İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/199 E. 2024/806 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/199
- Karar No
- 2024/806
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/199 Esas KARAR NO : 2024/806 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2022 KARAR TARİHİ : 09/10/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın iptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı şirkete ait İzmir Bornova ilçesinde bulunan Çiftlik arazisinde çatı tadilat işlerinin yapıldığı, bu kapsamda davalı adına fatura düzenlenerek tebliğ edildiği, davalının fatura bedelini ödemediği, davalı aleyhinde takibe girişildiği, davalının haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiği, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, davalı tarafından fatura iade edilmiş ise de iadenin yerinde olmadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tarafların tacir olması sebebiyle davaya Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması gerektiğini, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün...Takip sayılı dosyasının incelemesinde alacaklının...Elektronik adlı bir şirket olduğunu ve davacı tarafın bu dava bakımından dava ehliyeti olmadığını, davacı tarafın herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın müvekkiline fatura göndererek ödeme beklediğini, müvekkili şirketin onayı, görgüsü hatta hangi işlerden kaynaklandığı bilgisi olmayan faturaya istinaden ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DAVA: Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -İzmir ...İcra Müdürlüğünün .. esas sayılı dosya sureti, -İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 12/06/2024 tarihli yazısı ve eki, -Beyoğlu...Noterliğinin 25/10/2022 tarihli yazısı ve eki. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK’da gider avansı ve delil avansı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Kanun’un 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır. Dava şartlarının eksik olması ve tamamlanmaması durumunda ise aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi öngörülmüştür. Aynı Kanun’un 324. maddesinin başlığı ise “Delil İkamesi İçin Avans” olup, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda oldukları belirtilerek, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmiş olmaları halinde gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri ve taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde diğer tarafın bu avansı yatırabileceği ve aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere HMK’nın 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin, gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı, HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. HMK’nın 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır. Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. Ayrıca; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle 6100 sayılı HMK. nun 90. (1086 sayılı HUMK.nun 159.) maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı HMK. nun 94. (1086 sayılı HUMK.nun 163.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacagı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; ...Elektronik Ticaret A.Ş'nin davalı aleyhinde İzmir...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına istinaden toplam 37.760,00 TL asıl alacak, 1.334,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.094,27 TL üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 31/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 01/06/2021 tarihinde yasal süresi içerisinde, yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında eser sözleşmesi bulunduğu, davalının iş bedelini ödemediği, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise aktif husumet ehliyeti itirazında bulunduğu, faturanın davacıya iade edildiği, davacı ile aralarında herhangi bir eser sözleşmesi ilişkisinin bulunmadığı, takibin haksız olduğu, ispat külfetinin davacıda olduğunu savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi ilişkisi bulunup bulunmadığı, ilişki var ise eserin davalıya tamamen teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenmesinin gerekip gerekmediği, davacının fatura nedeniyle alacağı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Davacının iş bu davayı İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben ikame ettiği, dosyanın İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı sırasına kaydedildiği, anılan mahkemece 12/12/2023 tarih ... karar sayılı ilam ile mahkememiz lehine görevsizlik kararı verildiği, anılan karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna müracaat edilmediği ve dosyanın mahkememize yasal süresi içerisinde gönderildiği anlaşılmıştır. Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.. Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de davalının itirazında yetkili icra müdürlüğünü göstermediği, bu sebeple yapılan itirazın usulüne uygun olmadığı ve yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacının dava konusu uyuşmazlıkta aktif husumet ehliyeti bulunmadığı savunulmuş ise de dosyamıza kazandırılan İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 12/06/2024 tarihli cevabı yazısı ekindeki davacı şirkete ait sicil dosyasına göre davacı şirketin eski ticaret ünvanının...Elektronik Ticaret A.Ş olduğu, şirket tarafından 08/10/2019 tarihinde alınan kararla şirket ünvanının...Yapı A.Ş olarak değiştirilmesine karar verildiği, bu değişikliğin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği ve güncel durumda davacı şirketinin ünvanının...Yapı A.Ş olduğu, davacının iş bu davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu ve yapılan itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce ön inceleme duruşma tarihinin 05/06/2024 tarihi olarak belirlendiği ve bu tarihte ön inceleme duruşmasının yapıldığı, bu celsede alınan ara kararlar ile davacı vekiline takip dayanağı olan faturanın bir örneğini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, ayrıca taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği ve 2020-2024 yılları arasındaki döneme ait taraf ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirmek veya mahkememize sunmak üzere taraf vekillerine 2 haftalık kesin süre verildiği, bilirkişinin görev tanımının açıkça yapıldığı, ayrıca söz konusu ara kararda bilirkişi için ücret takdir edildiği ve bu ücreti yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, iki haftalık kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ile bilirkişi delil avansının mahkememiz veznesine depo edilmemesi halinde ticari defter ve kayıtlar yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılacağının huzurda bulunan davalı vekiline tefhim ve ihtar edildiği, mazeret bildiren davacı vekiline ise söz konusu ara kararların 10/06/2024 tarihinde ayrı ayrı tebliğ edildiği, davalı vekilinin verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, davacı vekilinin ise 05/06/2024 tarihli celsenin 4,5 ve 6 nolu ara kararlarını (takip dayanağı faturanın bir örneğini sunmak, uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtları sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek ve bilirkişi ücretini yatırmak) kesin süre içerisinde yerine getirmediği, davacı vekili tarafından kesin ve yasal süresi içerisinde davacıya ait ticari defter ve kayıtların sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve bilirkişi masrafının yatırılmaması sebebiyle mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği, 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmeyen davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtlar yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davalının sözleşme ilişkisinin inkarı karşısında ispat külfetinin davacıda olduğu, dava konusu uyuşmazlığın senetle ispat kuralına tabi olduğu, davacının dava dilekçesi ve ekinde taraflar arasındaki eser sözleşmesine ilişkin herhangi bir yazılı belge sunmadığı, davacı tarafından her ne kadar keşif deliline dayanılmış ise de davacının dava dilekçesindeki anlatım ve iddiasına göre söz konusu işin çatı tadilatı işi olduğu, bu halde keşif yapılması halinde söz konusu imalat yapılmış olsa dahi davacı tarafından yapılıp yapılmadığının salt keşifle tespit edilmesinin olanaklı olmadığı, bu sebeple mahkememize keşif yapılmasına lüzum görülmediği, ayrıca davacının yemin deliline de dayanmadığı dikkate alındığında davacının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ile alacağının varlığı ve miktarını dosya kapsamı ile ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (Benzer yöndeki kararlar için bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/06/2021 tarih ve 2017/3-3179 esas, 2021/806 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/06/2022 tarih ve 2020/8332 esas, 2022/5103 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/11/2021 tarih ve 2020/4398 esas, 2021/6282 karar sayılı ilamları). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 619,56 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 191,96 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 6-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2024 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA