İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/117 E. 2025/533 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/117
- Karar No
- 2025/533
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/117 Esas KARAR NO : 2025/533 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 20/03/2020 KARAR TARİHİ : 01/07/2025 DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 20/03/2020 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -------- küçük --------- annesi olduğunu, gebelik takilibinin dava dışı ---------- tarafından yapıldığını, doktorun Tıbbi Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin 03/10/2019-03/10/2020 vade ve -------- nolu ile davalı -------- şirketi tarafından düzenlendiğini, gebelik takibinin anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük -------- down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunun kabul edildiğini, davasında müvekkillerinin gebelik takibi konusunda sigortalı doktor tarafında hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, aydınlatılmış onamlarının alınmadığını, gebelik takibinin hukuka aykırı olduğunu, down sendromu hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olduğunun müvekkili küçük -------- bu işgöremezlik hali nedeni ile maddi zarara uğradını ve bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeni ile manevi zarar uğradığını, anne --------- ve --------- hayat boyu çocuklarının down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceklerinin tartışma dışı olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydı ile müvekkilleri küçük --------- için, 10.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 40.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili --------- için 20.000,00 TL manevi tazminat, --------- için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 90.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücreti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İlk tazminat talep tarihinde hekimin sigortasının hangi şirket nezdinde bulunduğunun tesipitinin, olay tarihinde hekimin herhangi bir sigorta şirketinde sorunlu TKU poliçesinin bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, 30 günden fazla sigortasız kalınan dönemlerde yapılan mesleki faaliyetlerin ileride poliçe düzenlense dahi TKU ZMM genel şartlar gereği poliçe kapsam ve koruması bulunmadığını, dava konusu olayın ne şekilde meydana geldiği, davacının hangi tarihlerde sigortalı hakimle görüştüğü, doğum öncesi gebelik takiplerinin hangi hastanelerde yapıldığına ilişkin hiçbir bilgiye dava dilekçesinde yer verilmediğini, gebelik takibinin yaklaşık 40 haftalık bir süreç olduğunu, farklı aşamalarda farklı doktorlara, hekimlere ve hastanelere gidilebileceğini, davanın sigortalı hekime ihbarını talep ettiğini, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkiklerin eksiksiz yaptırıldığını, mevcut tıbbi yöntemlerle down sendromu gibi anomilerin % 100 tespiti mümkün olmadığını, test ve tetkiklerde düşük risk çıktı ise hekime kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, her doğum öncesi anomilerin doğumu sonlandırma endikasyonu da bulunmadığını, davacı küçüğün doğum tarihinden itibaren geriye doğru 12 ay öncesini içerecek şekilde, davacı annenin medula kayıtlarının -------- talep edilmesi gerektiğini, amniyosentezin bebeğin doğum öncesi içinde bulunduğu sıvıdan cerrahi müdahale ile bir miktar sıvı alınması gerektiğini, her hastaya standart yapılabilecek bir kan tahkiki olmadığını, cerrahi prosedür oludğunu, taram atestleri risksiz ise anomali taramalarında risk faktörü bulunmuyor ise hastaya amniyosentez kordesentez önerilemeyeceğini, hekim tüm özeni göstermesine karşın, kimi hastalarda down sendromunun tespitinin mümkün olmadığını, hastanın kalbinde bir yetkisinde bulunan işlemlerle sınırlı olduğunu, hastanın hiçbir risk içermeyen perinatoloji muayenesine katlanma ve muayeneye giderek tedaviye aktif katılma yükümlülüğü bulunmadığını, risk içeren amniyosentez-korosentez vb.testleri yaptırmak zorunda olmadığını, bunları reddetme hakkı olduğunu, kendisine bu testlerin artı ve eksiklerinin detay ve sonuçlarının izah edilebilmesi için hastanın muhakkak kendisinin sevk edildiği ve yönledirildiği perinatoloji bölümüne muayeneye gitmesi gerektiğini, davacı her ne kadar küçüğün down sendromlu doğduğundan söz edilmişse de kimi kromozomal bozukluklar doğrudan rahim tahliyesi sebebi tespit etmediğini, bazı durumlarda iddia edilen fiziksel ve bilişsel arazlara doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, fetal stres vs.hususları neden olabileceğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan ---------- beyan dilekçesinde özetle; Davacı -------- kendilerine başvurduğunda daha önce tedavi gördüğüne ilişkin bir bilgi vermediğini, yapılan muayenede 18 hafta 6 günlük gebelik tespit ettiğini, bunun üzerine hafta itibariyle üçlü tarama testi istendiğini, bir sonraki randevuda riski yüksek bulunarak daha ileri tetkik önerildiğini, bu tetkikin ikinci düzey gebelik ultrasonografisi olduğunu ve bunun perinatologlarca yapılabildiğini, perinatologun ultrasonografisinden sonra perinatologlarca amniosentezin önerilebileceğini, bu hususta onam veya imzaların perinatologlarca alındığını, davacı --------- daha sonra geldiği randevusunda istediği yanıtı alamayınca önceki tedavilerini belirttiğini, bunları daha evvel belirtmiş olsaydı derhal tıp fakültesi hastanesine yönlendirebileceklerini, daha sonra ise 24 hafta 1 günlük gebelikteyken hastaneye başvurulduğunu ve artık tıbbi tahliye mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER :--------- 24/06/2020 tarihli müzekkere cevabı, ---------- Hastanesi Başhekimliği'nin 07/07/2020 tarihli müzekkere cevabı, --------- 06/07/2020 tarihli müzekkere cevabı, --------- Hastanesi'nin 09/07/2020 tarihli müzekkere cevabı, ---------- Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı 19/03/2021 tarihli müzekkere cevabı, --------- Hastanesi'nin 22/03/2021 tarihli müzekkere cevabı, ---------- Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı İdari İşler Birimi'nin 04/05/2021 tarihli müzekkere cevabı, ---------- Şirketi'nin 11/07/2021 tarihli müzekkere cevabı, ----------- müzekkere cevabı, -Aktüerya bilirkişisi tarafından tanzim edilen 10/06/2022 tarihli bilirkişi raporu, Aktüerya bilirkişisi tarafından tanzim edilen 10/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı -------- 01/11/2012 tarihinde maruz kaldığı olay sebebiyle tespit edilen maddi zararları, davalı sigorta kuruluşunun % 12,5 sayıldığının kabulü durumunda maddi zararlar; 800.000,00 TL teminat limitinin üstünde kaldığı" sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür. -Davacı vekilince 15/06/2022 harç tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Müvekkili küçük --------- için 720.000,00 TL iş göremezlik-maddi tazminat, (bakıcı ücreti dahil), 40.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ----------- için 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba --------- için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 800.000,00 TL tazminatın dava tarihinden (20/03/2020) itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalı ---------- Şirketi'nden müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ---------- Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliği Adli Yazışma Birimi'nin 07/11/2022 tarihli müzekkere cevabı, -Perinatoloji Uzmanı, Tıbbi Genetik Uzmanı, Sigorta Hukuku Alanında Uzman Bilirkişi ve Radyoloji Uzmanından oluşan Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 26/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ----------, dava dışı ----------- tarafından gerçekleştirilen gebelik takiplerinde, özensiz ve hatalı davranılarak ve yeterince aydınlatma yapılmaması down sendromlu olduğunun tespit edilemediğine dair iddiasının değerlendirilmesi sonucunda; adıgeçen doktorun “mesleki faaliyeti nedeniyle maddi ve manevi zarardan sorumluluğu bulunmadığı, diğer bir deyişle mesleki faaliyetini ifa nedeniyle herhangi bir zarara sebebiyet vermediği kanaatine varılmıştır. Diğer yandan; Davalı --------- tarafından düzenlenen --------- Nolu TIBBİ KÖTÜ UYGULAMAYA İLİŞKİN ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTA POLİÇESİ hükümlerine göre; Sigortacının teminatının, “sigortalı doktorların poliçe kapsamındaki mesleki faali) ifa ederken, ... sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı” olduğu anlaşılmakta olup, Tıbbi ve Sağlık Hukuku açısından yapılan yukarıdaki “diğer bir deyişle mesleki faaliyetini ifa ederken, bu faaliyeti nedeniyle herhangi bir zarara sebebiyet vermediği kanaatine varılmıştır.” Şeklindeki değerlendirme dikkate alındığında; Davalı sigorta şirketine, davacı tarafından yapılmış olan maddi ve manevi tazminat taleplerinin nihai değerlendirilmesinin/takdirlerinin mahkemenizin uhdesinde olduğu görüşüne varılmıştır." sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava konusu uyuşmazlığın; davalı nezdinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı hekim tarafından hamileliğin takibi sonucunda davacı küçüğün down sendromlu olarak doğması olayında, davalı şirket sigortalısı hekim tarafından gerekli tıbbi müdahale ve bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı, bundan dolayı hekimin kusuru bulunup bulunmadığı ve davalı sigorta şirketinin talep edilen maddi ve manevi tazminattan sorumlu olup olmayacağı noktasındadır.Davacılar vekili müvekkili ---------- küçük --------- annesi olduğunu, gebelik takilibinin dava dışı ---------- tarafından yapıldığını, doktorun Tıbbi Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin 03/10/2019-03/10/2020 vade ve ---------- nolu ile davalı --------- şirketi tarafından düzenlendiğini, gebelik takibinin anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük-------- down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, down sendromu hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olduğunun müvekkili küçük --------- bu işgöremezlik hali nedeni ile maddi zarara uğradını ve bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeni ile manevi zarar uğradığını, anne -------- ve -------- hayat boyu çocuklarının down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceklerinden manevi zarara uğradıklarını ve bunların tazminini talep etmiştir.Davalı vekili davacı anne -------- tüm tedavi evraklarının incelenmesi gerektiğini, sigortalı doktorun kusurunun bulunmadığını, bu ve sair nedenlerle davanın reddi gerektiğini öne sürmüştür.İhbar olunan ------- davacı --------- kendilerine başvurduğunda daha önce tedavi gördüğüne ilişkin bir bilgi vermediğini, yapılan muayenede 18 hafta 6 günlük gebelik tespit ettiğini, bunun üzerine hafta itibariyle üçlü tarama testi istendiğini, bir sonraki randevuda riski yüksek bulunarak daha ileri tetkik önerildiğini, bu tetkikin ikinci düzey gebelik ultrasonografisi olduğunu ve bunun perinatologlarca yapılabildiğini, perinatologun ultrasonografisinden sonra perinatologlarca amniosentezin önerilebileceğini, bu hususta onam veya imzaların perinatologlarca alındığını, davacı -------- daha sonra geldiği randevusunda istediği yanıtı alamayınca önceki tedavilerini belirttiğini, bunları daha evvel belirtmiş olsaydı derhal tıp fakültesi hastanesine yönlendirebileceklerini, daha sonra ise 24 hafta 1 günlük gebelikteyken hastaneye başvurulduğunu ve artık tıbbi tahliye mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyada yer alan --------- Hastanesi tarafından gönderilen tedavi evrakları incelendiğinde, ---------- tarafından düzenlenen 14/06/2012 tarihli epikriz raporunda tanı olarak 18 hafta 6 günlük gebelik belirtilerek "fetal anomali taraması için üçlü tarama testi istendi" şeklide tedavi belirtilip 21/06/2012 günü için kontrol randevu günü verildiği, 21/06/2021 tarihli epikriz raporunda 18 hafta 6 günlük gebelik tanısıyla "fetal anomali üçlü tarana testi sonucu değerlendirildi ----------- Tıp Fakültesi Kadın Doğum bölümü 2. Düzey USG yaptırması önerildi" şeklinde tedavi bildirildiği, 30/07/2012 tarihli epikriz raporunda ise öykü kısmına "Anemnez yeniden alındı. İkili tarama testi pozitif çıktığından ve ---------- Tıp Fakültesinde -------- tarafından 2. Düzey USG yapılmış amniosentez önerilmiş ancak kabul etmemiş. Bu nedenle yeniden tetkik için bize başvurmuş. Down riskinin ---------- USG sonrası %2 olduğu söylenmiş" şeklinde tespit belirtildiği, devam eden farklı tarihli epikriz raporlarında rutin doğum sürecinin takibinin yapıldığı anlaşılmıştır. ----------- Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliği'nin 07/11/2022 tarihli yazısı ekinde yer alan Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanlığı'nın yazısında 17/05/2012 tarihli --------- tarafından yapılan muayeneye ilişkin belgeler arşivde aranmış ise de 2012 yılındaki su baskını nedeniyle ilgili belgelerin arşivde bulunamadığı hususu belirtilmiş ve buna ilişkin tutanaklar gönderilmiştir. Davacı --------- maluliyetine ilişkin olarak alınan ---------- Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı 19/03/2021 tarihli müzekkere cevabı ekinde yer alan kurul raporunda meslekte kazanma gücünde azalma oranının %100 olduğu ve sürekli bakıcı yardımına ihtiyacı olduğu hususları bildirilmiştir. Davacı --------- maluliyetinden kaynaklı maddi zararının tespiti için dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş olup; Aktüerya bilirkişisinin 10/06/2022 tarihli raporunda davacının maluliyetinden kaynaklanan zararının 7.956.373,68 TL olduğunun tespit edildiği ve sigortacının teminat limitinin 800.000,00 TL olduğu ve zararın teminat limitinin üzerinde kaldığı hususları belirtilmiştir.Olayda bir tıbbi kötü uygulamanın bulunup bulunmadığı, varsa bu uygulamaların tespiti için dosya tıbbi genetik uzmanı, radyoloji, sağlık yönetimi uzmanı ve perinatolog bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, 26/11/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davacı --------- dava dışı --------- tarafından gerçekleştirilen gebelik takiplerinde, özensiz ve hatalı davranılarak ve yeterince aydınlatma yapılmaması down sendromlu olduğunun tespit edilemediğine dair iddiasının değerlendirilmesi sonucunda; adı geçen doktorun “mesleki faaliyeti nedeniyle maddi ve manevi zarardan sorumluluğu bulunmadığı, diğer bir deyişle mesleki faaliyetini ifa nedeniyle herhangi bir zarara sebebiyet vermediği görüşlerine yer verilmiştir.Tüm bu bilgi ve belgeler ile açıklamalar bir bütün olarak mahkememizce değerlendirildiğinde; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun de yararlanacağı şüphesizdir. Nitekim --------- sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davacı küçük hakkında açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle redddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar -------- ile --------- manevi tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede ; hasta ve doktor ilişkisi vekalet ilişkisi kapsamında değerlendirilir. Vekil vekalet görevine konu olan işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yönetimini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Bu kapsamda Mahkememizce Yargıtay uygulamaları kapsamında ehil davaya konu hususta uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edildiği, alınan bilirkişi raporunda özetle adı geçen doktorun “mesleki faaliyeti nedeniyle maddi ve manevi zarardan sorumluluğu bulunmadığı, diğer bir deyişle mesleki faaliyetini ifa nedeniyle herhangi bir zarara sebebiyet vermediği" görüşlerine yer verildiği, yine dosyada mübrez epikriz raporları incelendiğinde, davacı ------- --------- görev yaptığı --------- Hastanesine ilk kez 14/06/2012 tarihinde başvurduğu ve başvuru tarihi itibariyle 18 hafta 6 günlük gebe olduğunun ve davacıdan üçlü tarama testinin istendiğinin anlaşıldığı, 21/06/2012 tarihli kontrol randevusunda ise --------- Tıp Fakültesi Kadın Doğum bölümü 2. Düzey USG yaptırması önerildiğinin anlaşıldığı, 30/07/2012 tarihli epikriz raporunda ise öykü kısmına "Anemnez yeniden alındı. İkili tarama testi pozitif çıktığından ve ---------Tıp Fakültesinde -------- tarafından 2. Düzey USG yapılmış amniosentez önerilmiş ancak kabul etmemiş. Bu nedenle yeniden tetkik için bize başvurmuş. Down riskinin --------- USG sonrası %2 olduğu söylenmiş" şeklinde tespit belirtildiği, ihbar olunan --------- beyan dilekçesinin de epikriz raporları ile benzer mahiyette olduğu, dolayısıyla ihbar olunan doktorun uyguladığı teşhis ve tedavinin tıbbi kurallara uygun olduğu yönündeki bilirkişi heyeti değerlendirmesi ile dosyada yer alan tedavi evraklarında davacı --------- 18 hafta 6 günlük gebe iken ilk kez başvurduğu -------- --------- Araştırma ve Uygulama Hastanesindeki 17/05/2012 tarihli tedavileri ve sonuçlarına ilişkin bilgi ve belgeleri saklaması ve 20 haftalık gebelik sonrası tıbbi tahliyenin artık mümkün olmadığının 30/07/2012 tarihinde doktoruna belirtmiş olması hususları nazara alındığında davacıların manevi tazminat talepleri yerinde görülmediğinden davacıların manevi tazminat taleplerinin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın başlangıçta peşin olarak alınan 307,40 TL peşin harç ve 2.426,00 TL ıslah harcı toplamından mahsubu ile bakiye 2.118,00 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacılara iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat talepleri yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 10/3-4 maddeleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13/4 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı -------- alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca resen yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, 56,00 TL posta masrafı, 20,55 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 12.076,55 TL TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.120,00 TL'nin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma ile), davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2025