İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/441 E. 2021/62 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/441
- Karar No
- 2021/62
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/441 KARAR NO : 2021/62 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/09/2020 KARAR TARİHİ : 12/01/2021 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili aracılığı ile sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından hukuka aykırı olarak ...Madeni Yağ petrol Ürünleri Oto İnş. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine Kütahya... İcra Müdürlüğü'nün... esas numarası ile takip açıldığını ve işbu takibin şirketin esaslı zarara uğramasına neden olduğunu, şirketin uğradığı zararın davalı ...'ndan tazminat hakkı doğmasına neden olduğunun sabit olduğunu,... şirketinin haciz nedeniyle uğradığı zararlar dolayısıyla ortaya çıkan borçların bir kısmının davacı ... tarafından kefaleten ödendiğini, bu nedenle ... Limited Şirketi yetkilisinin, ... Bankası'ndan alacağı olan tazminatın bir kısmını 2.050.000,00 TL'lik kısmını davacıya temlik ettiğini, temliğin konusu olan tazminatın sebebinin Kütahya İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...K. sayılı kararla tespit edildiğini ve icra takibi ve işlemlerinin iptal edilmesine karar verildiğini, ancak zararların tazmin edilemediğini, daha sonra tazminat alacağının bir kısmı temlikname ile davacıya geçmiş olduğundan temlik alacaklısı olarak temlik sözleşmesine dayanılmak suretiyle işbu davanın açıldığını, ayrıca... Bankası A.Ş.'nin İzmir'de de temsilcisi bulunduğundan davanın ...Cad. No:...Konak / İzmir adresini esas alarak İzmir'de açılmasını talep ettiklerini, ...Bankası yetkilisinin, sahte imza ile... Şirketi aleyhine icra takibi başlattığını ve hukuka aykırı takibe dayalı olarak haciz işlemi gerçekleştirdiğini, bu nedenle piyasada şirketin faaliyetlerinin engellendiğini, pazarlama işleminin azaldığını, sonra zamanla tamamen durduğunu, başka muaccel alacakları olanlar da şirket aleyhine icra takibi başlattığını, şirketin kazanç elde edemediğini, haciz süresince geliri tedrici olarak azaldiğini ve sonunda iflas ettiğini, yapılan tespit neticesinde şirketin bilanço oranının incelenmesinde davalının hukuka aykırı işleminden dolayı uğradığı zararın muaccel ve toplam kaybının 10.000,00 TL tutarında olduğunu, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili arabuluculuğa gidildiğini ve sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL itibar kaybı, 1.000,00-TL muaccel kazanç kaybı, 1.000,00-TL haciz nedeniyle faaliyetin durmasından kaynaklanan zarar ve 1.000,00 TL müeccel kazanç kaybı olmak üzere toplam 4.000,00 TL tutarında tazminatın hukuka aykırı işlemin gerçekleştiği 29.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili aracılığı ile sunduğu cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bildiğinden, gerek bahsettiği mahkeme kararını, gerekse 2009 yılından beri yaşanan süreçleri ve olayları anlatmaktan dahi imtina ederek, babasının yetkilisi olduğu şirketin, davalı bankadan çektiği, fakat ödemekten imtina ettiği kredi dolayısıyla, 2009 yılında başlatılan icra takibi ve haciz işlemlerinden dolayı, takipleri sürüncemede bırakmak amacıyla açtıkları davada, tamamen şekil eksikliği nedeniyle verilen takibin iptali kararından yararlanarak, davalı bankadan maddi menfaat sağlamak amacında olup, imzaladıkları geçersiz temlikname ile de sözde bu alacaklarını davalı bankadan ve diğer alacaklılardan kaçırmak amacında olduğunu, haksız ve kötüniyetli bu davaya karşı, hem usule( Yetki, zamanaşımı, husumet, kesin hüküm, v.s.), hem de esasa ilişkin itirazda bulunduklarını, davalı bankanın kredi alacağından dolayı, alacaklı bankanın talimatıyla, sözkonusu kredi borçluları hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve Kütahya ...Asliye Hukuk mahkemesi’ nin...d. iş sayılı, 30.09.2009 tarihli ihtiyati haciz kararı alındığını, söz konusu icra takip taleplerinin alacaklı vekili tarafından hazırlandığını ve işlemlerin başlatıldığını, söz konusu Kütahya... İcra Müdürlüğü' nün ... (ilamsız takip) sayılı dosya ile borçlu... Madeni Yağ, Petrol Ürünleri Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti., kefillerin ... (şirket yetkilisi), ... (... nın kayınvalidesi),... (...' nın kayınbiraderi) hakkında icra takibi başlatıldığını, başlatılan işlemler ile 05.10.2009 tarihinde borçlular adına kayıtlı taşınmaz, araç ve banka hesaplarına haciz konması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmasının talep edildiğini, yine 14.10.2009 tarihinde de menkul haczi talep edilerek, borçluların adreslerine alacaklı vekilince hacze gidildiğini, Kütahya... İcra Müdürlüğü' nün ...saylı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını, takibin iptali talepleri kabul görmediğinden, dosyada ipotekli taşınmazın satıldığını ve rehin açığı belgesi alınmış olup, dosya infaz olduğunu, ihtiyati haciz kararı gereği, işyerine hacze gidildiğinde, borçlu şirket yetkilisi olan şikayetçinin, işyerini sırf alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla muvazaalı olarak, oğlu ... üzerine geçirdiğinin tespit edildiğini, konu ile ilgili olarak ...’nın yapmış olduğu istihkak iddiasının reddi için tarafımızdan Kütahya İcra Hukuk Mahkemesi’nin ...k sayılı dosyası ile dava açıldığını ve ...' nın istihkak iddiasının reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, istihkak davası sonuçlanana kadar belki bir anlaşma sağlanır diye ev adresine hacze gidilmemiş ise de, borçlunun borcu yapılandırmaması ve ödeme de yapmaması nedeniyle, 08.09.2011 tarihinde borçlunun evine hacze gidildiğinde, borçlu noterden bir kira sözleşmesi sunarak eve girilmesine engel olduğunu ve haciz yapılmadığını, oysa,... ve oğlu söz konusu adreste oturmakta olup, hacizleri engellemek amacıyla, dosyaya göstermelik bir teras katını adres olarak sunduklarını, ...’nın savcılık ifadesinde de görüleceği üzere, ilk önce gerçekte oturdukları adres olan...mah., ... sokak, ... apt. adresini verdiğini, sonradan durumu fark edip, “her ne kadar ben yukarıda ifademe başladığım sırada yukarıda belirtilen adresi vermiş isem de, dilekçemdeki adrese tebligatların yapılmasını istiyorum “ diyerek adresini gizlemeye çalıştığını, gerek hileli işyeri devrinin ispatlanması, gerekse taşınmaz ve araç haciz işlemleri nedeniyle, borçlu taraf, takip işlemlerini sürüncemede bırakmak maksatlı bir yandan alacaklı vekilini çeşitli sebeplerle, savcılık, müvekkil banka, defterdarlık v.s. kurumlara şikayet ettiğini, süresi geçtikten sonra meskeniyet iddiası, kıymet takdirine itiraz, memur muamelesini şikayet, takibin iptali ( 2 kez), ihalenin feshi v.s. davalar açarak takibi sonuçsuz bırakmaya çalıştığını, şirket yetkilisi ..., 03.11.2014 tarihinde davalı banka tarafından açılmış olan...sayılı dosyalardaki bazı imzaların avukata değil de, katibine ait olduğunu, sahte imzalar ile haciz ve satış işlemlerinin yapıldığından bahisle, sanki hakkında sahte evrak üretilerek, kendisi borçlu duruma sokulmuş gibi bir durum yaratarak, alacaklı vekili ve katibi hakkında savcılık' a şikayette bulunmuş ise de, yapılan soruşturma sonunda, savcılığın... sor. numaralı dosyasının ekte sunduğumuz 19.01.2015 tarihli kararında da görüleceği üzere, “ resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için, yerine imza atılan kişinin rızasına aykırı olarak onun bilgisi dışında imza atılması gerektiğini, şüpheli savunması ve avukat... tarafından verilen dilekçenin içeriğinden anlaşılacağı üzere, şikayet konusu belgelerdeki imzaların, imza atılmadan önce verilmiş bulunan rıza ve talimat gereği, şüpheli tarafından atıldığı, bu eylemler sonucu herhangi bir kimsenin zararının veya mağduriyetinin de bulunmadığını, şüphelinin herhangi bir belgede sahtecilik yapma kastıyla hareket ettiğine dair hakkında kamu davası açmaya yeterli delilin bulunmadığı “ gerekçesi ile... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, sözkonusu karara borçlu ... tarafından itiraz edilmiş ise de, Kütahya Sulh Ceza Mahkemesi’nin... d. iş sayılı 11.02.2015 tarihli kararında görüleceği üzere, aynı gerekçelerle itirazın reddine kesin olarak karar verildiğini, ..., bu karar sonrasında kanun yararına bozma talep etmiş ise de, Adalet Bakanlığı’nın, 22.05.2015 tarihli yazısı ile “ dosya kapsamına, dayandığı gerekçeye ve mahkemenin takdirine nazaran Kütahya Sulh Ceza Mahkemesi’nin 11.02.2015 tarihli ve ... d. iş sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesine gerek duyulmadığını, borçlu taraf iş bu şikayeti yapmadan önce de, davalı bankanın 1. sırada olan hacizlerini bertaraf etmek amacıyla, hazırlık olarak 06.08.2014 tarihinde, dosyadan hacizli tüm taşınmazları ve tüm borçluları kapsar şekilde, tüm taşınmazların kaydına... isminde 3. bir şahıs lehine ipotek koydurduğunu, zaten üzerinde birçok haciz olan taşınmazların kaydına ipotek koyduran borçluların asıl amacı alacaklılardan mal kaçırmak olup, bugüne kadar iptal ettiremediği dosyaları bu kez sahtelik iddiası ile iptal ettirip, hacizleri kaldırmak ve koydurduğu ipotek ile tekrar satışına engel olduğunu, davacının babası olan borçlu şirket yetkilisi, tüm taşınmazlara ipotek koydurttuktan ve savcılık' a şikayette bulunduktan sonra da, 30.01.2015 tarihinde ... sayılı dosyalara, dosyalardaki bazı imzaların avukata değil de, katibine ait olduğunu, sahte imzalar ile yapılan işlemlerin geçersiz olduğundan bahisle, takiplerin külliyen iptali için dava açmış olup, “ icra dosyalarındaki tüm taleplerin alacaklı vekilinin bilgisi dahilinde yapıldığı, bu talepler sonucu gerçekleştirilen icra işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük olmadığı, işlemlerin geçerliliğini sürdürdüğü, bu işlemlerin ve takiplerin iptalini gerektirecek bir durum olmadığından her iki dosya yönünden şikayetin reddine karar verildiğini, takibin iptali davasının reddedilmesi üzerine, kararı temyiz eden ve borçlu şirket yetkilisi, bu kez de dosyada ismi geçen herkese ( oğlu ... da dahil) şikayetler yaptırdığını, savcılık sözkonusu icra dosyalarını, sonuçlanan ve devam eden tüm dava dosyalarını inceleyerek, 21.4.2015, 29.4.2015, 14.5.2015, 21.5.2015, 8.6.2015 tarihli fezlekeleri ile resmi evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile soruşturma açılmasına gerek olmadığına dair düşüncesini belirttiğini, sözkonusu fezlekelere rağmen, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nce, 18.6.2015 tarihinde, iddiaların soruşturmayı gerektirdiğini belirterek, soruşturma izni verildiğini, gelen soruşturma izni üzerine yapılan savunmalar ve incelenen dosyalar sonrasında, savcılık 11.11.2015 tarihli fezlekesi ile sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı ve görevin kötüye kullanıldığına dair yeterli şüphe uyandıracak delil bulunmadığı gerekçesi ile soruşturma açılmasına gerek olmadığına dair düşüncesini belirttiğini, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'de, 21.12.2015 tarihinde, iddialar üzerine yapılan soruşturmada; “bahse konu icra takiplerinde, icra ve ödeme emirlerini çalışanı ...'ın adı geçen avukatın bilgisi ile, onun talimatıyla imzaladığı, bahse konu evrakta sahtecilik suçunun oluşabilmesi için yerine imza atılan kişinin rızasına aykırı olarak, onun bilgisi dışında, mağdura zarar vermek amacı ve iradesinin bulunmasının gerektiği, avukatın çalışanın, bahse konu belgeleri avukat berrin demir somun'un rızası dışında imzalamadığı gibi, eylem nedeniyle müştekiler aleyhine herhangi bir zararın oluşmadığı, zira takibe konu alacağa dayanak ve icra takibine ait belgelerde gerçeğe aykırılığın bulunmadığı, müşteki...'nın aynı dilekçe ile şikâyet ettiği avukatın çalışanı fadime gülak hakkında, kütahya cumhuriyet başsavcılığının... sayılı evrakına kayden "resmî evrakta sahtecilik" suçundan yapılan soruşturma sonunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, bu sebeple, eylemin muahezeyi gerektirmediğini “ belirterek, kovuşturmaya izin vermediğini, yani ortada sahte bir evrak bulunmadığı gibi, alacaklı vekilini sahtecilik ile suçlayabilecekleri bir durumun da olmadığını, zira sözkonusu taleplerin, zaten alacaklı vekilinin imzalamaya yetkili olduğu talepler olup, sözkonusu olayda herhangi bir zarar verme kastı bulunmadığı gibi, borçlunun zararının da sözkonusu olmadığını, şirket yetkilisi... ve diğerleri, borcunu ödemeyen bir dosya borçlusu olarak, muhatap olacağı rutin icra işlemlerine maruz kalmış olup, hiçbir zarara uğramadığını, dosyadaki tüm işlemlerin, devamlı olarak borçlu tarafın itiraz ve şikayetleri nedeniyle, hukuka uygunluğu mahkeme kontrolünden geçmiş olup, takibin iptali davasında yerel mahkeme bu sebeple davanın reddine karar vermiş ise de, Yargıtay imzaların avukat tarafından atılması gerektiğini belirterek kararı bozduğunu, Yargıtay’ın “imza eksikliğinin her zaman tamamlanabileceğine, sırf bu sebeple takibin iptaline karar verilmeyeceğine“ dair kararlara ve imza eksiklerinin tamamlanmasına rağmen, yerel mahkeme, sadece şekil eksikliği nedeniyle, yani takip talebinde vekil imzasının olmaması nedeniyle, Kütahya İcra Hukuk Mahkemesi' nin... k sayılı, 13.4.2017 tarihli kararı ile takibin iptaline karar verdiğini, söz konusu karar ve dava dilekçesi incelendiğinde, borçlu tarafın, hacizlerin dayanağı olan muaccel borçlarının esasına yönelik hiçbir itirazda bulunmadığını, tamamen şekil eksikliği nedeniyle takibin iptal olduğunu, hükümde sahteliğe ilişkin herhangi bir hususun bulunmadığının da görüleceğini, bilindiği üzere, takibin iptali kararı usuli bir işlem olduğunu, karar incelendiğinde görüleceği üzere, maddi hukuk açısından ortada haksız bir takip başlatıldığına, borcun olmadığına dair bir hüküm sözkonusu olmadığını, bu nedenle, alacağın % 20' si oranında tazminat taleplerinin de kabul görmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava icra takibi sebebiyle uğranılan itibar kaybı, kazanç kaybı ve faaliyetin durmasından kaynaklanan zarar ile muaccel kazanç kaybının tahsili amacıyla açılan tazminat davasıdır, davaya konu edilen icra takip işlemlerini Kütahya...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyalarından kaynaklandığı dosyamız kapsamında anlaşılmaktadır. Yine davalı olarak gösterilen Türkiye ...Bankası A.Ş.'nin işlem yapan şubesinin Kütahya'da bulunduğununda dosyamız kapsamında anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava dilekçesinin davalıya 15.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu davalının 25.09.2020 havale tarihli cevap dilekçesi ile yetki ilk itirazında bulunduğu ve ayrıca icra takibinden ve icra takibi sebebiyle açılan diğer davalardan bahsettiği anlaşılmakla davanın yetkili ve görevli Kütahya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi amacıyla yetkisizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116/1-a maddesinde "kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı"nın ilk itiraz olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde yetki itirazının ilk itiraz olarak ileri sürüldüğü anlaşılmakla, davaya bakma yetkisinin Kütahya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu anlaşıldığından mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesi gereğince mahkememiz kararının kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın yetkili Kütahya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideryenihih görevli ve yetkili mahkemece nazara alınacağından bu aşamada yargılama giderleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Dair, Davacı ... vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ...'ün yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine, yokluğunda Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/01/2021 Katip ... Hakim ... E-imza E-imza