İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/13 E. 2024/598 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/13
- Karar No
- 2024/598
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/13 Esas KARAR NO:2024/598 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 05/10/2021 KARAR TARİHİ: 10/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, Davalı borçlu tarafından -----sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine------------ tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmemiş olsa da haricen öğrenilmiş ve arabuluculuk kurumuna başvuru yapılarak süresi içesinde dava açma yoluna gidilmiştir. İcra takibine konu olan faturalardan da görüleceği üzere karşı yan davalı 2021 çeşitli aylarında müvekkil firmadan yemek yapımında kullanılan temel gıda maddeleri satın almıştır. Bu satışlara ilişkin faturalar icra dosyasında olduğu gibi dilekçe ekinde de sunulmuştur. İcra takibine konu faturalar usulüne uygun şekilde müvekkil firmanın Ticari Defterlerine işlenmiştir. Müvekkil firma satışını yapmış olduğu ürünlerde doğal olarak faturasını kesmektedir. Bu sebeple fatura borcun varlığı yönünde belirleyici delillerdir. Bu alışveriş sonucunda karşı yan davalının müvekkil firmaya faizleriyle birlikte 25.655,18-TL borcu oluşmuştur. Ancak borcun oluşmasının üzerinden uzun süre geçmesine rağmen henüz borçlu yan tarafından borç ödenmediğinden, tarafımızca 13.08.2021 tarihli davaya konu icra takibini başlatma zorunluluğumuz hasıl olmuştur, davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, her türlü yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine fazlaya ilişkin talep dava ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin Davacıya İcra Takibinde Talep Edilen Tutarda Borcu Yoktur İcra Takibine Yapılan İtiraz Haklıdır. Tarafların Tacir Olduğu Sabit Olup; Her Tacirin, Ticaretine Ait Bütün Faaliyetlerinde Basiretli Bir İş Adamı Gibi Hareket Etmesi Gerekir. Müvekkil ----------firması yetkilisi ile davacı arasında yapılmış bir yazılı sözleşme olmadığı gibi müvekkil şirket yetkilisi tarafından davacı ile sözleşme yapılmasına ilişkin herhangi bir çalışana verilmiş bir yetki de bulunmamaktadır. Bu kapsamda basiretli tacir gibi davranması gereken tacirin şirket yetkilisi olmayan biri ile müvekkil şirketi borç altına sokma işlemi yapma yetkisine sahip olmayan kişi ile işlem yapması kabul edilemez. Aksinin kabulü halinde şirket yetkilisi olmayan birine imzalatılan her belgenin şirketi bağlayacağı sonucu çıkarken bunun kabulü mümkün değildir. Yukarıda izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle; Haksız ve mesnetsiz davanın külliyen reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine, davacı aleyhine asıl alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. RAPOR:Bilirkişi raporunda özetle;"Davacı ve Davalı tarafın incelenen 20202,2021 yılları ticari defler ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, Davacı Ticari defter kayıtlarına göre Davalı ------- İcra Takip tarihi ve Dava tarihi itibari ile BORCU OLMADIĞI, (faturaların bakiyeleri Kasa Hesabı ile kapatılmıştır), Davalı yasal Ticari defter kayıtlarına göre davacı --------Takip tarihi ve Dava tarihi itibari ile 15.796,63 TL alacaklı olduğu, Davalı yasal ticari defter kayıtlarında yer almayan ------- tutarlı faturaya Davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği, veya iade fatura düzenlenmediği, Davalının bu fatura ile beraber 16.982,83 TL borcu olduğu, Davacının----- sayılı İcra dosyası ile başlatmış olduğu takipte, 16.982,83 TL kadar asıl alacağı olduğu, davacının bu tutar kadar vaki itirazın iptali ile takibin devamını talep edebileceği, sonuç ve görüşlerine ulaşıldığı," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. RAPOR:Bilirkişi raporunda özetle;"Her türlü hukuki mütalaa ve takdir hakkı tamamı ile delillerle doğrudan temas eden Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ; 459 sıra numaralı VUK uyarınca işletmelerin 7.000,00 TL altındaki tüm tahsilat ve ödeme işlemleri için tahsilat makbuzunu düzenlemeleri zorunlu olduğu, 7.000 TL üzeri ödemenin Bankadan olmasının zorunlu olduğu, Davacı taraf ticari defter kayıtlarında tahsilat tediye makbuzu vb. tevsik edici belgeler olmaksızın faturaların 100 Kasa hesabı ile kapatıldığı, davacı tarafından muhasebe kayıt sistemine aykırı hatalı kayıtlar yapıldığı, Davacı veya Davalı tarafından Faturaların Nakden elden ödendiğine dair Dosyaya Tahsilat, Tediye makbuzu vb. tevsik edici belgeler sunulmadığı, faturaların ödemelerinin elden yapıldığının ispata muhtaç olduğu, Davalı tarafından dosyaya sunulu 4 adet Banka dekontundan ve yasal ticari defter kayıtlarından Davalı tarafından ödemelerin Banka kanalı ile yapıldığının anlaşıldığı---------- 29.184,00 TL(Davalı Banka ödemesi) = 16.982,83 TL (BAKİYE ))" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, faturaya dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Taraf şirketlerin bilirkişi marifetiyle incelenen kayıtlar neticesinde oluşturulan 15/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; " Davalı yasal ticari defter kayıtlarında yer almayan 02.06.2021 tarihli ----------- tutarlı faturaya Davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği, veya iade fatura düzenlenmediği, Davalının bu fatura ile beraber 16.982,83 TL borcu olduğu, " şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.Sonuç olarak, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama neticesinde; " davalı tarafından dosyaya sunulu 4 adet banka dekontundan ve yasal ticari defter kayıtlarından davalı tarafından ödemelerin banka kanalı ile yapıldığının anlaşıldığı, (10.09.2020 tarihli 2.831,00 TL (----- Dekont), 03.05.2021 tarihli 3.000,00 TL (-----Dekont), 21.12.2020 Tarihli 20.982,00 TL (----- Dekont), 10.09.2020 tarihli 2.371,00 TL (---------- Dekont) Toplam :29.184,00 TL 46.167,43TL (Davacı tarafından düzenlenen faturalar ) – 29.184,00 TL(Davalı Banka ödemesi) = 16.982,83 TL (BAKİYE ))" şeklinde tespitlere yer verildiği, bu nedenle davacının talep ettiği 25.655,18 TL den az olacak şekilde alacak tespit edildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Alacağın likit olması konusunu -------- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir.------- kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davada hükmolunün miktarın 2024 yılı kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira -------karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... Dosyanın yapılan incelemesinde, yerel mahkeme tarafından kabul edilen miktar 20.678,00 TL olup kabul edilen ve davalı tarafça istinaf edilen miktarın 2024 yılı için belirlenen kesinlik sınırının (28.250,00-TL) altında kaldığı, verilen kararın kesin mahiyette olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından------------icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 16.982,83 TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 16.982,83 TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.160,09 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.100,79 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvuru harcı, 59,30 TL peşin harç toplamı 118,60 TL ile 7.910,00 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, Dosya ücreti) olmak üzere toplam 8.028,60 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,66 ve red 0,34 oranına göre hesaplanan 5.298,87 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 1.320,00 TL'nin kabul oranına göre 871,20 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Arabuluculuk ücreti 1.320,00 TL'nin red oranına göre 448,80 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 16.982,83 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 8.672,35 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/10/2024