İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/159 E. 2023/900 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/159
Karar No
2023/900
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/159 KARAR NO : 2023/900 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/03/2022 KARAR TARİHİ : 15/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalıdan ticari satımdan kaynaklanan bakiye 2.422,41 TL alacağı bulunduğunu, bu bedelin ödenmemesi üzerine----İcra Müdürlüğü'nün----- sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış ve davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;-----. İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı dosyasıyla yapılan icra takibinde dayanak belge olarak sunulan irsaliyeli faturalardan 18/4/2019 tarih 475,98 TL tutarlı irsaliyeli fatura dışında hiç bir irsaliyeli fatura ve içeriğindeki mallar -iddia edildiği gibi- müvekkil firmaya teslim edilmediğinden böyle bir borçlarının bulunmadığını, icra takibi sadece 4 adet fatura için olduğunu, Davacı firma önce icra takip talebi ve ödeme emrinde sadece bu faturaların ödenmediğine ve bu faturalardan dolayı alacağı olduğunu iddia etmiş ancak daha sonra sunulan dava dilekçesinde "cari hesaptan bakiye alacağımz" demek suretiyle taleple bağlılık ilkesine aşarak iddia ve taleplerini genişlettiklerini bu soyut talebin takibine itiraz edilen icra işlemiyle bir ilgisi bulunmadığını, bu aykırılığa izin ve muvafakatlerinin bulunmadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle----- İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğü'nün----- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı ve davalı şirketin incelenen ticari defterlerine göre, her iki tarafın 2019 yılı açılış bakiyesi davacının davalıdan 7.526,29 TL tutarınca alacağının bulunduğunu teyit ettiğinden, davacı şirketin 2018 yılı cari hesabının ( davalı şirket ile ilgili olan ) rapora dökülüp dökülmemesinin bir önemi bulunmamakta olup, taraflar arasında bu konuda bir çekişme bulunmadığı, Tarafların bağlı bulunduğu vergi daireleri tarafından dosyaya sunulan BA / BS bildirimlerinin incelenmesinden, her iki tarafın da BA / BS bildirimlerinde mal alım ve / veya satım bildiriminde bulunmadığı görüldüğü.Ay ay düzenlenen faturaların KDV hariç toplamları 5.000,00 TL tutarın altında kalan faturaların bildirim zorunluluğu bulunmadığı davacının takibe konu ettiği ---- nolu 475,98 TL ( Davacı takipte 397,43 TL tutarını istemiştir.), ----nolı 509,00 TL,----nolu 391,94 TL ve -----nolu 1.124,00 TL tutarındaki faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı davacı tarafın davalıya hitaben düzenlediği faturalardan---- nolu ve 475,98 TL ( Davacının talebi 397,43 TL ) tutarındaki irsaliyeli faturada ----- isim ve imzası bulunduğu, davacı tarafın davalıya hitaben düzenlediği ----- nolu ve 509,00 TL tutarındaki fatura dosyaya ve icra dosyasına sunulmadığı -----nolu ve 391,94 TL tutarındaki irsaliyeli faturada teslim alan isim ve / veya imzanın bulunmadığı----- nolu 1.124,00 TL ( İcra dosyasında ------ nolu faturanın bulunduğu görülmüştür.) tutarındaki faturada da teslim alan isim ve / veya imzanın bulunmadığı davacı tarafın davalıdan 31.12.2020 takip tarihi itibariyle 397,43 TL tutarınca alacağının bulunduğu, davacının takibe konu ettiği 3 adet faturayı talep edebilmesi için faturaya konu malların davalı şirkete teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiği Davacı taraf takipte toplam 575,47 TL tutarında faiz istemiş ise de, taraflar arasında faiz istenebileceği ile ilgili yazılı bir sözleşme, alacalının borçluyu temerrüde düşürücü her hangi bir ihtarının bulunmadığı görülüp, davacı taraf takipte TTK. 1530. Maddesine göre faiz isteminde bulunmadığından, davacı tarafın takipten önce istediği 575,47 TL tutarındaki faiz isteminin yerinde olmadığı hususlarını beyan ve rapor etmiştir Mahkememizce -----müzekkere yazılarak davalı şirketin 2019 yılı ----- çalışanları listesi istenilmiş ----- tarafından müzekkeremize cevap verildiği görülmüştür . Duruşmada dinlenilen tanık ----- beyanında; "Ben davacı şirketin satış bölümünde 2018 yılından beri çalışıyorum davayaa konu faturaya konu mallar davacının satmış olduğu mallardır davalı şirket ise davacının çalışmış olduğu şirketlerden bir tanesidir ben satış bölümünde çalıştığım için ödeme ve teslimatla ilgili doğrudan bilgi sahibi değilim ancak sipariş girildiğinde sipariş eden şirkete mallar irsaliyeli fatura ile gönderilir, mallar teslim edildikten sonra ödeme alınır, akabinde banka vasıtası ile malların bedeli davacı şirkete ödenir davacı şirket elle ödeme ile çalışmamaktadır, malları sevkiyat biriminden ---- şirket aracı ile teslim etmektedir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Duruşmada dinlenilen tanık ------ beyanında; " davacı şirkette 2017 yılından beri dağıtıcı şöför olarak çalışmaktayım, tarafıma verilen siparişleri teslimini ben yapıyorum bana göstermiş olduğunuz irsaliyelerin bazılarında teslim alan kısmında imzalar varken bazılarında imza yoktur bunun nedeni davalı şirket bünyesinde çalışan elamanların yetkilerinin bulunmadığından bahisle imza atmak istememelerinden kaynaklanmaktadır, malı teslime gittiğimizde farklı farklı personel ile karşılaşmaktayız ancak işin uzamaması adına faturaya konu malların hepsi tarafımca davalı şirkete teslim edilmiştir ödemeye yönelik olarak doğrudan bilgi sahibi değilim dağıtıcı olarak elden para teslim alma yetkimiz bulunmamaktadır işin finansal kısmına dair bilgi sahibi değilim, ----- içinde sevkiyatı sağlayan kişi şirket bünyesinde bir tek kişi benim, genelde karşı tarafa teslim edildiği için teslim eden kısmını doldurmuyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Duruşmada dinlenilen tanık ------ beyanında; " davalı şirketin hukuk müşaviri olarak görev yapmaktayım, 16 yıldır odam şirket bünyesindedir odamda büyük bir camekan vardır nakliye araçlarını net olarak görürüm, davalı şirket sektör nezdinde büyük bir şirkettir davaya konu alacak ise küçük bir meblağdır davalı şirketin işleyişi mal şirkete geldiğinde ve mal kabul edildiğinde gönderilen faturalara ilişkin ödemelerin gereği derhal yapılır, faturaya konu işlemlere ilişkin evraklar odama gelmektedir, şayet davaya konu edilen mallar şirkete teslim edilmiş olsaydı ödemesi yapılırdı, ödemelerin hepsi banka kanalı ile yapılmaktadır, irsaliyede ismi geçen şirket çalışanları yönünden doğrudan bir bilgim yoktur şirkette işçi sirkülasyonu nedeni ile tam bir bilgi veremeyeceğim baro kaydımdaki adres davalı şirket merkezindedir sevkıyata konu malları ben teslim almam yalnızca evrak takibinden sorumluyum, ancak yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere depo odamın önündedir teslim alınan mallara yönelik olarak şirketin takibi çık sıkıdır" şeklinde beyanda bulunmuştur.Duruşmada dinlenilen tanık ----- beyanında; "Ben yaklaşık 10 yıldır davalı şirket bünyesinde satın alma ve operasyon bölümünde çalışmaktayım, hatırladığım kadarıyla irsaliyeli faturaların düzenlendiği tarihlerde davacı şirket ile çalışıldı ancak davacının evrak işlemlerinde ki özensiz tutumu nedeni ile davacı ile çalışmaktan vazgeçildiğini hatırlıyorum, şirketin işleyişi mal depoya geldiğinde kayda alınır ve faturası satın alma birimine sevk edilir malı teslim alan depo çalışanları teslim aldığına dair imza atarlar, davalı şirketin çalışma prensibinde irsaliye yahut faturanın iki nüsha halinde