İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/141 E. 2024/667 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/141
- Karar No
- 2024/667
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/141 Esas KARAR NO: 2024/667 DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan), DAVA TARİHİ: 21/02/2014 Mahkememizde görülmekte olan asıl dava --------- E. Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan), ve birleşen dava --------- E. İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davalarında yapılan açık yargılaması sonunda, ASIL DAVA DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Davacı vekili dilekçesinde özetle ; Müvekkilleri --------- ve eşi ---------- ile birlikte davalı Banka müşterisi olan ---------Ş. firmasının kullanacak olduğu Cari şekilde işleyen ticari krediye kefil olduklarını, İşbu kefalet kapsamında Müvekkili ---------- adına kayıtlı olan ---------- Mah. ------- pafta ------- parsel --------- arsa paylı -------- meskenin tamamına Davalı Banka lehine ipotek tesis edildğini, Cari şekilde işleyen Kredi borcuna kefil olunan şirketin mali durumunun bozulması üzerine hem Müvekkilleri --------- hem de eşi ----------- imzası ile BK.599 md.si kapsamında 26.01.2012 tarihinde kefil olunan asıl Kredi borçlusu şirkete artık kredi kullandırımı yapılmamasını diğer bir anlatımla kefaletten dönülmüş olduğunu belirten dilekçe ---------- Şubesi’ne verildiğini, Söz konusu dilekçe Davalı Banka Şubesini temsile yetkili ---------- imza karşılığı verildiğini, kendisi şifahen söz konusu dilekçenin verilmesi karşısında “artık Kredi Müşterisi olan -----------Ş.’ne kredi kullandırılmayacağını, bu tarihten sonra da kefillikle ilgili bir sorumluluklarının kalmadığını” şifahen belirttğini,Söz konusu firmanın mali durumunun iyice bozulması üzerine, Müvekkillerinin sorumlu ve dürüst kişiler olarak 26.01.2012 tarihine kadar kefaletten kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmek için 27/12/2013 tarihinde Davalı Banka ----------- Şubesine -----------Noterliği marifeti 27/12/2013 tarih ve ---------- yevmiye Nolu ihtarname ile Kefaletten dönme dilekçesini verdiklerini, 26.01.2012 tarihine kadar kefaletten kaynaklanan borç ve yükümlülüklerini yerine getirmek istediklerini buna ilişkin olarak kendilerine söz konusu hesap dökümlerinin çıkarılmasını istediklerini,Müvekkillerinin aynı gün 165.783,00 TL’yi bulan kefil olmalarından kaynaklanan borçlarını Davalı ---------- hesabına yatırdıklarını,Söz konusu kefillikten doğan tüm borçlarını yerine getiren Müvekkillerinin, teminat olarak göstermiş olduğu ipoteğin fekki isteği ile Bankaya başvurduklarını, ancak Davalı Banka ---------- Noterliği marifeti ile 29/01/2014 gün ve --------- yevmiye No ile göndermiş olduğu ihtarname ile, Müvekkillerinin ihtarnamenin gönderilmiş olduğu 29/01/2014 tarihine kadar borcun tamamından kefil sıfatı ile sorumlu olduklarını belirterek İpotek fekki istemini red ettiğini bildirdiklerini,Müvekkillerin kefil olmalarından kaynaklanan borçlarının tamamını Davalı ----------- hesabına yatırmış olmalarına rağmen, Davalı Banka tarafından ---------Noteri marifeti ile 11/02/2014 tarih ve --------- yevmiye nolu ihtarname ile Müvekkiller ve Eşinin Kefaletten döndüklerine dair dilekçenin verilmesinden sonra Asıl borçlunun kullanmış olduğu Krediler için yasal takibe geçileceği bildirildiğini, Bankanın bildirmiş olduğu İpotekin fekkinin reddine dair sebeplerinde tamamen kötü olduğunu, Müvekkillerinin kefil olduğu ---------Ş.’nin kullanmış olduğu kredilere karşılık borç miktarının tamamını karşılamaya aynı şirketin teminat olarak göstermiş olduğu -------- ve -------- plaka sayılı araçlar ile birlikte bir aracın daha olmak üzere toplam 3 aracın üzerinde Davalı Bankanın rehni bulunduğunu, söz konusu rehinler borcun tamamını karşılamaya yetecek miktarda olduğunu, davalı Bankanın müvekkillerine kefil sıfatı ile başvurmasını gerektirecek bir durum dahi söz konusu olmadığını,Hem ---------- hem de eşi --------- imzası ile 26.01.2012 tarihinde kefil olunan şirkete artık kredi kullandırımı yapılmamasını yani kefaletten dönülmüş olduğunu belirten dilekçe verildiğini, banka yetkilileri şifahen artık sorumlulukları kalmadığını belirttiklerini, aksi durum olsaydı Bankacılık mevzuatı ve iyi niyet kuralları gereği Banka yetkililerinin hemen veya makul süre içinde kefaletten dönmenin imkanı bulunmadığını yazılı olarak belirtmeleri gerekeceğini, ancak Banka, müvekkillerin ve eşinin yazılı olarak başvurmasına karşı yazılı olarak olumsuz bir cevap vermediğini,Kefil olunan Asıl Kredi borçlusunun mali durumu bozulmuş olduğundan Borçlar Kanunu: “Madde 599- Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki malî durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya malî durumunun, kefalet sırasında kefilin iyi niyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir” gereğince kefaletten döndüğünü, işbu dönme haklı sebeple iyi niyet ile yapıldığını, böylece Bankanın asıl borçlunun durumunu bilmesi sağlanarak müvekkillerinin ve davalı Bankanın daha fazla zarara uğramasının önüne geçildiğini,06.01.2012 tarihinde Davalı Banka’ya verilen dilekçe kefillikten dönülmüş olduğundan bu tarihten sonra verilen kredilerle ilgili borçlu olunmadığına karar verilmesini, Davalı banka tarafından Müvekkillere karşı başlatılmış/başlatılacak kefaletten kaynaklanan tüm takiplerin durdurulmasını,Cari şekilde işleyen Kredi borcuna kefil olunan şirketin mali durumunun bozulması üzerine hem Müvekkiller --------- hem de eşi ----------- imzası ile 26.01.2012 tarihinde kefaletten dönülmüş olduğunun tespit edilmesini,Asıl Kredi Borçlusu ---------Ş. firmasının kullanmış olduğu Cari şekilde işleyen ticari kredi kefili müvekkili ----------- teminat olarak göstermiş olduğu ve Davalı Banka lehine ipotek edilen ---------- Mah. ---------- pafta --------- parsel ---------- arsa paylı --------- meskenin tamamı üzerinde bulunan ipotek fekkine ve fek işleminin tapuda tescil edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde ; Davacıların müvekkili banka ile ----------Ş. arasından imzalanan 12.10.2010 tarih ve 937.500,00TL limitli kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kredi için ayrıca ---------- adına kayıtlı --------- İli, --------- ilçesi, --------- Mah, -------- Pafta,---------- Ada, ---------- Parsel, ---------- Kat, --------- Nolu Bağımsız Bölüm ipotek olarak alındığını, imzalanan kredi sözleşmesinde kefillerin bizzat yükümlenmiş oldukları limit kapsamında kredi kullandırıldığını, dolayısıyla kredi kullandırımında yasal hiçbir usulsüzlük olmadığını,Dava dilekçesinde belirtilen 26.01.2012 tarihli dilekçede davacılar vermiş oldukları ipotek üzerinden kredi kullandırımı yapılmamasını istediklerini, bu istem tek taraflı bir beyandan ibaret olup müvekkil bankayı bağlayıcı bir yanının olmadığını, müvekkil banka ipotekleri bütün borçların teminatı olarak süresiz tesisi edildiğini, ipotek verenin tek taraflı bir beyanı ile ortadan kaldırılması mümkün olamayacağını, kefalet kefilin limit kapsamında borcu temin etmesidir. Bu teminatın da tek taraflı bir beyanla ortadan kaldırılması mümkün olmadığını, müvekkili bankaya verilen dilekçede kefaletten çekilme yönünde bir istem söz konusu olmadığını, sadece verilen ipotek üzerinden kredi kullandırılmaması istendiğini, temin ettiği borç bitmeden ipoteğin fekki söz konusu olamayacağını, dolayısıyla hukuki dayanaktan yoksun davanın reddedilmesi gerektiğini,İpotek ile kefalet krediyi temin eden ayrı ayrı teminat olduğunu, bazı kredilerde ipotek veren ile kefiller farklı kişiler olmakla birlikte, bazı kredi sözleşmelerinde ise ipotek veren aynı zamanda kefil olarak bulunduğunu, bu durumda ipotek malikinin, kredi ilişkisinde ipotek borçluluğu ve kefalet olarak ayrı ayrı sorumluluğu bulunmadığını, dolayısıyla kefaletin sona ermesi ipotek borçluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, ipotek borçluluğunun sona ermesi kefaleti ortadan kaldırmayacağını, davacılardan ----------- kullandırılan kredide hem ipotek borçlusu hem de kefil olarak bulunduğunu, dolayısıyla borç bitmediği sürece ipotek borçlusu olarak sorumluluğu devam ederken diğer davacı ---------- ile birlikte kefaleti de limit kapsamında devam ettiğinden bahisle davanın reddi istemiştir. Asıl dava ---------- E. Sayılı dosya yönünden ilk karar : Mahkememizin -------- E.- --------- K. Sayılı 24/01/2018 tarihli kararı ile ; "1-Davacıların kefaletlerinin devam ettiğinin belirlenmesi ile kefaletten dönüldüğünün tespiti ve buna bağlı olarak borçlu olmadığının tespitine ilişkin taleplerinin REDDİNE, 2-Davacı ---------- ipoteğin fekkine ve fek işleminin tapuda tesciline ilişkin talebinin aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 3-Davacı --------- ipoteğin fekkine ilişkin talebinin KABULÜ ile, --------- İli, --------- İlçesi, --------- Mah. ----------- mevkiinde kain ---------- pafta, ---------- parsel , ---------- blok, ----------- girişte kayıtlı taşınmaz üzerindeki davalılar lehine tesis edilen ipoteğin fekki ile fek işleminin tapuya tesciline, " karar verilmiştir. İSTİNAF KALDIRMA KARARI:------------ Sayılı 09/02/2023 tarihli kararı ile ; "Somut olayda; 09.03.2011 tarihli akit tablosuna göre ipoteğin, asıl borçlu ---------- şirketinin, açılacak cari hesapları, kambiyo senedi, sözleşme, kredi işlemleri, haksız fiil ve kanundan doğmuş ve doğacak her türlü borçlarını 656.250-TL'ye kadar teminat altına almak amacıyla tesis edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İpoteğin, ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği görülmektedir. Bu haliyle ipotek, azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Akit tablosunda ilave bir takım hükümlerin yer alması ipoteğin üst sınır ipoteği vasfını değiştirmemekte olup, bu nedenle ipoteğin ana para ipoteği olarak kabulüne olanak yoktur. TMK'nın 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde, alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. TMK'nın 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması mümkün değildir. Bu nedenle üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. O halde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Bu kapsamda somut olayda, ipotek akit tablosunda doğmuş ve doğacak tüm borçlar herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın teminat altına alınmış olmakla, borç sona ermediği sürece davacı ipotek borçlusunun kefaletten dönme bildiriminin veya kefaletinin sona ermesinin, kefaletten bağımsız olan ipotek yükümlülüğü bakımından sorumluluğunu sona erdirmesi de mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece hatalı değerlendirme sonucu ipoteğin ana para ipoteği olup bu nedenle geçersiz olduğu gerekçesiyle, ipoteğin kaldırılması isteminin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Diğer yandan davacı ----------- tarafından temlik eden ve temlik alan alacaklılar aleyhine aynı hukuki nedene dayalı olarak ipoteğin kaldırılması ve ipotekli takibin iptali istemiyle işbu dava tarihinden sonra aynı mahkemede dava açılmış, asıl dava ile birleştirilen bu dava daha sonra tefrik edilmiş olup, halen aynı mahkemenin ---------- esasında kayıtlı olup derdest olduğu, işbu dava sonucunun bekletici mesele yapıldığı anlaşılmaktadır. Her iki dava da aynı hukuki sebebe dayalı olarak açılmış olup, davaların tarafları ve konuları bakımından bağlantılı olduğu açıktır. Davaların birlikte görülmesi usul ekonomisinin de gereğidir. Bu nedenle söz konusu davanın da işbu dava ile birleştirilerek birlikte görülmesi gerekirken ayrı ayrı görülmesi de hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" karar verilmiştir. BİRLEŞEN DAVA DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ----------Ş'nin davalı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, ayrıca kefalet kapsamında evi üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis ettiğini, müvekkilince söz konusu kefaletten 26/01/2012 tarihinde dönme talep edildiğini ve o tarihe kadar olan borçların davalı bankaya ödendiğini, bunun akabinde müvekkilinin ipoteğin fekki istemi ile davalı bankaya başvurduğunu, ancak davalı bankanın bu talebi reddettiğini, daha sonra davalı bankanın müvekkili hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, diğer davalı ---------- dava konusu alacağı davalı bankadan temlik aldığını, müvekkilince 11/06/2014 tarihli protokol uyarınca temlik alanla müvekkili arasındaki borcun sona erdiğini, protokole göre taşınmaz üzerindeki ipoteğin ve hacizlerin kaldırılması gerektiğini, ancak karşı tarafın takibe devam ettiğini, takip sırasında taşınmazın satışının talep edildiğini ve kıymet takdiri yapıldığını belirterek icra takibinin durdurulmasına, takibin iptaline ve müvekkilinin taşınmazı üzerine davalı lehine konulan ipoteğin kaldırılmasına ve fek işleminin tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı konuda ----------- esas sayılı dosyasında dava açtığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrcıca müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik itirazında bulunmuş, ayrıca müvekkilinin ipoteğin fekkinden sorumlu olmadığını, protokolün şarta bağlandığını, ve şartın gerçekleşmediğini bildirek davanın reddini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Asıl dava ; dava dışı şirket tarafından kullanılan kredi nedeniyle verilen kefaletin sona erdiğinin ve bu kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekkine ilişkindir.Birleşen dava : ---------- İcra Müdürlüğünün ----------- esas sayılı takibin iptali ile ---------- İlçesi, ---------- Mah. ---------- pafta, --------- parselde kayıtlı ---------- arsa paylı mesken üzerine davalı lehine konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuçlandırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu, ek raporu, tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyası hep birlikte değerlendirildiğinde; Davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ----------Ş. arasında 937.500,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşmeyi asıl davanın davacısı olan kefillerin 937.500,00 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, Mülkiyeti davacı ----------- ait olan ---------- konut üzerinde davalı banka lehine 1.derecede 656.250,00 TL limitli üst sınır ipoteği tesis edildiği, taraflar arasında akdedilen ipotek senedinin 1. Maddesinde " “Borçlu ----------Ş.’nin ---------- merkez ve şubeleri ile yapmış olduğu ya da ileride yapacağı; kambiyo senetlerinin iskonto veya iştirasından namına AÇILMIŞ VE AÇILACAK bilcümle borçlu ve alacaklı cari hesaplardan veya lehine verilmiş ve verilecek teminat ve kefalet mektuplarından ve bankanın merkez ve şubelerinin borçlu, keşideci, muhatap, ciranta, aval, kefil, müşterek borçlu, yed’i emin ve sair sıfatlarla imzasını havi olarak işleme kabul ettiği kambiyo senedi, mukavele, sözleşme, taahhütname ve saire … gibi diğer her türlü senetten DOĞMUŞ VE DOĞACAK borçların … teminatını teşkil ettiği kabul ve taahhüt edilmiştir.” “Açılmış ve Açılacak”; Doğmuş ve Doğacak” ifadesi geçmektedir. Bu durumda, ilgili ipotek senediyle ileride doğacak alacaklar da teminat altına alındığı için söz konusu ipotek anapara ipoteği vasfını taşımadığı, dava konusu ipotek üst sınır limit ipoteği olduğu, Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununa göre, taraflar arasında akdedilen kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, ayrıca asıl borç ile birlikte kefil olan davacıların kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlu olduğu,Davacı kefillerin 26.01.2012 tarihli dilekçeyle, borçlu şirkete ipotek edilen taşınmaz üzerinden kredi kullandırımı yapılmaması konusunda davalı bankadan talepte bulundukları, davacılar tarafından keşide edilen 27.12.2013 tarihli ihtarnamede, 26.01.2012 tarihinden sonra borçlu şirkete verilmiş kredilerden sorumluluklarının bulunmadığı; bu tarih öncesindeki borcun bildirilmesinin ödenmek istendiği belirtilerek ödenmesi gereken borcun bildirilmesi ihtar edildiği, aynı tarihte, kredi borcuna mahsuben alacaklı bankaya davacılar tarafından toplam 161.253,00 TL ödeme yapıldığı, ancak sonrasında alacaklı banka tarafından bir kısım alacak talebiyle hem ilamsız takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür. Davalı banka tarafından dava dışı şirkete kullandırılan tüm kredilerin kefaletten dönme/çekilme ihbar tarihinden (27.12.2013) önce kullandırıldığı, bu bağlamda, davalı banka tarafından icra takibine konu edilen alacağının, davacıların kefaletten dönme iradesini bankaya bildirdikleri ve bir kısım kredi borcu ödemesini yaptıkları tarihten önce doğduğu, diğer bir ifadeyle, somut olayda davacıların kefaletten dönme iradesini alacaklı bankaya bildirdikleri ve bir kısım kredi borcu ödemesini yaptıkları tarihten sonra yeni bir alacak doğmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca dosyada mevcut ödeme dekontlarından, davacıların 27.12.2013 tarihinde ---------, --------- ve ---------- no’lu kredi hesaplarına ilişkin olarak toplam 162.258,33 TL tutarında ödeme yaptıkları anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından ödeme yapılan bu krediler, davalı banka tarafından hesap kat ihtarnamesine ve dolayısıyla icra takibine konu edilmemiştir. Diğer bir ifadeyle, davalı banka tarafından hesap kat ihtarnamesine ve takip talebine konu edilen alacak, davacıların ödeme yaptıkları kredilerin dışında bir alacak olduğu belirlenmiştir. Zira davalı banka tarafından davacıların ödeme yaptıkları krediler hesap kat ihtarnamesine ve takibe konu edilmemiştir. Bu durumda, davacıların kefaletten dönme iradesini bankaya bildirdikleri (27.12.2013) tarihten önce doğan borçtan müteselsilen sorumlu olduğu, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak 08.04.2014 tarihli temlikname ile davalı banka tarafından ---------- temlik edilmiştir. Söz konusu temlik sözleşmesi geçerli olduğu, bu sözleşme gereğince, alacak hakkı ve bu alacağı teminat altına alan ipotek davalı ---------- geçtiği, temlik alacaklısı --------- ile davacılar arasında 11.06.2014 tarihinde Protokol akdedildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu protokolde, davacı kefillerin ikame ettiği davadan feragat etmesi şartıyla davacıların kefaletinin sona erdiği kabul edilip davacının taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılacağı ve temlik alacaklısı vekiline 12.300,00 TL elden nakden ödeme yapıldığı ifade edilmişse de protokol hükümlerinin taraflarca yerine getirilmediği, temlik alacaklısının davacılardan dava tarihi (21.02.2014) itibariyle 163.442,94 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, asıl davanın davacılarının menfi tespit taleplerinin yerinde olmadığı , davacı ----------- ipotekli taşınmazın maliki olduğundan, ipoteğin kaldırılması istemi bakımından dava ehliyetine sahip olduğu, yargılama sırasında gerçekleşen alacağın temliki nedeniyle, alacağını temlik eden bankanın işbu davada taraf sıfatının kalmadığı, davalı banka aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir, davacıların kefaletlerinin devam ettiği, buna bağlı olarak borçlu olmadıklarının tespit ile ipoteğin fekkine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak asıl ve birleşen dava yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere : 1-ASIL VE BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ; a-Temlik eden davalı ---------- Aleyhine açılan davanın Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle Reddine, b-Temlik alan davalı ----------- aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2-HARÇLAR a-ASIL DAVA YÖNÜNDEN ; alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 2.664,10 TL ve yargılama aşamasında 12.05.2017 tarihinde yatırılan 8.542,17 TL olmak üzere toplam 11.206,27 TL harç alınmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazla alınan 10.778,67 TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacılara iadesine, b-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ; Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 6.831,00 TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan 6.403,40 TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, 3-VEKALET ÜCRETİ A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN ; Avukatlık asgari ücret tarifesine göre 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, B-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ; Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı/temlik alan vekili için takdir olunan 62.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı/temlik alan'a verilmesine, 4-YARGILAMA GİDERLERİ a-Asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, b-Asıl dava da ve birleşen davada davalı/temlik eden ---------- tarafından sarf edilen 87,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı/temlik eden ---------- verilmesine, c-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile -----------Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/09/2024