Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2023/509 E. 2023/1586 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/509
- Karar No
- 2023/1586
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2023/509 KARAR NO: 2023/1586 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19/12/2022 NUMARASI: 2021/76 Esas - 2022/1236 Karar DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat KARAR TARİHİ: 28/11/2023 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; 05/09/2017 tarihinde ...'in idaresindeki, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plaka nolu aracın müteveffa ...'e çarpması ile yaşamını yitirdiğini, öncelikle davanın kabulünü, karar kesinleşinceye kadar davalılardan ... adına kayıtlı ... plakalı sayılı araç ile davalılar ... ve ... adına kayıtlı başka araç ve gayrimenkullerin üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, fazlaya ilişkin dava ve talepler saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkili ... için 500 TL, müvekkili ... için 500 TL ve müvekkili ... için 500 TL olmak üzere toplam 1.500 TL Maddi tazminat ile 100 TL cenaze giderinin olay tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine verilmesini, davacılar için toplam 300.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ve İBB'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ... plakalı aracın, müvekkili şirkete 23/01/2017-2018 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, bu poliçelerden dolayı sorumlulukların sigortalının kusuru oranında olmak üzere, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ölüm/sakatlık halinde her biri için ayrı ayrı azami 330.000 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması sebebiyle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacılar murisi yayanın asli ve tam kusurlu olduğunu, davacılara SGK tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulmasını, ZMMS Genel Şartları uyarınca dolaylı zararlara ilişkin tazminat talepleri sigorta kapsamı dışında olduğunu, bu nedenle davacının cenaze giderlerine ilişkin taleplerinin poliçe teminatı ile ilgili olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu yer teknik ekiplerce yerinde incelenmiş olup, herhangi bir trafik işaret eksikliği bulunmadığını, zararın kamu idaresinin eylem ve işlemlerinden kaynaklanıyor ise; ilgili idareye karşı davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğini, İBB'nin bir sorumluluğu olduğunu kabul etmemekle birlikte, yolun bakım ve onarımından kaynaklanan bir dava açılacak ise, dava tam yargı davası olup, bu davanın da idare mahkemesinde açılması gerektiğini, sorumluluğun İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait ise; bu çalışma doğrudan Belediye tarafından yapılmamakta olup, iş yüklenici firma tarafından yapıldığını, talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili; müvekkillerinin müteveffanın annesi, babası ve kardeşi olması sebebiyle desteğinden yoksun kaldıklarını, sigorta şirketlerinin başvurularına rağmen müvekkillerine herhangi bir ödeme yapmadığını, olay yeri inceleme raporunda "aydınlatma lambalarının kapalı konumda" olduğunun şerh düşüldüğünü, bilirkişi raporunun gerek teknik açıdan gerekse olayın tüm yönleriyle hazırlaması gerekirken genel-geçer ifadelerle bir rapor hazırladığını, her ne kadar bilirkişi raporunda değerlendirme konusu yapılmamışsa da karanlık olduğundan bahsedilen bir yerde araç hızının oldukça düşürülmesi gerektiğini, en sağlıklı değerlendirmenin sağlanabilmesi için olay yerinde keşif yapılması gerektiğini, belirtilen eksikliklerinin giderilmesi sebebiyle dosyanın Üniversite öğretim üyelerinden oluşan alanında uzman en uz üç kişiden oluşan yeni bir heyet tarafından rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Aynı olay nedeniyle soruşturma yapılan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/34153 sayılı soruşturma dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre sürücü ...'in kusursuz, müteveffanın kusurlu olduğundan bahisle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara itiraz üzerine itirazın reddine karar verilip kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece olay yerinde yapılan keşif sonrasında aldırılan 24/01/2022 tarihli raporda sürücü ...'in kusursuz, müteveffa/yaya ...'in ise asli ve tam kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 07/04/2022 tarihli raporunda da yine davalı sürücü ...'in kusursuz, müteveffa/yaya ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, yolun aydınlatılmasının kazaya etkisi olmayacağı, yayanın otokorkuluk bulunan devlet yolunda girmemesi gereken yerde olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda Mahkemece aldırılan kusur raporları ile soruşturma sırasında alınan kusur raporunun örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında, davacılar vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/11/2023