneği ibraz edilmiş, taşınan malzemenin tıbbi malzeme olduğu, 16/05/2014 tarihli faturanın 3 adet üzerinden düzenlendiği ve toplam tutarının 636.000,00 USD olduğu belirlenmiştir. İlk bozma ilamı öncesinde dosyaya ibraz edilen Bornova...Noterliği ' ne ait 27/06/2014 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile teslim edilmeyen bir kolinin tebliğden itibaren 3 gün içinde teslim edilmesi, aksi halde cihazın ithali için ödenen 212.000,00 USD nin 20/05/2012 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte ödenmesinin talep edildiği, bundan sonra davacı tarafça aynı noterliğe ait 08/07/2014 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile 212.000 USD nin 10 gün içinde ödenmesinin talep edildiği ve söz konusu ihtarnamenin 18/08/2014 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği belirlenmiştir. İlk bozma ilamı öncesinde Mahkememizce taşıma konusunda uzman bilirkişiden rapor istenilmiş , bilirkişi... tarafından sunulan raporda ; tarafların beyanlarında atıfta bulunduğu Montreal Sözleşmesinin ülkemiz tarafından 28/05/1999 da imzalandığı ve sözleşmenin 53. Maddesi 6 nolu paragrafına göre sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihinin 04/11/2003 olduğu, 14 Nisan 2009 tarihli 27200 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5866 sayılı Havayolu ile Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunmasına Dair Kanun ile ülkemizin 28/05/1999 da imzaladığı Montreal sözleşmesinin iç hukukta onaylanma sürecinin sözleşmenin 57. Maddesi kapsamında ileri sürülen çekince beyanı ile başladığı, süre sonunda 26/03/2011 tarihi itibariyle Montreal Sözleşmesinin ülkemizde de yürürlüğe girdiği ve sözleşmenin uygulama kapsamının belirtildiği 1.madde hükmüne göre taraflar arasında taşıma sözleşmesi olması, hava aracının kalkış ve varış yerlerinin iki ayrı devlet ülke olması, kalkış ve varış yerlerinin sözleşmeye taraf bir devletin ülkesinde bulunmasına rağmen, sözleşmeye taraf olsun olmasın başka bir devletin topraklarında duraklama yapılması hallerinden, hava yolu ile emtia taşıma sözleşmesinin mutlaka var olması kaydıyla söz konusu şartların birlikte olması halinde uygulanacağı, ... Hava Limanından İstanbul üzerinden İzmir'e hava aracı ile ücret karşılığı taşımanın söz konusu olduğu ancak ... hava limanının bulunduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dış ilişkiler bağlamında 28/05/1999 tarihli Montreal Sözleşmesinin tarafı olmadığı ve Birleşmiş Milletler kararı ile Türkiye dışındaki devletler tarafından tanınmamış olması sonucunda davaya konu K.K.T.C. ... hava limanı çıkışlı, İstanbul üzerinden İzmir'e varışlı havayolu taşıma işinde uluslararası nitelik gerçekleşmediği, bu durumda 5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun uyarınca 2920 sayılı Türk Havacılık Kanunu hükümleri dikkate alınarak tazminat miktarının belirlendiği, havayolu taşıma senedi ve üzerindeki Turkısh Cargo başlıklı etiket içeriğine göre ... Havalimanında 3 koli olan emtianın İstanbul'dan İzmir'e nakledilirken 2 koliye düştüğü, ... Havalimanında 3 kolinin davalı taşıyana teslim edilip varma yeri İzmir Adnan Menderes Havalimanında emtianın 2 koli olarak davacıya teslim edildiği, davalı taşıyanın teslim edemediği emtianın bedeline yönelik bir itirazınında görülmediği, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunun 121.maddesi 1.fıkrası hükmüne göre taşıyanın taşıma sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğunu ve taşıyan lehine sınırlı sorumluluk getirildiği, 123.madde hükmünde taşıyıcının kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri aldıklarını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ıspatlarlarsa sorumlu olmayacağının gösterildiği, davalının kendisini sorumluluktan kurtaracak gereklerini yerine getirmediği, davacıya teslim edilmeyen bir koli tıbbi malzemenin değerinin teslim edilen 2 kolinin değeri ile birlikte... nolu Air Waybill-Havayolu taşıma senedi ekindeki ithalat faturasında belirtildiği, davalı taşıyanın başlangıçta havayolu taşıma senedi düzenlenirken bahse konu ithalat faturasının içeriğine karşı bir ihtirazı kayıt beyanında bulunmadığını kendisine teslim edilmesi gerekirken teslim edilmeyen tıbbi malzemenin bedeli olan 212.000,00 Amerikan dolarının davacının davalıdan talep edebileceği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Yargıtay ilk bozma ilamı doğrultusunda dava konusu taşımaya ilişkin hava senedinin asıl veya bildirilen şerh kısımlarının bulunduğu okunaklı suretinin ibrazı için taraf vekillerine 07/11/2019 tarihli celsede 2 haftalık süre verilmiş, söz konusu belge fotokopisi sunularak dosya içerisine alınmıştır. Yargıtay ilk bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden ek rapor istenilmiş , alınan 30/06/2020 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; kendisine teslim edilmesi gerekirken teslim edilmeyen tıbbi malzemenin bedeli olan 212.000,00 Amerikan Dolarını davacının davalıdan talep edebileceği kanaatine ulaşıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Yargıtay ilk bozma ilamı doğrultusunda hukuki tavsif ve değerlendirme Mahkememize ait olmak üzere ve alternatif olarak sınırlı sorumluluk esasına göre talep edilebilecek tazminat miktarı konusunda bilirkişiden yeniden ek rapor istenilmiş, alınan 24/11/2020 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; birinci alternatif olarak Konvansiyonda sözü edilen 250 Frank'ın 29/08/2014 itibariyle Türk Lirası cinsinden karşılığının 1.319,95 TL, kayıp paket ağırlığı olan 25 kg yönünden zarar miktarının 32.998,75 TL olduğu, ikinci alternatif olarak ülkemiz tarafından da uygun bulunan 1999 Montreal Sözleşmesinin 22. Maddesinin 3. Fıkrasında getirilen taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması yada kargoya hasar gelmesi halinde her kg için sorumluluğunun 17 özel çekme hakkı ile sınırlandırılması prensibi gereğince davaya konu emtianın kaybolduğunun kesinleştiği tarih olarak kabul edilen 29/08/2014 tarihindeki kur değerlerine göre 1 SDR 'nin 3,2799 TL olduğu, bu değeri kayıp emtianın ağırlığı olan 25 kg ve 17 sabit sayısı ile birlikte çarpıldığında davalının sınırlı sorumluluk tutabileceği miktarın 1.393,95 TL olarak bulunabileceği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda ; davacı tarafça Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ... Havalimanı ' ndan İstanbul bağlantılı İzmir ' e taşınmak üzere 3 koli halinde davalı tarafa teslim edilen malzemenin 2 koli halinde teslim edildiğinden bahisle teslim edilmeyen koli bedelinin tahsiline yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize dava açıldığı , 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 106. maddesinde “Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; bu Kanunda hüküm bulunmadıkça, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verildiği aynı Kanunun 124. maddesinde ise “Taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılması, 12 Ekim 1929 tarihinde Varşova'da imzalanan ve Uluslararası Hava Taşımaları'na İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkındaki Sözleşme ve bu sözleşmeyi değiştiren Türkiye'nin katıldığı sözleşme ve protokollerin hükümlerine göre tayin olunur.” hükmünün düzenlendiği, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 124 üncü maddesi ile taşıyıcının sınırlı sorumluluğu hususunda atıf yapılan Varşova Konvansiyonu’nun 22/2-a maddesi gereğince; havayolu ile emtia taşımasında yük taşıyıcıya verilirken gönderici, varış yerinde teslim anındaki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına 17 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığı , Davacıya İzmir’de teslim edilmek üzere davalı tarafından taşınan üç koli emtiadan birinin taşıma sırasında kaybolduğu, bu sebeple davacı tarafa teslim edilemediği, kayıp olan emtianın fatura değerinin 212.000 USD olduğu, taşımanın KKTC Lefkoşa/... Havalimanı ile İstanbul bağlantılı olacak şekilde İzmir arasında gerçekleştirildiği, KKTC’nin 28.05.1999 