İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/720 E. 2025/77 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/720
- Karar No
- 2025/77
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/720 KARAR NO : 2025/77
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 05/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı ...’nun, şirkete ait banka hesaplarında bulunan paraları şahsi hesabına aktarması ve araçları üzerine geçirmesi hukuka açıkça aykırı olduğunu, ileride telafisi imkânsız zararların da doğmasına sebep olacağından, müvekkilin içinde bulunduğu mağduriyet değerlendirilerek, teminat aranmaksızın verilecek kararla, ...'nun (TCKN: ... banka hesaplarına, üzerine kayıtlı taşınmazlara, ticaret sicilinde kayıtlı şirket paylarına, ---plakalı ---- marka otomobil ve ---- plakalı ------ marka motosikletin trafik sicil kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ortağın; şirket hesaplarından şahsi banka hesaplarına geçirdiği Türk Lirası ve döviz (USD, EURO, vs.) miktarları ayrı ayrı belirlenerek, şimdilik 1 EURO, 1 USD ve 800,-TL alacağın (belirsiz alacak olarak), zimmete geçirme haksız fiil sayılacağından, haksız fiil (transfer işlemi) itibariyle Türk lirası olanlara "avans faizi", döviz cinsinden olanlara "kamu bankalarının ilgili döviz kurundan açılmış bir yıl vadeli hesaplara ödedikleri en yüksek faiz" uygulanmak suretiyle, hakkında tasfiye kararı alınmış bulunan ----ödemesine, yine ---- plakalı ----- marka otomobil ve -----plakalı ----- marka motosikletin, trafik sicilindeki kaydının iptali ile------adına tesciline, bu araçların üçüncü kişiler adına geçirilmiş olması veya trafikten çekilme vs. sebeplerle fiilen teslim imkanı kalmaması sebebiyle hükmen tescil kararı verilemeyecek olması halinde, söz konusu araçların karar tarihine en yakın tarihteki değerlerinin belirlenerek, davalının bu bedeli ----- ödemesine, bu miktara haksız tescil tarihi itibariyle avans faizi uygulanmasına, terditli olarak, mahkemenin yukarıdaki talepleri yönünden hukuki veya fiili sebeplerle karar veremeyecek olması halinde, şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında; davalının şirket malvarlığını azaltıcı eylem ve işlemleri olmasaydı, şirketin tasfiyesi sonucunda davacıya kalması gereken bedel ile belirtilen sebeplerle fiilen kalan bedel arasındaki fark hesaplanarak ve bu fark güncel ekonomik şartlara uyarlanarak, dava tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın talebinin dayanağını TTK Mad. 555 ve 553 hükümleri oluşturmakta olduğunu, bu hükümlere göre açılabilecek davalar 2 yıl ve 5 yıllık zamanaşına tabi olduğunu, somut olayda zamanaşımının dolduğunu, zira 2 yıllık sürenin başlangıcı zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren başladığının açık olduğunu, somut olayda davacı taraf hem zararı hem de sorumlunun kim olduğunu bildiğini tarihlerini de belirterek ifade ettiğini, dolayısıyla 2 yıl içinde bu talepleri öne sürülmesi gerekmekte olduğunu, ancak davacı 2 yıl dolduktan sonra bu davayı ikame ettiğini, bu nedenle işbu davadaki talepler zamanaşımına uğradığını tüm bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddini mahkeme aksi taktirde ise davacı tarafından açılan davanın esastan reddi ile yargılama masrafları ve ücret-i vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce; ---- Defterdarlığı'ndan dava konusu----- tüm vergi kayıtları ile şirket kuruluşundan itibaren tüm vergi beyannameleri varsa eklerinde yer alan bilanço ve gelir tabloları istenilmiş, ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden dava konusu ---- kuruluşundan itibaren tüm ticari sicil kayıtları getirtilmiş, İlgili bankalardan dava konusu ----- hesaplarına ilişkin 2022 yılından dava tarihine kadar olan hesap hareketleri celp edilerek ve --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiştir. Dava, TTK'nın 644/1-a maddesi yollaması ile TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince limited şirket yöneticisinin şirkete vermiş olduğu zararın tazmini ile tazminatın şirkete ödetilmesi istemine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelidir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar.TTK'nın 560/1. Maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması gerekli değildir.Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun mal varlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır. Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.Ticaret sicil kaydına göre "----." ünvanlı şirketin adresinin "------" olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı; taraflardan başka ortak bulunmadığı, taraflardan oluşan iki ortaklı limited şirket olup, ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ------numaralı ve 28.02.2024 tarihli kararı ile şirketin feshine ve tasfiyesine karar verildiği, anılı kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; somut olayda davacı tarafça daval şirket ortağı ve yetkilisi olan ...’nun şirketin banka hesaplarında bulunan parayı, şahsi hesaplarına aktardığı ve şirket araçlarını üzerine geçirmek suretiyle şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla işbu davanın açıldığı, dava konusu para aktarımlarının çoğu ve araç tescillerine dair hususun, 24/02/2022 tarihinde, ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan fesih dosyasının dava dilekçesinde da belirtildiği ve en geç 24/02/2022 dava tarihinde bu hususların bilindiğinin kabulü gerektiği, TTK'nın 560/1. maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, mevcut durumda davacının zararı ve sorumluyu en geç 24/02/2022 tarihinde öğrendiği ve işbu davaya ilişkin arabuluculuk başvurusunun 16/05/2024 tarihinde yapıldığı, işbu davanın ise 05/02/2025 tarihinde açıldığı, dolasıyla yasada öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın açıldığı, her ne kadar davacı vekili ön inceleme duruşmasında davada ceza zamanaşımı uygulanması gereken hususlar bulunduğundan, bu hususta ayrıntılı beyan dilekçesi ve delillerini sunmak üzere süre talep etmiş ise de iddianın genişletilmesi mahiyetindeki davacı beyanlarına itibar edilmediği gibi davacı tarafından, dava dilekçesi kapsamında iddia edilen eylemlerin cezai yaptırım gerektirmediği kanaatiyle ceza zamanaşımı da uygulanamayacağından, davalı vekilinin yasal süresinde bildirdiği zamanaşımı defi nazara alınarak TTK'nın 560. Maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM (Yukarıda açıklanan nedenlerle): 1-TTK'nın 560. Maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin yatırılan toplam 427,60 TL hacın mahsubu ile bakiye187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan gider avanslarında kalan ücretlerin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.