Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 2024/1576 E. 2025/11 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1576
- Karar No
- 2025/11
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1576 KARAR NO: 2025/11 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/08/2024 NUMARASI: 2024/483 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 08/01/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye konu ve ilave işlerin, davalının engellemelerine ve sözleşmeye aykırı davranışlarına, ödemelerde vs. temerrüte düşmesine rağmen yerine getirildiği, buna rağmen davalı tarafından geçici kabulün yapılmadığı ve kesin kabul öncesinde (işin tamamı bitirilmişken) davacının şantiyeye alınmadığı, hakedişlerinin ve ek iş bedellerinin ödenmediği, avans mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği, davacının bir çok malzemesinin şantiyede kaldığı ve gasp edildiği iddiasıyla, davacının bakiye hakediş bedelinin, avans mektubunun bozdurulması nedeniyle uğradığı zararın davalıdan tahsili, davacı tarafından verilen tüm teminatların iadesi ile birlikte sözleşmeden kaynaklanan sair alacakların davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, bu kapsamda, davalı şirket nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulması da talep edilmiştir. Mahkemece 27.08.2024 tarihli ara kararla, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, davalı şirketin halihazırda iflas aşamasında olduğunu, bir çok kez temerrüte düşerek müvekkiline işi geç teslim ettiğini, işin tamamı bitirildiği bir aşamada, kesin kabul öncesinde müvekkili şirketi şantiyeye almadığını ve müvekkilinin tahmini değeri 350.000-TL olan malzemelerinin şantiyede kaldığını, avans mektubunun da haksız olarak nakde çevrildiğini, bundan kaynaklı zararın faizi ile birlikte halen ödenmekte olduğunu, geçici ve kesin kabulü yapmadığını, tüm bu nedenlerle davalı şirket üzerindeki hak ve alacakların üzerine ihtiyati tedbir konulmasının zaruri olduğunu belirterek, istinafa konu ara kararın kaldırılarak, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı Kanun'un 390/3 maddesinde, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandıgı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, dava dosyası henüz layihalar aşamasında olup, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller tam olarak toplanmamış, dosya kapsamına göre bu aşamada H.M.K.'nun 389. maddesi kapsamında yaklaşık ispat kriterleri henüz gerçekleşmemiştir. Kaldı ki dava alacak talebine ilişkin olup, tedbir konulması istenen hak ve alacakların neler olduğuna ve dava konusu alacakla ilgisine dair de bir açıklamada bulunulmamıştır. Bu nedenle mahkemece dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi suretiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/08/2024 tarih ve 2024/483 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 08/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.