İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/63 E. 2025/80 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/63
- Karar No
- 2025/80
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/63 Esas KARAR NO : 2025/80 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/01/2023 KARAR TARİHİ : 29/01/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil davacı ile davalı karşı taraf arasında 28.03.2022 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkil yüklenici, davalı tarafın is sahibi konumunda olduğu, müvekkilin is bu sözleşmede yazılı yükümlülükleri eksiksiz ve zamanda yerine getirmişse de müvekkil tarafından kesilmiş son faturanın davalı tarafından ödemesinin yapılmadığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL nin yasal faiziyle birlikte davalı tarafından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili yasal süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği, yetki itirazlarının bulunduğu, ayıplı ve eksik imalat sebebi ile davacının talepte bulunamayacağını belirterek davanını reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, eser sözleşmesi kapsamında bakiye iş bedeli alacağına ilişkindir. DELİLLER: -Davacı tarafından sunulan sözleşme ve ekleri, -İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 01/02/2023 tarihli yazısı ve eki, -İstanbul Vergi Dairesinin 31/01/2023 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Vergi Dairesinin 07/02/2023 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Esnaf ve Sanatkarlar odasının 03/02/2023 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi...'ın 31/05/2023 tarihli raporu, -Bilirkişi ...'un 05/10/2023 tarihli raporu, -Mahkememizce 26/09/2024 tarihinde mahallinde gerçekleştirilen keşif, -Bilirkiş...in 09/10/2024 tarihli raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek; iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesi'nin 25/09/2018 tarih, 2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Eser sözleşmesi ilişkilerinde ayıp sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin ondan beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı niteliklerin bulunmaması veya olmaması gereken bozuklukların bulunması olarak ifade edilmektedir. Eserin ayıplı yapılmış olması sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Ayıp açık ve gizli olabileceği maddi ve hukuki ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin tesliminden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Maddi ayıplar, açık veya gizli olsun; ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen ancak yapılmamış olması nedeni ile karşı tarafça fark edilen ayıplarda bulunmaktadır. Örneğin, projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesi alma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi gibi. Maddi ve hukuki ayıplar da açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbarı gereken ayıplardır. Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Eserin ayıplı olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir. Sözü edilen Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde; yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olursa iş sahibinin o şeyi kabulden kaçınabileceği ve bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, yine aynı maddenin devamında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin kıymetinin noksanı nispetinde bedelden indirim veya eğer o işin onarımı büyük bir masrafı gerektirmez ise yükleniciyi onarmaya mecbur edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bunlar eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin haiz olduğu haklardır. Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde eser sahibine tanınan haklardan hangisini kullanabileceği, mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla eser üzerinde yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek suretiyle takdir olunur.Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı ile aralarında eser sözleşmesi bulunduğu, sözleşmeye konu işin eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim edildiği, buna rağmen davalı iş sahibinin bakiye iş bedelini ödemediği iddiası ile iş bu davayı ikame ettiği, davalının yasal süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, davacının işi eksik ve ayıplı yaptığını savunduğu, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup uyuşmazlığın mahkememizin yetkili olup olmadığı, davacının eseri teslim borcunu yerine getirip getirmediği, iş bedeline hak kazanıp kazanmadığı, bakiye iş bedeli alacağı olup olmadığı var ise miktarının ne olduğu hususlarında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan tacir araştırmasında davacının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olduğu, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren eser sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir. Davalı tarafından yetki itirazı ileri sürülmüş ise de dava dilekçesinin davalıya 02/02/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının yasal süresinden sonra 27/02/2023 tarihli dilekçesi ile davaya cevap verdiği ve yetki itirazında bulunduğu, yetki itirazının süresinde olmadığı reddi gerektiği değerlendirilmiştir. Mahkememizce taraflar arasında ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin taraf defterlerine ne şekilde yansıdığı ve dava tarihi itibariyle davacı alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik olarak taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelendiği, buna ilişkin düzenlenen 31/05/2023 tarihli raporda davalı şirket defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen 18/04/2022 tarihli 29.500,00 TL bedelli faturanın davalı şirket defterlerinde kaydedildiği, daha sonra 21/05/2022 tarihli fatura ile iade edildiği, dava tarihi itibariyle davalının davacıya borcunun bulunmadığı, davacı defter ve kayıtları yönünden yapılan incelemede ise 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının kendi defterlerine göre dava tarihi itibariyle davalıdan 29.500,00 TL alacaklı olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın 21/05/2022 tarihli 29.500,00 TL iade faturasından kaynaklandığı, iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce davaya konu işin yapıldığı mahalde davacının yaptığı imalatın sözleşmeye uygun olup olmadığı, eksik ve ayıplı imalat bulunup bulunmadığı, işin gerçekleşme oranının ne olduğu hususlarında iç mimar bilirkişi refakatinde keşif yapıldığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 09/10/2024 tarihli raporda, davacı tarafından tavanda yapılan havuz uygulamasında, alçı boya ve elektrik tesisatı uygulamasının kısmen ayıplı olduğu, havuz içi aydınlatıldığında tavanda oluşan düzensiz ışık yansımaları sebebi ile imalatın kusurlu imalat olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kusurun toplam iş içerisindeki oranının % 1,5 olduğu, buna göre işin gerçekleşme oranının %98,5 olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Somut olayda, davacı ile davalı arasında... Eylül Mahallesi ...Sokak No.... Çeşme İzmir adresindeki işyeri niteliğindeki taşınmazın mimarı projede belirtilen şekilde iç dizayn işlemlerinin 150.000,00 TL+KDV bedelle yapılması hususunda anlaşmaya varıldığı, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu, taraflar arasında işin yerine getirildiği hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlığın yapılan imalatın eksik ve ayıplı olup olmadığı hususunda olduğu, davalı iş sahibi eksik ve ayıplı iş bulunduğu savunmasında bulunduğundan eksik ve ayıplı imalâtlar da nazara alınarak davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında iş bedelinden bakiye alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği, 6098 sayılı TBK'nın 480. Maddesine göre eser sözleşmesinde bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenicinin, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlü olduğu, eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenicinin, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemeyeceği, götürü bedelli işlerde yüklenicinin işi kararlaştırılan bedelle yapmak zorunda olduğu, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre götürü bedelli eser sözleşmelerinde iş bedelinin eserin eksik ve ayıpları gözetilerek tüm işe göre oranı bulunarak ve bu oran sözleşme bedeline uygulanarak tespit edilip kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanacağının kabul edildiği, bu kapsamda taraflar arasındaki eser sözleşmesinde eser bedelinin 177.000,00 TL(150.000,00+kdv) olarak kararlaştırıldığı, taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerine göre davalı iş sahibi tarafından sadece 147.500,00 TL ödemenin yapıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, buna göre sözleşme götürü bedelli olup, götürü bedelli sözleşmelerde iş sahibinin iş bedelinin tamamını ödememesi halinde yerleşik Yargıtay içtihat ve uygulamalarında kararlaştırılan işin eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle yapılan imalâtın, işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip bu oranın götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin hesaplanması ve bunun kanıtlanan ödemelerle karşılaştırılarak yüklenici alacağının ya da fazla ödemenin olup olmadığının belirlemesi gerektiği; mahkememizce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile saptandığı üzere davacı tarafından yapılan imalatın eksik ve ayıpları gözetilerek %98,5 seviyesinde gerçekleşmesine, iş bedelinin götürü olarak ve 177.000,00 TL olarak kararlaştırılmasına, davacının yaptığı imalata göre davalıdan talep edebileceği alacağın 174.345,00TL olmasına göre davalı tarafından davacıya 147.500,00 TL ödeme yapıldığından davacının bakiye 26.845,00 TL alacağının bulunduğu, bu alacağını davalıdan talep edebileceği, davalı tarafından iç mimar bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de yapılan itirazın soyut beyana dayandığı, davacının yaptığı imalat bedeline hak kazandığı, mahkememizce ayıp ve kusurların iş bedelinin belirlenmesinde dikkate alındığı, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasında yarar bulunmadığı, davacının dava değerini 17/12/2024 tarihli dilekçesi ile ıslah ettiği, ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davanın kısmi dava olarak ikame edilmesi nedeniyle davalının dava dilekçesinde belirtilen tutar yönünden dava tarihi itibariyle, ıslah dilekçesi ile arttırılan kısım yönünden ise ıslah tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, tarafların sıfatına ve dava konusu işin niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KABULÜ ile 26.845,00 TL'nin 10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 24/01/2023, 16.845,00 TL'sinin ise 27/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 2-Alınması gerekli 1.833,78 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 288,00 TL ıslah harcı toplamı 467,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.365,88 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç, 288,00 TL ıslah harcı, 3.030,30 TL keşif harcı, 6.250,00 TL keşif araç ücreti, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 274,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 16.202,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 26.845,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 6-Çeşme Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/01/2025 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA