İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/703 E. 2024/552 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/703
- Karar No
- 2024/552
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/703 Esas KARAR NO: 2024/552 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 26/10/2021 KARAR TARİHİ: 09/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı ile davalının “konsol oyunları" pazarında yoğun rekabet içinde bulundukları; davacının-------- grubu bünyesindeki ilgili şirketlerin haksız rekabet teşkil eden (i) ödenmesi gereken vergilerin ödenmemesi sebebiyle iş şartlarına aykırılık, (ü) saldırgan satış politikaları ve bağlantılı olarak (iü) tedarik fiyatının altına satış men'i, maddi durumun ortadan kaldırılması ve bu eylemler olmak üzere) eylemlerinin tespiti, nedeniyle uğradığı zararların tazmini için ---------- E. sayılı dosyasında dava açtığı; o davanın davalılarından olan ----------- işbu davanın davalısı olan --------- ana şirketi olduğu; ------------ donanımı dağıtmanın yanı sıra ----------- oyunları ve çevrimiçi hizmetler de dahil olmak üzere ---------- ürünleri ve hizmetleri geliştirip yayınladığı; işbu davanın davalısı olan yavru şirket ----------- ise ----------- ve ----------- sorumlu olup -----------, ---------- ve-------- uygulaması üzerinden satılan dijital ürün ve hizmetlerin çevrimiçi mağazasını işlettiği --------- ile ----------- gerek ikamet gerek e-posta adreslerinin aynı olduğu; ----------- ise kutulu oyunların dağıtıcısı konumunda olup, bunun dışında, dijital oyunlar bakımından ------------ yer itibariyle şubesi ve aynı zamanda ticari temsilcisi olarak faaliyet yürüttüğü; ----------- Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki yargılama esnasında -----------Başkanlığı tarafından dosyaya sunulan müzekkerede --------------- kurumlar vergisi ve katma değer vergisi mükellefi olmasına rağmen herhangi bir beyanda bulunmadığının belirtildiği; bunun vergi ödenmeyerek haksız rekabette bulunulduğunun tevsiki anlamına geldiği; dolayısıyla, ---------- diğer ----------- şirketlerine açılan ilk dava ile tamamen aynı konu ve sebebe dayalı yeni bir dava açılması ve açılan ilk dava ile birleştirilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğu; her iki davanın da hukuki zemininin --------- platformu aracıl --------- edinilen gelirlerden ötürü kurumlar vergisi ödenmemesi, katma değer ver ödenmemesi ve stopajsız satış yapılması başta gelmek üzere vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmeyerek ciddi bir maliyet avantajı yakalanması ve bunun ------------ hukuku bağlamında iş şartına aykırılık teşkil etmesi sebebiyle haksız rekabete yol açması olduğu; ayrıca, davalı -------- şirketlerinin düzenledikleri kampanyalar ve saldırgan satış politikaları marifetiyle maliyet altı satış yapmak suretiyle haksız rekabette bulundukları; huzurdaki davanın, davalı ---------- ---------- ve--------- ile beraber müteselsilen sorumlu oldukları haksız rekabet eylemleri nedeniyle açıldığı; vergi mevzuatının öngördüğünün aksine, ---------- elde ettiği gelirler için ---------- Kurumlar Vergisi ödemek zorunda olmasına rağmen kurumlar vergisi ödemeyen ------------- KDV mükellefi olmasına rağmen de KDV'siz, stopaj yükümlüsü olmasına rağmen stopajsız satış yapmak suretiyle haksız rekabete sebebiyet verdiği; ------------ ayrıca saldırgan indirim kampanyaları düzenleyerek vergi ödememesinin de etkisiyle oldukça düşük fiyattan satış yapmak suretiyle piyasadaki talebi büyük ölçüde kendi uhdesinde hapsettiği ve davacının önemli ölçüde kâr kaybına muhatap olmasına sebebiyet verdiği; sahibi olduğu kendi platform üzerinden daha oyunlar çıkmadan önsipariş denilen bu özel kampanyalar sayesinde piyasadaki talebi