İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/690 E. 2025/820 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/690
Karar No
2025/820
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/690 Esas KARAR NO : 2025/820

DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 18/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine bankaya ibraz edilen çeklerdeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu çeklerin hamiline karşı borcu bulunmadığını, müvekkilinin ... Limited Şirketi,... Anonim Şirketi Batman Şubesi tarafından kendisine verilmiş olan seri numaraları... ve ... olan iki adet hamiline yazılı çek tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edildiğini, ancak çeklerin müvekkili şirketin yetkilisi tarafından imzalanmadığını, çek üzerindeki imzaların taklit edildiğini, ... Bankası Batman Şubesinden alınan ... ve...seri numaralı hamiline yazılı olan müvekkile ait çeklere ödeme yasağı konulması ve icra takibi yasağı konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, söz konusu çeklerin iptali ile müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, ticari arabuluculuk sürecine tabi davanın arabulucuya başvurulmaksızın açılması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davaya konu çekleri uyması gereken tüm yasal mevzuata uygun olarak devir ve temlik almış olup çekin meşru hamili olduğunu, davacı keşidecinin, istihbarat çalışmaları kapsamında arandığında dava konusu çeki kendisinin keşide ettiğini ve dayanak ticari ilişkiyi kabul etmiş olduğunu, davacının, dava dilekçesinde imzaya itiraz etmiş olup işbu itirazın reddi gerektiğini, davacı keşidecinin imza itirazında bulunuyor olsa da çek karnesinin kendisine ait olduğunun açık olduğunu, çeklerin elinden ne şekilde çıktığına veya çalındığına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamış olduğunu, davacının kötü niyetli olduğu çeklerin kaybolduğuna, çalındığına veya nerede olduğuna ilişkin tarafınca herhangi bir suç duyurusu yapılmaması, savcılık dosyasının olmaması, ödemeden men kararı almamış olması ile görülebilmekte olduğunu, davacının imza itirazında bulunuyor olmasının tek amacının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, bu hususu açıklar nitelikte bir beyanda veya suç duyurusunu bildirir bir açıklamada bulunmamış olduğunu, davacının kötü niyetli olarak işbu davayı açmış olduğunu, nitekim; çeklerin kaybolduğu veya çalındığını iddia etmekle birlikte bu hususta bir suç duyurusu dahi yapılmamış olduğunu, davacının her ne kadar çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyor olsa da basiretli tacir olarak çekin ne şekilde kaybolduğunu veya elinden ne şekilde çıktığını açıklar nitelikte bir beyanda veya suç duyurusunu bildirir bir açıklamada bulunmamış olduğunu, davaya konu çeklerin faktoring işlemine tabi tutulması için müvekkili şirkete getiren ...Limited Şirketi' ne ve ...' ye davayı ihbar etme talepleri mevcut olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm gereği davacıya harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmesine, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddini, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesine uygun hareket eden ve Yargıtay kararları ile TK 792 ve 687’nin açık metni gereğince müvekkili şirketin tamamen iyi niyetli olarak dava konusu çeke sahip olduğu; kaldı ki bu durumun aksinin, yani müvekkili şirketin kötüniyetle ve bilerek davacının zararına sebebiyet vermek amacıyla çeki iktisap ettiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiği ve fakat davacı tarafından bunun kanıtlanamadığı, sebepleriyle davanın esas yönünden reddini, davanın aşağıda bilgileri yer alan, dava konusu çeklerden tarafına ihbarını; ... A.Ş. Batman Şubesi, ... seri numaralı, 05.08.2025 keşide tarihli, 657.000,00 TL bedelli çek için; ... Temizlik Sanayi Ticaret Limited Şirketi (VKN ...), ... A.Ş. Batman Şubesi, ...seri numaralı, 15.08.2025 keşide tarihli, 562.000,00 TL bedelli çek için; ...(...) davacının %20' den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava; çek iptali talebine ilişkin menfi tespit davasıdır. HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir. İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7445 sayılı Kanunun 31.ve 43. maddesi gereğince; TTK'nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile; 01.09.2023 tarihinden itibaren açılan ticari dava kapsamındaki menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğu hükmü getirilmiştir. İstanbul BAM 14.Hukuk Dairesinin 2025/467 Esas, 2025/1303 Karar sayılı ilamında; "...Bu yasal düzenlemeler gereğince, dava şartı arabuluculuk kapsamında kalan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, HMK'nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin 115. maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır..." şeklinde karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve çeklerin iptalini talep ettiği, davanın niteliği itibariyle menfi tespit davası olduğu, davanın 7445 sayılı kanunla değişik TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olan davalardan olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde arabuluculuk tutanağı sunmadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulsa dahi arabuluculuk dava şartının, yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte olmadığı gözetilerek HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-TTK'nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 615,40-TL. maktu karar ve ilam harcı dava açılırken peşin olarak alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/12/2025

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/690, K. 2025/820, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-690-e-2025-820-k-578315d64a1c