İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/230 E. 2026/203 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/230
- Karar No
- 2026/203
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/230 Esas KARAR NO: 2026/203 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/03/2025 KARAR TARİHİ: 17/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Şirket; müşterilerine bağımlı çalışan, ancak müşterilerinden gelen iş talepleriyle ticari hayatını yürütebilen, "nitelikli" ve her müşterisine "özel" çağrı merkezi hizmeti veren bir şirket olup; şirket müşterilerinden gelen iş talepleriyle ticari hayatını yürütebilmekte ve her müşteriye "özel" çağrı hizmeti verdiğini, müşterilerin nihai tüketicileri, günlük hayatları içerisinde müşterilerden almış oldukları hizmete veya satın almış oldukları herhangi bir ürüne ilişkin olarak ilgili firmadan hizmet veya satış sonrası destek almak istemekte ve ilgili firma da nihai tüketicilerinin bu taleplerini çağrı merkezi hizmeti vermek suretiyle karşılandığını, bu şekilde istihdam edilen personeller de kendilerine sunulan görev tanımları ve sorumlulukları çerçevesinde davacı şirket müşterilerine hizmet vermeyi ve müşterilerin nihai kullanıcılarının memnuniyetini sağlamayı davacı şirkete taahhüt ettiklerini, davacı Şirket ile davalı/borçlu arasında cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı şirket tarafından davalıya düzenli olarak çağrı merkezi hizmeti verildiğini, davalı şirketin ise verilen çağrı merkezi hizmeti karşılığında davacı şirkete ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında sözlü mutabakatlar akdedildiğini, taraflar arasındaki bu ticari ilişki kapsamında davacı şirketin davalı borçlu şirkete ----- tarihinde nitelikli çağrı merkezi hizmeti sağlamaya başladığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında mutabık kalınan edimsel yükümlülükler davacı şirket tarafından zamanında, tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, sunulan bu hizmet kapsamında Davacı Şirket sırasıyla; -----, bedelli faturaları düzenlenmiş ve işbu faturaları da davalı/borçlu şirkete tebliğ ettiklerini, davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine, davalı borçlu aleyhine ----Esas sayılı dosyası ile faturaya dayalı cari hesap alacağına dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu ---- tarihli itiraz dilekçesi ile davacı/alacaklı Davacı Şirkete karşı herhangi bir borcu olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, davalı şirketin itirazında haksız olduğunu,” beyan ederek davalı tarafın ---- Esas sayılı icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına, fazlaya dair hakları saklı tutarak haksız itirazdan mütevellit davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67. vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davalıya faturanın gönderildiğini, davalının faturaları ödemediğini, fatura alacağı için icra takibine geçildiğini, davalının haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, usulüne uygun davetiyeye rağmen cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmakla, HMK 128. maddesi gereğince, davacının, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmaktadır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,---- üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş,--- tarafların ---- kayıtları celp edilmiş, ----- tarafların ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, --- tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen ----tarihli raporunda özetle, "...Davacı şirket tarafından ibraz edilen ---- yılına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, Davalı şirket tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediği, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten KAYDİ olarak --- ALACAKLI olduğu, Tarafların ----kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalı şirketin davacı şirket tarafından düzenlenen faturaları---- yılında davalıya tebliğ edildiği, tarafların ---- beyan formlarının birbirini doğruladığı, davacı şirketin icra takip dosyasında takip öncesi işlemiş faiz yönünden talepte bulunmadığı, itirazın iptali ile ikame edilmiş davanın kabulü ve talebin haklılığına hükmedilmesi halinde; davacı şirketin davalı şirketten takip sonrası talep edebileceği faiz miktarının tutarının infaz aşamasında İcra Dairesi’nce hesap edilebileceği..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur ----İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Faturanın delil olarak kullanılabilmesi için taraflar arasında sözleşmenin bulunması gerekir. Fatura sözleşmenin ifası yönelik belge hükmündedir. Sözleşmenin kurulmasına yönelik fatura ispat kulfeti açısından sonuç dogurmaz. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun ispat kulfeti davacı taraftadır. Davacı sözleşmenin bulduğunu ve faturaya konu malın davalıya teslim edildiğini ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında sözleşme iliskisi yoksa fatura ispat külfeti açısından sonuç dogurmaz. Ayrıca faturanın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği davacı tarafca ispatlanması gerekir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları ile ---- formları üzerinde yapılan bilirkişi heyeti incelemesi sonucunda, davacı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı tarafça talep edilen fatura alacağının davacı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davalının usulüne uygun davetiyeye rağmen ticari defter ve kayıtlarının ibraz etmediği, ibrazdan kaçındığı anlaşılmıştır. Ayrıca tarafların ---- formları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, dosyaya konu alacağın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı ile arasındaki ticari ilişkiyi ve alacağını yöntemince ispat ettiği, davalının ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınması sebebiyle HMK 222/3 maddesi gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının hükme esas alınması gerektiği, davalı tarafça dosyaya konu borcun sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve delilin sunulmadığı, davacı tarafça icra takibinde yasal faiz talep edilmiş olup itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olması sebebiyle icra takibindeki faiz oranının değiştirilemeyeceği, bu itibarla davacının avans faizine ilişkin talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davanın kabulüne, davalının---- esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile ---- asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır. -----Dosyaya konu alacağın cari hesap ilişkisi/faturaya dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, hükmedilen asıl alacak miktarı ---- üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Davalının ------ esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile 579.630,12-TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi üzerinden takibin DEVAMINA, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli karar harcı 39.594,53-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.000,49-TL harcın mahsubu ile bakiye 32.594,04-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 7.000,49-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 87,50-TL vekalet harcı, 7.091,00-TL tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.793,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle UYAP üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. maddesindeki esaslara göre belirlenen 92.740,82 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde -------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/02/2026