İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/497 E. 2024/942 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/497
- Karar No
- 2024/942
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/497 Esas KARAR NO: 2024/942 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 29/07/2021 KARAR TARİHİ: 20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle: Davalının yaptığı inşaatlar için müvekkili şirketten demir alımları yaptığını, kesilen irsaliye ve faturalar kapsamında davalının talep ettiği adreslere teslim edildiğini, davalının ödemediği borç toplamının 1.479.940,02 TL olduğunu, davalının borcunun ödeme adına keşidecisi ---------- olan 18 adet senet verdiğini bu senetlerden 2 adedinin ödendiğini, diğer senetlerin ödenmediğini, davalı ve ailesiyle ilişkileri bulunması nedeniyle hemen yasal takibe geçilmediğini, senet keşidecisi ve davalı ile görüşüldüğünü, 31.01.2018 tarihinde senet keşidecisi ile mutabakat yapıldığını, ödeme beklerken senet keşidecisinin konkordatoya başvurduğunu öğrenildiğini, mahkemece alınana tedbir nedeniyle icra takibi yapılamadığını, bunun üzerine faturadan kaynaklı cari alacak için ----------İcra Müd.---------- E. sayılı dosyasından ilamsız takip yaptığını, kötü niyetli itiraz edildiğini, taraflar arasından görüşmeler sürerken 12.08.2020 tarihinde konkordatonun reddine karar verilerek , tüm tedbirlerin kaldırılması üzerine ---------İcra Müd. ---------- E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla senetlerin takibe konulduğunu, söz konusu takip kesinleşmiş olup ,herhangi bir tahsilat yapılmadığını , davalının itirazının kötü niyetli olduğunu bildirerek , ----------- E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, davalının takip konusu alacağın % 20’den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talepve dava etmiştir.Davalı vekili 19.08.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacının uzun yıllardır birbirinin tanıdığını, davacı ile 30 yıldır tanıştıklarının, davacının nakit ödeme yapılmadan asla mal vermediğini, demir satışlarının ödemesinin peşin olduğunu, bu demir ticareti yapan ve inşaat sektöründe olan herkes tarafından bilinen bir kural olduğunu, gönderilen tüm demirlerin ücretinin peşin ödediğini, ödenmediği iddia edilen fatura ve senet karşılığında bir tek demir alınmadığını, cari hesap ilişkisi bulunmadığını, Müvekkiline fatura içeriğindeki mallar teslim edilmemiş olup, söz konusu malın tespit edilmesinin ispat edilmesi gerektiğini, ekte sunulan tüm faturaların çelişik, aynı güne düzenlenmiş farklı faturalar olduğunu, bu kadar demirin aynı adrese gönderilmesinin fiziken mümkün olmadığını, demirleri teslim alacan ---------- hariç müvekkili ile hiçbir bağlantısı olmadığını, ----------- kayıtlarından anlaşılacağını, Davacı yanın gönderdiği tüm malların aynı adreste gönderildiği gözüktüğünü , mevcut adreste bir şantiye bulunduğunu ancak 22016 yılı şantiyenin durdurulduğunu, Davacının ----------- ile bir borç ilişkisi olabileceğinin ----------- ile müvekkilinin bir ortaklığı bulunmadığını, --------- iddia edilen borç miktarını tahsil edemeyince müvekkiline karşılığı olmayan faturalar düzenleyerek icra takibi başlatıldığını, bahsi geçen faturalardaki demiri ---------- ait şantiyelere teslim edilmiş olabileceğini ancak müvekkiline teslim edilen ve müvekkilinin bedelini ödemediği bir mal olmadığını bildirerek, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddia ettiği alacağı ispatlaması gerektiği, davacı yanın faturalardan başka alacağını ispat edecek bir hususun dosyaya sunamadığını, Müvekkilinin bugüne kadar kendisine gönderilen tüm demirlerin ücretini peşinen ödediğini, ödenen miktar karşılığında demir gönderildiğini, Müvekkili ile davacı taraf arasında herhangi bir cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, davacı tarafça taraflar arasında cari hesap olduğu iddiasının gerçek dışı olduğu, taraflar arasında önceden gerçekleşen ve herhangi bir davaya konu olmayan alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, Davacı tarafın söz konusu cari hesap olduğu iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda bu hususun irdelenmeden sanki taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi varmış gibi değerlendirme yapıldığı, müvekkiline fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmediği, söz konusu malların teslim edildiğini davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğu, takip konusu borcun ödenmeyen yahut teslimi yapıldığı iddia edilen demirler değil müvekkilinin kefil olduğu senetler olduğu, davalı yanın ---------- ile aralarında bir ticaret olduğundan bahsederken bilirkişinin bu hususa değinmediği, bahsi geçen --------- ile müvekkilinin herhangi bir ortaklığı bulunmadığını, Davalı yanın iddia edilen borç miktarını ------------ tahsil etmeyi başaramayınca karşılığı olmayan faturalar düzenleyerek demirin teslim edildiğini iddia ederek müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, davacı yanın dilekçesinde listelediği senetlerin ödenmediğini iddia ettiğini, 25.10.2016 (63.000 TL) tarihli ve 25.11.2017 (96.000 TL) tarihli senetlerin ödenerek karşılığında ---------- demir gönderdiğini kabul ettiğini, on altı (16) adet senedini ödemeyip iki (2) adet senedini ödeyen bir kişiye demir göndermesinin izaha muhtaç olduğu, ----------- ait olan defterler incelenmeden; davacı taraf ile müvekkilinin tanıkları dinlenmeden yapılan bir incelemenin eksik ve yanlış olacağını, Bilirkişilerin yaptıkları tüm hesaplamaları ve değerlendirmeleri sadece davacı şirketin dosyaya koymuş olduğu evraklar üzerinden yaptıklarını, ----------- ile davacı şirketin ilişkisinin ve geçmiş dönemde yaşanmış bir ticaret ilişkisinin müvekkili tarafından da bilinen bir husus olduğu, Davacının esasen ----------- alacaklı olduğunu ancak iddia konusu alacağını konkordato nedeni ile alamadığını kabul ve beyan ettiğini, davacı şirketin muhasebecisi tarafından iletilen Cari Hesap Ekstresinde 27.05.2016 tarihinde mevcut borcun 452.424,12 TL olduğu belirtildiği, ancak hem kök raporda hem de ek raporda bu delilin göz ardı edildiği, Müvekkilini davacı şirket ile ticaretini bitirdiğini ve aldığı tüm demirlerin karşılığını nakit olarak ödediği, ---------- ticari defterleri incelenmeden, tanıklar dinlenmeden sadece davacı yanın faturalarına bakarak yapılan değerlendirmenin davacı yana haksız kazanç sağlamaktan öteye gitmeyeceğini, itirazlarının dikkate alınarak yeni bir bilirkişi tayin edilmesini ve yeniden rapor tanzim edilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67-(1) maddesine göre; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ---------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir . Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ------------ aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. Somut olayda; davacının dava dışı ------- şirketten dava konusu alacağının olduğu, dava dışı şirketin ekonomik sıkıntılar sebebiyle ödeyememesi sebebiyle davalıya icra takibi yapıldığı kanaati oluştuğu, davacının alacağının tahsili işlemleri için ---------- İcra Müdürlüğünün ------------ E sayılı dosyası üzerinden icra takip işlemleri yaptığı, ---------- şirketinin taşınmazlarının satış işlemlerinin devam ettiği, davalının alınan demirler için kefaletinin olmadığı gibi demirlerin davalı tarafından teslim alındığı davacı tarafından tespit edilemediğinden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 427,60 TL'nin başlangıçta alınan 17.873,98 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 17.446,38 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 62.000,00 TL bilirkişi ücreti, 633,35 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 62.633,35 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 219.191,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 20/11/2024