İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/809 E. 2024/627 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/809
- Karar No
- 2024/627
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/809 KARAR NO : 2024/627 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/10/2022 KARAR TARİHİ : 13/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların müvekkil Banka' nın taşeronu (yüklenici-altişveren) olarak yürüttükleri hizmetlerde çalışmakta olan işçilerden---- iş akdi tazminat almaya hak edecek şekilde sona ermiş olup, müvekkil Bankada taşeron işçi olarak çalışmış olduğu döneme (24.03.2016 - 12.06.2019 arası) ilişkin 3 Yıl 2 Ay 19 günün karşılığı olarak hesaplanan brüt 10.888,40 TL Kıdem tazminatı , brüt 6.313,21 TL İhbar Tazminatı ve brüt 1.578,30 TL izin ücreti olmak üzere toplam brüt 18.779,91 TL ' nin net tutarı olarak toplam 17.453,64 TL kamu kurum ve kuruluşlarına yüklenen hukuki sorumluluk gereği 28.06.2019 tarihinde müvekkil banka tarafından asıl işveren sıfatıyla işçi hesabına yatırılmak sureti ile ödendiğini, Türk Borçlar Kanunu ile İş Kanunu hükümleri ve ayrıca asıl işveren olan müvekkil Banka ile alt işveren davalılar arasında akdedilen Hizmet Alım Sözleşmeleri ile Teknik Şartname, İdari Şartnamelerin "Yüklenicin Yükümlülükleri" maddeleri uyarınca tüm işçi ödemelerinden alt işveren sorumlu olduğunu, işçi ödemelerinden alt işverenler kendi dönemleri ile sorumlu olduğunu, Müvekkil banka tarafından ödenen tutarların tamamının sorumlu oldukları dönemler çerçevesinde yüklenici firmalardan talep olunması önünde yasal hiç bir engel bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle Asıl işveren sıfatı ile ----- işçilik alacaklarına istinaden müvekkil banka tarafından ödenmiş olan tazminat tutarlarının, ödeme tarihinden itibaren tahsiline kadar işleyecek kanuni faizi ile birlikte alt-işveren davalılardan tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. SAVUNMA Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; işçi alacaklarından kaynaklanan rücuen tazminat isteminden ibarettir 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da, anılan madde hükmü uyarınca davacı ile davalı arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, asıl (üst) işveren, (alt) işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar.İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 28.01.2014 tarih ve ----- 25.02.2014 tarih ve ---. sayılı ilamları ile Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin 23.06.2014 tarih ve -- tarih ve ----- tarih ve ---- tarih ve -----. sayılı ilamları da bu yöndedir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Dava dışı işçinin;*Hizmet Süresi :Dosya kapsamı hizmet döküm cetveline göre dava dışı işçi----- davalı şirketlere ait ------ sicil no.lu işyerinde ----- sicil nolu işyerinde 13.12.2018-12.06.2019 tarihleri arasında çalıştığı tespit edilmekle, dava dışı işçinin 24.03.2016 ile 12.06.2019 tarihleri arasında geçen 3 yıl 2 ay 19 günlük çalışma süresinden sorumluluğuna gidilmesi gerekeceği, Hizmet Alımına Ait Sözleşme, İdari Şartnamedeki düzenlemelere göre dava dışı işçinin son aylık brüt ücretinin dönem asgari ücreti 2.558,40 TL.nın % 20 fazlası karşılığı 3.070,08 TL nakdi yol hakkı bulunduğu tespit edildiği, davacının, davalılara rücu edilebileceğinin kabulü durumunda, Hizmet Alımına Ait Sözleşme doğrultusunda davalıların sorumluluğuna gidilmesi durumunda rücu edilebilir miktarın 17.199,19 TL/Brüt, TBK.nun 167.maddesindeki düzenleme doğrultusunda davalıların sorumluluğuna gidilmesi durumunda rücu edilebilir miktarın 8.599,59 TL/Brüt olabileceğine ilişkin hususları beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi tarafından alınan ek rapor da özetle; davacının, davalılara rücu edilebileceğinin kabulü durumunda, rücu edilebilir miktarın brüt 17.199,19 TL olabileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Davacı asıl işveren, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesi hükmüne dayalı sorumluluğu nedeniyle dava dışı işçiye kıdem/ihbar tazminatı ve izin ücreti ödemiş ise de, davacının bu tazminattan sorumluluğu, anılan Yasa maddesine göre işçilere karşı olan bir sorumluluk olup, taşeron ile asıl işveren arasındaki birbirlerine karşı olan sorumluluğu içermeyen anılan düzenlemenin dava konusu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği söz konusu sözleşmenin 22. Maddesi ile teknik şartnamenin 6-h ve 6-m maddeleri uyarınca , denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda da hesaplandığı üzere davacının 17.199,19 TL ile sınırlı olarak rücu edebileceği ve ödeme tarihinden itibaren talebe bağlılık ilkesi gereğince yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin ispat edilememesi nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 17.199,19 TL'nin 28/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Başlangıçta hiç harç alınmadığından 1.174,88 TL karar harcı ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.255,58 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.707,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 3.394,98 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.199,19 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.465,33 TL'nin davalıdan, 134,67 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.