İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/360 E. 2023/791 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/360
- Karar No
- 2023/791
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/360 Esas KARAR NO: 2023/791 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 19/05/2023 KARAR TARİHİ: 31/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (ticari satımdan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticari satım nedeniyle cari hesaba konu alacağını tahsil amacıyla başlattığı takibe borçlu tarafından kısmen itiraz edildiğini, ancak kısmi itiraz belirli olması gerekirken, herhangi bir tutar belirtilmediğini, usulüne uygun olmadığını, itirazın yapılmamış sayılması gerektiğini, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, müvekkili şirketin cari hesaba göre alacaklı olduğunu, borçlunun itirazında aralarındaki ticari ilişkiyi kabul etmiş olduğunu, itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkili lehine inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın cari hesaba dayalı olarak icra takibi başlatmış olmasının usulsüz ve haksız olduğunu, cari hesaba dayalı olarak alacak kalemlerinin ödeme dönemleri de muacceliyet kazanması gerektiğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin devam ettiği süre içinde taraflardan hiçbiri hukuken diğerinden alacaklı olmadığını, Alacaklı ve borçlu sıfatının sözleşme sonunda ortaya çıktığını, bu durumda sözleşme devam ettiği sürece davacı tarafın alacaklı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, icra takibi dayanağının cari hesap olarak belirtildiğini, ödeme emrinin tebliğinden sonra taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği kabul edilerek incelenen cari hesaba istinaden ödemenin yapıldığını, bakiyesi için itiraz edildiğini, sözleşmenin usulüne göre sonlandırılmadığından takibe geçilmiş olmasının mevzuata aykırı olduğunu, icra takibinin haksız olduğunu, Kötü niyetli olarak başlatılan takip nezdinde müvekkilinin harç ve masraflardan sorumlu tutulmasının kesinlikle kabul edilemeyeceğini, icra takibinin iptali ile dava masraf ve avukatlık ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesinin ayrıca haksız ve kötü niyetli olarak müvekkil aleyhine icra takibine geçildiğinden davacının takip alacağı üzerinden %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:Dava, İİK' nun 67/1 maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptali davası, takip borçlusunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi halinde, takibin devamını sağlamak amacıyla, takip alacaklısı tarafından 2004 sayılı Yasanın 67 nci maddesine göre, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılan ve genel hükümler çerçevesinde incelenen bir eda davasıdır.Borçlunun itirazı, icra dairesi tarafından alacaklıya tebliğ edilmiş olmadıkça bir yıllık süre işlemeye başlamaz; yüksek mahkeme kararlarına göre alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de itirazın iptali davası açabilir . Alacaklı bir yıllık süresi içinde itirazın iptali davası açmaması halinde takip düşer ise de alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece genel hükümlere göre alacağını dava edebilir.Davanın kabul edilmesi halinde, borçlu tarafından yapılan itiraz iptal edildiğinden, itiraz üzerine duran takibe (haciz) devam edilebilir. İtirazın iptali davası devam ettiği sürece, bir yıllık haciz talebi süresi işlemez.İspat yükünün -kural olarak- davacıda olduğu itirazın iptali davasında, alacaklı (normal bir alacak davasında olduğu gibi) alacağının varlığını usul muhakemesinde caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Davanın reddi halinde, itiraz ile duran takip iptal edilmiş sayılır ve ilam kesin hüküm teşkil ettiğinden takip alacaklısı tarafından konusu aynı olan bir dava tekrar ikame edilemez. Ayrıca borçlunun talep etmesi halinde, mahkeme, alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu kanısına varırsa alacaklıyı yüze yirmiden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum eder (67/II). Kötüniyet olgusunu ispat yükü, tazminat talep eden davalı borçludadır. Tazminatın, asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekir.Davanın kabulü halinde, itiraz üzerine duran takibe devam edilir; (varsa) ihtiyati haciz, kesin hacze dönüşür. Ayrıca, alacaklı tarafça talep edilmesi halinde, takip konusu alacağın belirlenebilir (likit) olduğu durumlarda davalı (takip borçlusu) alacak miktarının asgari yüzde yirmisi oranında inkar tazminatına mahkum edilir. Yüksek mahkemenin yerleşik uygulamasına göre hüküm altına alınacak inkâr tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekir .--------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 25.422,31.-TL toplam alacağın asıl alacağa işleyecek yıllık %11,75 yasal faizi ile birlikte tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 16/01/2023 tarihinde, davalı tarafından 20/01/2023 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal bir yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı davacı tarafça takibe konu yapılan fatura ve takip tarihi itibari ile cari hesap doğrultusunda tutulan ticari kayıtlara dayalı alacağın var olup olmadığı, var ise miktarı, inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Ön inceleme durulmasında tahkikat aşamasına geçilmiş, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapmak suretiyle uyuşmazlık konularına dair mali muhasip bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesine karar verilmiştir."... Yargılamanın devamı sırasında, davacılar vekili ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan 21.12.2018 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi ile davacı tarafça; maddi, manevi tazminat, faiz, vekalet ücreti ve yargılama gideri olarak toplamda 110.078,00-TL ödeme karşılığında davalı sigorta şirketi, sürücü ve işletenin tamamen ibra edildiği gözetilerek, davaya konu tazminatlar yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir" ."... Sulh sözleşmesi ile taraflar birbirinden karşılıklı olarak ödünlerde (tavizlerde, fedakârlıklarda) bulunarak aralarında mevcut bir hukuki ilişki üzerindeki anlaşmazlığa veya tereddüt (kararsızlık) hâline son veren ve tam iki taraf borç yükleyen bir sözleşmedirUygulamada ve teoride kabul edilmekle birlikte 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan sulh, ilk defa HMK ile düzenlenmiş ve HMK'nın 313. maddesinde bir kurum olarak yer almıştır. Anılan maddede sulh; “görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme” olarak tanımlanmıştır (HMK m. 313/1) ...Sulhun etkisi HMK'nın 315. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır " .Her iki taraf vekilinin imzalarını havi sulh ve ibra protokolü belge, davacı vekili tarafından 30/10/2023 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulmuştur. "Sulh ve İbra Protokolü" başlıklı metin incelendiğinde, anılı belgenin mahkememizin işbu uyuşmazlığıyla ilgili olarak taraf vekillerince tanzim edildiği; dosya borcunun ödeneceğinin, tarafların birbirlerinden herhangi bir yargılama ücreti talep etmeyeceklerinin, uyuşmazlık konusu olan takip dosyasının kapatılması neticesinde işbu dosyanın konusuz kalacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle sulh nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1.-Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2.-Alınması gerekli 269,85.-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 179,90.-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3.-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 179,90.-TL peşin harç ve 179,90.-TL başvuru harcı toplamı 359,80.-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4.-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5.-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6.-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta süre içerisinde -------- Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. 31/10/2023