İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/137 E. 2024/1101 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/137
- Karar No
- 2024/1101
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/137 Esas KARAR NO : 2024/1101 DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/02/2024 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya karşı Menderes İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe, borca ve fer'ilerine itiraz ederek mevcut takibin durdurulmasına sebep olduğu, her ne kadar, davalı yan, takibe konu alacağın borçlusu olmadığını iddia etmekteyse de takibe müstenit kıymetli evrakların tanzim tarihinde davalı yan adına tescilli, basit usule tabi vergi kaydı bulunan,... Tarım Zirai İlaç Tohum Ve Gübre Bayiliği adı ile esnaf işletmesine sahip olduğu, davalı yan, adına tescilli esnaf işletmesinde satışa arz etmek üzere müvekkil şirket temsilcisinden birtakım zirai ilaçlar satın alındığı ve bu alım-satım ilişkisine karşılık senet ibraz edildiği, müvekkil şirketin tasfiye hali ile karşılaşması sebebi ile alacakların tahsili hususunda yeterli vakti ayıramadığından takip dayanağı senetlerin, kıymetli evrak vasfını yitirmişse de alacağın halen mevcut ve icra edilebilir halde olduğunu belirterek borçlunun itirazının iptaline, Menderes İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında vaki takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;özetle, davacının arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, davacı yanın müvekkilin basit usule tabi vergi kaydı bulunan ...Tarım Zirai İlaç Tohum ve Gübre Bayiliği adı ile esnaf işletmesine sahip olduğunu, adına tescilli esnaf işletmesinde satışa arz etmek üzere müvekkil şirket temsilcisinden birtakım zirai ilaçlar satın almış ve bu alım-satım ilişkisine karşılık senet ibraz ettiğini öne sürdüğü, bununla birlikte davacı yanın tasfiye hali ile karşılaşması sebebiyle alacaklarının tahsili hususunda yeterli vakti ayıramadığından senetlerin kıymetli evrak vasfını yitirdiğini ancak alacağın halen mevcut olduğunu iddia ettiği, davacı yanın işbu iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığı, müvekkilin basit usulde vergi kaydı bulunan işletmesin 2015 yılında faaliyetini sona erdirdiği, müvekkilinin aldığı ürünlerden satılmayanları davacı yana iade ettiği, iade edilmeyen ürünlere karşılık gelen bedellerin büyük bir kısmını ise ödendiği, müvekkilin basit usule tabi vergi kaydı bulunduğu ve bu tür işletmelerin muhasebe kayıtlarını saklama sürelerinin 5 yıl olması nedeniyle iade faturası tarafımızca ibraz edilemese de davacı yanın defterleri incelendiğinde bu hususun açıklığa kavuşacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan ve zamanaşımına uğramış bonoya dayanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -Menderes İcra Dairesinin... esas sayılı dosya sureti, -Menderes Vergi Dairesinin 31/10/2023 tarihli yazısı ve eki, -7 adet senet ve ödeme protestosu, -Bilirkişi ...ın 02/09/2024 tarihli raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının davalı aleyhinde Menderes İcra Dairesinin... esas sayılı sayılı dosyasında 7 adet zamanaşımına uğramış bonoya istinaden toplam 130.895,58 TL alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin 03/04/2023 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalının 07/04/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu, bu ilişki kapsamında davalıya mal satıldığı, davalı tarafından bu malların karşılığı senetler verilmiş ise de bu senetlerin zamanaşımına uğradığı, ancak senede konu alacağının devam ettiği iddiası ile iş bu davayı ikame ettiği, davalının zamanaşımı definde bulunduğu, davacı ile arasında ticari ilişki bulunduğu ancak davacının alacağının ödendiği, borcunun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, takip ve dava tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır. Takip ve davaya konu bonoların düzenlenme tarihlerinin 2012 yılı, vadelerinin ise 2013 yılı olduğu, davacı tarafından bonoların zamanaşımına uğradığı kabul edildiğinden ve bonolara konu alacak ilamsız takibe konu edildiğinden taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari satım ilişkisi olarak dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda yapılan incelemede davalının uyuşmazlık dönemi olan 2012 ve 2013 yılları itibariyle bilanço usulüne göre defter tuttuğu, tacir sayılan kişilerden olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda taraflara 22/05/2024 tarihli celsede ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere kesin süre verildiği, davacı vekilinin ara karar doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, davalının ise kendisine