İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/286 E. 2024/587 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/286
- Karar No
- 2024/587
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/286 KARAR NO : 2024/587 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 24/04/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi nezdinde ----- numaralı Kasko poliçesi (Ek-1, Poliçe) ile sigortalanmış dava dışı ---- maliki olduğu ----plaka sayılı araca, 04.11.2021 tarihinde davalı ...'nin sevk ve idaresindeki diğer davalı şirketin maliki bulunduğu ----- plakalı aracın %100 kusurlu şekilde çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.Davalı borçlunun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun İTİRAZININ İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE, ---- plaka sayılı aracın davalı üzerine kayıtlı olması halinde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Haksız ve mesnetsiz açılan davaların REDDİNE, Aleyhimize açılan haksız dava nedeni ile dava tutarı üzerinden%20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve davalı müvekkillere verilmesine,-Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine, Karar verilmesini talep etmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava; kasko sigorta poliçesi gereğince sigortalısına ödemede bulunan sigorta şirketinin 6100 sayılı TTK'nın 1472.maddesi kapsamında, sigortalısının haklarına halef olarak başlattığı icra takibine yönelik vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi talebine ilişkindir.Dosya kapsamından dava dışı----- ..Şirketi adına kayıtlı ----- plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar biçimde davacı ... nezdinde kasko sigortalı olduğu, -----plaka sayılı aracın-----isimli şahsın sevk ve idaresindeyken, davalı şirket adına kayıtlı olup diğer davalının sürücüsü bulunduğu -----plaka sayılı çarpışmaları neticesinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda hasarlandığı anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceğinden, sigortacı ancak sigortalısının zarar veren kişiden isteyebileceği kadar ve yaptığı ödemeyle sınırlı olarak rücu talebinde bulunabilir. Sigortalının zararını talep hakkı bulunmadığı durumlarda, sigortacı da halefiyetle talepte bulunamaz. Dosya kapsamında uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davacıdan rücuan tahsiline yönelik icra takibine yönelik yapılan itirazın iptalinden kaynaklanmaktadır Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 tarih ---- Esas ---- Karar ----- sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açılan davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu ileri sürülen davalı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Somut olayda, davacı ... şirketinin tacir olmasına karşın, sigortalısının tüzel kişi ve sigortaladığı araç hususi otomobildir. Davalı şirket adına kayıtlı olup diğer davalının sürücüsü bulunduğu ----- plaka sayılı aracın da hususi otomobil olduğu görülmektedir. Davacı ... şirketinin yukarıda açıklanan halefiyet ilkesi uyarınca yerine geçtiği dava dışı sigortalısı arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden değil, haksız fiilden kaynaklanmaktadır.Dava konusu meydana gelen trafik kazasında dava dışı şirkete ait araçla davalı şirkete ait aracın çarpışması sebebiyle maddi zarar meydana geldiği, dosyada mevcut kaza tarafı araçların ruhsat bilgilerine göre her iki aracında hususi araç olduğu, olayın haksız fiil kapsamında kaldığı ve olay sırasında hasar gören araçların şirketlerin ticari işletmeleri ile ilgili olduğuna dair bir delilin bulunmadığı, hal böyle olunca da davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla (emsal dosyaya ilişkin ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesi ---- Esas Ve ---- Karar), yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davaya bakma görevi genel görevli mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "c" bendi ve aynı Kanunun 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olmaması nedeniyle davanın usulden reddine ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE, 4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.