yönlendirebilme iktidarına sahip olan ----------- davacının satış fiyatlarıyla karşılaştırıldığında sıklıkla yüksek oranda indirimler uygulaması ve talebi tüketmesinin haksız rekabet teşkil ettiği; davalı şirketin ayrıca tedarik fiyatının altında anormal seviyede düşük fiyatlarla ürün satışı yaparak ve bunu reklamlarında özellikle vurgulamak suretiyle haksız kazanç elde e davalının haksız rekabet oluşturan muhtelif eylemleri sonrasında davacının çok yüksek oranda pazar payı kaybederek, ciddi ölçekte kâr kaybı ile karşı karşıya kaldığı ve önemli ölçüde zarara uğradığı ileri sürülerek; haksız rekabetin tespitine, men'ine, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve HMK md.107 uyarınca şimdilik 10.000.TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, ---------- kurulan ve mukim bulunan davalı ------------ ve ----------- işleticisi ve perakendecisi olduğu; davalının ----------- herhangi bir kanuni veya iş merkezi bulunmadığı, bu nedenle, KVK md.3 uyarınca kurumlar vergi bakımından dar mükellef statüsünü haiz olduğu; davalının ----------- elde ettiği ticari kazancın mevzuatı uyarınca ------------ kurumlar vergisine tabi tutulup ver nedenle davacı ile eşit koşullarda rekabet ettiği; --------- ----------- fiziki olarak herhangi bir ürün veya hizmet sunmadığı fakat yalnızca ------------ mukim tüketicilerin de faydalanabildiği global bir dijital platform olan ------------ işlettiği sanal ürün ve hizmetler sunduğu; ---------- ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi veya iş merkezi bulunmaması sebebiyle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu madde 9/1 uyarınca, elektronik hizmet sunucularına özel KDV mükellefiyetini tesis ettirdiği ve ilgili 3 numaralı KDV beyannameler vererek yükümlülüklerini mevzuata uygun olarak yerine getirdiği; ayrıca, ------------- sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında uyarınca dijital hizmet vergisi mükell ve bu vergi açısından da yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirdiği; davacının iddialarının maddi hukuk yönünden değerlendirilebilecek bir yönü olsaydı dahi davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı; davacının ----------- E. sayılı dosyasında açtığı davada iddia ettiği haksız rekabet eyleminin Eylül 2010'da gerçekleştiğini ileri sürdüğü ve buna göre dava hakkının zamanaşımına uğradığı; çifte vergilendirmenin önlenmesine yönelik olarak --------- ile ----------- arasında Anlaşma bulunduğu ve işbu Anlaşma madde 7 uyarınca ----------- mukim bir kuruma ait ticari kazancın söz konusu kurum ------------ yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça sadece ------------- vegilendirilebileceği, "iş yeri” kavramının Anlaşma Madde 5 altında tanımlandığı ve bir teşebbüsün işinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe ilişkin sabit bir yer anlamına geldiği, fiziki bir varlığı bulunmayan web sitesinin “işyeri” olarak değerlendirilemeyeceği; mevcut vergilendirme ilkelerine göre, sabit bir işyeri olmaksızın, sadece sunucu üzerindeki -------------- sayfasının bir işyeri olarak kabul edilemeyeceği; e-ticarette işyerinin geleneksel ticaretteki fiziki işyerine ilişkin özelliklerden hareketle belirlenmiş olduğu, fiziki işyeri için aranan unsurların e-ticarette de işyerinin varlığı için aranacağı, bu kapsamda elektronik veri ve yazılım bileşimi olan internet sitesinin maddi bir varlığa sahip olmadığı, e-ticaretin yürütüldüğü ----------- ilişkin sunucunun bulunduğu yerin sunucunun belirli bir süre (bu mevcudiyetin sürekli sayılmasına yetecek kadar) kalmış olması koşuluyla işyeri olarak kabul edileceği, ----------- sitelerinin tek başına işyeri olarak kabul edilmediği, fakat ------------ bağlı olduğu sunucu sabit bir mekan olduğu için işyeri tanımında yer aldığı, --------- sitesinin tek başına vergi mükellefi olunması için yeterli olmadığı;------------- Vergi Dairesi Başkanlığı'nın da 30.12.2011 tarihli özelgesinde “.. internet üzerinden yapılan satışlarda sunucunun ---------- bulunmaması veya ---------- bulunmakla birlikte kiralamak veya satın almak suretiyle tasarruf altında bulundurulmaksızın sunucu üzerinden hizmet satın almanız halinde ise, vergilendirme ---------- yapılacaktır” diye görüş bildirdiği; ---------- ----------- herhangi bir fiziki veya maddi sunucusu, bilgisayar donanımı, elektronik teçhizatı bulunmadığı; KDV Kanunu Madde 9/1'de 7061 sayılı yasa ile 28 Kasım 2017 tarihinde yapılan değişikliğin 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren ileri yönelik olarak geçerli olduğu; işbu yeni düzenlemenin yurtdışından kurumsal müşterilere değil sadece--------- tüketicilere elektronik sunanlara ilişkin bulunduğu; ------------- KDV mükellefi olan ------------ kurumsal Müşterilere yurtdışından sunulan elektronik ticaret hizmetine ilişkin KDV'nin 1 Ocak 2018 sonrasında da vergi sorumlusu sıfatıyla bizzat hizmetten istifade eden Türk kurumsal müşteri tarafından ödendiği; davalı şirketin 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle yürürlüğe giren yeni düzenleme uyarınca katma değer vergisi beyannamesi verme yükümlülüğünün 2018 yılı Nisan ayında başladığı; davalı şirketin — “Elektronik Hizmet Sunucularına Özel KDV Mükellefiyeti” tesis ettirdiği ve 3 numaralı KDV beyannamelerini 2018 yılı Mart ayı itibariyle usulüne uygun olarak verdiği; ödemeyi alan tarafın stopaj uygulamasının vergi tekniği açısından mümkün olmayıp davacının iddia ettiği şekilde stopajlı bir satıştan bahsedilemeyeceği; — ticari strateji kapsamında ön sipariş almanın “saldırgan satış yöntemi” olmadığı; ilgili Konsol Oyunlarının tüketiciye empoze edilmediği ve tüketiciye ilgili Konsol Oyunlarını almaya psikolojik baskı altına alınarak zorlanmadığı; “saldırgan satış yöntemlerinde” satıcının müşterilerin özgür iradesini ortadan kaldıran, onları gafil avlayan, doğrudan alıcıya yönelik ve “müşterinin özgür iradesini ortadan kaldırır derecede ağır” bir eyleminin olması gerel ön sipariş ile------------ Konsol Oyunları alan tüketicilerin söz konusu Konsol Oyunları piyasaya çıkana kadar ön siparişi iptal hakkı bulunduğu; — ve —— internet adreslerinden bizzat Davacının kendisinin de ön sipariş yöntemi ile Konsol Oyunları satışında bulunduğu; ilgili sektörde faaliyet gösteren birçok perakendeci ticari stratejilerinin bir parçası olarak ön sipariş yöntemini kullandığı; hangi şekilde satılırsa satılsın --------- satılan Konsol Oyunlarının perakende fiyatlarının hiçbir şekilde, toptan fiyattan veya maliyetinden daha düşük olmadığı; zaman içinde piyasaya çıkan Konsol azalarak bunlara talebin düşmesi, daha güncel teknolojiye ve daha Oyunlarına olan ilgi yeni hikayelere sahip Konsol Oyunlarının piyasaya sürülmesiyle eski Konsol Oyunlarının perakende satış fiyatları düşebildiği; davacının herkesçe bilinen bu gerçeği çarpıtarak,---------- tedarik fiyatının altında satış yapıldığı yönünde mesnetsiz iddialarda bulunduğu; davacının iddiasını ispatlamak üzere delil sunmadığı savunularak, davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat talebine ilişkindir.Taraf teşkili sağlanmış, deliller toplanmıştır. Davalı şirket ---------adresinde bulunan ----------- topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren bir bağlı şirket olup “-------------” oyunlarının online (çevrimiçi) satışa sunulduğu ----------- dilindeki ---------- sitesini işletmektedir. ---------Ticaret Sicili’ne tescilli bir ----------- şirketi olan davacı ise işbu davanın açıldığı tarih itibarıyla ----------- sitesi üzerinden “-----------” oyunlarını ve başka firmalara ait başka dijital oyunları- online (çevrimiçi) satışa sunmaktadır. Davacı; davalının ---------- vergi yükümlülüklerini yerine getirmemek, tedarik fiyatının altında satış yapmak, saldırgan satış yöntemleri uygulamak suretiyle haksız rekabette bulunduğunu ve kendisine zarar verdiğini iddia etmektedir. Davacı şirket tarafından ------------ topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren bağlı başka şirketlere karşı aynı konuda açılan dava ------------ Esas sayılı dosyasında görülmüş ve karara bağlanmıştır. Davada davanını reddine karar verilmiş olup karar istinaf aşamasındadır.Dosya, akademisyen vergi alanında uzman bilirkişi ile bilgisayar mühendisi bilirkişi ve haksız rekabet konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek rapor tanzim ettirilmesine karar verilmiştir. ---------- taraf şirketlerle ilgili kayıtlar getirilmiştir.Bilirkişi heyetince İddialara ilişkin yapılan değerlendirme; A. İş şartlarına uymamak suretiyle haksız rekabet olup olmadığı: TTK md.55/1-e uyarınca “İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur”. TTK md.55/1’in ilk cümlesine göre, bu durum bir haksız rekabet halidir. Davacı işbu davayı --------- Başkanlığı’nın 12.07.2021 tarihli yazısına istinaden davalının --------- Kurumlar Vergisi ve KDV ödemekle yükümlü bulunduğu iddiasıyla açmış ise de; ----------- Başkanlığı Vergilendirme Müdürlüğü’nün dava dosyasına gönderdiği 20.04.2023 tarihli yazıda, -----------mukim davalının 01.03.2020 tarihinden itibaren------------ Vergisi ve 01.03.2018 tarihinden itibaren KDV3 yönünden "dar mükellefiyetinin" bulunduğu ve yazının düzenlendiği tarih itibarıyla vergi borcu olmadığı bildirilmiştir. Yazıda, davalı için 01.01.2015 tarihinde Kurumlar Vergisi ve KDV mükellefiyetleri tesis edildiği fakat aynı tarihte kapanışlarının yapıldığı belirtilerek, bu durumun mükellefiyet türüne etkisinin bulunmadığı da ifade edilmiştir. Şu halde, ---------- Başkanlığı Vergilendirme Müdürlüğü’ne göre davalı KVK md.3 anlamında kanuni merkezi ve iş merkezi yurt dışında bulunan bir şirket olup KVK md.3/2 uyarınca “dar mükellefiyete” tabidir ve işbu mükellefiyeti nedeniyle vergi borcu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, ---------- Vergilendirme Müdürlüğü’nün 20.04.2023 tarihli yazısı esas alındığı takdirde, davalının TTK md.55/1-e uyarınca haksız rekabetinden söz etmek mümkün değildir. Ancak, davacı, davalının işlettiği ---------- adresli internet sitesine işaret ederek ---------- müşterilere, ----------- dilinde ve Türk Lirası üzerinden alışveriş imkânı sunan bu sanal (çevrimiçi) mağazanın “------------- bulunan iş merkezi” sayılması gerektiğini iddia etmektedir. Bu noktada, davalının ----------- tâbiyetinde bir şirket olması nedeniyle, --------- ile --------- ve ------------- Arasında Gelir ve Sermaye Değer Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması’nı da dikkate almak gerekir. Çünkü, 27.05.1988 tarih ve 3548 sayılı Kanun ile ---------- tarafından onaylanan işbu Anlaşma uyarınca “Kurumlar Vergisi Anlaşma kapsamında” olup (md.2/3) “Bir Âkit Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Âkit devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunmadıkça, yalnız ilk bahse dilen Devlette Vergilendirilecektir” (md.7/1). “İşyeri” ile ne kastedildiği ise Anlaşma’da “Bu Anlaşmanın amaçları bakımından «işyeri» terimi, bir teşebbüsün işinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe ilişkin sabit bir yer anlamına gelir” diye tanımlanmıştırDavacının 15.02.2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde delil olarak sunduğu (dava dışı firmalara ilişkin) özelgeler incelendiğinde; --------- mukim kişiler bakımından VUK md.156’daki “işyeri” tanımına atıfta bulunularak orada “işyeri”nin “ticari, sınai zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer” olarak tanımlandığına, bu tanımın sınırlandırıcı bulunmadığına ve internet üzerinden satış faaliyetinde kullanılan sitenin “işyeri” olarak nitelendirileceğinin belirtildiği görülmüştür. Ne var ki, --------- ile ---------- ve ----------- Arasında Gelir ve Sermaye Değer Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması md.5/1’deki “işyeri” tanımı ile VUK md.156’daki “işyeri” tanımı aynı değildir. VUK md.156’da sadece “yer” denilmiş iken Anlaşma’da “sabit bir yer” vurgusu yapılmıştır. Haksız rekabet bakımından ele alındığında, Anlaşma’da yer almayan bir yaklaşımdan hareketle ve davalının ---------- Kurumlar Vergisi tam mükellefiyeti ve KDV mükellefiyeti olup da bu mükellefiyetlerinden doğan vergi borçlarını ödemediğine dair yetkili makam konumundaki ------------ yapılmış bir bildirim yok iken, davalının TTK md.55/1-e kapsamında haksız rekabette bulunduğundan söz edilemez.B. Tedarik fiyatının altında aldatıcı satış suretiyle haksız rekabet olup olmadığı: TTK md.55/1a-6 uyarınca “Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak” haksız rekabettir; TTK md.55/1-a-6’ya “şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur” düzenlemesini de içermektedir. Madde gerekçesine göre “Bu bendin konusu olan haksız rekabet eylemi---------- öğretisinde, "göstermelik ile aldatma" veya "---------- ile avlama" diye adlandırılmaktadır. Kastedilen, bazı malların seçilmesi, onların fiyatının tedarik fiyatının altında mostra (göstermelik) olarak satışa sunulması, böylece avlanan tüketicinin aldatılmasıdır. Mostra kullanmak arz (sunma) şeklidir. Hükümdeki "seçilmiş bazı malların " ibaresi "mostra"yı ifade etmektedir. Dürüstlüğe aykırı olan, sunulan malın "mostra" rolü oynaması, yani kalitesi ve tedarik fiyatı ile seçilmiş mallara hatta miktara özgülenmiş bulunmasıdır. Gerçekte sunanın malı, mostranın kalitesi düzeyinde değildir veya mostrayı gösterenin elinde mostranın kalitesinde yeteri kadar mal yoktur veya satıcı o kalitede malı -varsa - daha yüksek fiyatla satmakta, satmayı amaçlamaktadır. Mostralık mal satıcı veya takdim edici tarafından çeşitli amaçlarla kullanılabilir: yüksek kalite, düşük fiyatla avlanan müşteriye başka mal, başka fiyat uygulamak vs. Müşteri toplam arz konusunda yanıltılabilir. Müşteri satış yerine gittiğinde veya mal kendisine gönderildiğinde, kalitesi, sınıfı ve özellikleri itibarıyla hatta bazen fiyatıyla başka bir malla karşılaşabilir ya da o malın bittiği belirtilip başka fiyatta mal verilebilir. Avlanan müşterinin nasıl kötüye kullanıldığı önemli değildir; bu hükümde belli bir şekle ve kalıba da bağlanmamıştır. Mostra ile avlama yöntemi, bir anlamda ahlâk kuralları ile bağdaşmayabilir. Ancak bu husus hükmün uygulanmasında önem taşımaz. Hüküm yanılmanın hangi hallerde varlığının karine olarak kabul edileceğini de göstermiştir: Bunun için reklâmı yapılan fiyatın aynı çeşit malların (iş ürünlerinin veya faaliyetinin) benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması gerekir. Başka bir deyişle ancak bu halde yanıltma karinesi kabul edilir. Önemli olan aynı çeşit mal, benzer hacimde alımdır. Rakiplerin yeteneği hakkında yanıltmak ile kastedilen, onların kapasitesine ilişkin olarak alıcıların hatalı algılamaya yöneltilmesidir. Tedarik fiyatından o malın satıcıya mâl olma fiyatı anlaşılır”. ----------- sayılı kararında “... tedarik fiyatının altında satış yapmak başlı başına haksız rekabet oluşturmaya yetmemektedir. 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesi gereğince, haksız rekabetten bahsedebilmek için, tüketicilerin bir işletmeden alışveriş yapmalarını sağlamak amacıyla, işletmede satılan sadece belirli mal veya hizmetin birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunulması ve işletmedeki tüm mal veya hizmetlerin ucuza satıldığı intibaının tüketicide oluşması gerekmektedir. Burada tedarik fiyatının altında satış yapan kişinin genel olarak rakiplerine oranla daha ucuz mal veya hizmet sattığı intibaının da uyandırılması söz konusudur. Dolayısıyla böyle bir durumda tüketiciler, sadece belirli mal ve hizmetlerde değil tüm ürünlerde genel bir ucuzluk olduğu kanısına ulaşmakta ve sadece ucuza satılan mal ve hizmetlerin değil başka mal ve hizmetleri de satın almaktadır . Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesinde, tedarik fiyatının altında satış yapıldığı hâllerde yanıltmanın mevcut olduğunun ispatının oldukça zor olduğu düşünülerek, bir karineden yola çıkılmış ve satış fiyatının aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu aksi ispatlanabilir bir karine olduğundan satışı yapan kişi, her ne kadar tedarik fiyatının altında satış yapıyor olsa da tüketicileri yanıltmadığını ispat etmek suretiyle haksız rekabetin bulunmadığını ispatlayabilecektir. Tedarik fiyatından ne anlaşılması gerektiği ise 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesinin gerekçesinde “tedarik fiyatından o malın satıcıya mal olma fiyatı anlaşılır” şeklinde belirtilmiştir. Mal olma fiyatı ise malın tedarikçiden alış fiyatının yanında, tüm masraflar, satıcının konumu, çalıştırdığı personel sayısı vb. değişkenler gözetilerek tespit edilmelidir.” denilmiştir. Diğer taraftan, öğretide “Satıcı kendine mal olan tedarik fiyatının, başka yerde satılan aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin tedarik fiyatından daha düşük olduğunu ispat ederek yanıltmanın olmadığını ispatlayabilir. Bu halde satıcının satış fiyatının tedarik fiyatından daha yüksek olduğu anlaşılırsa göstermelik satıştan söz edilemeyecektir” denilmektedir .Davacı, davalının tedarik fiyatı altında satış yaptığını kanıtlamak üzere, 15.02.2023 tarihli dilekçesi ekinde “04.08.2022 itibarıyla” muhtelif ------------ oyunlarının davalı tarafından kaç TL’ye ve ----------- ---------- ----------- ----------- gibi satıcılarda kaç TL’ye satıldığını ve aynı oyunların davacının kendisine maliyetinin ne olduğuna dair mukayeseli bir tablo ile fiyatların alındığı platformların ekran görüntülerini ibraz etmiştir. Bu mukayeseli tablo incelendiğinde, davalının kimi ----------- oyunlarını en pahalı satıcıya nazaran %50’ye varan indirimli fiyatlar ile satışa arz ettiği görülmektedir. Yine işbu mukayeseli tabloda, bazı ---------- ürünlerinin davalıdaki satış fiyatının o ürünlerin davacıya maliyetinden daha düşük fiyatlı olduğu da görülmektedir. Ancak, işbu mukayeseli tablodan ve ilişiğinde sunulan ekran görüntülerinden hareketle davalının TTK md.55/1-a-6 uyarınca haksız rekabette bulunduğu sonucuna varmak mümkün değildir; çünkü: • Söz konusu ---------- ürünlerinin davalıya maliyetinin ne olduğu bilinmemektedir; davalı bu ürünleri verdiği indirimli fiyattan daha düşük bir tutara tedarik ediyorsa, zaten tedarik fiyatının altında satıştan söz edilemez; Tedarik fiyatının altında satış tek başına TTK md.55/1-a-6’nın uygulanması için yeterli değildir; somut olayda davalının TTK md.55/1-a-6 kapsamına girecek şekilde mostra (göstermelik) satış yapıp müşterilerini kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanılttığına dair delil bulunmamaktadır. Son olarak, ayrıca, mukayeseli tabloda davacının-------- ürünlerinin kendisine maliyeti noktasında verdiği rakamlar da sadece beyandan ibarettir. Netice olarak, dosyadaki delillere göre davalının TTK md.55/1-a-6 kapsamına girecek bir haksız rekabet eyleminden söz edilemez.C. Saldırgan satış yöntemleri yoluyla haksız rekabet olup olmadığı: TTK md.55/1-a-8 uyarınca “Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak” dürüstlük kuralına aykırı bir satış yöntemi olarak haksız rekabet teşkil eder. Kanun koyucu “saldırgan satış yöntemi” kavramını tanımlamamış fakat Madde Gerekçesi’nde “özellikle saldırgan” ibaresine dikkat çekerek “Her saldırgan satış yöntemi, haksız rekabet oluşturmaz. Aksi halde, tüm işportacıların, kamyon veya minibüsten satış yapanların, otomobile el sallayıp sizi lokantasına davet edenlerin bu hükmün kapsamına girmesi gerekir. Oysa, amaç bu değildir. Önemli olan saldırganlığın özellik taşıması ve muhatabını adeta köşeye sıkıştırmasıdır. Bu yönden kapıdan satış önem kazanır” açıklaması sunulmuştur.“Özellikle saldırgan satış yöntemleri kapsamına “taciz” (müşteri kendisiyle temas kurulmasını istemediğini bildirdiği halde ısrarla ve tekrarla müşteri ile temas kurulması) veya “baskı” (bir mal veya hizmeti satın alması için müşteri üzerinde psikolojik baskı uygulanması, mesela müşterinin o mal veya hizmeti satın almadığı takdirde büyük bir fırsatı kaçıracağına yahut o mal veya hizmeti satın almadığı takdirde olumsuz sonuçlarla karşılaşacağına dair müşterinin iradesini zayıflatan söylemlerde bulunulması) gibi yöntemler girer. Davacı, davalının sahibi olduğu platform üzerinden daha oyunlar piyasaya sürülmeden “ön sipariş” adını verdiği özel indirim kampanyaları düzenlediğini, bu kampanyalarda -vergi ödememesinin de etkisiyle- oldukça düşük fiyat sunmak suretiyle piyasadaki talebi kendisinde topladığını, davalının “ön sipariş” adlı işbu indirim kampanyalarının özellikle saldırgan satış yöntemi olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmektedir. İndirim kampanyası, satışa sunulan bir mal veya hizmete müşterilerin rağbet etmesini ve böylece satışların artmasını sağlamak üzere başvurulan bir yöntemdir. İndirim kampanyası otomatikman haksız rekabet oluşturmaz. Mesela, elde kalan stokların eritilmesi veya yılbaşı/bayram/anneler günü gibi özel dönemlerde satışları artırmak yahut müşterileri piyasaya yeni sürülen bir ürünü satın almaya yöneltmek için fiyat indirimine gidilmesi haksız rekabet teşkil etmez. Bir indirim kampanyasının “özellikle saldırgan satış yöntemi” ve bu bağlamda “haksız rekabet” oluşturabilmesi için “müşterilerin karar verme özgürlüğünü uygulanan psikolojik baskı ile sınırlaması” gerekir. Diğer taraftan, ön sipariş, müşterinin bir ürün için henüz satışa arz edilmeden önce sipariş verip ödeme yapmasıdır; ön siparişte müşteri henüz ürünü görmeden/incelemeden/kullanıcı deneyimleri hakkında fikir sahibi olmadan alım yaptığı için ön sipariş fiyatının indirimli olması ticaret hayatında mutad bir uygulamadır. Davalının ön sipariş uygulamasını görmek üzere ---------- üzerinde yaptığımız incelemede, ----------- adresinin davanın açılış tarihinden önceki arşiv kaydında “Ön Siparişler” kısmındaki oyunlara tıklandığında davanın açılış tarihinden sonraki tarihli arşiv kaydının açıldığı tespit edilmiş ve ekran görüntülerine raporumuzun “V” numaralı başlığı altında yer verilmiştir. Davalının “Ön Sipariş” uygulamasına ekran görüntüsünde “Ön Sipariş – Hemen ödeme yapmanız gerekiyor!” - “Bütün bonusları almak için şimdi ön sipariş ver!” gibi cümleler yer almakla birlikte, “Ön siparişinizi iptal etmek dahil ön sipariş vermek hakkında daha fazla bilgi almak için ------------ okuyun” cümlesi de yer almaktadır. “Ön siparişin iptal edilebileceği”ne dikkat çeken ““Ön siparişinizi iptal etmek dahil ön sipariş vermek hakkında daha fazla bilgi almak için ------------ okuyun” cümlesinin “Ön Sipariş – Hemen ödeme yapmanız gerekiyor!” başlığının hemen altında yer aldığı da belirtilmelidir. Bu tablo karşısında kanaatimiz şudur: Müşteriyi ön sipariş vermeye yöneltmek ile müşterinin ön sipariş verme noktasındaki karar verme özgürlüğünü sınırlamak birbirinden ayırt edilmesi gereken durumlardır. Davalının “Ön Sipariş” uygulamasına dair incelediğimiz ekran görüntüsünde, ön siparişi cazip kılmanın ötesine geçen ve müşteri üzerinde psikolojik baskı oluşturarak müşterinin karar verme özgürlüğünü sınırlandıran ifadeler, bizce, bulunmamaktadır. Aksine, ön siparişte hemen ödeme yapılması gerektiği belirtildikten sonra ön siparişin iptal edilebileceği ve ön sipariş hakkında daha fazla bilgi edinmek için Hizmet Koşulları/Kullanıcı Sözleşmesi’nin okunabileceği söylenerek müşterinin dikkati çekilmekte, müşteri ön sipariş hakkında bilgilenmeye davet edilmektedir. Bu tabloda, kanaatimizce, müşteriyi avlama – müşteriyi yanıltma – müşteriyi köşeye sıkıştırma gibi saldırgan bir yöntem bulunmamaktadır. Bu sebeplerle, kanaatimizce, davalının TTK md.55/1-a-8 kapsamına girecek bir haksız rekabet eyleminden söz edilmesi mümkün değildir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde ; Dava, TTK'nın 54 ve 55. maddeleri uyarınca açılmış olan haksız rekabetin tesbiti/ meni, maddi tazminat istemine ilişkindirDavacının haksız rekabet olarak ileri sürdüğü iddialar, davalının aynı konuda ve türde yaptığı faaliyetlerde vergi ödememek suretiyle elde ettiği kazancı gerek ürün satışları ile ilgili reklamlarda kullanarak gerekse ürün satışlarında ki satış bedellerinin düşük tutarak oluşturdukları saldırgan satış politikaları ile haksız rekabet yarattığı bundan davacı şirketin zarar gördüğününe ilişkindir. Alanında uzman bilirkişilerce, İş şartlarına uymamak suretiyle haksız rekabet olup olmadığı, tedarik fiyatının altında aldatıcı satış suretiyle haksız rekabet olup olmadığı, saldırgan satış yöntemleri yoluyla haksız rekabet olup olmadığı hususları incelenmiş ve denetime elverişle rapor mahkememizce de benimsenmiştir.--------- Vergilendirme Müdürlüğü’ne göre davalı KVK md.3 anlamında kanuni merkezi ve iş merkezi yurt dışında bulunan bir şirket olup KVK md.3/2 uyarınca “dar mükellefiyete” tabidir ve işbu mükellefiyeti nedeniyle vergi borcu bulunmamaktadır. Haksız rekabet bakımından ele alındığında, Anlaşma’da yer almayan bir yaklaşımdan hareketle ve davalının ----------- Kurumlar Vergisi tam mükellefiyeti ve KDV mükellefiyeti olup da bu mükellefiyetlerinden doğan vergi borçlarını ödemediğine dair yetkili makam konumundaki ----------- yapılmış bir bildirim yok iken, davalının TTK md.55/1-e kapsamında haksız rekabette bulunduğundan söz edilemez. Tedarik fiyatının altında satış tek başına TTK md.55/1-a-6’nın uygulanması için yeterli değildir; somut olayda davalının TTK md.55/1-a-6 kapsamına girecek şekilde mostra (göstermelik) satış yapıp müşterilerini kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanılttığına dair delil bulunmamaktadır. Ayrıca müşteriyi avlama – müşteriyi yanıltma – müşteriyi köşeye sıkıştırma gibi davalının saldırgan bir yöntem içerisinde bulunmadığı da değerlendirilmekle davalının TTK md.55/1-a-8 kapsamına girecek bir haksız rekabet eyleminden söz edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Davalının şirketin TTK md.55/1-e (“iş şartlarına uymamak”) TTK md.55/1-a-6 (“tedarik fiyatının altında aldatıcı satış”) TTK md.55/1-a-8 (“saldırgan satış yöntemleri”) kapsamında haksız rekabetinden söz edilemeyeceği değerlendirilmekle davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur, H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 256.82 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 5-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (10.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2024