İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/56 E. 2020/471 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/56
- Karar No
- 2020/471
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/56 Esas KARAR NO : 2020/471 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 29/03/2019 KARAR TARİHİ : 01/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle ; Müvekkili ile davalı şirket arasında kablolu, kablosuz termostat üzerine bir ticari ilişki olduğu, yapılan sözleşme neticesinde müvekkili şirketin tedarik ettiği malı davalı borçlu şirkete peşin olarak satacağı, müvekkili şirketin sorumluluğunun malın teslim anında sona ereceği, buna rağmen davalı şirket tarafından ayıplı olduğu söylenerek bazı ürünlerin iade edildiği, bu ürünlere iade faturası kesildiği, bazı ürünlere dayalı fiyat farkı faturası kesildiği, aslında müvekkilinin bu iade ve fiyat farkı faturalarını kabul etmesinin gerekmediği, buna rağmen bu faturaların cari hesaba kaydının yapıldığı, müvekkili tarafından ödeme beklenirken davalının edimini yerine getirmemesi üzerine zor duruma düştüğü, davalının borcu ödemeyeceği anlaşılınca aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı icra takibine itiraz ettiği ve takibin durduğu, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla icra takibi ile talep edilen 159.001,25 TL alacağın avans faizi ile birlikte davalı borçludan tahsiline, davalı borçlunun oyalama amacıyla icra takibine itiraz ettiği çok açık olmakla davalının müvekkiline icra takibinde talep edilen alacağın %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle ; Davacı şirketin söz konusu ürünleri Çin'de bizzat kendisi ürettirdiği, müvekkili şirkete ise teslim ettiği tarihteki dolar kuru üzerinden fatura düzenlediği, bununla birlikte davacı şirketin satış fiyatını önceden belirlemesi ve sabitlemesi sebebiyle fahiş kar marjını daha da arttırmak amacıyla söz konusu ürünlerin üretim maliyetlerini düşürmek adına en ucuz ve kötü malzemeleri kullanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi anlamda büyük zarara uğrattığı, müvekkili şirketin herhangi bir tatsızlık yaşanmaması amacıyla 03.01.2019 tarihine kadar peyder pey ödemelerde bulunulduğu, müvekkili şirketin elinde hali hazırda çok sayıda ayıplı ürün bulunduğu, bu nedenle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-Mahkememizce davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası getirtilmiş olup, dosyanın incelenmesinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 04.02.2019 tarihinde 159.001,25 TL'lik asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlu vekilinin süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. 2-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Mali Müşavir... tarafından düzenlenen 11.02.2020 tarihli raporda; Davacının davalıya 2016, 2017, 2018 yılları içinde toplam KDV dahil 692.655,96 TL tutarında mal sattığı, davalının 3 yılda satılan mallardan 36.833,85 TL'sini iade ettiği, davalı şirketin 3 yılda satın aldığı mallara 24.800,00 TL fiyat farkı + iskonto faturası düzenlendiği, Bornova, Karşıyaka ve Hasan Tahsin Vergi Dairelerinden aldırılan davalıya ait Ba beyanlarında 2016, 2017 ve 2018 yıllarında davacıdan KDV hariç 5.000,00 TL ve üzeri aldığı malların toplamını 586.994,00 TL olarak beyan ettiği, yine aynı şekilde kendisinin davacıya düzenlediği faturalarını Bs beyanında KDV hariç 55.385,00 TL olarak beyan ettiği, beyan edilen tutarların cari hesap dökümündeki tutarlarla örtüştüğü, davacının ticari defterlerinde ve dosya kapsamı belgelerde yapılan incelemeler neticesinde davacının 04.02.2019 takip tarihi itibariyle davalıdan 159.001,22 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 3-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak 2016,2017 ve 2018 yılına ait Ba/Bs formları getirtilerek dosya arasına eklenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL : Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davası olup, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafça davalıya satılıp teslim edilen mallar nedeniyle düzenlenen faturalardan dolayı davacının davalıdan takibe konu edilen miktar kadar bakiye alacağının davalı tarafça ödenmediğinden bahisle, bu alacağın tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaliyle, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı tarafça söz konusu ürünlerin Çin'de üretiminin yaptırıldığı ve davalı şirkete teslim ettiği tarihteki dolar kuru üzerinden davalı tarafa faturanın düzenlendiği, davacı şirketin satış fiyatını önceden belirlemesi ve sabitlemesi sebebiyle fahiş kar marjını daha da arttırmak amacıyla söz konusu ürünlerin üretim maliyetlerini düşürmek adına en ucuz ve kötü malzemeleri kullanarak davalı şirketin maddi ve manevi anlamda büyük zarara uğramasına sebebiyet verdiği, davalı tarafça teslim edilen pek çok üründe üretimden kaynaklı ayıp mevcut olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3.maddesi gereğince ürünün üretiminden kaynaklanan ve ürününün çalışmasını engelleyen bir sorun bulunması halinde davacı şirketin sorumlu olacağının taraflarca kararlaştırıldığı, davacı taraftan temin edilen ürünlerin iç piyasaya sunulduktan sonra zaman içerisinde pek çok ürünün ayıplı olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda ayıplı ürünlerle ilgili olarak bir kısım iade faturalarının düzenlendiği ve davacı tarafça da kabul edildiği, davalı şirket elinde halen çok sayıda ayıplı ürün bulunduğu belirtilerek açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Taraflar arasında satışa konu ürün sağlayıcısı olarak davacı şirket, satışa konu ürünü iç pazarda pazarlayıcı olarak da davalı şirketin geçtiği, "Sözleşme" başlıklı sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı konusunda bir ihtilafın bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın yine taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafça tedarik edilen mallarda üretimden kaynaklı ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp mevcut ise bu ayıptan davacının sorumlu olup olmadığı, sonuç olarak takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu edilen miktar kadar taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen faturalardan dolayı bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinden "Sözleşme'nin Konusu" başlıklı 2.maddesine göre davacı şirket tarafından yurt dışından getirtilecek malların davalı şirket tarafından iç pazarda satışa sunulacağının kararlaştırıldığı, yine "Tedarik Edilen Malı Ödeme Şekli" başlıklı 6.maddesinde ise davacı şirket tarafından tedarik edilen malın davalı şirkete peşin olarak satılacağının kararlaştırıldığı, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3.maddesinde "Ayıplı ürün iddiasıyla tüketici mahkemesinde doğacak uyuşmazlıklardan ve ürünün bakımı, onarımı ve değişiminden davalı şirketin sorumlu olacağı, davacı şirketin ürün üzerindeki sorumluluğunun teslim anında sona ereceği, ancak ürünün üretiminden kaynaklanan ve ürünün çalışmasını engelleyecek bir sorunun bulunması halinde davacı şirketin üründen sorumlu olacağının" taraflarca kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında 12.09.2019 tarihli duruşmada davalının ayıp savunması kapsamında davalı vekilinin üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesi açısından ayıplı ürünlerin halen mevcut olup olmadığı, mevcut ise ayıplı ürünlerin ilgili faturalarla ilişiklendirilmek suretiyle hangi faturalara konu ürünlerin ayıplı olduğunu açıklamak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş olup, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 26.09.2019 tarihli dilekçede mahkeme tarafından talep edilen bilgi ve belgelere ulaşım konusunda sıkıntı çekildiği belirtilerek 2 haftalık ek süre talep edildiği, davalı vekiline bu kapsamda 2 haftalık ek süre verildiği, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 17.10.2018 uyap giriş tarihli dilekçe ile davalı şirketin fiilen iflas etmesi ve ilgili dökümanlara ulaşılamaması sebebiyle verilen süre içerisinde söz konusu delillerin bildirilemeyeceği, bu hususta delil olarak davacı şirketin ticari defterlerinde ve elde bulunan ayıplı ürünler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesine dayanıldığının belirtildiği, mahkememizce yapılan yargılama sırasında 24.12.2019 tarihli duruşmada ise ayıp savunması kapsamında dosyaya sunacakları başkaca bir delil bulunmadığı, dosya kapsamı üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının talep edildiği, bu şekilde mahkememizce verilen süreye rağmen davalı tarafça cevap dilekçesinde belirtilen ayıp savunmasına dayanak üzerinde teknik açıdan bilirkişi incelemesi yaptırılabilecek herhangi bir ürünün temin edilemediğinden dosyaya sunulamadığı veya yerinin bildirilmediği, bu nedenle faturalara konu ürünler üzerinde davalının ayıp savunması kapsamında davalı tarafça iddia edildiği şekilde üretimden kaynaklı bir ayıbın bulunup bulunmadığı konusunda teknik bir incelemenin yapılamadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davalı şirket tarafından ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemiş olması nedeniyle ilgili vergi dairesinden getirtilen 2017,2018 ve 2019 yılı Ba formlarıyla sunulan davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan rapora göre incelenen davacı şirket defterlerine göre 2016 yılında davacının davalıdan 54.945,36 TL alacak bakiyesinin kaldığı ve bu alacak bakiyesinin 2017 yılına devrettiği, 2017 yılında davacının davalıya toplam 427.955,36 TL tutarında satış faturası düzenlediği, bu faturalar karşılığında davalının davacıya 16.681,95 TL tutarında fiyat farkı ve iade faturası düzenlediği, 2017 yılında davacı tarafça davalıya düzenlenen toplam 427.955,36 TL'lik fatura toplamına 2016 yılından devreden 54.945,36 TL'nin ilavesiyle 2017 yılında davacının davalıdan 482.900,72 TL'lik alacağına karşılık davalı tarafça 2017 yılı içerisinde 238.270,00 TL'lik çek ve nakit ödeme yaptığı ve 16.681,95 TL fiyat farkı ve iade faturası düzenlediği ve 2017 yılı sonu borç bakiyesinin 227.948,77 TL olduğu, bu bakiyenin aynen 2018 yılına devrolduğu, 2018 yılında davacı tarafça toplam 166.755,24 TL tutarında satış faturası düzenlendiği, karşılığında davalı tarafça 44.951,90 TL fiyat farkı ve iade faturasının düzenlendiği, davalının 2017 yılından devreden borcu dahil toplam 399.704,01 TL borcu karşılığında davalının davacıya 44.951,90 TL iade + iskonto faturası ve 193.750,89 TL ödeme yaptığı ve 2018 yılı sonu borç bakiyesinin 161.001,22 TL olduğu ve 2019 yılına devrettiği, davalı şirketin 2019 yılı içerisinde 2.000,00 TL ödeme yaptığı, 2019 yılı içerisinde başkaca bir ticari hareketin olmadığı ve bu kapsamda 2019 yılı itibariyle davalı borç bakiyesinin 159.001,22 TL olduğu, dosya içerisinde bulunan davalı şirketle ilgili olarak Bornova, Karşıyaka ve Hasan Tahsin Vergi Dairelerinden getirtilen davalının 2016,2017 ve 2018 yıllarına ilişkin Ba kayıtlarının incelenmesinden KDV hariç 5.000,00 TL ve üzeri aldığı malların toplamının 586.994,00 TL olarak beyan edildiği, yine aynı şekilde kendisinin davacıya düzenlediği faturalarını (iskonto fiyat farkı) Bs beyanında KDV hariç 55.385,00 TL olarak beyan ettiği, beyan edilen tutarların raporun içeriğinde incelemeler bölümünde belirtilen davacı cari hesap dökümündeki tutarlarla aynen uyuştuğu, sonuç olarak yapılan incelemeler neticesinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 159.001,22 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olmasına rağmen davalı şirket tarafından bilirkişi incelemesi için ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı şirketin 2016,2017, 2018 yıllarına ilişkin Ba/Bs'lerinin ilgili vergi dairesinden getirtilerek dosya arasına eklendiği, bu nedenle bilirkişi incelemesinin sunulan davacı şirket defterleriyle davalı tarafın vergi dairesinden getirtilen kayıtları karşılaştırılmak suretiyle yaptırıldığı, mali müşavir bilirkişiden alınan rapora göre incelenen davacı şirketin 2016,2017, 2018 ve 2019 yılı ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturaların tamamının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve yine davalı tarafça davacı adına düzenlenen iskonto ve iade faturaları ile davalı tarafça yapılan ödemeler düşüldükten sonra en son 2018 yılı sonu itibariyle davacının davalıdan 161.001,22 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu ve bu alacağın aynen 2019 yılına devrettiği, 2019 yılı içerisinde davalı tarafça yapılan ve 01.01.2019 tarihinde kayıt altına alınan 2.000,00 TL'lik ödeme ile birlikte davacının davalıdan 159.001,22 TL alacaklı olduğu, 2019 yılı içerisinde taraflar arasında başka bir ticari hareketliliğin olmadığı ve sonuç olarak takip tarihi itibariyle davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan 159.001,22 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin vergi dairesinden getirtilen 2016,2017 ve 2018 yılı Ba'larının incelenmesi neticesinde davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların tamamının KDV hariç 586.994,00 TL olarak davalı şirket tarafından vergi dairesine bildirildiği, yine davalı tarafça düzenlenen faturalarında Bs beyanında KDV hariç 55.385,00 TL olarak bildirildiği, bu şekilde davalı şirket tarafından vergi dairesine bildirilen tutarların davacı cari hesap dökümündeki tutarlarla aynen uyuştuğunun mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edildiğinin bildirildiği, bu şekilde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 159.001,22 TL alacaklı olduğu konusunda her iki taraf kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu ve bakiye kalan bu tutarın davalı tarafça davacıya ödenmediği dosya kapsamı belgelerle sabit olduğundan davanın kabulüne, davalı borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaliyle 159.001,25 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takip talepnamesindeki diğer koşullarla takibin devamına, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 31.800,25 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur. Her ne kadar davalı vekili tarafından taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafça temin edilip davalıya satışı gerçekleştirilen ürünlerin bir kısmının üretimden kaynaklı olarak ayıplı olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3.maddesi gereğince üretimden kaynaklı ayıplarda davacının sorumlu olduğunun taraflar arasında kararlaştırılmış olması nedeniyle bakiye alacağa yönelik davanın ayıp nedeniyle reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, mahkememizce yapılan yargılama sırasında cevap dilekçesinde davalı uhdesinde bulunduğu bildirilen ayıplı ürünleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesi açısından davalı tarafa verilen süreye rağmen davalı tarafça ayıplı olduğu bildirilen ürünlerin dosyaya ibraz edilmediği veya yerinin bildirilmediği, mahkememizce yapılan yargılama sırasında 24.12.2019 tarihli duruşmada da davalı tarafça dosyaya sunulacak başkaca bir delil bulunmadığı bildirilerek dosya kapsamı üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının talep edildiği, bu nedenle mahkememizce dava konusu ürünlerin davalı tarafça iddia edildiği şekilde üretiminden kaynaklı ayıplı olup olmadığının tespiti açısından ayıplı olduğu bildirilen ürünler davalı tarafça sunulmadığından bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı gibi bu savunmayı kanıtlayacak başkaca da bir delil tespiti veya ödenmeyen faturalara konu ürünlerdeki ayıbın davacının kabulünde olduğuna dair yazılı bir delilin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ayıp savunmasını bu nedenle kanıtlayamadığı kabul edilmiştir. Bu kapsamda davacı tarafça düzenlenen tüm faturaların da davalı tarafça vergi dairesine beyan edildiği, bu nedenle her iki taraf defterlerinde davacı faturalarının aynen yer aldığı, davalı tarafça yapılan ödemeler ve davalı tarafça düzenlenen faturalarda mahsup edildikten sonra her iki taraf defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilen 159.001,25 TL açısından, davalının ayıp savunmasını kanıtlayamamış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verme gereği doğmuştur. HÜKÜM / Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; Davanın KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaliyle 159.001,25 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takip talepnamesindeki diğer koşullarla takibin devamına, Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 31.800,25 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 10.861,37 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta yatırılan toplam 1.920,34 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8.941,03 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından başlangıçta yatırılan toplam 2.044,24 TL peşin harç ile, 108,70 TL tebligat gideri ve 600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 708,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 25/9 ve 26.maddesi gereğince 6183 Sayılı Yasa kapsamında davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 19.055,12 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan bulunması halinde karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/10/2020 Katip ... E imza Hakim ... E imza