Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2023/456 E. 2024/1798 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/456
- Karar No
- 2024/1798
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2023/456 Esas KARAR NO: 2024/1798 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/12/2022 NUMARASI: 2020/76Esas, 2022/200 Karar. DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 21/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... numaralı "...", ... numaralı "...+Şekil" ... numaralı "..." ve ...numaralı ile "..." markalarının sahibi olduğunu, davalının Sarıyer adresinde bulunan restoranında “...” ibareli markayı tüm iş evraklarında kullandığını, marka hakkına tecavüz ettiğini, delil tespit raporu ile iltibasın tespit edilmiş olduğunu, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, tecavüzün giderilmesine, şimdilik 10.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi zararlarının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 271.269.28-TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... markasının davacıya değil, ... Holding AŞ. adına kayıtlı olduğunu, davacı'nın ... markası adı altında cafe-restoran işletmesi bulunmadığını, delil tespitinin yapıldığı cafenin Eski Büyükdere İskelesinin sadece ön kısmında bulunmakta olduğunu ve İskele'de bulunan diğer alanlarla ticari bir bağı bulunmamakta olduğunu, cafe-restoranların hiçbirinin ... markasını taşımadığını, davacının kötü niyetli olarak ... ibaresini tüm sınıflarda tescil ettirdiğini, kullanmama def'inde bulunduklarını, ... ibaresinin Temmuz 2019-Ekim 2019 tarihleri arasında kullanıldığını, markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; tüm dosya kapsamı ve bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada değerlendirildiğinde; davalı kullanımının, davacı adına tescilli marka ile benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı hizmetle karıştırma yaratacak şekilde kullanıldığı, bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, davalı eyleminin yasal düzenleme kapsamında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratan eylemler kapsamında bulunduğu, davacı markasının belirli bir bilinirliğinin bulunduğu ve 2004 yılından beri tescilli bir marka olarak koruma altında olduğunu, dolayısıyla belirli bir marka değerinin bulunduğu, belirli bir marka değeri bulanan firmaların verdiği lisansların günün ekonomik koşullarına göre belirli bir meblajın altında olamayacağı , hiçbir tacirin lisans seçeneğinde 1 yılın altında lisans vermediği, dolayısıyla uygulamada ticaret odasından sorulan emsal lisans oranlarında yıllık cironun %15 i oranında sabit görüş bildirdikleri , davacı yanca emsal lisans sözleşmesi sunulmuş ise de grup içi şirketler ile yapıldığından emsal olarak alınmasının mümkün olmadığı, her iki tarafın ticari faaliyet karlarının olmadığı ve zarar bildirimlerinin bulunduğu gözetildiğinde ayrıca geçmiş yıllar zararları mevcut olduğu değerlendirildiğinde davalı cirosunun % 5 oranının hakkaniyete uygun maddi tazminat bedeli olarak kabul edildiği, ihlalin süresi, niteliği, boyutu ve yapılış şekli dikkate alındığında SMK 151/2-c kapsamında 90,423,09-TL lisans bedeli ile tarafların dosyaya yansıyan mali ve sosyal durumlarına göre takdiren 20.000-TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle, davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekebetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, marka hakkını ihlal nedeniyle SMK 151/2-C kapsamında takdiren 90.423.09-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.000-TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; -Yerel mahkeme tarafından alt sınırdan yapılan hesaplama sonucu bulunan rakam üzerinden maddi tazminata hükmedilmesinin fevkalade hatalı olduğunu, -Yerel mahkeme kararında ticaret sicilde kayıtlı ticaret unvanına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve önlenmesine ilişkin taleplerin ve davaya ilişkin diğer taleplerin hiç bir şekilde değerlendirilmediğini, bu taleplere dönük bir karar kurulmadığını, -Reeskont faizinin başlangıç tarihinin belirlenmesinde de hukuka aykırılık mevcut olduğunu, -Davalıya yükletilen yargılama giderlerinin de hatalı ve eksik hesaplandığını, -Yerel mahkeme kararının gerekçesinde maddi hata sonucu "örtüştüğü" ifadesi yerine "örtüşmediği" ifadesine yer verildiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; - Davacı'nın cafe-restoran işletmesi bulunmadığını, -Yerel mahkeme tarafından kullanmama defi itirazının dikkate alınmadığını, -... ibaresinin kullanıldığı alanın sadece bir cafe olduğunu, markaların birbirine benzemediğini, -Davacının sunmuş olduğu örnek lisans sözleşmesinin objektif, tarafsız, hakkaniyetli ve gerçeği yansıtmadığının açık olduğunu, -Her iki tarafın da zarar açıkladığı bir davada, 70 m2'lik bir alanda işletilen bir kafe için 90.423,09-TL maddi, 20.000-TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olup sebepsiz zenginleşmeye sebep olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının davacı şirket adına tescilli ... ibareli markalarına ve ticaret sicilde kayıtlı ticaret unvanına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekebetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiş, ancak davacının ticaret unvanına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi talebi yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca hükümde, taraf taleplerinin her biri hakkında açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla ilk derece mahkemesince, davacının ticaret unvanına tecavüz talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Yine kabule göre, davacı vekili tarafından maddi tazminat yönünden 02/09/2019 tarihinden itibaren faiz talep edilmesine, ilk derece mahkemesince dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesine rağmen, gerekçeli kararda faiz başlangıç tarihine ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemesi doğru görülmemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı taraf ... markasını neredeyse tüm sınıflarda tescil ettirmiş olsa da sadece otel ve döviz bürosu işletmesinde kullandığını, bu sebeple bu hizmetler dışındaki sınıflar bakımından markasını kullandığının ispatını talep ettiklerini, aksi takdirde markanın kullanılmaması sebebiyle kullanmama defi göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kullanmama def'inde bulunmuştur. 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesinde tecavüz davalarında davacının iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet markaları yönünden davalıya kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda, davalının kullanmama def'i hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 2-İstanbul 1.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/12/2022 gün ve 2020/76 E- 2022/200 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadelerine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 63-TL posta masrafı olmak üzere toplam 555-TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 107-TL posta masrafı olmak üzere toplam 599-TL'nin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.