İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/60 E. 2024/581 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/60
- Karar No
- 2024/581
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/60 Esas KARAR NO: 2024/581 DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 24/01/2023 KARAR TARİHİ: 16/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin öğrenci ve personel servis taşıma işi yaptığını, müvekkilinin servis aracı olaak kullanılan ---------- plakalı minibüs için davalı sigorta şirketinin acentesiyle Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesinin imzalandığını, servis aracının 08/05/2016 tarihinde --------- ----------- ---------- İtfaiye Daire başkanlığı -------- yakası İtfaiye Müdürlüğü' nün yangın raporuna göre, park halinde iken torpido kısmında bulunan elektrik kablolarında herhangi bir nedenden dolayı meydana gelen kısa devre sonucu, yanarak kullanılmayacak hale geldiğini, bu durumun davalı sigorta şirketine bildirildiğini, davalı tarafından zararın karşılanmaması üzerine 13/10/2016 tarihinde zararın ödenmesi için bu kez yazılı ihtar keşide edildiğini, 26/12/2016 tarihinde ödeme yapmayacağının bildirildiğini, müvekkilinin zararın tazmini için --------- esas sayılı dava dosyası ile 14.03.2017 tarihinde dava açıldığını, açılan davanın 23.05.2019 tarihinde ---------- sayılı hükmü ile davalıdan 85.500,00 TL avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, karar --------- İcra Müdürlüğünün --------- esas sayılı takip dosyası ile takip yapıldığını, kararın -------- sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, bunun üzerine davalı tarafından hüküm altına alınan 85.500,00 TL için takip dosyasına toplam 204.061,55 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin 11.730,46 TL Tahsil harcı,2.578,12 TL cezaevi yapı pulu bedeli olarak toplamda 14.308,58 TL mahsup edilerek 189.752,97 TL müvekkiline ödeme yapıldığını, bu ödemenin içinde Mahkeme vekalet ücreti 9.200,00 TL ve İcra vekalet ücreti 20.335,93 TL ile yargılama gideri 3.366,45 TL olmak üzere 32.902,38 TL mahsup edildiğinde 85.500,00 TL karşılığında 156.850,59 TL ödeme yapıldığını, ödemelerin zamanında ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın ödenen faiz ile karşılanmadığından aşkın zararın davalıdan tahsili talep edilmesi için iş bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu, davalının ödemeyi oluşan zarardan hemen sonra yapmasının esas oluğunu, müvekkiline makul sürede sigorta şirketinin söz konusu ödemeyi yapmış olsaydı aynı aracı satın almasının mümkün olacağını, davalının ödeme yaptığı tarihte aracın değerinin yapılan 156.850,59 TL'nin kat kat üstünde olduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını iddia ederek; davanın kabulü ile şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, uyuşmazlığın ----------- numaralı ----------- KASKO Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alınmış olan ----------- plakalı aracın MUNZAM ZARARIN talebiyle ilişkili olduğu anlaşıldığını, hasar sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin tazmini talepli müvekkil şirkete ihbar yapıldığını, müvekkilinin hasar dosyası açtığını ve gerekli incelemelere başlandığını, başvuru tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığını, davadan önce davacının zararı --------- nolu hasar dosyası kapsamında --------- e. nolu dosyada verilen kesin hükme istinaden müvekkil sigorta şirketi tarafından karşılandığını, poliçeden kaynaklı başkaca sorumluluğu bulunmadığını, munzam zararın asıl alacaktan tamamen bağımsız olduğunu, asıl alacağa neden olan hukuki sebebin ne olduğun munzam zarar bakımından önem arz ettiğini, davacı tarafın munzam zarar talebinin soyut iddialara dayandığını, başvuranın aşkın zarara uğradığı ispat edilmediğinden talebin reddi gerektiğini, munzam zararın tazmin edilebilmesi için borçlunun kusurlu olmasının gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte sorumluluğuna gidilecekse bile faizin dava tarihi itibariyle yasal faiz olması gerektiğini savunarak; davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. DELİLLER: -------- esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyası içine alındığı görüldü. Bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu anlaşıldı. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davacıya ait ve davalıya ----------- poliçe numaralı kasko poliçesi ile sigortalı ------------ plakalı aracın karıştığı 08/05/2016 trafik kazası nedeniyle oluşan ve ---------- Esas sayılı davasına konu olan tazminat alacağının davalı tarafından temerrüte düşülmesinden sonra ödenmesi nedeniyle davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükümleri uyarınca aşkın zarar talebine ilişkin alacak davasıdır. --------- Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde "1-)Davacının pert total bulunan aracı nedeni ile gerçek zarar miktarı olduğu anlaşılan 85.500,00 TL nin 02/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Sigortali aracın sovtajının davalı-sigortacı teslimi ile sigortalı aracı alacak kişiye veya sigortacıya noterlikçe kesin satışının davacı tarafından bedelsiz yapılmasına, Kazanç (gelir)kaybı isteminin REDDİNE," hükmedildiği, hükmün görülmüştür. ---------- İcra Dairesi'nin--------- Esas sayılı takibi incelendiğinde, yukarıda anılan takibe ilişkin ilamlı icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından 26/12/2022 tarihinde 204.061,55 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Bilirkişi ------- ve ---------- 07/01/2024 tarihli heyet raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:Mahkememizce "Bilirkişi tarafından--------- Esas sayılı hükmünde tespit edilen 85.000,00 TL borcun 02/11/2016 temerrüt tarihinde ödenmiş olsaydı, pert total kabul edilen araç ile (marka, model, yaş, kilometre vb itibariyle) muadil olarak satın alınabilecek aracın ödeme tarihindeki (yıpranma payıyla birlikte) değeri ile davacıya yapılan ödeme (yargılama ve icra gider ve harçları dışında kalan anapara ve temerrüt faiz ödemesi toplamı) (bilirkişi heyet raporu ile miktarı ve tarihleri tespit edilmiştir) arasındaki farkın tespit edilmesine," şeklinde ara karar kurulmak suretiyle dosya makine bilirkişisine verilmiş, bilirkişi ---------- tarafından 30/05/2024 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca "(1)Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. (2)Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder."------------ sayılı ilamında "Türk Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir" şeklinde içtihat geliştirildiği görülmüştür.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın davacıya ait ve davalıya ----------- poliçe numaralı kasko poliçesi ile sigortalı --------- plakalı aracın karıştığı 08/05/2016 trafik kazası nedeniyle oluşan ve ----------- Esas sayılı davasına konu olan tazminat alacağının davalı tarafından temerrüte düşülmesinden sonra ödenmesi nedeniyle davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükümleri uyarınca aşkın zarar talebine ilişkin alacak davası olduğu, yukarıda da ortaya konulduğu gibi davacının alacağının taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, davacıya ait ve davalıya ----------- poliçe numaralı kasko poliçesi ile sigortalı ---------- plakalı aracın karıştığı 08/05/2016 trafik kazası nedeniyle oluşan zararın ---------- Esas sayılı davasında tespit edildiği, yine bu hükme göre temerrüt tarihinin 02/11/2016 olduğu, anılan hükmün ----------- Esas sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmek suretiyle 24/11/2022 tarihinde kesinleştiği, davalının anılan borca ilişkin ----------- İcra Dairesi'nin ------------- Esas sayılı takip dosyasına 26/12/2022 tarihinde 204.061,55 TL ödeme yaptığının sabit olduğu, temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasında enflasyon nedeniyle paranın alım gücü düşmüş olsa da, yukarıda atıf yapılan yargı içtihatları da dikkate alındığında ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. (yeni madde 122) maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermeyeceği, sırf buna dayalı munzam zarar talebinin spekülatif olduğu, gerçek zarar miktarını yansıtmayacağı, bu sebeple bilirkişi --------- ve ----------- 07/01/2024 tarihli heyet raporundaki soyut yönteme göre yapılan zarar hesabının hükme esas alınamayacağı ve davacının somut zararını ispatlamakla mükellef olduğu, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde davacının servis faaliyeti göstermesi ve kazalı araç üzerinden gelir elde ettiği ve basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiği hususları dikkate alındığında, davacının zararının somut yönteme göre [pert total kabul edilen araç ile (marka, model, yaş, kilometre vb itibariyle) muadil olarak satın alınabilecek aracın ödeme tarihindeki (yıpranma payıyla birlikte) değeri ile davacıya yapılan ödeme (yargılama ve icra gider ve harçları dışında kalan anapara ve temerrüt faiz ödemesi toplamı) arasındaki farkın tespiti] hesaplanması gerektiği, buna uygun olarak alınan makine bilirkişi raporu ile davacının somut zararının 63.391,61 TL olarak tespit edildiği, bu sebeple davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 63.391,61 TL aşkın zarar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (63.391,61 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 4.330,28 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 179,90 TL peşin harç ve 5.840,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 1.689,62 TL harcın hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan 385,40 TL dava açma masrafı, 64,00 TL vekalet harcı ve 4.150,38 TL ıslah harcının (yukarıda iadesine hükmedilen kısım tenzil edilmiştir) ve 8.590,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 13.189,78 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (63.391,61/346.440,52) göre 2.413,46 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan vekalet harcına ilişkin 25,60 TL yargılama giderlerinin ret/dava değeri oranına (283.048,91/346.440,52) göre 20,91 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 6-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (63.391,61 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (283.048,91 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 44.457,34 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (63.391,61/346.440,52) göre 570,89 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.549,11 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/07/2024