yapılan usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 02/09/2024 tarihli raporunda, davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde yevmiye defterinin fotokopisinin sunulduğu, ancak diğer defterlerin sunulmadığı, sunulan defterin de açılış ve kapanış onaylarının bulunmadığı, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacının ise 2012 yılı defterini ibraz etmediği, 2013 yılı ve sonrasına ait defterleri ibraz ettiği, davacı defterlerinde söz konusu senetlerin kayıtlı olduğu ancak davalıya ait olup olmadığı konusunda herhangi bir kayıt bulunmadığı, bu senetlerin davalıya ait olduğunu kabulü halinde davacının kendi defterlerine göre 31/12/2013 tarihi itibariyle davalıdan 58.055,36 TL alacaklı olduğu, ancak senet bedelleri ve senetlerdeki vade dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının talep edebileceği alacağın 130.895,58 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Davalı tarafından takipte ve davada zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğunun ihtilafsız olduğu, davacının kambiyo senedi vasfını yitirmekle beraber senet vasfını koruyan yazılı belgelere istinaden takip ve davaya konu alacak talebinde bulunduğu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak dikkate alınması gerektiği, takip ve davaya konu 7 adet sıralı senedin ilk vadesinin 22/03/2013 olduğu, bu tarih esas alınarak zamanaşımı süresi hesaplandığında takip tarihi olan 22/03/2023 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımının gerçekleşmediği, takiple zamanaşımının kesildiği, takip ve dava arasında geçen sürede de 10 yıllık zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmakla davalının takip ve davada ileri sürmüş olduğu zamanaşımı definin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafından takip ve davaya konu edilen senetlerdeki imzaya ilişkin davalının herhangi bir inkarının bulunmadığı, bu haliyle bu senetler kambiyo vasfını yitirmekle beraber senet özelliğini koruduğu, davacının taraflar arasındaki temel ilişkiyi yapılan defter incelemesi ile de ispat ettiği, nitekim bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davalı tarafından senet bedellerin ödendiği savunulmuş ise de sunulan 2015 yılı yevmiye defteri suretinin açılış kapanış onaylarını içermediği gibi davalı tarafından uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtların kendisine tanınan kesin süre içerisinde sunulmadığı, bu sebeple davalı tarafından sunulan yevmiye defteri suretinin delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, davalı tarafından ticaretin terk edildiği, ticari defter ve kayıtları saklamak yükümlülüğünün sona erdiği ve bu nedenle sunulamadığı savunulmuş ise de, dosyamız içerisine kazandırılan bilgi ve belgelere göre davacının 2011-2015 yılı dönemlerinde bilanço usulüne göre defter tuttuğunun sabit olduğu, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre defter saklama yükümlülüğüne ilişkin sürenin başlangıcının alacağın muaccel olduğu tarih itibariyle esas alınması gerektiği, buna göre takip ve dava tarihi itibariyle davalının defterlerini saklama yükümlülüğünün devam ettiği, davalının bu savunmasının yerinde olmadığı, ayrıca davalının ödeme ve bedelsizlik savunmasını destekler başkaca herhangi bir yazılı delil de sunmadığı, mahkememizce davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı dikkate alınarak 25/09/2024 tarihli celsede yemin delilinin kendisine hatırlatıldığı, davalının kendisine tanınan kesin süre içerisinde yemin deliline başvurmadığı, bunun yasal sonucu olarak yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre takipte talep edilen asıl alacak ve ferilerinin takip ve davaya konu senetlere uygun olduğu, böylece davacının dava konusu alacağın varlığını ve miktarını ispat ettiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin asıl alacak yönünden yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KABULÜ ile Menderes İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, 2-69.000,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 13.800,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gerekli 8.941,47 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.580,89 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.360,58 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 1.580,89 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 760,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 5.610,74 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, 5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 7-Menderes Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2024 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA