İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/271 E. 2024/13 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/271
- Karar No
- 2024/13
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/271 Esas KARAR NO : 2024/13 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 10/01/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hafriyat işi ile iştigal etmekte olup taraflar arasında akdedilen sözlü hafriyat sözleşmesi gereği müvekkilinin davalı şirkete 40 tonluk ve 30 tonluk olmak üzere 2 ayrı paletli ekskavatör ile hafriyat işini yaptığı, yapılan işe karşılık 07.12.2022 tarih, ... numaralı 212.400 TL KDV dahil bedelli fatura ile 19.01.2023 tarih ... numaralı 159.693,31 TL KDV dahil bedelli faturayı keserek davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı firmanın müvekkili şirkete toplam 360.000 TL'lik ödeme yaptığı, bakiye 12.093,31 TL'yi ödemediği, bunun üzerine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, ancak davalı tarafça takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini belirterek itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığı, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkilini menfi zarara uğrattığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, ticari hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -Kemalpaşa İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, -İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 12/04/2023, 12/04/2023,16/05/2023 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazısı ve eki, -İzmir Esnaf ve Sanatlarlar Odasının 14/04/2023 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi ...arihli raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde ticari hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan bakiye alacağına istinaden Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında 12.093,31 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 05/03/2023 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, davalı borçlunun 02/03/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği ve davalının itirazının takibe konu alacak ve ferileri üzerinden iptalini talep ettiği, davacının davalı ile aralarında sözlü harfiyat sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya 2 ayrı operatörlü ekskavatör kiralandığı, faturaların düzenlendiği, faturalardan kaynaklı olarak bakiye alacağının bulunduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini kabul ettiği, sözleşme kapsamında davacıya 10.000,00 TL nakit ödeme yaptığı, kiralanan araçların taahhüt edilen vasıfta olmadığı, ayrıca iş bitim tarihi beklenmeksizin araçların şantiye alanından davacı tarafından çekildiği, davacının sözleşme bedelinden indirim yapacağını beyan ettiği ancak kötüniyetli olarak takibe giriştiği, davacıya borçlu olmadığı, diğer ödemelerin ise banka yoluyla yapıldığını savunduğu, taraflar arasında ticari hizmet ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, davacının bu ilişki kapsamında faturalardan kaynaklı olarak bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, takipte talep edilen faiz oranının uygun olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır. İzmir Vergi Dairesi ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabı yazılarına göre davalının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olduğu, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, tacir olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 17/10/2023 tarihli raporunda, tarafların davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin 2022-2023 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe dayanak faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterlerinin takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu asıl alacak tutarı olan 12.093,31 TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre takibe dayanak faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle takibe konu alacak tutarında davacının davalıdan alacaklı olduğuna ilişkin taraf defterlerinde de kayıt bulunduğu, takibe dayanak fatura davalı defterlerinde kayıtlı olduğundan ve davalı kendi defter ve kayıtlarına göre takibe konu asıl alacak tutarında davacıya borçlu göründüğünden bu kaydın kendisi aleyhinde delil teşkil ettiği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği ve faturaya konu hizmeti davacıdan aldığı ve borçlu olduğu karine olarak kabul edilen davalıya geçtiği, davalının hizmet almadığını ve söz konusu hizmet nedeniyle davacıya bakiye borcu olmadığını ticari defter ve kayıtları karşısında senede karşı senetle ispat kuralı doğrultusunda yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, davalı tarafından bu hususta herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, senede karşı tanık dinlenilmesinin de yasal olarak olanaklı olmadığı, davalının ayrıca yemin deliline de dayanmadığı, böylece davalının savunmasını ispat edemediği ve davacının takibe konu asıl alacağının varlığını ve miktarını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında haksız olduğu, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KABULÜ ile Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, 2- 12.093,31TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 2.418,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gerekli 826,09 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 206,53 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 619,56 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 206,53 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 227,50 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 3.613,93 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, 5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 12.093,31 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 7- Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/01/2024
Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA