İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/199 E. 2024/967 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/199
- Karar No
- 2024/967
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2020/199 Esas KARAR NO: 2024/967 DAVA: Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ: 04/06/2020 KARAR TARİHİ: 04/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin değişik adreslerde bulunan iş yerlerini, binalarını, iş makinelerini ve teçhizatını, elektronik cihazlarını, üçüncü şahıs sorumluluk ve işveren mali sorumluluk gibi risklerini güvence altına almak için, davanın ihbarı istenen ----------Ş. ile 2017 yılında çalışmaya başladığını, broker tarafından 2017 Eylül ayı civarında başlayan çalışmaları neticesinde, en uygun teklifler arasında bulunan davalının teklifinin tercih edilerek kendisiyle sigorta sözleşmesi yapıldığını, yapılan sözleşme gereğince 19.01.2018 ile 19.01.2019 tarihlerini kapsayan sigorta poliçeleri (31.01.2018 tarihinde) tanzim edildiğini, bu poliçelerin 09.02.2018 tarihinde Broker tarafından e-postayla müvekkiline iletildiğini, poliçeleri alan müvekkilinin ilk ödemesini 16.02.2018 tarihinde poliçede acente sıfatını taşıyan Broker’e yaptığını ve takip eden taksitlerini de düzenli şekilde ve yine Broker’e ödeyerek prim borcunu bitirdiğini, bu dönemde meydana gelen e davalı tarafından ödenen hasar bedeli toplamının 6.503,00 TL olduğunu, buna mukabil müvekkili tarafından ödenen sigorta primlerinin toplamının ise 288.000,00 TL ve 10.054,80 USD olarak gerçekleştiğini, takip eden sigorta dönemine ilişkin yenileme çalışmalarının ise aynı Broker tarafından 09.01.2019 tarihinde yapılmaya başladığını ve öncelikli olarak yeni dönemin teminatsız kalmaması için 19.01.2019 başlangıç tarihli ana poliçenin 31.01.2019 tarihinde tanzim edildiği bilgisinin müvekkiline iletildiğini, sonrasında yeni dönem için sigorta bedellerinin ve sigortalanacak varlıkların güncellenmesine dair görüşmeler yapıldığını ve nihayetinde eski poliçe numaraları üzerinden düzenlenen yenileme poliçeleri ile 19.03.2019 tarihinde Broker sistemine girildiğini ve Broker tarafından da 21.03.2019 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, akabinde yeni alınan bir kısım makinenin veya kiralaması bittiği için mülkiyeti müvekkiline geçen leasing konusu makine-teçhizatın kapsama alınması için bedel artış zeyilnameleri tanzim edildiğini ve 19.04.2019 tarihinde Broker sistemine giren bu zeyilnamelerin de müvekkiline 24.04.2019 tarihinde teslim edildiğini, söz konusu bu poliçelerden biri olan ve talep konusunun kaynağını teşkil eden ----------- numaralı işyeri güvence sigorta poliçesinin de anlaşma gereği ilk döneminin bitim tarihi olan 19.01.2019 başlangıç tarihli olarak tanzim edilerek poliçe kapsamındaki teminatların yenileme döneminde de kesintisiz bir biçimde devamı konusunda müvekkiline verilen güvencenin yerine getirildiğini, yukarıda belirtilen ikinci döneme ilişkin süreç devam etmekteyken, sigorta kapsamında olan --------- Mah. --------- Cad. No: ---------- ----------- adresindeki binada su baskını hasarı meydana geldiğini, 03.06.209 tarihinde meydana gelen bu hasarı öğrenilir öğrenmez gerekli tedbirlerin alındığını, davalıya bildirildiğini, davalı tarafından hasar dosyası açıldığını, eksper görevlendirildiğini, eksperin mahalline gelerek gerekli incelemeleri yaptığını, müvekkiline gönderdiği e-posta ile “Konu hasar dosyası ile ilgili raporun yazımı tamamlandı. Sistemden kapanışını yapacağız. Rapor aslını da ekleriyle birlikte kargoya vereceğiz. Talep edilen tutar: 121.473,36 TL; Poliçe Teminatları kapsamında değerlendirilen Hasar Tutarı: 120.000,00 TL aradaki 1.473,36 TL’lk farkın nedeni: Dahili su hasarında donma haricindeki bir sebeple kırılan, çatlayan ya da tahrip olan tesisatın malzeme bedeli poliçe teminatları kapsamında değerlendirilemez. Mevcut hasara sebep olan tesisat malzeme bedeli olarak 1.473,36 TL’yi uygun gördük ve ilgili hasar tutarından tenzil ettik. Eks. ----------- şeklinde bilgi verildiğini, ancak kargoya verileceği belirtilen raporun müvekkiline gönderilmediğini, meydana gelen su baskını hasar bedelinin eksperce belirli hale getirildiğini, bundan sonra müvekkilinin düzenlenen zeyilnamelerle birlikte son halini almış olan poliçelerin prim bedelini birikmiş taksitleriyle beraber ( 199.139,00 TL ve 6.174,00 USD olarak) 14.06.2019 tarihinde Broker hesabına gönderdiğini, bu ödemeler yapıldıktan sonra 18.06.2019 tarihinde müvekkilinin yukarıda belirtilen adreste bulunan ve sigorta kapsamında olan ekmek fabrikasında yangın hasarı meydana geldiğini, gerçekleşen ikinci rizikonun da gecikmeksizin davalıya bildirildiğini ve davalı tarafından yine hasar dosyasının açılarak eksper görevlendirildiğini, bu hasara ilişkin olarak hazırlanan eksper raporunun ise davalının aşağıda belirtilen ihtarnamesiyle aynı tarihli (05.08.2019 ) olduğunu, fotokopisinin ek 2 olarak sunulan dosya içerisinde olduğunu, bu arada yangından sonra takip eden temmuz, ağustos aylarına ait prim taksitlerinin de broker hesabına gönderildiğini, müvekkilinin meydana gelen rizikolarla ilgili hasar dosyalarının tamamlanıp ödemenin yapılmasını beklerden davalı tarafından çekilen ---------- Noterliğinin 05.08.2019 tarih ve ----------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile karşılaştığını ve 07.08.2019 tarihinde müvekkiline ulaşan ihtarnamede, poliçelerin peşinat ve vadesi gelen primlerinin ödenmediğinden bahisle, TTK ilgili hükümleri uyarınca sözleşmenin fesih edildiği ve ihtarnamede belirtilen bu poliçelerin mebdeinden iptal edildiğinin bildirildiğini, kendisinden izahat ve açıklama, belge, bilgi talep edilen Broker’in yukarıda özetlenen vakıalar karşısında fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu ve sigorta teminatlarının devam ettiğini müvekkiline bildirdiğini, yapılan bu açıklamaların ışığı altında davalının --------- adresi üzerinden cevabi ihtarname çekilerek “fesin gerekçesinin yerinde olmadığı, müvekkilinin poliçe kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirildiği; yapılan fesih işleminin kabul edilmediği; poliçe kapsamında olup ihbar yapılan hasar karşılıklarının ödenmesi gerektiği; ihbardan ve hasara ilişkin işlemlere başladıktan yaklaşık iki ay sonra, sözleşmenin fesih edilmesindeki amacın hasar bedeli ödemekten kaçınmak olduğu ve bunun da iyi niyete uymadığı; ihtarnamenin tebliğini müteakip 7 gün içinde, hasar bedellerinin TTK 1427 gereğince işlemi avans faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, aksi halde kanuni yollara müracaat edileceğinin bildirildiğini, 11.11.2019 tarihinde eline ulaşan bu ihtarnameye rağmen davalının hareketsiz kaldığını ve taleplerine olumlu bir karşılık vermediğini, davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinin bir sonuç vermediğini ve Mahkemeye başvurularak haklı davanın kabulünü talep etme zorunluluğu doğduğunu, davalı tarafından yapılan fesih işleminin taraflar arasındaki sözleşmeye ve TTK’nun sigorta hükümleri, BK, Sigortacılık Kanunu ve Broklerler hakkındaki yönetmelik hükümleri başta olmak üzere hukuka ve konuna ilişkin Yargıtay içtihatların aykırı olduğunu, davalının hak ve borçlarıyla birlikte yürürlüğe girmiş olan sözleşmeyi fesih etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin başından itibaren iptal edilmesinin ise hiçbir şekilde mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin 2018 yılında kurularak 19.01.2018-19.01.2019 dönemi için poliçeler düzenlendiğini, dava konusu edilen 19.01.2019-2020 döneminin ise bu sözleşme ilişkisinin devamı niteliğinde olduğunu, ikinci dönem için yeni poliçe tanzim edilmiş olmasının sigorta sözleşmesinin yenilendiği anlamını çıkarmadığını, TTK 1411 gereğince sigorta sözleşmesi ile sigorta dönmelerinin birbirinden farklı kavramlar olduğunu, taraflar arasındaki bu sözleşmenin kesintisiz bir şekilde devam ettirilmek hususunda anlaştıklarını, yapılan işlemlerden ve özellikle davalı sigortacının davranışlarında da açıkça anlaşıldığını, dolayısıyla prim borcunun ödenmesinde temerrüt olduğu kabul edilse dahi ( ki bu hususun tarafında kabul edilmediğini) ödeme hususunda ihtar çekilmeksizin sözleşmesinin feshi yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ikinci dönemin yeni bir sözleşme olduğu kabul edilse dahi yapılan fesihin hukuka aykırı olduğu gerçeğinin değişmeyeceğini, çünkü davalı/sigortacının sorumluluğun başlangıç anının prim ödenmesinden önceye götürülerek “sorumluluğun prim veya ilk taksitin ödenmesiyle başlayacağını” düzenleyen TTK 1421 maddesi hükmünün aksine sözleşme yapmayı kabul ettiğini ve böylelikle sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunu prim ödeme şartına bağı olmaksızın başlattığını, böylelikle tam iki taraflı sözleşme ilişkin olan sigorta sözleşmesinde her iki tarafın borçlarının da hukuka uygun şekilde yürümeye başladığını ve risk transferinin de 19.01.2019 tarihinde başlamak üzere gerçekleştiğini, dolayısıyla BK 126 hükmü gereğince yürürlüğe girmiş bir borç ilişkisin de sözleşmeden dönerek borçtan kurtulmanın mümkün olmadığını, böyle bir durumda şartları var ise sözleşmesinin feshi yoluna gidilebileceğini, öner verilmesinin kanuni zorunluluk olduğunu, gerçekleşen feshi ise ileriye etkili olacağına duraksama bulunmadığını, somut olayda ----------- tarafından verilmiş önel olmadığını, sorumluluğun poliçede belirtilen başlangıç tarihi itibariyle ve prim veya ilk taksini ödenmesi şartına bağlı olmaksızın başlayacağı kabul edildikten sonra primin hasardan sonra ödendiği gerekçesine sığınarak ödemeden kaçınılmasının hukuka ve iyi niyete aykırı olduğunu, davalının ileri sürdüğü gerekçelerin yangın hasarı bakımında gerçekleşmediğinin ortada olduğunu, davalının yangın hasarının yüksek olacağını anladığı ana kadar ki tutum ve davranışlarıyla davacıda sözleşmeye başlı olunduğuna dair haklı bir güven de oluşturduğunu, davacının oluşturulan bu güven nedeniyle, ilk meydana gelen su baskını hasarından sonra 235.000,00 TL civarındaki birikmiş prim taksitlerini ödemiş ve davalının da bunları (ve hatta devam eden taksitleri bile) kabul ettiğini, hasar ihbarından sonra hasar dosyası açılarak eksper görevlendirildiğini ve aynı poliçe kapsamında olmak üzere hasardan sonraki tarihlerde zeyilnameler dahi tanzim ettiğini, hasarın yüksek olacağının anlaşılmasından sonra sözleşmeyi fesih yoluna gitmesinin ise oluşturulan bu haklı güvene aykırı olduğunu, davalının yaptığı fesih işleminin hukuka aykırılığının tespitiyle sözleşme kapsamında gerçekleşmiş olan rizikolardan kaynaklı davacı zararının hüküm altına alınması için Mahkemeye başvurmanın zorunlu olduğunu, davanın ihbar edilmesi istenen Broker’in taraflar arasındaki sözleşmeye aracılık ettiğini, prim tahsili, hasar ihbarı ve sair sözleşme işlemlerini yürüttüğünü, brokerin sigorta ettirene karşı vekil sorumluluğu altında olduğunu, davanın kazanılması için davanın başından itibaren gerekli yardımı yapmak üzere, HMK 61 ve devamı maddeleri gereğince davanın Broker’e ihbarını talep ettiğini, su baskını hasarından kaynaklanan 141.600,00 TL ile yangın hasarından kaynaklanan 1.424.369,62 TL tutarındaki müvekkili zararlarından haksız fesih tarihine kadar ki süreye ilişkin ilgili poliçe prim bedelinin düşülmesinden sonra kalan toplam 1.453.578,53 TL tutarındaki alacağımızın TTK 1427’de belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte hüküm altına alınmasını tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının fesih sebebi ile bağlı olduğunu, gösterdiği bu sebebin dışında veya bu sebeple telifi kabul olmayacak savunmalarda bulunmasını kabul etmediğini, dava konusu poliçe için ocak, şubat, mart, nisan ve mayıs ayları için ödenen toplam tutarın 66.079,51 TL olduğunu, 27.03.2019 tarihli 1 numaralı zeyilnameye karşılık, mart, nisan, mayıs ayları için yapılan ödemenin toplam tutarının ise 5.387,84 TL olduğunu, davalı dilekçesinin 6. Paragrafında müvekkiline iade edilen tutarın aynı şekilde 33.136,47 TL olduğunu beyan etmişse de fesih ihtarnamesinden sonra düzenlediği 5 numaralı iptal zeyilnamesinde iade edilen peşinat tutarının 127.418,78 TL olduğunu belirttiğini, birikmiş peşinat ve taksit tutarlarına ait 199.139,00 TL’lik bu ödemenin broker hesabına gönderildiği tarihin 14.06.2019 olduğunu, davalı tarafın, Broker’e yapılan bu ödemeyi kendisine yapılmış bir ödeme saymayıp bu paranın broker tarafından kendisine gönderildiği 28.06.2019 tarihini esas almışsa da bu savunmanın ne 27.05.2015 tarihli Sigorta ve Reasürant Brokerleri Yönetmelik hükümleri ile ne de poliçe içeriğiyle uyumlu bir savunma olmadığını, davalı ile ödemenin yapıldığı Broker arasında bir yetkilendirme anlaşması bulunduğunu, brokerin prim tahsiline yetkili olduğu, poliçe içeriğinden de açıkça anlaşıldığını, acente kısmında ---------Ş. şeklindeki ibareyle prim ödemesinin yapıldığı Broker’in adının belirtildiğinin görüldüğü, Broker’in aynı zamanda davalının acentesi sıfatıyla işlem yaptığının anlaşıldığı, somut olayla ilgili olarak mütalaasına başvurulan ----------- Üniversitesi Öğretim Üyesi ----------- tarafından verilen ekteki yazılı mütalaada “yenileme” kurumu, sözleşmenin feshi yolu, temerrüt ve uygulanacak kanun maddeleri kapsamında genel bir değerlendirme yaptığını, taraflar arasındaki ilişkinin ilk kez 2019'un Ocak ayında kurulmadığını, söz konusu poliçelerde bu dönemin yenileme yılı olarak aynı poliçe numarasıyla anıldığını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin teknik anlamda bir yenileme görmeyip burada süre uzatımına dair bir tadil sözleşmesi niteliğinin varlığının kabul etmenin daha isabetli olacağını, bir sigorta akdi yapıldıktan sonra ondan sonraki dönemler için düzenlenen tecditnamelerin (yenilemelerin) yeni birer sigorta mukavelesi olmadığının, ilk defa kurulan sigorta akdinin devamının teydi mahiyetinde olan belgeler olduğuna dair kabulün kökleşmiş bir içtihat olduğunun belirtildiği, prim ödeme borcunda temerrüt söz konusuysa sigortayana ihtar çekilip önel verilerek sözleşmenin feshi yoluna gidilmesi gerektiğini, davaya konu poliçe içeriğinden, 30.01.2019 günü saat 16:34’te tanzim edildiği, başlangıç tarihinin de geçmişe götürüldüğünün açıkça anlaşıldığını, iki dönem arasındaki sorumluluğun kesintisiz bir biçimde devam ettirmeyi kabul ettiğinin çok açık olduğunu, sigorta hukuku sigortalıyı koruma ilkesi gereğince, sigortacının poliçeye düştüğü bir biriyle çelişkili kayıtlardan kendisi lehine çıkartıma bulunmamasının hukuken mümkün olmadığını, talep konusu olan su baskını hasarından kaynaklı zarar tutarının dosya eksperi tarafından müvekkiline bildirilen tutar ile aynı olduğunu, nihai hasar hesabında KDV hariç 120.000,00 TL tutarın gösterildiğini, son tespit tutarının talepleri kadar olduğunu, keza yangın hasarı için düzenlenen ve yine sonradan ellerine geçen eksper raporunda da hasarla ilgili tahmin edilen masraf tutarının 950.000,00 TL seviyelerinde olduğu, süreç devam ettiğinden henüz net hasar masrafının ortaya çıkmamış olduğunu, prim tahsilatının hasar sonrası şirket hesaplarına girdiğinin şirketçe bildirilmesi nedeniyle teminat harici bilgisiyle kapatıldığı, henüz net hasarın ortaya çıkmamış olduğu bir zamanda (04.07.2019 tarihi ön raporda) dahi tahmini hasar 950.000,00 TL civarında olduğunu, sonrasında eylül ayına kadar dosyada mevcut faturalarla yapılmış harcamalar / ödemelerle birlikte bu hasar miktarının 1.424.369,62 TL seviyesine çıktığını, müvekkilinin kiracısı --------- adlı firma tarafından yaptırılmış olan sigortanın dekorasyona ait bir sigorta olduğu, su baskını nedeniyle meydana gelen tüm boya, halı kaplama ve alçı tavanlarını ise müvekkili tarafından yapılarak kiracıya sunulduğunu ve ----------- şirketinin açtığı hasar dosyasının bu nedenle kapatıldığı yukarıda belirtilen su baskını hasarına ait eksper raporunda belirtildiğini, dolayısıyla bahsi geçen poliçe kapsamında müvekkiline yapılmış bir ödeme bulunmadığını, ister tek bir sözleşme olgusu üzerinden isterse geçmişe etkili sigorta yapıldığı gerçeği üzerinden ele alınsın, prim borcunda gecikme sebebine dayanılarak yapılacak fesih için davacıya önel verilmesinin zorunlu olduğunu, davalının takındığı tutum ve davranışlarla davacıya olumlu bir yönde güven oluşturduğunu, talep sonucunun ve faiz başlangıcının düzeltildiği, su baskını hasarından kaynaklanan KDV dahil 141.600,00 TL’lik tutarının ekspertiz tarihi olan 14.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, yangın hasarından kaynaklanan ( KDV Dahil) 1.424.369,62 TL’lik zarar tutarının 950.000,00 TL’lik kısmına ön ekspertiz rapor tarihi olan 04.07.2019 tarihinden, bakiye 474.369,62 TL’den davalının fesih tarihi itibariyle ilgili poliçe karşılığı hak edebileceği prim tutarı olan 102.492,15 TL düşüldükten sonra kalan 371.877,47 TL2lik kısmına da yangın hasarı son fatura tarihi olan 19.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte hüküm altına alınmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, su ve yangın sebebiyle doğan hasarın tazmini için sigortacıya karşı yöneltilen sigorta tazminatının tazmini istemlidir. Uyuşmazlık esas itibariyle sigortacının sorumlu olup olmayacağı, sorumlu ise sorumluluk miktarının tespitinde toplanmaktadır. Sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettirenin borcu sigorta primini ödemek, sigortacının borcu da rizikonun gerçekleşmesi halinde tazminat ödemektir. 6102 sayılı TTK'nın 1424 ve devamı maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketi kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalıya ulaştırmak ve özellikle primi veya ilk taksidi de poliçenin teslimi karşılığı tahsil etmekle yükümlüdür. TTK.nun 1424. Maddesine göre sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidin ödenmesi ile başlar. TTK'nın 1430. maddesinde sigorta ettirenin prim ödeme borcu; "Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir", 1431. maddesinde prim ödeme zamanı; "Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Karada ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin yapıldığı anda ödenir", 1434 üncü maddesinde prim ödemesinde temerrütün sonuçları; "(1) 1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur. (2) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur" şeklinde düzenlenmiştir.Sigorta poliçesi, sigortacının, sigorta sözleşmesinin kurulmasından sonra Kanunda öngörülen süre içerisinde düzenlemekle yükümlü olduğu; sözleşmenin yapıldığını ispat eden bir belgedir. Sigorta sözleşmelerinde sigortacının sigorta poliçesi düzenleme ve teslim etme yükümlülüğü asli yükümlülük olmayıp yan yükümlülüktür. Bu itibarla sigorta poliçesinin düzenlemesinin ve tesliminin sözleşmenin kurulması veya geçerliliği üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1424 üncü maddesi; "Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumludur” hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, sigorta poliçesi düzenleme ve teslim yükümlülüğü sigortacıya aittir. Bununla birlikte sigorta sözleşmesi akdetme ve poliçe düzenleme ile prim tahsil etme yetkisi kural olarak sigorta şirketlerine aitse de, bu yetki acentelik vekâletnamesinde belirtilmek kaydıyla, sigorta acentelerine devredilebilmektedir.Görüldüğü üzere, sigorta hukukunda kural olarak, sigorta sözleşmesinin akdedilmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigorta sözleşmesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için, 6102 Sayılı TTK'nun 1410, 1421, 1430 ve 1431. maddeleri uyarınca kazadan önce primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması gerekmektedir. Hüküm emredici niteliktedir.Prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle sigortacının sorumluluğunun başlamadığı hallerde, sigortacının; olaydan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra primleri tahsil etmesi, sonrasında geri vermemesi ve bir ihtarla da sözleşmeyi feshetmemesi hallerinde, sigortacının sözleşmeyi ayakta tutması halinde, tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan sorumlu olduğu yerleşik içtihatlarla kabul edilmektedir. Sonuç olarak, tüm bu düzenlemelere göre, sigorta sözleşmesi iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulacak ise de; 6102 sayılı TTK’nın 1421 inci maddesi gereğince sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğü primin veya ilk taksitinin ödenmesi ile başlayacaktır. Hiç kuşkusuz TTK’nın 1431 inci maddesi gereğince sigorta ettirenin prim ödeme borcu poliçenin teslim edilmesi anında muaccel hâle gelecektir. Ancak, sigorta poliçesinin verilmesinin sigorta sözleşmesinin kurulması üzerinde bir etkisi bulunmamakta, sadece sigorta ettirenin prim ödeme borcunun muaccel olmasını sağlamaktadır. Sigorta ettiren tarafından primin veya ilk taksitinin ödenmesi ile de sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğü başlamaktadır.Somut olayda, 19/03/2019 tarihinde, 19/01/2019 tarihten itibaren başlayacak şekilde 19/01/2019-2020 vadeli olarak -----------nolu İşyeri güvence sigorta poliçesi düzenlenmiştir. 03/06/2019 tarihinde su baskını, 18/06/2019 tarihinde de yangın hasarı meydana gelmiştir. Davacı ilk taksit ile zeyiller sebebiyle birikmiş primlerin ilk taksitlerini 14/06/2019 tarihinde brokere ödemiştir. Brokere yapılan ödemelerin geçerliliği sorunu yoktur. Davalı sigortacının prim tahsil etme yetkisi ile donattığı brokere yapılan ödemenin, sigortacıya yapıldığı kabul edilmelidir. Yine salt poliçenin geçmiş dönem için de yapılmış olması, (taraf iradelerinin poliçenin kendiliğinden yenilenmesi yönünde olmadığından ) onu önceki poliçenin devamı yapmayacağından temerrüt değil ilk primin ödenmemesi hükümleri geçerli olacaktır. Davacının davasının dayandırdığı iddia, poliçenin kendisine teslim edilmesi ile üç aylık cayma süresinin başlayacağı, kendi defter kayıtlarına göre 21/03/2019 tarihinde poliçenin kendilerine teslim edildiği, böylece üç aylık cayma süresi dolmadan ilk primin ödendiği ve arada zeyilnameler düzenleyen ve cayma iradesini ortaya koymayan sigortacının artık sözleşme ile bağlı olup poliçe kapsamından zarardan sorumlu olacağıdır. Davalı sigorta şirketinin savunması ise, emredici düzenleme gereği prim ödenmediği sürece sigortacının sorumluluğunun başlamayacağı, rizikodan sonra ödenen prim ile de zararın diğer bir emredici düzenleme olan TTK’nun 1458 gereği istenemeyeceği; nitekim yapılan başvuru sonrasında incelemeler neticesinde 05/08/2024 tarihli ihtarname ile cayma iradesinin ortaya konduğu, yatırılan primlerin iade edildiğidir.Yargıtayın yerleşik uygulamasında, sigortacının sözleşmeyi ayakta tutma iradesine önem verilmektedir. Yüksek mahkemece prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle sigortacının sorumluluğunun başlamadığı hâllerde, sigortacının; olaydan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra primleri tahsil etmesi, sonrasında geri vermemesi ve bir ihtarla da sözleşmeyi feshetmemesi hâlinde sözleşmeyi ayakta tuttuğu değerlendirilmektedir. Gerçekten de sözleşmeyi ayakta tutup rizikoyu bilmesine rağmen prim tahsilatını gerçekleştiren sigortacının daha sonra sözleşmeyle bağlı olmadığını iddia etmesi, TMK'nun 2 nci maddesinde düzenlenen "dürüstlük ilkesi" ile bağdaşmaz. Somut olayda, davalı sigortacının rizikonun kendisine ihbarı üzerine inceleme yaptığı sırada primin ödenmemiş olduğunu fark ettiği ve sözleşmeyi ayakta tutma iradesinin bulunmadığı, nitekim ihtar çekerek başlangıçtan itibaren sözleşmeyi feshettiğini bildirerek cayma iradesini ortaya koyduğu görülmüştür. Davacının sigorta poliçesinin kendilerine 21/03/2019 tarihinde teslim edildiği, prim ödeme borcunun bu tarihte başladığı ve bu nedenle hasar tarihinde de üç aylık cayma süresinin dolmamış olduğu itirazları bu davada önem arz etmemektedir. Zira, üç aylık süre bu tarihten başlayacak olsa da, bu üç aylık sürenin dolmaması sebebiyle sigortacının sorumlu olacağı değil, riziko gerçekleştiğinde, primin ödenmemiş olması sebebiyle sigortacının sorumluluğunun başlamayacağı sonucuna varılmalıdır. Diğer bir ifadeyle riziko 20/03/2019 tarihinde gerçekleşseydi de, davacı henüz poliçe teslim edilmediği için prim borcunun muaccel olmadığı iddiasında bulunamayacak; riziko tarihinde prim ödenmemiş olduğu için sigortacı yine sorumlu olmayacaktı. Bu üç aylık sürenin başlangıcı ve sonraki gelişmeler mahkememiz için sadece sigortacının sözleşmeyi ayakta tutma iradesini anlamak bakımından değer taşımaktadır. Zeyilnameler (ki bunlar teminat bedeli artışı için düzenlenmiştir) düzenlenmiş ise de, davacı bunların dahi ilk taksidini belirlenen günde ödememiş, poliçe ve zeyilnameler için birikmiş tüm ilk taksitlerini TL ve USD olarak rizikodan sonra ödemiştir. Bu nedenle somut olayda zeyilnamelerin varlığı, davalı sigortacının sözleşmeyi ayakta tuttuğunu gösteren bir delil olarak kabul edilememiştir. Davalı sigorta şirketine su baskını hasarı 13/06/2019 tarihinde (on gün sonra), yangın hasarı (iki gün sonra) ihbar edilmiş, sigorta şirketinde hasar dosyası açılmış, incelemeler sonucunda taksitlerin riziko tarihinden sonra ödenmiş olması sebebiyle ---------- Noterliğinin 05/08/2019 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi baştan itibaren geçerli olacak şekilde feshetmiş, aynı gün brokere yatırılmış ondan da davalıya ulaşmış primlerin de iadesine yapılmıştır. Davalı sigorta şirketinin fesih ihtarı, süresi ve şekli itibariyle, makul sürede, yasanın izin verdiği biçimde cayma iradesinin tezahürü olarak kabul edilmiştir. Açıklanan sebeplerle emredici düzenleme gereği ilk prim rizikodan ödenmediği için su baskını hasarından, rizikonun varlığı bilinmesine rağmen yapılan sigorta ödemesi batıl olacağından poliçe tümü yönünden geçersiz olacağından yargın hasarından dolayı sigortacının sorumlu olmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava tazminat davası olup, tümden red kararı verildiği için AAÜT 13/4 m. uyarınca maktu vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE; 2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 24.823,49-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 24.395,89-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 04/12/2024