İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/125 E. 2023/767 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/125
- Karar No
- 2023/767
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/125 KARAR NO : 2023/767 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/02/2020 KARAR TARİHİ : 22/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında 11/09/2012 tarihli "Belirsiz Süreli Hizmet Akdi" nin imzalandığını, davalının söz konusu hizmet akdine istinaden müvekkile ait iş yerinde 11/09/2012-30/04/2015 tarihleri arasında çalıştığını, davalının 27/04/2015 tarihli istifa dilekçesiyle 30/04/2015 tarihinde müvekkilinin iş yerinden ayrıldığını, davalının hizmet akdinin 10.maddesinde iki yıl süreyle aynı konularda davacı şirketle rekabet firmalarda çalışmama tahaahüdünde bulunduğunu, bu açık hükme aykırı surette, 14/05/2015 tarihinde ----- kurarak ticari faaliyete geçirdiğini ve davalının bu şirketin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak atanmış olduğunu, müvekkili şirket tarafından öğrenildiğini, davalının müvekkili şirket ile rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı olarak davalının bizatihi müvekkili şirketle doğrudan rekabet içerisinde bulunduğunun sabit olduğunu, cezai şart olarak kararlaştırılan 50.000 ABD Dolarını tebliğden itibaren 15 gün içerisinde müvekkili şirkete ödemesi için ----- Noterliği'nin 01/08/2019 gün ----yevmiye- no'lu ihtarnamesinin keşide olunduğunu, davalının ihtarnameye cevap vermediğini ve suskun kaldığını belirterek, şimdilik 1.000 USD alacağın davalıya ihtar tarihinden itibaren işleyecek olan ve devlet bankalarının USD cinsinden 1 yıllık mevduata ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan hizmet akdindeki rekabet yasağı anlaşmasının kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, rekabet yasağı işçinin ekonomik yönden geleceğini tehlikeye sokmaması gerektiğini, bu nedenle belirli bir yer, zaman ve işin türü itibariyle sınırlandırılmış olmasının gerektiğini, bu şartlara aykırı bir bir rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olacağını, müvekkilinin davacı şirketteki konumu ve yaptığı iş itibariyle müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfus etme imkanı bulunmadığından rekabet yasağı ihlalinden söz edilemez olduğunu, müvekkilinin davacı şirket bünyesinde iken elde etmiş olduğu bilgilerin, davacı şirketin sekreterinin dahi bilebileceği düzeydeki bilgiler olduğunu, anılan bilgilerin davacı şirketin iş ve üretim sırlarına ilişkin bilgiler olmadığı gibi, müvekkilinin çalıştığı pozisyonda iş ve üretim sırlarını edinebileceği bir pozisyon olmadığını, müvekkilinin satış hizmeti sırasında edindiği, ki; isteyen ve araştıran herkesin de öğrenebileceği ve iş sırrı niteliğinde olmayan bu bilgilerin müvekkilinin kurduğu firmada kullanabileceği nitelikte bilgiler de olmadığını, müvekkilinin davacı şirket bünyesinde satışını yaptığı ürünlerin hedef müşteri kitlesine dair bilgilerin de sadece ve sadece---- var olan ve erişilemeyecek bilgiler de olmadığını, üç boyutlu yazıcılar ve ekipmanlarının bir çok mühendislik firması tarafından da satılmakta olan ürünler olduğunu, hükümde cezai şart olarak belirlenen rakamın 50.000 USD olduğu ve bu rakamın müvekkilinin ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olmasının da ahlaka ve adaba aykırı sayılarak iptali gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin ileri sürmüş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılmış olan rekabet yasağı anlaşmasının kanuna ve hakkaniyete uygun olduğunu, davalının müvekkili şirkette çalıştığı süre içerisinde şirketin iştigal konusu ile ilgili tüm gizli ve benzeri bilgilere sahip olduğunu, bu suretle de dava açmak için eski iş verenine önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının gerekli ve yeterli olduğunu, davalının rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eyleminin bir kerelik olmadığını süreklilik arz eden bir durum olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalı eyleminin TTK 55.maddesi kapsamında tanımlanan haksız rekabet ile TBK 444 ve 445 maddelerinde tanımlanan rekabet yasağına aykırılık nedeniyle sözleşmenin 10. maddesinde belirlenen cezai şart alacağına ilişkindir. Mahkememizin 22/06/2022 tarihli ara kararı gereği dosyanın SMMM bilirkişi, nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ile türk ticaret hukuk uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin, taraflar arasındaki personel sözleşmesinin hükümlerinin taraflar yönünden bağlayıcı ve haksız rekabet ilişkisine esas alınıp alınamayacağı, davalı şirketin oluşmuş ise davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeni ile davalıdan talep edebileceği tazminat miktarı bakımından taraf delilleri davacı ve dava dışı davalı tarafından kurulduğu belirtilen----- ticari defter ve kayıtlarının tespiti ile incelenmek üzere bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, 08/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin 10. Maddesine göre davalı ile davacı arasında hem rekabet yasağı hem de haksız rekabet yapılmayacağına ilişkin bir anlaşma yapıldığı, ancak haksız rekabetin yapılmayacağına ilişkin bir sözleşme hükmüne dahi gerek olmadığı, zaten yasal düzenlemelerin haksız rekabeti yasakladığı, Davalının bir şirket kurması ve burada kurucu ve yönetici olmasının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalının ya da şirketin TTK.m. 55’de örnek kabilinden sayılan haksız rekabet eylemlerinden birini yapabileceği, ancak dava dosyası içinde buna ilişkin bir delilin sunulmadığı, Davacı ile davalı arasında rekabet yasağına ilişkin sözleşme yapılmasının haklı gerekçeleri olabileceği, TBK.m. 444 ve 445’deki sınırlara uygun bir rekabet yasağı şartının bulunduğu, Ancak davalının konumunun iş sözleşmesinden kendisine rekabet yasağı konulması gereken kişilerden olup olmadığının netleştirilemediği, diğer bir deyişle, TBK.m. 444/2’de bulunan “hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı” sağlayıp sağlamadığının tespitinin mümkün olmadığı, Yine dava dışı ---- şirketinde davacı şirketin iş sırları ve müşteri sırlarının kullanıldığına ilişkin bir delile dosyada rastlanmadığı, Yine davacı ile davalının kurucusu ve yöneticisi olduğu dava dışı -----. arasında kurulduğu 2015 yılından bu yana bir takım ticari faaliyetlerin olduğu, bu durumun da davacı şirket tarafından bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği, Sözleşmenin 10. Maddesinde bulunan cezai şartın davacı şirketin zararına bağlı olmadığı, Rekabet yasakları ister sözleşme ile öngörülsün isterse yasal bir düzenlemeye dayanılsın her zaman vazgeçilebileceği, Dava dosyasından görüleceği üzere davacı ile davalının kurucusu ve yöneticisi olduğu dava dışı -----. arasında sürekli bir ticari ilişkinin kurulduğu, bu sebeple rekabet yasağının kaldırıldı ve cezai şartın talep edilmeyeceği noktasında davalıda haklı bir güvenin oluşturulduğu, Bu sebeple sözleşme şartının da davacıya karşı haksız rekabet teşkil etmeyeceği görüş ve kanaatinde olduğumuzu saygılarımızla sunarız..." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüş, bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen 11.9.2012 tarihli belirsiz süreli hizmet akdinin 10 maddesi şu şekildedir: “Personel bu sözleşme herhangi bir nedenle sona erdikten sonra -----ile rekabet içinde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin personeli, sahibi ya da ortağı olarak aynı konularda 2 yıl boyunca araştırma-geliştirme ve her türlü haksız rekabet ortamı yaratacak çalışmalarda bulunmayacağını kabul ve taahhüt eder. Personel bu yükümlülüğü yerine getirme durumunda---- 50.000 USD ödemeyi ve buna ilaveten her türlü zararın----- ve müşterisine karşılamaya kabul ve taahhüt eder.” Sözleşmedeki maddenin incelenmesinden iki yasağın birden getirildiği görülmektedir. Bunlardan ilki, rekabet yasağı diğeri ise haksız rekabettir. Rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin çalıştığı süre zarfında işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri veya müşteri çevresi hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçmektir. Rekabet yasağı, TBK m. 444/2 hükmü uyarınca, hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dava konusu olayda da davacı taraf, eski çalışanlarından olan davalı ile bu kapsamda bir rekabet etmeme sözleşmesi yapmış olup, davalının bu kurala aykırı hal ve davranışı ise şüphesiz hukuka aykırılık teşkil edecektir. Görüleceği üzere şayet davalı taraf, davacı şirketten elde ettiği müşteri çevresine ait bilgileri ya da şirket sırları (üretim, finansman vb.) elde edip öğrenmiş ise bu durumda haksız rekabet fiilini de işlemiş, ya da rekabet yasağına ilişkin sözleşmeye aykırılık yapmış olacaktır. Somut olayda; davalı ile davacı arasında 11/09/2012 tarihli "Belirsiz Süreli Hizmet Akdi" nin imzalandığını, davalının söz konusu hizmet akdine dayalı olarak davacıya ait iş yerinde 11/09/2012-30/04/2015 tarihleri arasında çalıştığı, davalının 27/04/2015 tarihli istifa dilekçesiyle 30/04/2015 tarihinde davacı iş yerinden ayrıldığı, davalının hizmet akdinin 10.maddesinde iki yıl süreyle aynı konularda davacı şirketle rekabet firmalarda çalışmama tahaahüdünde bulunduğu, davacının 14/05/2015 tarihinde----- Şirketi'ni kurarak ticari faaliyete geçirdiği, davalının bu şirketin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olduğu, davalının yöneticisi olduğu bu şirket ile davacı şirketin 5 yıl kadar hukuki ilişki içinde olduğu ve ticari iş yaptığı, öte yandanDavalının bir şirket kurması ve burada kurucu ve yönetici olmasının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalının ya da şirketin TTK.m. 55’de örnek kabilinden sayılan haksız rekabet eylemlerinden birini yapabileceği, ancak dava dosyası içinde buna ilişkin bir delilin sunulmadığı, davacı ile davalı arasında rekabet yasağına ilişkin sözleşme yapılmasının haklı gerekçeleri olabileceği, TBK.m. 444 ve 445’deki sınırlara uygun bir rekabet yasağı şartının bulunduğu, bilirkişi raporundaki tespitlere göre, davalının konumunun iş sözleşmesinden kendisine rekabet yasağı konulması gereken kişilerden olup olmadığının netleştirilemediği, diğer bir deyişle, TBK.m. 444/2’de bulunan “hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı” sağlayıp sağlamadığının tespitinin mümkün olmadığı, kaldı ki dava dışı ---- şirketinde davacı şirketin iş sırları ve müşteri sırlarının kullanıldığına ilişkin bir delile dosyada rastlanmadığı, rekabet yasaklarından, ister sözleşme ile öngörülsün isterse yasal bir düzenlemeye dayanılsın her zaman taraflarca vazgeçilebileceği, yukarıda açıklandığı üzere, davacı ile davalının kurucusu ve yöneticisi olduğu dava dışı ---- arasında sürekli bir ticari ilişkinin kurulduğu, bu sebeple rekabet yasağının kaldırıldığı ve cezai şartın talep edilmeyeceği noktasında davalıda haklı bir güvenin oluşturulduğunun var sayılması gerektiği, bu sebeplerle, 10.maddede düzenlenen sözleşme şartının davacıya karşı haksız rekabet teşkil etmeyeceği, yine davalının rekabet yasağına davranış sergilediğinin davacı tarafından kanıtlanamadığı, cezai şart alacağı talep koşulların da oluşmadığı kanaatine varılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 102,47 TL harçtan mahsubu ile kalan 167,38 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde -----Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.