Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2021/460 E. 2023/1521 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/460
- Karar No
- 2023/1521
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2021/460 KARAR NO: 2023/1521 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/10/2020 NUMARASI: 2018/115 Esas- 2020/554 Karar DAVANIN KONUSU: Rücuen tazminat KARAR TARİHİ: 15/11/2023 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/08/2016 günü meydana gelen 4 araçlı yaralanmalı trafik kazasında sürücü ...'un idaresindeki aracın, demir bariyerlere çarparak savrulmasıyla önünde seyreden birden fazla araca arkadan çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, kaza sonucu ... plakalı araçta seyir halinde bulunan ...'in %5 maluliyetine ilişkin 18.022,00 TL ödeme yapıldığını, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün alkollü ve kazada %100 kusurlu olması nedeni ile 3. kişilere poliçe limiti dahilinde ödenen 18.022,00 TL’yi fer’ileri için rücu hakkının doğduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 18.022 TL rücu tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; meydana gelen kazada davacı şirkete ait araç sürücüsü %100 kusurlu bulunarak mağdur ...’e %5 sürekli sakatlanması nedeni ile hesaplanan 18.022,00 TL tazminat ödemiş ise de, kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisi olmadığını, mağdur olduğu ileri sürülen ...’e %5 maluliyet oranı verilmiş ise de bu hususta Adli Tıp Kurumundan alınan bir raporun olmadığını, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu rücuen tazminat davasının kabulü ile, 18.022 TL nin 14/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili, Anayasa Mahkemesi'nin, Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/İ maddesini iptal etmiş olup alkollü araç kullanmanın teminat kapsamı dışında kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir an için sürücünün alkollü araç kullandığı kabul edilse dahi kazanın münhasıran alkol sebebiyle meydana geldiği konusunda yargılama aşamasında eksik inceleme yapıldığını, mahkemeye sunulan tanıkların mahkeme tarafından dinlenmemiş olup müvekkilin adil yargılanma hakkının ihlal ediliğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, zorunlu mali sorumluluk (ZMSS-trafik) sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Trafik sigortası olarak da adlandırılan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, 2918 sayılı Kanunun 91. maddesinde belirtildiği üzere işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür; yasanın 91/1. ve 85/1. maddeleri uyarınca, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacı işletenin sorumluluğunu üstlenmektedir. Dava konusunu oluşturan trafik sigortasında sigortacının rücu hakkı KTK’nin 95/2. maddesinde genel olarak düzenlemeye tabi tutulmuş bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre, anılan maddenin ilk fıkrasında belirtilen ve sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller, sigortacı tarafından üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Karayolları Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının B.4.d maddesinde ise tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa ödemede bulunan sigortacının sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılması veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği açıklanmıştır. Gerek KTK’nin 48. maddesinde gerekse taraflar arasındaki akdi ilişkinin koşullarını belirleyen Genel Şartlarda, alkollü araç kullanma halinde alınan alkolün güvenli araç sürme yeteneğini engellemesi halinde, sigortacıya kendi âkidine rücu hakkı tanınmıştır. Taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/17-182 E. 2011/294 K. Sayılı ilamı) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında: Dosya kapsamına göre, davacıya trafik sigortası poliçesi ile sigortalı .. plaka sayılı .... yönetimindeki aracın demir bariyerlere çarpıp dava dışı araçların da kaza yapmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır. Alınan uzman bilirkişi raporunda, kaza anında ... plakalı araç sürücüsünün 0.885 promil alkollü olduğu ve aracın hızını çevresel faktörlere uyduramadığını, alkol dışında trafikte dikkat ve tedbirsiz olmasını gerektiren başkaca bir unsur olmadığı, kazanın meydana gelmesinde münhasıran sürücünün alkollü olmasının neden olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken TTK'nin 1281. Madde gereğince alkolün varlığını ve etkisi ile kazanın yapıldığını ispat etmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 1.231,08 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 307,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 923,31 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/11/2023