İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/152 E. 2024/918 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/152
Karar No
2024/918
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/152 Esas KARAR NO: 2024/918 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/02/2023 KARAR TARİHİ: 20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 1957 yılında kurulan -----------Ş'nin alanında köklü ve tecrübeli,----------- en büyük çelik döküm üretim kapasitesi bulunan fabrikalarından birine sahip, 300 çalışanı bulunan, maden, enerji, çimento ve ulaştırma sektörlerinde üretim yapan, üretiminin %90'ını başta --------- ülkelerine ihraç eden, yüksek standart ve kaliteli çelik üretiminde ülkemizde ve dış ülkelerde önemli bir konumda bulunan, 10.000 ton üzerinde üretimi ile Türkiye ekonomisine katkıda bulunan şirketler arasında yer aldığını, ----------, ---------- ve -----------Ş. şirketinin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, diğer müvekkili ----------Ş.'nin sanayi alanında mamul ve yarı mamullerin iç satışı, pazarlaması ve dış ticareti konularında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ------------Ş.'ye 09.01.2023 tarihinde müvekkillerinin hiçbir bilgisinin bulunmadığını, hiçbir suretle ne --------Ş.'ye ne de davalıya verilmemiş bulunan 30.09.2022 tanzim tarihli, 27.01.2023 vade tarihli, 39.750.000,00 TL bedelli ---------- numaralı senede ilişkin ----------- barkod numaralı senet ihbarnamesi banka kanalıyla tebliğ edilmediğini, daha sonra ----------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı icra dosyasından müvekkillerine ödeme emirleri tebliğ edildiğini, bahse konu 30.09.2022 tanzim tarihli, 27.01.2023 vade tarihli, 39.750.000,00 TL bedelli senet incelendiğinde keşideci olarak ---------Ş., kefil olarak da diğer müvekkillerinin senet üzerinde imzasının bulunduğunu, davalının yetkilisi olduğu şirket ----------Ş.'nin söz konusu senedi davalı/alacaklıya ciroladığının görüldüğünü, işbu senedin çıkarılmasıyla birlikte müvekkili şirket ve şirket ortaklarına borcu olmayan paralar ödetilmeye çalışılarak davalı tarafça hukuka aykırı işlemlere girişildiği anlaşılmakta olduğunu, müvekkili ----------Ş. ile senet üzerinde lehdar olarak gözüken----------Ş.'nin yetkilisi ---------- ve dava dışı ----------arasında 06.02.2019 tarihinde "Danışmanlık ve Hukuk Müşavirliği Sözleşmesi" imzalandığını ve bu sözleşme gereği bu kişiler tarafından müvekkilinin sözleşme kapsamında yeniden yapılandırılması hizmeti verildiğini, 06.02.2019 tarihli Danışmanlık ve Hukuk Müşavirliği Sözleşmesinin davalı ----------- 06.02.2019 tarihinden itibaren 30.09.2019 tarihine kadar müvekkili şirketin yapılandırma işlemlerini düzenlendiğini, bankalarla ve ----------- firmaları ile olan görüşmelerini yürüttüğünü ve bu anlamda adeta müvekkilinin finans direktörü olarak hareket ettiğini, sonuç olarak özetle öncelikle ------------ İcra Müdürlüğü’nün ----------- Esas sayılı dosyasından kaynaklı alacağın teminatsız akdi takdirde %15'i teminat mukabili olarak tedbir taleplerinin kabulüne, vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin---------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- Esas sayılı dosyası ve 30.09.2012 tanzim ve 27.01.2023 vade tarihli 39.750.000 TL bedelli bonodan borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun takibi için %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların dilekçelerinin 1 nolu maddesinde ileri sürmüş oldukları iddialara karşı cevaplarımız aşağıda arz edildiğini, davacıların 28.02.2023 tarihli dava dilekçelerinin “maddi olay” başlığı altındaki 1. maddesinde, tamamen gerçeğe aykırı olarak yöneltmiş oldukları “…müvekkillerin hiçbir bilgisi bulunmadığı hiçbir surette ne ---------Ş.’ye ve davalıya verilmemiş bulunan 30.09.2022 tanzim tarihli 27.01.2023 vade tarihli 39.750.000,00-TL bedelli senede ilişkin senet ihbarnamesi banka yoluyla tebliğ edilmiştir.… bilahare müvekkillere ödeme emri tebliğ edilmiştir.” şeklindeki ifadeleri tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, davacıların, müvekkilinin alacağının tahsiline yönelik icra takibine karşı vaki işbu menfi tespit dava dilekçelerinin (2.), (3.) ve (4.) nolu maddelerinde; mali açıdan zor durumda olan şirketlerinin yapılandırma işlemlerini müvekkilinin bizzat yürüttüğünü, bankalar ve finans şirketleri ile görüşmeler yaparak hizmet verdiğini açıkça ikrar etmekte olduğunu, davacıların dilekçelerinde açıklamış oldukları maddi olaylar ve ödenmeyen senet bedeli dolayısıyla müvekkilinin alacaklı olduğu hususu açıkça kanıtlamakta olduğunu, davacıların, dilekçelerinin (4.) nolu maddesinde; müvekkillerinin borçlarının yapılandırılması amacıyla daha önce -------- ve finans şirketlerine birçok senet düzenleyerek imzaladıklarını ve bunları ödediklerini beyan etmekte ve devamla; "…Bu sebeplerle davalı ---------- tarafından tüm müvekkillerin kefil olarak imzasını taşıyan boş senetler imzalatılmak istenildiğinde müvekkiller sorgulamadan imzalarını atmışlardır.” şeklindeki ifadeleriyle, davacıların tacir oldukları dikkate alındığında; üstelik 300 kadar çalışanları bulunduğunuu, onlarca ülkeye ihracat yaptıklarıNI, ----------- ekonomisine katkıda bulunan şirketler arasında oldukları hususları da davacıların beyanları ile de somut olarak ortada olduğundan, davacıların tüm ticari faaliyetlerinde basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduğu hem yasa ve hukuk kuralları hem de ticari hayatın olağan akışı gereği olduğunu, konu ile ilgili Yargıtay karar örnekleri aşağıda arz edildiğini, ayrıca müvekkili tarafından hiçbir surette ve hiçbir evraka imza alınmadığını, boş bir senet de imzalatılmadığını belirterek davacıların 29.02.2023 tarihli açmış oldukları menfi tespit davasının reddi ile, yokluklarında verilen 03.03.2023 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, davacıların haksız ve kötü niyetli davaları sebebiyle takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına ve alacağın %10’u oranında para cezasına mahkum edilmelerine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, bono ve avaller tarafından, bonoya dayalı başlatılan icra takibi sebebiyle, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Davaya konu icra dosyası ---------- İcra Dairesinin ----------- e sayılı takip dosyasıdır. Celp edilerek incelendiğinde 03/02/2023 tarihli takip talebi ile 39.750.000 TL bedelli bono, 349.005 TL işlemiş faiz, 119.250 TL komisyon olmak üzere toplam 40.218.255 TL alacak üzerinden kambiyo senedine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, takipten sonra borçluların iş bu davayı 28/02/2023 tarihinde açtığı görülmüştür.Takip çıkışı üzerinden harçlandırılarak açılmış davada, taraf teşkili sağlanmış, dava 01/09/2023 tarihinden önce açılmış olduğundan dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk şartı aranmamış; esasa geçilmiştir.Dava dilekçesindeki tedbir istemi yönünden mahkememizin 03/03/2023 tarihli ara akarı ile %15 teminat karşılığında İİK.nun 72/3 m uyarınca icra vznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi dair tedbir kararı verilmiştir. Bu karar istinaf edilmiş, ----------- sayılı kararla istinaf talebi esastan reddedilmiştir. Tarafların delil olarak dayandıkları sulh ve ibra sözleşmesi, mail yazışmaları, icra dosyası, senet tevdi bordrosu, "Taahhütname/ iş kabul, ifa kabul/ borç kabulü/ ödemetaahhüdü/ ve sözleşme" başlıklı sözleşmeler dosyaya kazandırılmış, incelenmiştir.Davacılar ile davalılar arasında 06/02/2019 tarihinde Danışmanlık ve Hukuk Müşavirliği sözleşmesi yapıldığı her iki tarafın da kabulündedir. Bu sözleşme kapsamında davalı davacılara kredi finansman konusunda danışmanlık hizmeti vermiştir. Davacıların iddiası, 30/10/2019 tarihinde sulh ve ibra sözleşmesi yaparak ilişkiyi sonlandırdıkları, bu protokol kapsamında toplam tutarı 4.400.000 TL olan 8 adet senet veriklerini ve bunların hepsini de ödedikleri yeni bir senet de vermedikleridir. Diğer bir ifadeyle davacılar imza inkarında bulunmamış, takibe konu senet için bedelsizlik iddiasında bulunmuştur.Davalının savunması ise, 30/10/2019 tarihli sulh ve ibra sözleşmesinden sonra da danışmanlık hizmetinin sürdüğü, nitekim verilen hizmet karşılığında icra takibine konu senedin tevdi bordrosu ile birlikte kendilerine verildiği, davacıların---------- E sayılı dosyada da imzaları kabul ettikleri, benedin ödeme yerine geçmek üzere ödeme amacıyla verildiği, teminat senedi vasfı olmadığıdır. ----------- soruşturma sayılı dosya celp edilmiş incelenmiştir. Şüpheli ----------- hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu takipsizlik kararına itiraz edilmiş, ancak sulh ceza hakimliğice itirazın reddine karar verilmiştir. Davacılar kanun yararına bozma isteminde bulunmuşsa da, süreç karar tarihinden önce netleşmemiş, davacıların bu talebinin bekletici mesele yapılması istemi uygun görülmemiştir.----------- sayılı karar celp edilmiş incelenmiştir. İcra takibine itirazın incelenidği dosyada senedin teminat senedi olduğunu gösteren hiç bir kaydın olmadığı belirtilirek davanın reddine karar verilmiştir.Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.Bono sebebiyle borçlu olan, bonoyu düzenleyendir. Davacılar imza inkarında bulunmadıklarına göre, senedi düzenleyip davalıya verdikleri, bononun tüm zorunlu unsurları içerdiği ve kayıtsız şartsız bir borç ikrarı olduğu sabittir. Senetteki bedel kaydı ihtiyari bir unsurdur ve varlığı yahut yokluğu bono vasfını etkilemez, ancak ispat yükü bakımından önem arz eder. Davalı danışmanlık hizmeti verdiğini ve ödeme amacıyla bu senedin verildiğini ileri sürmüş, ispat amacıyla da tevdii bordrosuna, "taahhütname/ iş kabul, ifa kabul/ borç kabulü/ ödemetaahhüdü/ ve sözleşme" başlıklı sözleşmeye dayanmıştır. Esasen davalı alacaklı, bu iki belgeyle edimin erine getirerek bonoyu ödeme aracı olarak aldığını ve alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Bu noktada davacılar, davalının ne hizmeti verdiğini ispat etmesi gerektiğini, yaptığı işi ispat edemiyorsa senedin bedelini de talep edemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda davacılar davalının hizmet verdim demekle senet metninde geçen "nakden" ifadesini talil ettiğini ve ispat yükünü üstüne aldığını ileri sürmüştür. Ancak uygulamada senede bedel kaydı yazılması "malen" veya "nakden" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Hizmeten şeklinde bir kayıt uygulaması yoktur. Malen kaydı mal karşılığında borç oluştuğunu; Nakden kaydı, paraya bağlanmış bir sebeple borç olduğunu gösterir. Diğer bir deyişle davalının senet metnini talil ettiği iddiası kural olarak doğru değildir. Kaldı ki, davalı 30/09/2022 tarihli tevdi bordrosu/ teslim tutanağı ve Taaahütname başlıklı sözleşmeyi de sunmuştur. Davalıların sunduğu "Taahhütname..." başlıklı sözleşme içeriğinde, dava konusu edilen senet açıkça tüm unsurları ile yazılmış ve edimin ifa edildiği karşılığında bu senedin verildiği belirtilmiş durumdadır. Bu sözleşme de yine bonoda adı geçenlerce düzenlenmiş ve imzalanmıştır. Diğer bir ifadeyle senet metni talil olsa bile bu sözleşme edimin yerine getirilmiş olduğunu ispatlamaya yetmektedir. Bu noktada artık davacıların borcun ödeme veya ibra gibi bir sebeple sona erdiğini yahut anlaşmaya aykırı doldurulmuş olduğunu ispatlaması gerekir. Dosyaya sunulmuş 30/10/2019 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi, bu senetten (30/09/2022) önce düzenlenmiş olup bu senedin ödendiğini göstermeye elverişli değildir. Senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası da aynı güçte yazılı delillerle desteklenmediğinden ispatlanamamıştır. Açıklanan sebeplerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacılar vergi dairesine yaptıkları şikayetin sonucunun beklenmesini talep etmişlerse de, dosyanın esasına etki eder bir yön bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Karardan sonra davacılar vekilince İİK.nun 72/3 maddesine göre verilen tedbirin kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi yönünde; davalılar vekilince de tedbirin kalktığına dair karar verilmesi şeklinde talepte bulunulmuştur. Özel nitelikteki İİK.nun 72/4 maddesine göre, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kalkar. Açık yasal düzenleme karşısında, tedbirin HMK.nun 397/2 maddesine göre kararda aksi belirtilmedikçe kesinleşmeye kadar devam ettiğini söylemek mümkün değildir Bu nedenle kararla birlikte, mahkememizin 03/03/2023 tarihli ara kararı ile İİK.nun 72/3 maddesine göre konmuş tedbirin kendiliğinden kalktığı, bunun için ayrı bir karar verilmesine gerek de bulunmadığı görülmüştür. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE; 2-Kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına; 3-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 686.827,25-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 686.399,65-TL'nin karar kesinleşitiğinde ve talep halinde davacıya iadesine 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 122,00-TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının ve teminatın karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 1.010.182,55 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacılar vekilleri ile davalılar vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 20/11/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/152, K. 2024/918, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-152-e-2024-918-k-1ba8e35e2d40