düzenlenerek bir nüshasını malı teslim eden şirkete bir nüshasınında malı teslim alan davalı şirkette kalacağı şekildedir akabinde mal teslim alındıktan sonra ödeme işlemleri banka/havale yolu ile yapılır bana göstermiş olduğunuz irsaliyelerde----- isminde bir çalışanımızın bulunduğunu hatırlamıyorum, diğer irsaliyede ise ---- olarak belirtilen kişi ----- olabilir ancak söz konusu kişi davalı şirket bünyesinde mesul müdür olarak görev yapmaktadır ve odası depodan bir kat yukarıda dır mesul müdürün ürün teslim alması olağan değildir, bildiğim kadarıyla şirket içerisinde çalışan sirkilasyonu yoğun değildir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Somut olayda tarafların ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu,, davacının takibe konu ettiği ----- nolu 475,98 TL ( Davacı takipte 397,43 TL tutarını istemiştir.), ---- nolı 509,00 TL, ------ nolu 391,94 TL ve------ nolu 1.124,00 TL tutarındaki faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı davacı tarafın davalıya hitaben düzenlediği faturalardan ----- nolu ve 475,98 TL ( Davacının talebi 397,43 TL ) tutarındaki irsaliyeli faturada -----isim ve imzası bulunduğu, davacı tarafın davalıya hitaben düzenlediği ----- nolu ve 509,00 TL tutarındaki fatura dosyaya ve icra dosyasına sunulmadığı ------ nolu ve 391,94 TL tutarındaki irsaliyeli faturada teslim alan isim ve / veya imzanın bulunmadığı ------ nolu 1.124,00 TL ( İcra dosyasında -----nolu faturanın bulunduğu görülmüştür.) tutarındaki faturada da teslim alan isim ve / veya imzanın bulunmadığı davacı tarafın davalıdan 31.12.2020 takip tarihi itibariyle 397,43 TL tutarınca alacağının bulunduğu, hususlarını beyan ve rapor etmiştir. HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Tüm dosya kapsamı incelenmekle davanın miktar itibariyle tanıkla ispat sınırları içerisinde kaldığı tanıkların davacı ve davalı şirket çalışanları olduğu beyanlarının dava ve cevap dilekçeleri ile bağlı kaldığı hususu gözetilerek bilirkişi tarafınca incelenen ve davacının takibe konu ettiği ----- nolu 475,98 TL ( Davacı takipte 397,43 TL tutarını istemiştir.),-----nolı 509,00 TL, ----- nolu 391,94 TL ve ----- nolu 1.124,00 TL tutarındaki faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmekle davalının celp edilin---- şirket çalışan listesi ile de karşılaştırılarak-----nolu 475,98 TL ( davacının takipte 397,43 TL tutarını istediği ),-----nolı 509,00 TL fatura da isim-soyisim ve imza bulunduğu ( bilirkişi rapordaki tespitlerin aksine ) gözetilerek davalı şirket çalışanların imzasının yer aldığı irsaliyeli faturalara konu malların davalı şirkete teslim edilmemesi ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu kanaatiyle bu faturalar yönünden davacının davalıdan alacaklı kanaatine varılmış ; fazlaya yönelik talebin açık olarak isim ve imzalı irsaliyeli fatura ile davalıya teslim ediliği ispat edilemediğinden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 906,43 TL üzerinden devamına, fazlaya yönelik talebin reddine, 2-Alacak likit olduğundan kabulüne karar verilen alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar harcı 269,85 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 161,4‬0 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.337,25 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 404,33 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 906,43 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 2.091,45 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 471,68 TL'nin davalıdan, 1.088,32 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/159, K. 2023/900, T. 15.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-159-e-2023-900-k-39d68dba2fb7