Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1022 E. 2024/1427 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1022
- Karar No
- 2024/1427
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1022 Esas KARAR NO:2024/1427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:30/10/2020 NUMARASI:2018/458 Esas, 2020/500 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ:28/11/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde özel sağlık sigortası kapsamında bulunan sigortalı ...'ın ... Hastanesindeki tedavisi sebebiyle müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen 20.319,18 TL'nin %50'lik kısmı olan 10.159,59 TL'sinden Sağlık Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesinde düzenlenen müşterek sigorta uyarınca davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 10.159,59 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ve davacı şirket tarafından tanzim edilen poliçelerin müşterek poliçe olmadığını, zira her iki poliçenin de başlangıç tarihleri ve vadelerinin farklı olduğunu, ayrıca her iki poliçenin limitleri ve teminatlarının da farklı olduğunu, poliçe içeriklerinde, poliçelerin müşterek olarak tanzim edildiğine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını, dava konusu poliçeler münferit olup sigortalının istediği poliçeye başvuru yapma hakkına haiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; dava dışı sigortalı ...'ın "papiller tiroid ca" nedeniyle 04.11.2017 - 05.11.2017 tarihleri arasında ... Hastanesine yatırıldığı, yapılan tetkik ve tedavilerin temel tıbbi ilkeler doğrultusunda hastalığı ile illiyetli ve uygun olduğu ve faturalandırmanın da tetkik ve tedaviler ile uygun olduğu, davacının rücu hakkının varlığının kabul edilebileceği hususunun tespit ve rapor edildiği belirtilerek denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında yer alan her iki bilirkişi raporu da birbirinden farklı ve çelişkili ifadeler içermesine rağmen Mahkemece 18/02/2020 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak rücu hakkının mevcut olduğunun kabul edildiğini, oysa müvekkili ve davacı şirket tarafından tanzim edilen poliçelerin birbirinden farklı poliçeler olduğunu, müşterek sigorta hususunun mevcut olmadığını, poliçelerin vade tarihleri ile içerdiği rizikoların farklı olduğunu, poliçe içeriklerinde, poliçelerin müşterek olarak tanzim edildiğine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını, TTK'nun 1466. maddesinde belirtildiği üzere müşterek sigortanın ancak belirli bir menfaatin birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmesi halinde mümkün olabileceğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sınırlı olmak üzere sorumlu tutulabileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, sigortalı için ödenen tedavi giderinin %50'lik kısmının faizi ile birlikte müşterek sigorta kapsamında rücuen tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Uyuşmazlık, müşterek sigorta şartlarının mevcut olup olmadığı ve davacının bu kapsamda davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alındığı görülmüştür.6102 sayılı TTK'nun 1466. maddesi "müşterek sigorta" başlığı altında düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasına göre, bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur.Somut olayda, dava dışı sigortalı ...'ın 04/11/2017 tarihinde "papiller tiroid ca" tanısı ile ... Hastanesine yatırılarak aynı gün tiroidektomi yapılarak 05/11/2017 tarihinde taburcu edildiği, bu sebeple davacı tarafından faturaya karşılık 20.319,18 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Yasanın aradığı anlamda müşterek sigorta şartlarının oluşup oluşmadığı ancak poliçelerin vade, kapsam ve limitleri gözönüne alınarak yapılacak değerlendirme ile tespit edilebilecektir.Dosya kapsamından, davacı ... şirketi ile sigortalı ... arasında 21/08/2017 başlangıç, 21/08/2018 bitiş tarihli Bireysel Sağlık Sigortası Poliçesi akdedildiği, diğer yandan davalı ... şirketi ile sigortalı ... arasında 09/05/2017 başlangıç, 09/05/2018 bitiş tarihli Bireysel Sağlık Sigortası Poliçesi akdedildiği görülmüştür. Buna göre poliçelerin, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan düzenlendiği ve her iki poliçenin vade, kapsam ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde somut uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/458 Esas, 2020/500 Karar sayılı ve 30/10/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın REDDİNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 173,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 254,09 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 10.159,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 173,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 254,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 335,60 TL istinaf harçlarının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.28/11/2024