İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/449 E. 2023/297 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/449
- Karar No
- 2023/297
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/449 Esas KARAR NO : 2023/297 DAVA : Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/06/2022 KARAR TARİHİ : 26/04/2023 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kooperatifin ortağı olan davalı ...'ın, 29.05.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında belirlenen parasal yükümlülüklerin 200,00 TL' aidat parasını, 29.06.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında belirlenen parasal yükümlülüklerin 400,00 TL bahçe temizlik bedelini ödemediğini, kooperatifin alacağını tahsil etmek üzere Çeşme İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı cevap dilekçesinde özetle; temizliği yapılan bahçenin mülkiyeti ve üzerindeki tüm tasarruf hakları ile yanlızca tapu sahibi olan şahsına ait olan bağımsız bir bölüm olduğu, genel kurul kararının belirsiz, soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacıya borcu bulunmadığı, kooperatif defterlerinin incelendiğinde hiçbir yıl fazla yapılan ödemelerin tarafına devri işlemlerinin yapılmadığını belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava kooperatif üyeliğinden kaynaklanan aidat alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. DELİLLER: -Çeşme İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası sureti, -Davalı tarafından sunulan ödeme dekontları, -Davacı kooperatif defter ve kayıtları, -Bilirkişi ...'in 01/02/2023 tarihli raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde kooperatifin tanımı yapılmış ve tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek kişilerle kamu tüzel kişileri tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar olarak ifade edilmiştir. Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması durumunda miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır. Kooperatiflerde ortaklar arasında hak ve borçlar bakımından eşitlik esastır. Nitekim Kooperatifler Kanunu'nun "hak ve vecibelerde eşitlik" başlıklı 23. maddesinde " Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler." şeklinde emredici bir kural öngörülmüştür. Bu kural uyarınca aynı durumda olan ortaklar arasında ayrım yapılamaz. Yargısal kararlarda eşitlik ilkesi "mutlak" ve "nispi" olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak eşitlik, ortaklar arasındaki farklılıkları göz önüne almadan ve değerlendirmeden tanınan eşitliktir; ortakların kooperatife katkıları ne olursa olsun, her ortağa genel kurulda bir oy hakkı tanınmasında olduğu gibi. Nispi eşitlikte ise ortakların çeşitli nedenlerden doğan farklı durumları göz önüne alınarak değerlendirme yapılmakta ve sonuçta eşit olacak biçimde bir ölçüt uygulanmaktadır. Uyuşmazlıkta sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için kooperatif organlarından olan "genel kurul" ile "yönetim kurulu" hakkındaki hükümlere de değinmek gerekmektedir. Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca genel kurul bütün ortakları temsil eden en yetkili organdır. Genel kurul kooperatifin karar organı olup, belirli koşullarda toplanıp kanun ve anasözleşme uyarınca belirli konularda karar alabilen ortaklar topluluğudur. Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesinde genel kurulun toplantı şekli, zamanı, nisabı, ilgili bakanlığa ve mülki idare amirliğine yazılı bildirim zorunluluğu, genel kurulun sevk ve idaresi hususları düzenlenmiştir. Genel kurul olağan ve gerektiğinde olağanüstü toplanır. Olağan toplantının her hesap devresi sonundan itibaren altı ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması zorunludur. Toplantı nisabı anasözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunması zorunludur. Toplantı çağrısına ve ilana gündemin yazılması zorunludur. Kooperatifler Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca, kural olarak gündemde olmayan hususlar genel kurulda görüşülemez. Yine Kooperatifler Kanunu'nun 51. maddesinin birinci fıkrasında "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur." denilerek, ikinci fıkrasındaki kararlar dışında gerekli toplantı yeter sayısı sağlanarak yapılmakta olan bir genel kurulda oyların yarıdan bir fazlası karar yeter sayısı olarak belirlenmiştir. Genel kurulda usulüne uygun olarak alınan kararlar bütün ortakları bağlayıcı niteliktedir. Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, genel kurul kararlarının kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile iptali istenebilir. Yönetim kurulu ise, anasözleşme ve kanun hükümleri içinde kooperatif faaliyetlerini yöneten ve onu temsil eden icra (yürütme) organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Kooperatifi resmî dairelerle, mahkemeler ve üçüncü kişilere karşı yönetim kurulu temsil eder.Yönetim kurulu kooperatifi basiretli bir tacir gibi yürütmekle görevlidir. İtirazın iptali davasının koşullarını; ilamsız bir icra takibine girişilmesi, bu takip nedeniyle çıkarılan ödeme emrine 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmiş olması, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeden itirazın iptalinin talep edilmesi şeklinde sıralamak mümkündür. İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih... Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. Bu husus dava şartıdır ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerekmektedir. 2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatına, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İİK 67/2. madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231). Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklanan aidat alacağına istinaden davalı aleyhinde Çeşme İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 22/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 25/11/2021 tarihinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının iş bu davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalının takibe itirazının iptalini talep ettiği, davacının, davalının kooperatif üyesi olduğu, aidat borcunu ödemediği, bu nedenle davalı aleyhinde takibe girişildiği, davalının takibe haksız ve kötü niyetli itirazda bulunduğunu iddia ettiği, davalının ise kooperatif üyesi olduğunu kabul ettiği, davacının oturulmayan ev gerekçesi ile kendisinden bahçe temizlik bedeli altında aidat talep ettiği, talebin gerçeği yansıtmadığı, kendisine ait taşınmazın bağımsız bölüm vasfında olduğu, davacıya borcu olmadığı, 2016-2017 yıllarında davacıya 600,00 TL fazla ödemesi bulunduğunu savunduğu, taraflar arasında davalının kooperatif üyesi olduğu ihtilafsız olup, takibe konu kooperatif üyelik aidat ve alacağının talep edilebilir olup olmadığı ile miktarı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise de davacı kooperatifin merkezinin İzmir ili Çeşme ilçesinde olduğu, 6100 sayılı HMK nun 14/2 maddesi uyarınca kooperatif ile üyesi arasındaki uyuşmazlıkta Çeşme ilçesinin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, kooperatifin defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, davacı lehine delil vasfına sahip olup olmadığı, davalının kooperatif üyesi olup olmadığı, üyeliği devam edip etmediği, davacı kooperatifin tüm genel kurul kararları, defter kayıt ve belgeleri ile ve davalı tarafından sunulan banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak dava ve icra takibine dayanak yapılan dönem için belirlenen aidatların davalı tarafından zamanında ödenip ödenmediği, aidatlar zamanında ödenmemiş ise yapılması gereken aidat ödemesinin tek tek tespit edilerek takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarı ile takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizinin hesaplanması hususlarında davacı kooperatifin kayıtlarının bilirkişi aracılığı ile incelenmesine karar verildiği, bilirkişinin 01/02/2023 tarihli raporuna göre, davalı ... /...'ın, ... nolu bağımsız bölüm için... ile birlikte (müşterek) olarak davacı kooperatife ortak oldukları ve ortaklık yükümlülükleri kapsamında ödemeler yaptıkları, davalının tesis edilen bu ortaklığa yönelik itirazı bulunmadığı, dava konusu icra takibinde davacının, davalı ...'dan 29.05.2016 ve 21.05.2017 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarında belirlenen parasal yükümlülüklerden (aidat) kalan bakiye borç (200,00 TL) ile, 29.06.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında belirlenen bahçe temizlik bedeli(400,00 TL) talep ettiği, 29.05.2016 tarihinde yapılan genel kurulda, gündemin 10 ve 11. maddelerinin birleştirilerek görüşüldüğü, kooperatif ortaklarından “2016/Temmuz ayından başlamak üzere, 2017/Haziran ayı dahil olmak üzere 200,00 TL aidat tahsil edilmesi” şeklindeki önerinin oyçokluğu ile kabul edildiği, 21.05.2017 tarihinde yapılan genel kurulda ise gündemin 9 ve 10. maddelerinin birleştirilerek görüşüldüğü, ortaklardan tahsil edilecek aidatların 100,00 TL, 150,00 TL ve 200,00 TL olmasını içeren 3 ayrı önerge verildiği, 200,00 TL aidat tahsil edilmesini içeren önergenin oy çokluğu ile kabul edildiği, anılan kararlara göre kooperatif ortakları tarafından, 2017/Ocak - Aralık aylarını kapsayan dönemde 200,00 TL x 12 ay = 2.400,00 TL ödeme yapılması gerektiği, ortaklar tarafından yapılan ödemelerin, ticari defterlerin yanı sıra Ortaklar Defterine de kaydedildiği, ortaklar defterindeki kayıtlara göre 2017 yılında ... / ...adına, 2017/Ocak - Mayıs aylarını kapsayan dönemde 300,00 TL x 5 ay = 1.500,00 TL, 2017/Kasım ayında 500,00 TL, 2017/Aralık ayında 200.00 TL olmak üzere toplam 2.200,00 TL ödeme yapıldığı, kooperatif yönetiminin sadece 2017 yılını esas alarak, 2.400,00 TL - 2.200,00 TL = 200,00 TL eksik ödeme yapıldığı sonucuna vardığı ve dava konusu icra takibinde aidat olarak 200,00 TL talep ettiği, ancak ... / ... adına, 200,00 TL yerine 300,00 TL aidat ödenmesinin, 2017/Ocak ayında değil, 2016/Temmuz ayında başladığı, bu nedenle hesaplamanın 2016/Temmuz - 2017/Aralık aylarını kapsayacak şekilde yapılması gerektiği, bahsedilen dönem esas alındığında ödenmesi gereken aidat miktarının 200,00 TL x 18 ay = 3.600,00 TL olduğu, buna karşılık davalı tarafın ibraz ettiği ödeme belgeleri de dikkate alınarak ... / ... tarafından yapılan ödemelerin toplam 4.000,00 TL olduğu, bu dönemde aidatların tamamen ödendiği ayrıca 400,00 TL fazla ödeme olduğu, ortaklar defterindeki kayıtlardan, fazla ödemenin elektrik tüketim bedellerinden kaynaklandığının anlaşıldığı, bu şartlarda kooperatifin, aidat olarak talep edebileceği bir alacağı oluşmadığı, 29.06.2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 11. Maddesi ile “oturulmayan evlerin bahçe temizliği için evinin bahçesini temizletmeyen üyelerden 400,00 TL toplanmasına ve temizliğin yönetim kurulu tarafından yapılmasına oybirliği ile karar verildi” şeklinde karar alındığı, 12.05.2020 tarihinde toplanan Yönetim Kurulu toplantısında da “Bahçe bakımı yapılamayan evlerin kuru otların temizlenmesine genel kurulda alınan karar gereği 400,00 TL borç kaydedilmesine karar verildi” şeklinde karar alındığı, bahçe temizliğinin yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise ederinin ne olabileceği yönündeki itirazların takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalının bahçe temizlik bedeli olarak 400,00 TL borçlandırılmasının genel kurul kararına uygun olduğu, dosya kapsamından, bahçe temizliğinin hangi tarihte yaptırıldığı ve yapılan işlem konusunda davalının bilgilendirilip, bilgilendirilmediğinin anlaşılamadığı, bahçe temizlik bedeli açısından faiz başlangıç tarihi tespit edilemediği, bu nedenle takip tarihi itibariyle talep edilebilecek işlemiş faiz miktarı hesaplanmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Davacının, davalıdan 200,00 TL aidat alacağı ile 29.06.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında belirlenen bahçe temizlik bedeli olan 400,00 TL'yi dava konusu takiple talep ettiği, davacı kooperatifin 29.05.2016 ve 21.05.2017 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarında 2016 yılı Temmuz ayı itibariyle 2017 yılının sonuna kadar üyelerden aylık 200,00 TL aidat alınmasına karar verildiği, davalıdan talep edilen 200,00 TL aidat borcunun 2017 yılına ait olduğunun davacı kooperatif tarafından ileri sürüldüğü, davacı kooperatif defter ve kayıtlarında her ne kadar davalı 2017 yılında sadece toplam 2.200,00 TL ödeme yapmış görünmekte ise de davalı tarafından dosyaya sunulan 2016-2017 yılına ait ödeme dekontları birlikte değerlendirildiğinde davalının 2016 yılı Temmuz ayından 2017 yılı Mayıs ayına kadar aylık 300,00 TL aidat ödemesi yaptığı, yani bu dönemde toplam 3.300,00 TL aidat ödediği, yine davalının 02/11/2017 tarihinde 500,00 TL, 06/12/2017 tarihinde ise 200,00 TL olmak üzere davacı kooperatife aidat ödemesi yaptığı, buna göre davalının 2016 yılı Temmuz-2017 yılı Aralık ayları arasında davacı kooperatife toplam 3.600,00 TL aidat ödemesi gerektiği halde 4.000,00 TL ödeme yaptığı, yapılan bu ödemenin 400,00 TL'lik kısmının fazla ödeme olduğu, bu nedenle davalının 2017 yılına ilişkin davacıya aidat borcu bulunmadığı, 01/02/2023 tarihli raporda 400,00 TL lik fazla ödemenin elektrik tüketim bedellerinden kaynaklandığı belirtilmiş ise de davalı adına 2017 yılında yapılan elektrik tahakkukunun 252,00 TL olduğu, yine davacı kooperatifin 29.06.2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 11. Maddesi ile “oturulmayan evlerin bahçe temizliği için evinin bahçesini temizletmeyen üyelerden 400,00 TL toplanmasına ve temizliğin yönetim kurulu tarafından yapılmasına oybirliği ile karar verildi” şeklinde karar alındığı, 12.05.2020 tarihinde toplanan davacı kooperatif yönetim kurulu toplantısında da “Bahçe bakımı yapılamayan evlerin kuru otların temizlenmesine genel kurulda alınan karar gereği 400,00 TL borç kaydedilmesine karar verildi” şeklinde karar alındığı, kooperatif genel kurulunda usulüne uygun olarak alınan kararların bütün ortakları bağlayıcı nitelikte olduğu, ancak oturulmayan evlerin bahçe temizliği için evinin bahçesini temizletmeyen üyelerden bahçe temizlik bedeli altında ödeme alınmasına ilişkin karar alınmış ise de tüm ortaklara ilişkin alınmayan söz konusu kararın davalıyı kapsadığı yani davalının evinin oturulmayan ev vasfında olduğu ve bahçe temizliğinin ilgili dönemde kendisi tarafından yapılmadığı, ayrıca bahçe temizliğinin davacı kooperatif tarafından yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise buna ilişkin yapılan ödeme olup olmadığı hususunun da davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, davacının bu hususta herhangi bir delil sunmadığı, sadece genel kurul kararı ile yönetim kurulu kararına dayandığı, bu kararların anılan alacağa ilişkin olarak davalıyı sorumlu tutmak için yeterli olmadığı, bu nedenle davalıdan talep edilemeyeceği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davalının davaya konu uyuşmazlık döneminde aidat borcunu ödediği ve fazla ödeme yaptığı davacı kooperatif defter ve kayıtları ile sabit olduğu halde davacının davalı aleyhinde takibe giriştiği anlaşılmakla davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin KABULÜ ile, 979,50 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 195,90 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, 3-Alınması gerekli 179,90 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 6-Çeşme Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/04/2023 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA