İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/780 E. 2026/240 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/780
- Karar No
- 2026/240
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/780 KARAR NO : 2026/240
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03.07.2024 KARAR TARİHİ : 03.03.2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...------ 27.12.2019 - 20.07.2020 tarihleri arasında tek ortağı ve müdürü olarak bulunduğunu, müvekkili bahse konu şirketi kendisinden önceki yetkilisi ve aynı zamanda o tarihlerde aile dostu olan ------- bazı ailevi sorunları olduğunu ve üzerine kayıtlı şirketleri bir süreliğine başkalarına devretmesi gerektiğini söyleyerek rica etmesi üzerine devraldığını, o tarihlerde müvekkilin bu şirketi devralacak, işletecek maddi gücü de mevcut olmadığını, müvekkili yalnızca yaklaşık yedi ay süre ile şirketin yetkilisi olarak bulunmuş ardından da ----- gösterdiği başka bir kişiye tüm hisse ve yetkilerini devrettiğini, müvekkilinin yalnızca aile dostu olan ------ ricası ile yapmış olduğu bu işlemlerden sonra şirketin yüklü miktarda vergi borcu olduğunu hatta şirket adına kesilen faturaların da VUK hükümlerine aykırı ve cezai sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğunu öğrendiğini, şirketin vergi borçlarından dolayı vergi dairesi tarafından uygulanan haciz işlemlerinde şirket adına kayıtlı malvarlığının olmaması nedeniyle şirket ortaklarına hacizler yöneltildiğini, müvekkilinin de durumdan bu şekilde haberdar olduğunu, ----- ricası ile şirket aynı muhasebeci ile çalışmaya devam ettiğini, bu süreçte şirket yetkilisi olduğu için kendisine vergi dairelerince yapılan tebligatlardan da müvekkilinin haberdar edilemediğini, müvekkilinin e-devlet üzerinden yapmış olduğu kontrollerde kendisine ait araç üzerine haciz konduğunu fark ettikten sonra durumu araştırdığını, ------ yetkilisi olması nedeniyle kendisine yapılan tebligatlara süresi içerisinde cevap verilmediği için bu hacizlerin konduğunu öğrendiğini, vergi dairesi tarafından müvekkiline yükletilen borçların müvekkilin şirket yetkilisi olduğu dönemlere ilişkin dahi olmadığını, müvekkilinin bu durumdan haberdar olur olmaz ----Vergi Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dosyası ile ödeme emirlerinin iptali için dava açtığını ancak süresi içerisinde açılmamış olması nedeniyle dava reddedilmiş ve kesinleştiğini, tüm bu nedenlerle; müvekkilinin güven ilişkisine dayanarak girişmiş olduğu bu işte daha şimdiden birkaç milyon TL tutarında borçlu durumda kaldığını, ileride başına gelme ihtimali olan borçları öğrenme imkanı da olmadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkili ...'un --- yetkilisi olduğu dönemler ile ilgili şirketin hangi tarihte doğmuş ve tahakkuk etmiş borçlarından dolayı sorumlu olduğunun Mahkemece tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Dava dilekçesi ve tensip tutanağı davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; tespit talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nin 106/1 maddesinde tespit davası, "...mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi..." için açılan bir dava türü olarak tanımlanmıştır. Tespit davası açılabilmesi için davaya konu hukuki ilişkinin hemen belirlenmesinde davacının hukuki yararının bulunması şarttır. Hukuki yararın varlığı, eda davalarında olduğu gibi tespit davasının da ön koşuludur. Hukuki yararın varlığından söz edilebilmesi için davacının hakkı veya hukuki durumunun bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumunun belirsizlik içinde bulunması ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak yeterlikte olması gerekir.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Tüm dosya kapsamına göre; Davacı taraf, şirketin yetkilisi olduğu dönemler ile ilgili şirketin hangi tarihler arasında tahakkuk eden kamu borçlarından sorumlu olduğunun tespitini talep etmiştir. Dava dilekçesinde, doğmuş ve doğması muhtemel borçların davacı tarafından borcun gerçek sorumlularına rücu edilebilmesi ve bundan sonra davacıya haksız şekilde yöneltilecek amme alacaklarına karşı ellerinde delil bulunması amacıyla somut davanın açıldığı belirtilmiştir. Davacının taleplerinin varsa borcun rücu edilmesi için açılacak rücu davasında değerlendirilecek olması sebebiyle somut davanın açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Davacının talebi eda davasında değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan ve buna göre tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK 114/1-h ve 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 732,00-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harcın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Ret olunan dava yönünden karar tarihinde davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, tarafların yokluklarında, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.