İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/791 E. 2024/60 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/791
- Karar No
- 2024/60
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/791 KARAR NO : 2024/60 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 04/10/2023 KARAR TARİHİ : 23/01/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/10/2022 tarihinde İzmir İli Gaziemir İlçesinde İzmir İl Emniyet Müdürlüğü'nün maliki ve...ın sürücüsü olduğu...3 plakalı aracın sinyal vermeden aniden sol şeride geçmesi neticesinde müvekkilin maliki ve sürücüsü olduğu ...2 plakalı araç sol arka kapı tarafından çarptığını, kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını, aracın yüksek miktarda maddi hasara uğradığını, Resmi Trafik ekiplerince düzenlenen ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında her ne kadar müvekkile ait araç sürücüsüne kusur atfedilmiş ise de kaza sonrasında "..." plakalı araç sürücüsü Emniyet teşkilatından olduğunu, aracının bakımsız olduğunu, kazada kusurlu olduğunu söylemiş ve sürücü değişikliği yapıp yapamayacaklarını sorduğunu, müvekkilin bunu kabul etmemesi üzerine kaza yerine gelen polislere olayı farklı anlatmış ve sigortalı araç sürücüsü müvekkilin kusurlu olduğu şekilde tutanak düzenlettiğini, Cumhuriyet Savcılığına şikayetçi olmuş ve... soruşturma numaralı dosya oluşturulduğunu, orijinal araçta söz konusu kaza nedeniyle yapılan tamirat ve bu kaydın Tramerde gözükecek olması nedeniyle aracın piyasa değerinde ciddi düşüş meydana geldiğini, düşüş nedeniyle müvekkil, aracını gerçek piyasa fiyatından daha düşük bir bedele satmak durumunda kalacağını, Sigorta Şirketleri motorlu aracın neden olduğu riziko nedeniyle gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmişse de davaya konu sigorta tazminatı belirlenemez bir alacak olmadığını, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi 'ne gönderilmesini talep ettiklerini, Dava, kazaya karışan her iki araç malikinin de ticari işletmesiyle ilgisi olmayan dolayısıyla "ticari iş" niteliğinde olmayan bir trafik kazasından kaynaklandığını, Davacı ile müvekkil şirket arasında da bir sözleşme olmadığı olayın haksız fiile dayandığı dikkate alındığında davanın Asliye ticaret mahkemesi değil Asliye hukuk mahkemesi tarafından görülmesi gerektiği, Karayolları Trafik Kanunu 91. Madde gereği ve aynı kanunun 85. Maddesinde düzenlenen işletenin sorumluluğunu mevzuat ve genel şartlar çerçevesinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesini düzenleyen müvekkil şirketin sigortalı aracın işletilmesinden dolayı üçüncü şahısların uğradığı zararları tazminle mükellef olduğu araç başına teminat limitinin de 100.000,00 TL olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olması nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar onarım bedeli ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir. DELİLLER VE GEREKÇE : Hukuki sorunların en yetkin kişisi hakimdir. Hukuk kurallarını resen araştırarak bulmak, yorumlamak ve olaya uygulamak hakimin asli işidir. Hakim, hukuki sorunun çözümüne ilişkin incelemeyi bizzat kendisi yapmak zorunda olan ve bunu yapabilecek yegane kişi konumundadır. Hakimin hukuki bilgisiyle aydınlatamadağı bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerden mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla alanında uzman olması cihetiyle bilgisine başvurulan bilirkişi görüşünün takdiri bir delilden ibaret olduğu ve mahkemeyi bağlamayacağı kuşkusuzdur. Hakim, bilirkişi raporunun yeterliliğini, raporda açıklanan görüşün itibar edilebilirliğini ve dayandığı olguları göz önünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağının serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Türk Dil Kurumuna göre kusur bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda hukuki olarak kusuru eylemde bulunanın eylemini bilerek ya da kanunda düzenlenmiş olmak şartıyla bilmeyerek hukuka ve kanunda açıkça düzenlenmek kaydıyla ahlaka aykırı olarak dış dünyaya