Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2021/561 E. 2023/1541 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/561
Karar No
2023/1541
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2021/561 KARAR NO : 2023/1541 DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat KARAR TARİHİ: 14/11/2023 KARAR YAZIM TARİHİ: 20/11/2023 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın geri geri manevra yaptırılarak park halinde olan ... plakalı araca kusurlu bir şekilde çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, yolun sol kısmında park halinde olan ...plakalı aracın ön tamponunda hasar meydana gelmiş olup müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalının hasarının karşılandığını, ekspertiz raporu neticesinde tespit edilen 23.537,78 TL tutarındaki hasarın ... plakalı aracın sahibine ödendiğini, tazminat bedelinin rücuen tahsili için davalıya karşı Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün 2...(E) sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını ve davalının haksız itirazı sonucu icra takibinin durduğunu, davalının haksız itirazlarının iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini gerektiğini belirterek icra takibine yapılan itirazın iptal edilerek takibin devamını, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile; davalının Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... (E) sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkâr tazminatına yer olmadığına karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurunun tespiti için davacı beyanı dışında olay yerine ait varsa mobese kayıtları, CD görüntüleri, davalı araca ilişkin tramer kayıtlarının getirilmesini talep etmelerine rağmen kayıtların tespit edilemediğini, kararın eksik inceleme sonucu verilmiş olduğunu, müvekkilin kusurunun belirlenmesi için önemi olan bu kayıtların yokluğunun işbu olayda müvekkilin kusurunun objektif olarak (davacı beyanı dışında bir kanıtla) belirlenemeyeceğini gösterdiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1481. maddesi ve Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.4.4.3 maddesine göre rücuen tazminat talebine ilişkindir. Kaza tarihi olan 17/12/2017 tarihinde yürürlükte bulunan Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.4.4.3. maddesi "Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur. Sigorta şirketi ödediği tutar için rücu talebini, sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan sigorta şirketine yöneltir. Sigorta şirketi ilgiliye karşı sahip olduğu rücu hakkını ilgili risk için sigorta teminatının bulunmadığı durumda kullanabilir. Sigorta ettiren ve sigortalı, sigortacının açabileceği davaya veya takibe yararlı ve elde edilmesi mümkün belge ve bilgileri vermeye zorunludur" hükmünü içermektedir. Somut olayda, davacı tarafından park halindeki sigortalı araca davalıya ait aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada; dava dışı sigortalısına ödeme yaptıktan sonra davalıya ait aracı kullanan sürücünün tam kusurlu olması nedeniyle rücu için icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine de itirazın iptali davası açmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı vekili süresinden sonra dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde bahse konu kaza ile müvekkilinin aracı arasında bir ilgi olmadığını, soyut iddialara dayanıldığını ileri sürmüşse de, delillerini bildirmediği, aksi ispat oluncaya kadar geçerli trafik kazası tespit tutanağının aksi yönde bir delilin davalı tarafça sunulamamış olması karşısında, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosyadaki eksper raporu ve kaza ile de uyumlu olduğu görülmekle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu bağlamda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.046,82 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 511,71 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 1.535,11‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/11/2023

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/561, K. 2023/1541, T. 14.11.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-40-hukuk-dairesi-2021-561-e-2023-1541-k-7c09a301b6c2