Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/967 E. 2024/2045 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/967
Karar No
2024/2045
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2022/967 KARAR NO:2024/2045 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:14/12/2021 NUMARASI:2018/448 Esas - 2021/900 Karar DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ:28/11/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/01/2018 günü saat 06.50 sıralarında İstanbul ili ... üzerinde seyir halinde olan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın yaya konumunda olan müvekkili ...'e çarparak yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası sonucunda müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, ... plaka sayılı aracın davalı ... A.Ş. nezdinde kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesi olduğunu, davalı sigorta şirketine 07/03/2018 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu beyanla fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili için 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç için müvekkili şirketçe, 01.06.2017- 01.06.2018 tarihleri arasında,... no’lu poliçe numarası ile ZMSS Poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, poliçe üzerinde ölüm/sakatlık halleri için kişi başına teminat limiti ile azami 330.000-TL olarak sınırlandığını, sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, bu nedenle dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesi önem taşıdığını, sigortanın bir zenginleşme aracı olmadığını, sigortalı aracın sebep olduğu riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamınının değil, üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp saptayarak ödemesinin esas olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerek davacı asile ve gerek vekil olarak kendilerine çıkarılan tebligatın usulüne uygun olmadığını, zira, tebligata göre hareket edilmemesi halinde sonucunun ne olacağına dair yeteri kadar açıklama mevcut olmadığı gibi tebligatın davacı asile usulüne uygun tebliğ edilmediğini, yasalar kapsamında her ne kadar istinaf kanun yoluna başvuru konusu dosyada ... vekili konumunda yer alsalar da vekil olarak müvekkilinin adli raporunun alınması için hazır etme yükümlülüklerinin bulunmamakta olduğunu, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyeti kapsamında davacı asile de usulüne uygun ihtaratlı tebligat yapılmadan yerel mahkemece verilen işbu davanın reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna müracaat etme zorunluluğu doğduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut uyuşmazlıkta 03/01/2018 günü .... üzerinde seyir halinde olan davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olan sürücü ...'ın sevk ve idaresindek ... plakalı aracın yaya konumunda olan davacı ...'e çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talep edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 50.maddesine göre "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."Dava yaramalı trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici maluliyet tazminat istemine dayanmakta olup TBK'nın 50.maddesi gereğince tazminatın belirlenmesi için öncelikle davacının kalıcı veya geçici maluliyeti bulunup bulunmadığının belirlenmesi için maluliyet raporu alınması zorunludur.Yargılama sırasında mahkemece 06/11/2018 tarihli celse ara kararı ile davacının maluliyetinin tespiti amacıyla ATK'ya gönderilmesine karar verildiği, ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 18/02/2019 tarihli cevabı yazısı ile yeni tarihli grafileri ile 11/09/2019 muayene günü verildiğinin belirtildiği, mahkemece 19/03/2019 tarihli celse ara kararı ile davacının yeni tarihli grafilerinin temini için bildirilecek hastaneye müzekkere yazılmasına karar verildiği, 10/03//2020, 0707/2020, 23/02/2021 tarihli celse ara karaları ile davacı vekiline ATK raporundaki eksikliklerin giderilmesi için süre verildiği, ancak ihtaratın yasal sonuçlarının hatırlatılmadığı, 29/06/2021 tarihli celsede ATK'dan dosya mevcut haline göre maluliyet raporu düzenlenmesinin talep edildiği, ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 30/07/2021 tarihli cevabı yazısı ile yeni tarihli grafileri ile davacının muayene edilmesi gerektiği belirtilmiştir.Mahkemece davacı asil yerine vekiline usulüne uygun yasal ihtarat da içermeyen mehil verilerek ara karar gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken davacı asile ATK'nın ön raporları çerçevesinde eksikliğin giderilmesi bakımından davacının maluliyet raporunun aldırılması yönünde yasal ihtaratlı davetiye tebliği ile sonucuna göre toplanan tüm tıbbi belgeler çerçevesinde ATK 'dan maluliyet raporu alınması ile yargılamaya devam olunması olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/11/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/967, K. 2024/2045, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-9-hukuk-dairesi-2022-967-e-2024-2045-k-f052c045357b