yansıtması olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda kusurun bir hukuk ya da ahlak kuralına ihlal niteliğinde ortaya çıktığını kabul etmek ve bu konudaki yapılacak değerlendirmeyi hakime bırakmak gerekecektir. Zira kusurun değerlendirilmesi bu anlatılanlar ışığında teknik değil, hukuki bir konudur. Normatif bir değerlendirme gerektiren kusurluluk, ancak olay hakimi tarafından yapılabilir. Bundan ötürü kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapamaz. Kusurun belirlenmesinde ve derecelendirilmesinde hayat deneyimleri ve genel tecrübelerle elde edilen ve hukuk dogmatiğinde kabul edilen ölçütler ağır ve hafif kusur tanımlarıdır. Hakimin kusurlu davranışı belirledikten sonra ağır ve hafif kusur için kabil edilmiş ölçülere göre kusuru değerlendirmesi gerekir. Mahkemenin önüne gelen somut olayda bi değerlendirmeyi yaptıktan sonra ortada zarar görenin kusuru ve varsa ağır ve hafif kusur ölçülerinden hareketle ve hakkaniyet ölçülerinde kusurlu davranışta bulunan tarafın sorumlu tutulacağı oranı belirleyip sonucuna göre karar vermesi gerekir. Hakimin, kusur durumunu belirlemek için uzmanından ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri aldıktan sonra, gerekçesinde tartışarak kusurun ağırlığını vicdani kanısına göre kendisinin belirlemesi gerekir. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. 6098 sayılı yasanın 74. Maddesinde haksız eylemin kusur öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölümdür. Birincisi kusurun bulunup bulunmadığına, ikincisi kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye ilişkindir. Kusurun varlığını araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsız kılınmıştır. 6100 sayılı yasanın 266. Maddesine göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır. Dosya kapsamı incelendiğinde, dava konusu edilen trafik kazası sebebiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma... karar sayılı soruşturma dosyasında... plaka sayılı araç sürücüsünün trafik kazasının oluşumuna etki eden bir fiilinin bulunmadığı gerekçesiyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar dayanak olan bilirkişi raporu soruşturma dosyası ile birlikte dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından mahkememiz dosyasında davacı olan ...' ın 2918 sayılı yasanın 56/1-c maddesinde yer alan sürücüler önlerinde giden araçları güvenli ve yeterli bir mesafeden takip etmek zorundadır şeklinde düzenlenen kuralı ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumuna tek başına etti ettiği yönünde değerlendirme yapılmıştır. Soruşturma dosyasında alınan ifadeler ve kazanın oluş şekli bir arada değerlendirildiğinde, davacının aynı şeritte önünde seyir halindeki aracı geçmek istediği, trafik yoğunluğunun bulunduğu ve motosiklet sürücüsünün trafik yoğunluğuna rağmen hızını yolun durumuna ve önünde seyreden davalı sigorta şirketine sigortalı olan araç ile takip mesafesine uygun şekilde ayarlamadığı, aynı şerit üzerinde motosiklet sürücüsünün önündeki aracı sollamaya çalışırken kazanın meydana geldiği, özellikle bu hususun kazanın yolun en sağ şeridinde meydana gelmesi karşısında sabit olduğu, davalı sigorta şirketinin zmm sigortalısı aracın sürücüsünün en sağ şeritte meydana gelen kaza da kendi aracını davacının aracının önüne kırmasının mümkün olmadığı, bu durumda davacı sürücünün ayrıca şerit izleme kurallarına da aykırı şekilde aracıya seyir halinde olduğunun anlaşıldığı, özellikle takip mesafesine uygun şekilde aracını seyir halinde tutmak kuralına aykırı bir şekilde davacının aracını kullandığının sabit olduğu, davacının 2918 sayılı yasanın 52/1-a maddesine de aykırı bir şekilde aracını idare ettiğinin anlaşıldığı, davacının ihlal içeren eylemlerinin kazanın oluşumunda tek başına etkili olduğu, bu durumda diğer araç sürücüsünün zorunlu mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğunun gündeme gelmeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ne göre 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır