İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/854 E. 2025/502 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/854
Karar No
2025/502
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/854 Esas KARAR NO : 2025/502 DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2021 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekili 19.04.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ----------- dava dışı ------------ Şirketi'nde yaklaşık %1 payının bulunduğunu, davalının ise davaya konu edilen sorumluluk döneminde dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının şirketin pay sahiplerinden biri olarak TK m. 555/1 hükmüne göre şirkete verilen zarara ilişkin tazminatı şirkete ödenmesini talep etme hakkının bulunduğunu, TK m. 369 hükmü uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetme yükümlülüğü altında olduğunu, davalının, dava dışı şirketi yönetirken özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, - Yönetim sırasında kanuna ve ilgili düzenlemelere aykırı hareket edildiğini, çeşitli iş, işlem ve fiillerle Şirket'in zarara uğratıldığını, - Çift kasa hesabının ve fiktif kayıtların tutulduğunu, Özellikle yönetim kurulu üyesi davalının kendisi ve aile fertleriyle olan ilişkilerde ciddi şekilde şirket'in zararına hareket edildiğini, Şirket hesaplarından kendisi, aile üyeleri ve üçüncü gerçek ve izel kişiler adına doğrudan veya dolaylı olarak haksız para transferleri, ödemeler, virmanlar yapıldığını; Şirket'in borçlandırıldığını, - Şirket'e ait araçların (otomobillerin) haksız olarak aile üyelerinin kullanımına tahsis edildiğini, - Davalının aynı zamanda şirket hissedarı olan eşi ile çocuklarının fiilen Şirket'te çalışmamalarına rağmen --------- Kayıtlarında çalışan olarak gösterdiğini ve bu kişilere aylık ücret ödendiğini, ödenen ücretin piyasa ortalamasının çok üstünde olduğunu, -Birçok farklı finans kuruluşundan ve bankadan usulsüz kredi çekildiğini, çekilen bu kredilerin amacına ve/veya Şirket'in menfaatine uygun kullanılmadığını ve bir kısmının süresinde ödenmeyerek şirketin zarara uğratıldığını,“Depoda haksız yere tutulan ve/veya yurtdışından ihtiyaç fazlası sipariş edilen ilaçların satılamadan son kullanma tarihlerinin dolmasına sebebiyet verildiğini,-İlaçların son kullanma tarihlerinin dolması sebebiyle Şirket'in zarara sokulduğunu, bu zararın ise sorumlu firmadan tazmin edilmediğini, tazmin için Şirket adına hukuki yollara başvurulmadığını, Başkaca kredilere kefil olunduğunu, Şirket'in adeta ---------- ailesinin hususi şirketiymiş gibi idare edildiğini, gerekli bilginin pay sahiplerine verilmediğini, taraflarına bilgi verilmediğini, müvekkilinin haksız olarak Şirket'in 07.08.2020 tarihli genel kurul toplantısına davet edilmediğini ve 2020 yılı olağan genel kurulunun henüz yapılmadığı için zararın tam tutarının bilinemediğini, şirketin tam zararının yapılacak bilirkişi incelemesinde ortaya çıkacağını, inceleme sırasında şirketin personel alımları, alım-satımlar, mal ve hizmet tedarikleri, depoda tutulan ve/veya Son kullanma tarihleri dolan ilaçlar, bu ilaçlar sebebiyle uğranılan zararın tazmini yönünde hukuki işlemlere başlanıp başlanmadığı, ödemeler, krediler, karşılıklı faturalar, her türlü masraf ve hizmet bedeli, danışmanlık bedelleri, karşılıklı kefalet ve garantiler, yönetim kurulu üyelerine ve aile fertlerine yapılan ödemeler, şirketin taraf olduğu davaların dikkatlice incelenmesi gerektiğini, şirkete verilen zarar nedeniyle davalı ------------ sorumlu olduğunu belirterek ------------ Şirketi'ne tedbiren kayyum atanmasına, Yönetim kayyumu talebi kabul görmese dahi tedbiren denetim kayyumu atanmasına, Şirket hesaplarına tedbir konulmasına, evleviyetle şirket defterleri üzerinde bir inceleme yapılmasına, Şirket'in yönetim ve temsili ile malvarlıklarının ve hatta defter ve belgelerinin korunması için gerekli her türlü önlemin tedbiren alınmasına, Şirket'in uğradığı toplam zararın şirket yönetim kurulu üyesinden tahsiline, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL tazminatın ----------- Şirketi'ne ödenmesine, yargılama masraflarının davalı taraftan tahsili ile vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştirDavalı vekili 23.02.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde iler sürdüğü hususların tamamen haksız dayanaktan yoksun ve subjektif nitelikte, hiçbir somut bilgiye dayalı olmayan soyut, mesnetsiz, tamamen yanlış beyanlarla, iyi niyetten uzak, başkaca hiçbir delil ve belge olmaksızın ortaya atılmış iddialar olduğunu, müvekkilinin söz konusu şirkette 22.06.2020 tarihine kadar pay sahibi olmakla birlikte, ------------ 22.06.2020 tarihli, -----------sayılı ilanında, şirketin 18.06.202 tarihli, ---------- sayılı yönetim kurulu kararıyla şirketteki hisselerini ----------- devrettiğinin ilan edildiğini, aynı kararda söz konusu hisse devri haricinde müvekkilinin şirkette yönetim kurulu başkanlığı görevinin devam edeceğinin de ilan edildiğini, dolayısıyla hali hazırda müvekkilinin ------------Ş. 'inde yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, dava konusu şirketin müvekkili tarafından en iyi şekilde yönetildiğini, bu hususun şirket kayıtları ile de açık olduğunu, müvekkilinin 27 Aralık 2012 tarihli, ---------- sayılı ilanıyla şirket müdür olarak görev yapmaya başladığını, tüm faaliyet ve görevlerini titizlikle yerine getirdiğini, şirketi daha karlı ve verimli hale getirecek işlemler yapmaya özen gösterdiğini, söz konusu şirketin defter ve kayıtları, ciro yapısı ve iş hacminin Mahkemece incelendiğinde, müvekkilinin son derece özenli ve şirketi gün geçtikçe daha da gelişmesini sağlayan işlemler gerçekleştirdi; görüleceğini, şirketin geçmiş yıl zararlarından kurtulduğunu ve kâr eden verimli yatırımlar yapan şirket haline geldiğini, dolayısıyla davacının şirketi zarar ettirildiğine dair iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davacı tarafından her ne kadar 07/08/2020 tarihinde gerçekleşen 2018-2019 yılı olağan genel kurul toplantısına ilişkin olarak davet edilmediği belirtilmişse de ----------- 17/07/2020 tarihli ----------- sayılı ilanıyla usulüne uygun olarak çağrı ilanı yapıldığını, ayrıca şirkette 940,75 hisse oranına sahip davacı ---------- 27/07/2020 tarihinde iadeli taahhütlü olarak davet mektubu gönderildiğini, davet mektubunun davacıya usulüne uygun tebliğ edildiğini, ancak dağıtım sırasında ----------- tarafından davacı bulunamayınca ilgili şubeden alınması için bekleme süresinin başladığını, tebliğ evrakının bekleme süresi içerisinde alınmadığını, aynı şekilde 28/02/2022 tarihinde gerçekleştirilecek olan 2020-2021 tarihli olağan genel kurul toplantısına ilişkin olarak da --------- 19.01.2022 tarihli, ----------- sayılı ilanıyla usulüne uygun olarak çağrı ilanı yapıldığını, ayrıca şirkette 90,75 hisse oranına sahip davacıya iade taahhütlü olarak davet mektubu gönderildiğini, dolayısıyla davacının genel kurul toplantılarına davet edilmediğine dair iddialarının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, usulüne uygun davet edilmiş olmasına rağmen toplantıya katılmadığını, Davacı tarafından iler sürülen, ilaçların haksız yere depoda tutulması sebebiyle son kullanma tarihlerinin dolmasına sebebiyet verilerek şirketin zarara uğratıldığına ilişkin iddiaların, tamamen asılsız olduğunu, aksine söz konusu zarara ilişkin işlemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu şirkette pay sahibi olmasının haricinde 2016 ve 2017 yıllarında satış ve pazarlama müdürü olarak görev yaptığını, bu hususu ----------- kayıtlarından açıkça gözüktüğünü, bu dönem içerisinde şirket tarafından gerçekleştirilen ilaç satım ve pazarlama faaliyetlerinden, davacının himayesi altında bulunan satış ekibinin sorumlu olduğunu, söz konusu görevin davacının kendi isteği üzerine ve pazarlama satış anlamında önemli başarılar elde edileceğine yönelik ileri sürülen taahhütler üzerine verildiğini ve cüzi bir ücret karşılığında şirketten hisse almasının sağlandığını, ancak davacının ihmalleri ve himayesinde bulunan satış ekibini gereği gibi takip etmemesi ve yeterli satış organizasyonu ve planlamasını yapmamış olması, başka bir anlatımla davacının kusuru sebebiyle ---------- adlı ilaç miadının geçmiş olması sebebiyle 4458 kutunun imha edildiğini, bu husus haricinde şirket faaliyetleri içerisinde başkaca bir ürün imhasının olmadığını, Müvekkilinin eşi ve çocuklarının sürekli sigortalı olarak gösterilmediğini, müvekkilinin eşi ------------- hali hazırda -----------Ş.” nin hissedarı olduğunu, bu hususa ilişkin olarak ---------- kayıtlarının celbini talep ettiklerini, öte yandan şirket ait araçlarında hiçbir zaman müvekkilinin aile bireylerinin kullanımına tahsis edilmediğini, söz konusu araçların şirket işleri ve pazarlama faaliyetlerinde aktif olarak kullanıldığını, aynı şekilde çift kasa hesabının ve fiktif kayıtların tutulduğuna dair iddialarında tamamen asılsız olduğunu, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin kanuna, ticari hayat ilke ve gereklerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, dava konusu şirketin sadece kendi yatırım ve faaliyetleri amacıyla krediler kullandığını, bu kredileri de süresi içerisinde ödediğini, şirketin kendi borçlarından başka kimseye kefil olmadığını, kefalet vermediğini, müvekkilinin ve eşi tarafından bizzat kefil olunduğunu, bu hususun da şirketin lehine, faaliyetlerini ve geleceğini olumlu etkileyen bir etken olduğunu, ayrıca davacının haksız olarak para transferleri ve şirketin borçlandırıldığına ilişkin iddiaların gerçeğe aykırı, somut bir veri taşımayan tamamen dayanaksız iddialar olduğunu, şirketin kendi içerisinde yeni ilaç ruhsatları alarak pazarlama ve araç, demirbaş, makine gibi yatırımlar yaparak şirketin büyüme oranıyla paralel işlemler yaptığını, Şirket hisselerinin sermaye artırımı neticesinde düşürüldüğüne ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, söz konusu sermaye artırımının ticari hayatın bir gereği olduğunu, işbu sermaye artırımı kararına davacının da olumlu oy kullandığını, söz konusu sermaye artışının limited şirketten anonim şirkete dönüşmesi sürecinde yapıldığını, ilgili sermaye artırımına ilişkin yapılan 12.12.2017 tarihli, ------------ karar sayılı ortaklar kurulu toplantısında, oybirliği ile arttırımın kabul edildiğini, bu oybirliği şeklinde kullanılan oyların içerisinde davacının olumlu olarak verdiği oyun da bulunduğunu, bu minvalde kendisi tarafından olumlu oy kullanılan sermaye artırımı işlemine ilişkin davacının hangi maksatla itiraz ettiğinin anlaşılamadığını, kötü niyetli olarak hareket edildiğinin açık olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 25/06/2025 tarihli feragat dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davacı vekili 25/06/2025 tarihli dilekçesi ile davadan feragat edildiğini beyan etmiştir. Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m.307). Feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği gibi, hüküm ifade edebilmesi de karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir, ancak feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır(HMK m.309). Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir(HMK m.310) ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur(HMK m.311).Vekilin davadan feragat etmesi halinde, bu konuda vekaletnamesinde özel yetki bulunmalıdır(HMK m.74). Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir(HMK m.312).Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, feragat, iddia ve beyanlar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf 25/06/2025 tarihli dilekçe ile kayıtsız ve şartsız olarak yargılama sırasında davasından feragat ettiğini bildirdiğinden, feragat beyanının yasal şartları taşıdığı, talep eden vekilinin vekaletnamesinde feragat özel yetkisi de bulunduğu, HMK m.312 maddesi gereğince yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmasına, davanın usulüne uygun feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın usulüne uygun FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 170,78 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 444,62 TL karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzer verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı 26/06/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/854, K. 2025/502, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-854-e-2025-502-k-e645952efb53