tarihli Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme’sine (Montreal Konvansiyonu) taraf olmaması sebebiyle uyuşmazlığa TSHK’nın hükümlerinin uygulanması gerektiği , davacı tarafından kaybolan yükün faturasının konşimento ekinde mevcut olduğu belirtilmiş ise de; dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlenen konşimentonun (air waybill) ne gümrük değeri ne de taşınan emtianın değerine ilişkin kısımlarında davacı tarafından herhangi bir beyanda bulunulmadığı açık olup bu hususta herhangi bir uyuşmazlık mevcut olmadığı , dolayısıyla taşınan emtia için TSHK’nın 124 üncü maddesi atfıyla uygulanan Varşova Konvansiyonu’nun 22 nci maddesi anlamında herhangi bir değer bildirilmediğinin açık olduğu , dosya kapsamında, davacı tarafından dava konusu kayıp emtianın değerine dair herhangi bir beyanda bulunulmamış olması yanında davalının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket yahut ihmal sonucunda dava konusu zararın oluştuğu da ispatlanamadığı , başka bir anlatımla dosyadaki bilgi ve belgeler ışığında taşıma sırasındaki zararın oluşmasında davalının eyleminin sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıracak nitelikte pervasızca hareket yahut ağır ihmal olarak kabulüne olanak bulunmadığı , bu itibarla davacı tarafından TSHK’nın 124 üncü maddesi atfıyla uygulanan Varşova Konvansiyonu’nun 22 nci maddesi anlamında dava konusu kayıp emtianın değerine dair herhangi bir beyanda bulunulmamış olması ve TSHK’nın 126 ncı maddesi kapsamında davalının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda meydana geldiği ispat edilememiş olması karşısında; davalının taşıma sırasında kaybolan emtia yönünden TSHK’nın 124 üncü maddesi çerçevesinde sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanması gerektiği , davacı tarafça gönderilen ilk ihtarnameden sonra davalıya gönderilen Bornova ... Noterliğinin 07/08/2014 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile koli bedelinin ödenmesi için 10 günlük süre verildiği , söz konusu ihtarnamenin 18/08/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 29/08/2014 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ve davacı tarafça söz konusu tarihten itibaren faiz talep edebileceği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış ,davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1.393,95 TL nin 29/08/2014 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 7.999,35 TL harçtan mahsubu ile 7.383,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, (Daha sonra tamamlanan 23.998,01 TL lik harç ile ilgili Mahkememizin 08/10/2015 tarihli kararı sonrasında Mahkememiz dosyasının bozmadan önceki esası olan ...Esas sayılı dosya üzerinden 17/12/2015 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi çıkartıldığı anlaşılmakla Harç Tahsil Müzekkeresinin infaz edilip edilmediği kontrol edilerek müzekkerenin infaz edildiği belirlendiğinde fazla alınan 23.998,01 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalı tarafa iadesine) 3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 1.394,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve dava tazminat davası niteliğinde olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/3 maddesi hükmüne göre hesap ve takdir edilen 1.394,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 22 davetiye bedeli 176,00 TL , bilirkişi inceleme ücreti 750,00 TL, posta masrafı 32,40 TL olmak üzere toplam 958,40 TL yargılama giderinin red ve kabule göre davacı üzerinde bırakılmasına ,davalı tarafça yapılan 48,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine , davalı tarafından yapılan diğer yargılama giderinin red ve kabule göre davalı üzerinde bırakılmasına , Davacı tarafça yatırılan 644,40-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair tebliğden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av.... davalı vekili Av....yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 23/01/2025 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır