İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/37 E. 2020/753 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/37
Karar No
2020/753
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/37 Esas KARAR NO : 2020/753 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 02/03/2010 KARAR TARİHİ : 29/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, mahkememize verdiği 02/03/2010 tarihli dilekçesinde; davalıya 18/06/2007 tarihli genel kredi sözleşmesi gereği 3 ayrı ticari kredi kullandırıldığını, sözleşmeye şirket ortağı...kefil olduğunu, hesabın Beyoğlu... Noterliği' nin...yevmiyeli ihtarı ile 25/06/2009 tarihinde kat edildiğini, alacak için İzmir... İcra Müdürlüğü' nün... E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi takibi açıldığını, 76.310,00-TL tahsil edilince idari kararla ipoteğin fekkedildiğini, İzmir .... İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyasında kefil...hakkında kefaleti nedeni ile takip açıldığını, borçlunun takibe itiraz etmesi nedeni ile takibin durduğunu, İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün... E sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, alınan rehnin borçlunun tüm borçları için geçerli olduğunu, bu nedenle yapılan itirazın yerinde olmadığını belirtmiş , İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın bakiye 14.023,14-TL' lik alacak için iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, mahkememize verdiği 17/03/2010 tarihli cevap dilekçesinde; davacıdan 4 adet kredi kullanıldığını, varılan mutabakat gereği 85.130,16-TL ödendiğinde borcun kapatılacağının kararlaştırıldığını, 09/09/2009 tarihinde 76.310,24-TL ödendiğini ve ev üzerindeki ipoteğin kaldırıldığını, kalan bedelin ise 01/10/2009 tarihinde 4.409,24-TL, 01/11/2009 tarihinde 4.409,97-TL olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, 01/10/2009 tarihli ödemenin davacıya bilgi verilerek 13/10/2009 tarihinde, 01/11/2009 tarihli ödemenin 06/11/2009 tarihinde yapıldığını ve davacının da bunu kabul ettiğini, davacının icra takibi açmasının nedeninin, davalının 25/01/2009 tarihli 9.000,00-TL' lik müşteri çekinin akibetini sorması olduğunu, davalının ödemeleri yaparken takiplerin açılmasına rağmen tebligat çıkarılmadığından aleyhine açılan icra takiplerinden haberdar olmadığını belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın kabulüne dair mahkememizce verilen ilk karar Y....H.D' nin...K. Sayılı ilamı ile ".... bilirkişi kök ve ek raporunda hesaplanan borç miktarının 73,40-TL olduğu, mahkemece bu rapora itibar edilmediği ancak hüküm altına alınan alacağın ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığı bu nedenle taraflar arasındaki protokolün yok hükmünde olduğu halde sözleşmeye göre kalan borcun hesaplanması için yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı " gerekçesi ile bozularak gelmiş, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, davanın kısmen kabulüne dair mahkememizce verilen 25/12/2013 tarihli karar Y....H.D.' nin ... K. Sayılı ilamı ile "... davanın İİK' nun 67 maddesi hükmü gereğince açılmış itirazının iptali davası olduğu, itirazın iptali davasının özellikleri itibariyle takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğu, mahkemece açıklanan bu yön gözetilerek takip tarihi itibariyle alacak miktarının tespiti gerekirken, dava tarihi itibariyle hesaplama yapılan 30/05/2013 havale tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, yapılacak işin konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınacak bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu miktarın saptanması, keza takipten sonra davadan önce yapılan ödeme var ise bu ödemeler bakımından davacı bankanın dava açmakta hukuki yararının bulunmadığının gözetilmesi, ayrıca dava tarihinden sonra yapılan ödemeler var ise, bu ödemelerin de infazda dikkate alınacağının gözetilerek bir karar verilmesinden ibaret olduğu " gerekçesi ile bozularak gelmiş, dosya yeniden esasa kaydedilmiştir. Mahkememizce itirazın iptali davası açılmasından önce borcun kısmen ödendiği hallerde alacağın varlığının dava tarihi gözetilerek belirlenmesi ve alacaklının dava tarihi itibari ile haklılık durumunun belirlenmesi, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açmadan önce borçlu tarafından kısmı ödeme yapılmış olması halinde mahkemece kısmı ödemeler düşülerek dava tarihine göre belirlenecek bakiye alacak tutarı üzerinden karar verilmesinin gerektiği, mahkememizce de bu husus gözetilerek icra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan tüm ödemeler değerlendirilerek bakiye borç miktarının hesaplandığı ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı' nın takip tarihi itibarı ile hesaplama yapılması için dosya üzerinde yeniden üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasını belirten bozma ilamına karşı ısrar kararı verilmesinin gerektiği gerekçesiyle , bozma ilamına karşı ısrar edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ' nun ... Karar sayılı ilamıyla " Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının 18.06.2007 tarihli ve 250.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi uyarınca ticari kredi kullandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın 25.06.2009 tarihli ihtarname ile kat edildiğini, ihtarnamede verilen süre içerisinde borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında İzmir... İcra Dairesinin... sayılı icra dosyasında icra takibi yapıldığını ancak haksız olarak itiraz edildiğini, yanlar arasında 01.09.2009 tarihinde imzalanan protokole davalının uymaması nedeniyle protokolün iptal edildiğini, protokolde davalıya sağlanan kolaylık ve indirimlerin geçerliliğinin kalmadığını ileri sürerek, itirazın bakiye alacak miktarı olan 14.023,14 TL yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı banka ile 01.09.2009 tarihinde varılan mutabakat gereği müvekkilinin toplam 85.130,16 TL ödemesi hâlinde kredi borcunun kapatılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin 01.09.2009 tarihinde 76.310,24 TL ödediğini, kalan bedelin ise 01.10.2009 tarihinde 4.409,24 TL, 01.11.2009 tarihinde 4.409,97 TL olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, 01.10.2009 tarihli ödemenin davacıya bilgi verilerek 13.10.2009 tarihinde yapılacağının belirtildiğini, davacının da onayı dâhilinde bu tarihte, 01.11.2009 tarihli ödemenin ise davacıya bilgi verilerek 06.11.2009 tarihinde yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, bilirkişi kök ve ek raporunda hesaplanan borç miktarının 73,40 TL olduğu ancak mahkemece bu raporlara itibar edilmemiş ise de hüküm altına alınan alacağın ne şekilde hesaplandığının anlaşılmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki protokolün yok hükmünde olduğu hâlde sözleşmeye göre kalan borcun hesaplanması için yeni bir bilirkişi raporu alınması gereğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemece, Özel Daire bozma kararına uyulduktan sonra, alınan bilirkişi raporunda davacının 4.420,00 TL'lik ödemenin borçtan düşülmesi hâlinde 8.460,71 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, yanlar arasında mevcut borca yönelik olarak davalı borçlu tarafından 01.09.2009 tarihli borç ikrarı ve ödeme taahhüdü başlıklı belgenin düzenlendiği, belgede 01.09.2009 tarihinde 76.310,24 TL, 01.10.2009 tarihinde 4.409,95 TL, 01.11.2009 tarihinde 4.409,95 TL olmak üzere toplam 85.130,16TL ödeneceği ve ödemelerin gününde yapılmaması hâlinde ödeme planına uygulanan faiz oranının geçerli olmayacağı, sözleşme ile belirlenmiş olan temerrüt faizinin uygulanacağı, hukuki takip işlemlerinin kaldığı yerden banka ile imzalanan sözleşme şartları ile devam edeceği, ödeme planının borcun tecdidi ve temdidi anlamına gelmediği hususunun belirtildiği, davacının ödeme taahhüdünde bahsi geçen 76.310,24 TL’yi ödeme taahhüdünde belirtilen 01.09.2009 tarihinde yaptığı ancak 01.10.2009 tarihinde ödenmesi gereken 4.409,95 TL'nin gecikmeli olarak 13.10.2009 tarihinde, 01.11.2009 tarihinde ödenmesi gereken 4.409,95 TL'nin ise 06.11.2009 tarihinde ödendiği, iki taksitin taahhütnamede belirtilen tarihten sonra ödenmiş olması sebebiyle taahhütnamede belirtilen şartların ve ödeme tablosunun uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin ilk sözleşmeye göre belirlenmesinin gerektiği, davalı tarafça yapılan tüm ödemeler göz önüne alındığında, davalının dava tarihi itibariyle davacı bankaya toplam 8.460,71TL borçlu olduğunun yapılan bilirkişi incelemesi ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak şartı ile itirazın 8.460,71TL üzerinden iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece, alacak miktarının dava tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği, itirazın iptali davası açılmasından önce borcun kısmen ödendiği hâllerde alacağın varlığının dava tarihi gözetilerek belirlenmesi ve alacaklının dava tarihi itibari ile haklılık durumunun belirlenmesi, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde mahkemece kısmi ödemeler düşülerek dava tarihine göre belirlenecek bakiye alacak tutarı üzerinden karar verilmesinin gerektiği, bu husus gözetilerek icra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan tüm ödemeler değerlendirilerek bakiye borç miktarının hesaplandığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı taraf vekillerince temyize getirilmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davacı bankanın alacak miktarının takip tarihi itibariyle mi yoksa takipten sonra dava tarihinden önce yapılan tüm ödemeler dikkate alınarak dava tarihi itibariyle mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtilmelidir ki itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi hâlinde alacaklı borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidirki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve 2011/13-29 E., 2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarih ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda davacı banka ile davalı borçlu arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme kapsamında kredi kullandırıldığı çekişmesizdir. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine banka, kredi hesabını 25.06.2009 tarihinde kapatarak borçluya ihtarname keşide etmiştir. İhtar keşidesinden sonra borçlu ile banka arasında borcun tasfiyesine yönelik 01.09.2009 tarihli “Borç ikrarı ve ödeme taahhüdü” başlıklı belge imzalanmış ancak borçlunun ödeme taahhüdüne uymaması nedeniyle tasfiye protokolü geçersiz hâle gelmiş olup, protokolün “hukuki takip işlemlerinin kaldığı yerden devam eder” hükmü gereğince, bankanın hesabın kat edilmesi ile başlattığı hukuki sürecin devam edeceği tartışmasızdır. Bu durumda konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması ve banka alacağının hesaplanması gerekmektedir. Bu hesaplama yapılırken Yargıtayın bu konuda koymuş olduğu kurallar çerçevesinde, alacağın kat tarihi itibariyle kayıtlardan tespit edilmesi, kat tarihinde bulunan alacağa temerrüt tarihine (kat ihtarının borçluya tebliği ile verilen sürenin sonu) kadar akti faiz ve ferîleri uygulanmalı, temerrüt tarihi itibariyle bulunan akti faiz ve ferîleri kapitalize edilerek temerrüt tarihinde borçlunun sorumlu olacağı asıl alacak tespit edilmelidir. Bu safhadan sonra temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar, daha önce belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri (Kaynak kullanım destekleme fonu hariç) uygulanmalı ve takip tarihinde talep edilebilecek asıl alacak ile birlikte temerrüt faizi miktarı ve ferîleri ayrı ayrı tespit edilmelidir. Bulunacak bu rakam alacaklı bankanın borçludan takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarıdır. Şayet kat tarihi, temerrüt tarihi ve takip tarihi itibariyle hesaplanan bu miktarlar alacaklının taleplerinden fazla ise talep dikkate alınarak miktarlar belirlenmelidir. İtirazın iptali davası yukarıda açıklandığı üzere takip ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan icra takip tarihi itibariyle belirlenen asıl alacak ve temerrüt faizi ile ferîleri, borçlunun takip tarihindeki sorumlu olduğu miktarı gösterir. Borçlunun takibe itirazından sonra yasal süresi içinde itirazın iptali davası açılması ve bu dava açılana kadar borçlu tarafından icra dosyasına ihtirazi kayıt konulmadan yapılan ödemeler veya alacaklının şahsına ya da onun gösterdiği üçüncü kişiye (kabul edilmek koşulu ile) haricen yapılan ödemelerin bulunması durumunda ise ödeme rızaen yapılmış olduğundan borçlunun bu ödemeler yönünden itirazından vazgeçtiğinin kabulü gerekmektedir. Ödemelerin alacaktan mahsubunda ise; takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve ferîleri toplamından mahsubu öncelikle Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. Bir başka deyişle, her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri uygulanıp bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı bulunmalıdır. Bu uygulama her bir ödeme için ayrı ayrı yapılmak zorundadır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferîleri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilmelidir. Tüm bu tespitlerden sonra mahkemece itirazın iptali davasında, itiraz üzerine icra takibi durduğundan takibin devamına dava tarihi itibariyle belirlenen miktar üzerinden imkân sağlayacak şekilde hüküm kurmak ve icra inkâr tazminatının da bu miktar gözetilerek değerlendirilmesi gereklidir. Dosya içerisinde yer alan 21.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda, davalının 01.10.2009 ve 06.11.2009 tarihinde yapması gereken ödemeleri vadesinden sonra yapması nedeniyle, vade tarihleri ile ödeme tarihleri arasında geçen süre yönünden faiz borcu yönünden hesaplama yapılmış, Özel Dairenin bozma kararı sonrasında alınan 30.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise “Borç ikrarı ve ödeme taahhüdü” belgesinin imzalandığı 01.09.2009 tarihi itibariyle alacak miktarı belirlenmiş, takip tarihi itibariyle davacı bankanın alacağı tespit edilmemiştir. Hâl böyle olunca Yerel Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek takip tarihi itibariyle alacak miktarı belirlenip takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış kısmi ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığına işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. " gerekçesiyle bozularak gelmiş ,usul ve yasaya uygun Hukuk Genel Kurul kararına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. İkinci bozma öncesi ilk bozma ilamı doğrultusunda dosya üzerinde bankacı bilirkişi vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi raporunda; 9.000,00-TL meblağlı 25/01/2009 tarihli müşteri çeki teminata verilerek kullanıldığı belirtilen 4.000,00-TL tutarındaki kredi için dava konusu olmadığı için inceleme yapılmadığı, kredinin Ocak 2009 tarihinde kullanıldığı, taraflar arasında imzalanan GKS istinaden kullandırılan ve 25/06/2009 tarihinde kat edilen 3 adet krediden dava tarihi olan 02/03/2010 tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan 13.404,55-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Davalı tarafca rapora itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda ayrıca davalı tarafça 06/11/2009 tarihinde yapılan 4.420,00-TL' lik ödeme düşülerek hesaplama yapılmasına yönelik ek rapor alınması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, alınan bilirkişi raporunda; Davacı bankanın davalılardan 02/03/2010 tarihi itibariyle 06/11/2009 tarihli 4.420,00-TL' lik ödeme krediden düşülmez ise 13.404,55-TL, 4.420,00-TL' lik ödeme borçtan düşülür ise 8.460,71-TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. İncelenen İzmir...İcra Müdürlüğü' nün... E. Sayılı dosyasında davacı banka tarafından davalı hakkında toplam 17.993,22 TL lik alacak için 18/08/2009 tarihinde taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalının borcun kararlaştırılan takvim gereği ödendiği gerekçesi ile takibe süresi içerisinde itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davaya konu takip dosyası dışınd.... İcra Müdürlüğü' nün ...E. Sayılı dosyasında davalı hakkında ticari artı para kredisi, taksitli ticari kredi ve diğer ticari krediler için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile toplam 86.105,52-TL'lik takip yapıldığı ancak ipoteğin fek edildiği ve takip konusunun kaldırıldığı belirlenmiştir. Yin... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasında kefil ...hakkında yine aynı borçlarla ilgili olarak 86.105,52-TL tutarında takip yapıldığı görülmüştür. Yapılan bu takiplerin konusu ve türü ile takip yapılan borçlu ve kefiller dikkate alındığında, asıl borçlu ve kefil hakkında mükerrer bir takipten söz edilmesi mümkün olmadığı , zaten ipotek fek edildiğinde ipoteğe dayalı takibin konusu da kalmamış olduğu belirlenmiştir. Hukuk Genel Kurulu bozma ilamı doğrultusunda takip tarihi olan 18/08/2009 ve dava tarihi olan 02/03/2010 tarihi itibari ile alacak miktarının belirlenmesine yönelik olarak 3 kişilik bankacı bilirkişiden oluşturulan bilirkişi kurulu vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 26/06/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; mahkeme talimatları çerçevesinde tüm dosya kapsamı ve İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün 3 adet takip dosyası üzerinde heyetçe yapılan inceleme ve tetkikler sonucunda 30/04/2019 tarihli duruşmada verilen ara kararı gereğince 18/08/2009 tarihi itibari ile davacı alacağının 94.279,46 TL olduğu, yapılan protokol dikkate alınmayarak asıl ana sözleşmeye bağlı kalınarak 02/03/2010 tarihi itibari ile 11.190,00 TL faiz ve 559,50 TL BSMV olmak üzere toplam 11.749,50 TL davacı bankanın alacağının tespit edildiği görüş ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Taraflarca rapora itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor istenmiş, alınan 25/11/2019 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda; ...Esas sayılı dosyasında ... Turz. Tic. Ltd. Şti. arasında kullandırılmış 3 adet nakit kredi ile ilgili ek bilirkişi raporu çerçevesinde tahsilde tekerrür olmaması ilkesi ve dosyadaki banka kayıtları dikkate alınarak değerlendirmeler yapılmış olup 01/09/2009 tarihindeki tahsilat ile 3 nakit kredi anaparasının tahsil edilmesi ve... sayılı araç kredisi ile ilgili ödemenin mahkeme ve banka kayıtlarına geçirilmesinin sağlanması ile daha doğru hesaplamaların yapılabileceğinin dikkate alındığı, bu çerçevede tazminat ile ilgili hükümlerin belirtilen hususlar çerçevesinde değerlendirilmesinin mahkemenin takdirine bırakıldığı belirtilmiştir. Alınan bilirkişi kurulu ek raporunun Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamına uygun olmadığı, hesaplamalarının Hukuk Genel Kurulu bozma ilamının 4. sayfasında belirtilen şekil ve yöntemle yapılmadığı belirlendiğinden bu hususta bilirkişi kurulundan 2. kez ek rapor istenilmiş alınan 06/03/2020 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda ; 18/11/2019 tarihli ek raporda Hukuk Genel Kurulu bozma ilamına göre hesaplamanın yapıldığı, bu hesaplama yapılırken daha önceki yıllarda bilirkişilerce verilen raporlarda ilgili icra dosyasında da belirtilen oto satışının yapıldığı ve banka kayıtlarına intikal ettirildiği hususunun gözden kaçırıldığından söz konusu ek raporda bilhassa dikkate alındığı, davacı vekilinin ve evvelki bilirkişinin icrada yapılan oto satış bedelini dikkate almadığı ve gözden kaçırdığının düşünüldüğü, ek raporda yapılan tespitlerin Hukuk Genel Kurulu kararına uygun olduğu, bu durumda icradaki oto satış bedelinin de... plakalı aracın 01/03/2012 tarihinde 15.600,00 TL'ye 3. Kişilere satıldığı ve 07/03/2012 tarihi itibari ile 10.318,25 TL olarak banka kayıtlarına geçtiği) önceki ayrıntılı ek rapor ve dosyada gözden kaçırılmış olan oto satışı ile ilgili belgelerin dosyada ayrıca fotokopi olarak hazırlandığı belirtilmiştir. Alınan bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarının karar vermeye yeterli olmadığı belirlendiğinden dosya üzerinde yeniden 3. Kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 18/09/2020 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı ...A.Ş. firmasının, davalı ... Turz. Eml. San. Tic. Ltd. Şti. firmasından İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi dosyasında 02/03/2010 dava tarihi itibari ile 1.729,73 TL asıl alacak + 329,13 TL işlemiş akdi faiz + 16,46 TL BSMV olmak üzere toplam 2.075,32 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa dava tarihinden itibaren % 38,16 TL temerrüt faizi talep edilebileceği,... hesap numaralı krediye ilaveten 25/06/2009 tarih ve 17439 yevmiye sayılı kat ihtarında yer alan ... hesap numaralı krediler ve bu kredi hesaplarına ilişkin tahsilat bilgileride hesaplamaya dahil edilmek sureti ile hesaplama yapılmasının tercih edilmesi halinde davacı ...A.Ş. firmasının, davalı ...Taş. Turz. Eml. San. Tic. Ltd. Şti. firmasından İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi dosyasında 02/03/2010 dava tarihi itibari ile 2.055,77 TL asıl alacak + 249,31 TL işlemiş takip dönemi faizi + 12,47 TL BSMV olmak üzere toplam 2.317,55 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa 02/03/2020 dava tarihinden itibaren %38,16 TL temerrüt faizi talep edilebileceği, takip talebinde yer alan açıklamalara göre takip tarihi itibari ile talep edilebilecek faiz tutarının tespiti görüşünün mahkemece benimsenmesi halinde davacı ...A.Ş. firmasının, davalı... Turz. Eml. San. Tic. Ltd. Şti. firmasından İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi dosyasında 02/03/2010 dava tarihi itibari ile 1.353,23 TL asıl alacak + 257,49 TL işlemiş akdi faiz + 12,87 TL BSMV olmak üzere toplam 1.623,59 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa dava tarihinden itibaren %38,16 TL temerrüt faizi talep edilebileceği, takip talebinde yer alan açıklamalara göre takip tarihi itibari ile talep edilebilecek faiz tutarının tespiti ve ... hesap numaralı krediye ilaveten 25/06/2009 tarih ve ... yevmiye sayılı kat ihtarında yer alan... hesap numaralı krediler ve bu kredi hesaplarına ilişkin tahsilat bilgileride hesaplamaya dahil edilmek sureti ile hesaplama yapılmasının tercih edilmesi halinde davacı ...A.Ş. firmasının, davalı ... Turz. Eml. San. Tic. Ltd. Şti. firmasından İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi dosyasında 02/03/2010 dava tarihi itibari ile 255,32 TL asıl alacak + 27,47 TL işlemiş takip dönemi faizi + 1,37 TL BSMV olmak üzere toplam 255,32 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa 02/03/2020 dava tarihinden itibaren %38,16 TL temerrüt faizi talep edilebileceği görüş ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, davalı borçlunun bankanın Gaziemir Şubesinden 18/06/2007 tarih 250.000,00-TL genel kredi taahhütnamesi gereği 3 ayrı ticari kredi kullandığı, kredi borçlarının ödenmediği, borçlu hakkında hesap kat ihtarnamesi tebliğ edildiği, ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmediğinden bahisle davalı hakkında İzmir ... İcra Müd. ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik eldeki davanın açıldığı, taraflar arasında mevcut borca yönelik olarak davalı borçlu tarafından 01/09/2009 tarihli borç ikrarı ve ödeme taahhüdü başlıklı belgenin düzenlendiği, belgede 01/09/2009 tarihinde 76.310,24-TL, 01/10/2009 tarihinde 4.409,95-TL, 01/11/2009 tarihinde 4.409,95-TL olmak üzere toplam 85.130,16-TL' nin ödeneceği ve ödemelerin gününde yapılmaması halinde ödeme planına uygulanan faiz oranının geçerli olmayacağı, sözleşme ile belirlenmiş olan temerrüt faizin uygulanacağı, hukuki takip işlemlerinin kaldığı yerden banka ile imzalanan sözleşme şartları ile devam edeceği, ödeme planının borcun tecdidi ve temdidi anlamına gelmediği hususunun belirtildiği, davacının ödeme taahhüdünde bahsi geçen 76.310,24-TL' lik ödemeyi ödeme taahhüdünde belirtilen 01/09/2009 tarihinde yaptığı ancak 01/10/2009 tarihinde ödenmesi gereken 4.409,95-TL' nin gecikmeli olarak 13/10/2009 tarihinde, 01/11/2009 tarihinde ödenmesi gereken 4.409,95-TL' nin ise 06/11/2009 tarihinde ödendiği, 2 taksidin taahhütnamede belirtilen tarihten sonra ödenmiş olması sebebiyle taahhütnamede belirtilen şartların ve ödeme tablosunun uygulama kabiliyetini kayıp ettiği, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin ilk sözleşmeye göre belirlenmesinin gerektiği, davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu edilen alacak miktarını dava tarihi itibariyle belirleyerek talepte bulunduğu , HMK 26. Maddesi göz önüne alınarak taleple bağlı kalınarak dava tarihi itibariyle kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve ... İcra Müdürlüğü' nün ...E. sayılı dosyası ile... İcra Müdürlüğü' nün... E. sayılı dosyasında takip konusu edilen tüm alacağın dava tarihine kadar yapılan kredi sözleşmesi ile ilgili tüm ödemeleri de değerlendirerek belirlenmesinin gerektiği , davacı banka tarafından kat tarihinden temerrüt tarihine kadar kredi ana para alacağına işletilen akdi faiz kapitalize edilmeksizin takip tarihinde asıl alacak tutarını kat ihtarnamesinde belirtilen rakam üzerinden talepte bulunulduğu ve işlemiş akdi faizinde icra takibinde ayrı bir kalem olarak gösterildiği davacı bankanın icra takibinde temerrüt faizi işletmemesi ve akdi faizi ayrı kalem halinde talep etmesinin davalının lehine bir durum oluşturduğu ve davacı bankanın bu talebi ile bağlı bulunduğu, bu talep göz önüne alınarak alacak miktarının tespitinin gerektiği, davacı tarafça tüm icra takip dosyalarında yapılan takip masraflarının icra vekalet ücretleri ile birlikte değerlendirilerek borç miktarının hesaplanması gerektiği iddiasının ileri sürüldüğü, Mahkememiz dosyasında dava konusu edilen icra takibi yönünden takip giderleri ve takip vekalet ücretinin infaz işlemleri sırasında ilgili icra müdürlüğü tarafından değerlendirilebileceği ancak Mahkememizde dava konusu olmayan icra takiplerinin takip giderleri ile icra vekalet ücretlerinin borç miktarının hesabında dikkate alınamayacağı , tüm bu hususlar göz önüne alındığında hüküm kurmaya elverişli 18/09/2020 havale tarihli son bilirkişi kurulu raporunda alternatifler arasında belirtilen takip talebinde yer alan açıklamalara göre takip tarihi itibari ile talep edilebilecek faiz tutarının tespiti ve... hesap numaralı krediye ilaveten 25/06/2009 tarih ve ... yevmiye sayılı kat ihtarında yer alan... hesap numaralı krediler ve bu kredi hesaplarına ilişkin tahsilat bilgileride hesaplamaya dahil edilmek sureti ile yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesinin gerektiği , davacı ...A.Ş. firmasının, davalı ... Turz. Eml. San. Tic. Ltd. Şti. firmasından İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi dosyasında 02/03/2010 dava tarihi itibari ile 255,32 TL asıl alacak + 27,47 TL işlemiş takip dönemi faizi + 1,37 TL BSMV olmak üzere toplam 255,32 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa 02/03/2020 dava tarihinden itibaren % 38,16 TL temerrüt faizi talep edilebileceği, bu miktarlar üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının İzmir ... İcra Müd.... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 226,48 TL asıl alacak , 27.47 TL işlemiş faiz , 1,37 TL BSMV olmak üzere toplam 255,32 TL ile asıl alacağa dava tarihi olan 02/03/2010 tarihinden itibaren işletilecek % 38, 16 temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si ile tahsilde tekerrür olmamak şartı ile devamına, Takibin devamına karar verilen bölüm üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Alınması gerekli 54,40 TL harçtan Mahkememizce çıkartılan 03/01/2012 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi ile tahsiline karar verilen 1.068,80 TL harcın mahsubu ile artan 1.014,39 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine, 3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 256,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça bozmadan önce yapılan yargılama gideri 1.140,00 TL , bozmadan sonra 8 davetiye bedeli 57,50 TL , bilirkişi inceleme ücretleri 2.700,00 TL olmak üzere toplam 3.897,50-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 71,00-TL' lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına, Dair tebliğden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili Av. ... 'ın yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.29/12/2020 Katip ... E imza Hakim ... eimza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/37, K. 2020/753, T. 30.12.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-37-e-2020-753-k-9c973192a01b